m.ertug
16 yıl önce - Cum 27 Nis 2007, 20:06
Hangi birini anlatsam bilmiyorumki... Allah onlara(minibüs şoförleri) da kolaylık versin, ama bazen kulaklarına/gözlerine inanamıyor insan.
#Elimde bilgisayar, kitaplarla tam inecekken boylu boyunca yere yapışmamı yüzümü yere çarpmayı mı anlatayım(birinde erken kalkmasaydın demişti tanımlanamayan cisim!); #Ziverbey, Müjdat Gezen durağının karşısında, kaç kereler (KADIKÖY yönünde) 3.şeritte köşeden çıkan arabaya vurana mı şaşırayım(Az bekleseydin ya, gormuyon mu biiipp(ü ve ö'leri kendisi kullanmıyordu, biip de sansür vazifesi görüyor burada) ) diye bir takım sesler çıkartıyordu benzeri cisim; #Ne bileyim, havanın soğukluğuna sabahın 6kırkında ağza alınmayacak küfürler savunanı mı görmedik(tek kişiydim, herhalde beni yok saydı!); #Ama yok yok, son olarak beynimi/hafzalamı dumura uğratan bir prototip vardı geçen sene, onun yer gerçekten bambaşkaydı... Geçen sene, Kadıköy'de vapurdan indim, saat 7; genel olarak o satte benzer çaba içinde olan büyük çoğunlukla uyum içinde(neredeyse hayatın rutinleşmiş, robotmuşum gibi hissettiren taraflarından biridir bu uyum!) eve gitmeye çalışanlardan biriyim. Bindik canavar abi'nin aracına; neyse uzatmayayım; Hasanpaşa'ya gelmeden hemen önce, yol iki bölümdür, bu üst yolda; aşağısı ile yükseklik(kot) farkı ortalama 5-7 metre yanılmıyorsam... Bu cisim de, Kadıköy'den beri böğürtüler çıkartıyor(galiba para vermeyen varmış); neyse tam bu yolda, arkaya döndü frene basıp; l*n devircem l*n şindi minibüsü, kim vermediyse versin l*n şu biiiip parasını" dedi(aşağıya atıcak hepimizi, kendini, minibüsü!)... Yaklaşık ayaktakilerle, 22 kişi... Derin bir sessizlik, herif hava korsanından beter!!! Hayır, yanımda kafa dengi bir arkadaş da var; zaten 30 metre önce de bir dükkan görmüşüz; ismi "Sevig- Aikido Salonu" katıla katıla ona gülerken bir de bu cisim böyle mi demez mi? Hayır, HIK desek herhalde, aynaya CD(tekerçalarmış! ne demekse!!!????) gibi asar Maazallah!...
Sonrasında herkes (sessizce&korku dolu ifadelerle) oturdu yerinde, o sürdü; bizler izledik sessizce... Para veren filan da olmadı, Söğütlüçeşme'ye geldiğimizde; mesleğine(işine); kendine, vatandaşlara, hızını alamayıp bildiğim birçok kavrama(kutsal olan, olmayan, değerlerimiz, vb) doğru saydıra saydıra, minibüsü de virajlarda kaydıra kaydıra devam etti(İnerken arkadaşıma, gidince ara, dediğimi hatırlıyorum)
Kıssadan hisse; Dünyanın hiçbir yerinde bildiğim kadarıyla bu tip bir insan taşımacılığı- şehiriçinde - yapılmıyor. Ancak yük, çuval, kereste taşınır minibüsle... Bununla birlikte genel olarak trafiğe tecavüz katsayılarını, işin vergi/rant, çevre/gürültü(korna, motor) kirliliği boyutuna ZATEN hiç girmeyelim...
Not: Bunlarda bir de korna ile(dürter gibi) müşteri çağırma hastalığı var ya; ben de bir arkadaşı filan beklerken tam kaldırım kıyısında bekliyorum, birçoğu bineceğimi zannedip frene basıp duruyor(Bakıyor, bakıyorum... Gidiyor))
|