Türkiye'nin bağımsızlığı için binlerce insanın şehit düştüğü, genç-yaşlı, kadın-erkek demeden düşmana karşı tek vücut direndiği Kurtuluş Savaşı'nın son tanıkları, Gazi Ömer Küyük, Gazi Yakup Satar ve Gazi Veysel Turan'ın günlük yaşamları ve savaş yıllarına dair anıları SON BULUŞMA'da gözler önüne seriliyor.
Çorumlu Gazi Ömer Dede, önce Anıtkabir'i ardından son kalan diğer iki gazi, Yakup Satar ve Veysel Turan'ı ziyaret ediyor, savaş yıllarına dair anılarını paylaşıp birbirleriyle helalleşiyorlar. Tarihe tanıklıklıklarını kendi ağızlarından dinlediğimiz bu üç kahraman gazi, gerçek sinema türündeki belgesel yapım ile ölümsüzleşiyor.
İşte gerçekten seyredilmesi gereken bir film.Fragmanında da dediği gibi "bir veda öyküsü","kahramanlık öyküsü","kardeşlik öyküsü" ve "kurtuluş savaşı kahramanlarından gelecek kuşaklara kalan son belge".
Bizi biz yapan değerleri bir kez daha anımsatan ve bugünlere nasıl geldiğimizi unutanlara geçmişi hatırlatan çok anlamlı bir film.
Fragmanını bile izlerken insanın gözleri yaşarıyor.
Site denetçilerimiz beni bağışlasınlar, ama eğer bir Orhan Pamuk veya yamuk biri manşet edilse, haber yapılsaydı, sadece iki mesajdan ibaret kalmaz dı!
Malesef artık bu gibi başlıklar prim yapmıyor.
Reiting alabilmesi için mutlaka kendisine göre uygun haber ve tartışacağı bir konu olmalıydı.
Bu başlıktaki haber tamamen gereçek ve tartışılacak, prim kazanılacak bir yön yok.
Burada prim kazanacak olanlar, zaten ahirette prim yapacak olanlardır.
Kardeşlik ve fedakarlığı böyle anlatacak başka bir konu bulamazsınız. Hayatınızdan daha kıymetli verecek neyiniz var ki?
fragmanı izlerken gözlerim doldu bu insanlar gözlerini kırpmadan hiçbir karşılık beklemeden sadece namus toprak uğruna can almış can vermişler.Allah hepsinden razı olsun Toprakları bol ruhları şaad olsun.
Fragmanını izlerken bile tüylerim diken diken oldu. Mutlaka izleyeceğim.
Ama ne kadar doğru bilmiyorum tam olarak teyitte edemedim bu haberi, "Mustafa" filmine sponsor yağarken bu filmin sponsoru yokmuş. Bu yüzdende tüm sinema salonlarında oynayamayacakmış.
Bugün ben de bu filmi izledim. İnanın o kadar beğendim ve etkilendim ki... Muhakkak bu filmi izlemelisiniz. Bu filme hayatımızdan 82 dakika ayırmaya değer...
Edebiyat öğretmenimin “Ödev” adı altında, sınıfımızı, gitmeye teşvik ettiği “Son Buluşma” adlı bu muhteşem filmi geçen hafta seyrettim. Öncelikle biraz filmden bahsedeyim;
Film’de, Kurtuluş savaşı’nın son tanıkları olan üç gazi (Gazi Ömer Küyük, Gazi Yakup Satar ve Gazi Veysel Turan), o yıllardaki anılarını, hala taze olan acılarını, açlıklarını, yokluklarını yani kısacası yaşadıklarını anlatıyorlar.
Film çekildiğinde 108 yaşında olan Ömer dede; Her işini kendi yapmaya çalışan, hep kravatlı gezen, okul yaptıran, Nişancı Er olarak 6 sene askerlik yapan, “yokluk” nedir bilen, hareketli ve yaşam dolu biri.
Film çekildiğinde 110 yaşında olan Süvari Yakup Çavuş; 1.Dünya Savaşı’na katılmış, kızlarıyla yaşayan, bütün evi yöneten, gazeteleri takip eden ve kalpağıyla dolaşan, tam bir asker.
Film çekildiğinde 108 yaşında olan Sıhhiye onbaşı Veysel ise; 1.Tümen Hücum Taburu’nda süvari olarak Dumlupınar, Sakarya ve 2. İnönü savaşlarında düşmanla mücadele eden, Konya’da yaşayan ve 20 yıl önce romatizmasının kireçlenmeye dönmesi nedeniyle günlerini yatakta geçiren biri.
Anlattığım bu üç gazi etrafında dönen filmde, Gazi Ömer dede ile çekim ekibi önce Ankara’da Anıtkabir’i, daha sonra da birlikte diğer iki gaziyi ziyaret ediyorlar.
Bu yolculuklar ve ziyaretler esnasında, Ömer dede’nin; çekim ekibi ve diğer gazi arkadaşları ile kurduğu diyaloglar; güldürürken, ağlatıyor; ağlatırken, öğretiyor. Zaten filmin güzelliği de; çekimlerin hiçbir prova ve tekrar yapılmadan çekilmesinden kaynaklanıyor.
Filmde, Gaziler buluşturulurken, seyircilerin de onları hatırlayarak, bazı dersler çıkarması amaçlanmış. Ben birçok yönden ders aldım. Mesela; Gazilerin hepsi de aynı noktada durmuşlar ve diyorlar ki; Savaşların olduğu o dönemde bizi zor durumda bırakan düşmanlar değil, açlık ve elbisesizlikti.
Bu cümle, bütün filmin ana temasını oluşturuyor bence. Çünkü; Üç Gazi de “Yokluk” temasını, üzerine basa basa anlatıyor ve “Ne bulursak onu yerdik” diyerek, içler acısı örnekler veriyorlar.
Ayrıca, çokça; Düşmanları denize döktüklerinden, ezip geçtiklerinden ve yılmadan mücadele ettiklerinden, gururla bahsediyorlar.
Bu filmi izledikten sonra, bir savaş olursa; Savaşa gideceklerin başında gelme ihtimaliniz yüksek. Gerçekten o kadar etkileyici bir film ki; Ben “Babam ve Oğlum”dan sonra ikinci kez, bir filmi seyrederken, etkilenip, gözyaşlarımı tutamadım. Hatta “Babam ve Oğlum” filminde ağlamanın, ne kadar gereksiz olduğunu anladım. Ayrıca geçen hafta izlediğim “Mustafa”daki hayal kırıklığından sonra bu film, milli duygularımı güçlendirdi.
Fakat, filmin sponsoru olmaması ve halkımızın son derece duyarsız davranmasından dolayı, filmin sadece birkaç yerde gösterime girmesi, o yerlerin de giderek azalması ve şehre uzak noktalarda olması, beni fazlasıyla üzdü ve etkiledi. Bunun üzerine, elimden gelen her şeyi yapma adına, üye olduğum internet sitelerinde ve e-posta aracılığı ile bu konuyu ele alarak, bütün kitlelere ulaşmaya ve onlara seslenerek, onları bu filme davet etmeye karar verdim. İnşallah bu belgeseli hazırlayanlara, bir nebze de olsun katkı sağlayabilirim.
Benim, bu filme gitmeme vesile olduğu için; Edebiyat öğretmenim Gülden hoca’ya yürekten şükranlarımı sunuyorum ve hepinizi, bu tür konularda duyarlı olamaya davet ediyorum…
Lütfen hepiniz benim yaptığımı yapın: Bu filme gidin ve tüm tanıdıklarınızı bilgilendirin.
Ayrıntılı bilgi: www.sonbulusma.com