1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 10  |
 |
Kemal Bayır
16 yıl önce - Pts 23 Ekm 2006, 22:32
Alıntı :
Günümüz itibari ile camilerimiz tarih, sanat ve ibadet yönünden toplumun birlik ve beraberliğine,
tanışıp konuşmasına, yardımlaşmasına, eğitim ve öğretimine, ülkenin kalkınmasına,
sosyal hareketliliğine katkısı olan kurumlardır.....
Tanımınız o kadar güzel ki. Ama bu tanım, hepimizin gönlünde yatan ve olmasını arzu ettiğimiz bir durum.
Gerçek hiç te böyle değil.
Ama beni esas şaşırtan durum;
Milli duygularımızın böylesine engin, Dini duygularımızın böylesine içten olduğu toplumumuzda,
yasalar bir yana, hangi marazi mantık bu misyonerlerin çabalarına olumlu cevaplar vererek,
onların çalışmalarını bu kadar kolaylaştırır.
Bazılarımızın, böylesine kutsal saydığımız inançları o kadar zayıf mıdır nedir?
Ya da bu kadar kolay mı satın alınabiliyorlar?
Daha dün. Arife günü. Mübarek gün.
Karşıyaka'nın bazı semtlerinde Yahova Şahitlerinin broşürleri dağıtıldı.
Misyonerlik çalışması değil, adeta provakasyon.
|
 |
Volkan.B
16 yıl önce - Sal 24 Ekm 2006, 12:02
Son yıllara kadar, uzun tarihi süreçte misyonerlerin en çok emek ve para harcayarak Hıristiyanlaştırmak istedikleri bölgelerin başında Türk dünyası ve Türkiye gelmektedir. Harcadıkları büyük paralar, sarf ettikleri büyük emeklere rağmen bu gayelerine ulaşamayacaklardır. Onları bu başarısızlığa iten ana unsur Türklerin sahip oldukları iman, karakter, seciye, kişilik, örf, adet ve geleneklerdir. Misyonerler çarptıkları bu yalçın kayaları aşmak, karşılaştıkları bu muazzam kalenin surlarında gedikler açmak için yılmadan usanmadan çalışmalarına devam etmektedirler. Bunun belli başlı iki sebebi vardır. Birincisi Türklerin üzerinde yaşadıkları bu topraklar, diğeri ise Türklerin bizatihi kendileridir.
Öncelikle şunu hatırdan uzak tutmamak gerekir ki, Anadolu Hıristiyanlığın ilk yayıldığı yerlerdir. Bugünkü Hıristiyanlığın kurucusu olarak bilinen Pavlus’un hatıralarının saklandığı ve Hıristiyanlar için hac merkezi olarak kabul edilen yerlerdir. Ayrıca burası, yıllarca Hıristiyanların yaşadıkları, tarihi ve kültürel anılarının bulunduğu topraklardır. Belki en az bu tarihi ve kültürel özellikler kadar Türkiye jeopolitik konumu itibariyle de Hıristiyan dünyası için vazgeçilmez bir özelliğe sahiptir. Muhtemelen bu son durum dünya siyaset ve ekonomik dengelerini elinde bulunduran Hıristiyan çevreler için çoğu yapay karakterli Hıristiyanlık hatıralarından daha fazla önem arz etmektedir.Misyoneler açısından 19. yüzyıl Türkiyesi bir “İncil Ülkesi”dir. (Bible Land). Aynı şekilde Türkiye Orta Doğu’nun ekmek sepeti ve Asya’nın anahtarı durumundadır. Gerek yer altı ve yerüstü zenginlikleri gerekse üç tarafının denizlerle çevrili ve üç kıtanın merkezinde bulunması Türkiye’nin önemini artırmaktadır. Bir anlamda Türkiye sahip olduğu jeopolitik ve jeostratejik imkanlar sayesinde dünyadaki ekonomik, siyasi, askeri ve dini merkez durumundadır. Bu özellikleri misyonerler ve onların tetikçisi ekonomik ve siyasi çevrelerin iştahını oldukça artırmaktadır. Ayrıca Sovyetler Birliği’nin dağılması sonrası ortaya çıkan manzara, oralarda kurulan devletlerin Türkiye ile tarihi ve kültürel bağlarının bulunması ve ekonomik yönden sömürülmeye müsait olarak yorumlanması, Türkiye’nin önemini daha da artırmaktadır.Türkler misyonerlerin ulaşmayı çok arzuladıkları ama bunu bir türlü istedikleri oranda gerçekleştiremedikleri bir toplumdur. Müslüman olduktan sonra Türklerin İslam ve Müslümanlara sağladıkları katkılar ve insanlığa getirdikleri huzur ve güven tarihin her döneminde kabul gören bir gerçektir. Aynı şekilde onların İslam ve Müslümanları, Hıristiyanların zararlarından korunmaları noktasında yaptıkları üstün başarı ve fedakarlık her türlü takdirin üzerindedir. Bütün bu güzellikleri Hıristiyan dünyası kendisi için bir zarar olarak telakki etmiş ve yıllarca bunun intikamını almak için fırsat kollamıştır. Zaman zaman bu emellerine kısmen ulaşmıştır.
Günümüzde Türkiye’de geçmiştekinden daha yoğun ve etkili misyoner faaliyetleri yapılmaktadır. Şüphesiz bu alanda en çok etkilenenler Türkiye’deki gayri müslim dini azınlıklar olmuştur. Ancak mahalli unsurların bunlardan zarar görmediğini söylemek de mümkün değildir. Avrupa Birliği öncesi heves ve sarhoşluk ortamını ve ekonomik krizi fırsat bilen bazı vakıf, medya ve basın organlarının da destiğini sağlayan misyoner teşkilatlar yoğun bir kampanyaya başlamış ve özellikle büyük şehirlerimizde gençler arasında kısmen etkili olmaya başlamışlardır. Yeni yeni kiliseler açılmakta ve binalarda misyonerlik faaliyetleri yapılmaktadır. Bazı gafil ve art niyetli çevrelerin Avrupa’daki Türk işçilerinin sadece kendi dini vecibelerini yerine getirmek için yetkililerin izin verdikleri yerlerdeki camilerle mukayese ettiği bu kiliselerin müdavimleri Hıristiyanlar değil, Hristiyanlaştırılmak istenen Müslüman Türk çocuklarıdır. Bu durum, yetkili ve ilgililerin özellikle duyarlı olmak zorunda olduğu bir husustur.
Günümüzde Hıristiyan Dünyası Türklerin kendileri ile olan geçmişteki hesabını henüz kapatmamıştır. Misyonerlerin sözde sevgi, barış ve hoşgörü maskesi altında yürüttükleri faaliyetler, Türk Milletinin bütün tarihi ve kültürel değerlerinin dejenarasyona uğramasına neden olmaktadır. Bugün içine düştüğümüz değerler erozyonu, ahlaki buhran ve kimlik bunalımında gizli intikam duyguları, sahte sevgi, insan hakları ve barış şeklinde kamufle edilmesinin etkileri vardır.
Misyonerler, sahip oldukları tecrübe, ekonomik imkan, sabır, bazı basın ve medya desteği yanında, iç ve dış işbirlikçilerinin de katkılarıyla avladıkları masum çevreleri saflarına çekmekte ve onları Türkiye’nin geleceğini çökertmek için bir araç olarak kullanmaktadır.
Unutulmamalıdır ki, tarih boyunca misyonerlerin yaldızlı sözleri ve sahte uygulamaları bu milleti Hıristiyanlaştırmaya yetmemiş ve maskelerini hep düşürmüştür. Mithat Cemal Kuntay’ın dediği gibi “Fıtrat değişir sanma bu kan yine o kandır”. İnanıyorum ki misyonerlerin oyunları yine bozulacak ve bu millet insanlığın günümüzde daha fazla muhtaç olduğu barış ve huzur ortamının hazırlanmasına katkı sağlayacaktır.
|
 |
ZERRİNCE
16 yıl önce - Sal 24 Ekm 2006, 16:03
ülkemizde misyonerliğin boyutlarını öğrenmek istiyorsanız bu kitabı tavsiye ederim:
|
 |
m.enver
16 yıl önce - Sal 24 Ekm 2006, 17:20
Bu konuyla ilgili Genel Kurmay Başkanlığının Psikolojik Harp adı altında kendi bünyesiniçin hazıladığı bir çalışması var.Bu konuda da bazı insanlar uyumuyor.Bu çalışmayı siteye uygun hale getirmeye çalışıyorum. Liselerde konferanslar halinde verilmesi planlanıyordu sanırım bir şekilde gerçekleşemedi. Ama Ordunun kendi bünyesinde konferanslar halen devam ediyor. Bu konuda Attila İlhan'ın uyarıları olduğunu biliyordum. Buraya almaya uygun olduğunu sanıyorum.
| Alıntı: |
ATTİLÂ İLHAN
Tespit/5. "... yalnız 'tesbit' değil. Oktay Duman'ın e-mail'den aktaracağım gerçek, aynı zamanda bir uyarı; zira, Ruhban Okulu'nun faaliyete geçmesi halinde, 'başka' hangi işe yarayacağını gösteriyor.
"... Katolik Kilisesi'ne gelen, Veni' imanlı erkeklerden, yüzde doksan beşinin hayali; o ilk duyguların yoğunluğundan olacak, İlerde 'rahip' olmaktır. Bunu bir zamanlar ben de can-ü-gönülden istemiştim. (Buraya dikkat!.) Rahip olunmadan, sanki Tanrıya ulaşılamazmış gibi; emin olunuz ki, o Ruhban Okulu açılacak otursa, onlarca Türk çocuğu, Katolik Kilisesi'nde rahip olmak üzere, oraya gönderilecektir..."
"... şu an için rahiplik okuluna gitmek ve rahip olmayı istemek, çok zorlu ve zahmetlidir; en az beş altı sene bekletiyorlar, sonra İtalya, Fransa gibi ülkelere rahip olmak üzere gönderiyorlar; ama ta o zamandan beri söylenen şudur ki, 'bir ruhban okulu vardı, kapatıldı, bundan dolayıdır'. Eğer bu noktada en ufak bir şüpheniz varsa, bîr gün Sen Antuan Kilisesi'ne gidin ve Hıristiyan olmuş tüm delikanlılara sorun, 'Rahip olmayı ister misiniz?1 diye; bakalım yüzde doksanı, size ne cevap veriyor?.."
Ne demiştik? Amaçlan, Lord Palmer stone'dan beri, Anadolu'daki Türkleri Hıristiyanlaştırmaktır; Heybeliada Ruhban Okulu da, açılırsa, neden bu işe de yaramasın? Ama, bu kadarla yetinirler mi, asla!..)
Misyoner kuşatması...
Tespit/6."... bilmem, internet'te sörf yapan o metni gördünüz mü? Bir âlem canım! Daha başlığıyla, meraklısının dikkatini çekiyor: 'Misyoner Kuşatması; ilk satırlardan itibaren de, verilen bilgilere kapılıyor, sürüklenip gidiyorsunuz? Ne malûm mu? Deneme¬si kolay, buyurun okuyun: |
Aşağıda "Misyonerlik kuşatması" adlı yazı
| Alıntı: |
Her türlü propaganda yolunu deneyecekler… Türkiye’deki Hristiyanların sayısını artırmaya çalışacaklar… Yakında ülkenin dört bir yanında kiliseler mantar gibi bitecek. Asıl amaçları ise belli: Türkiye’deki Hristiyanların sayısı çoğaldıkça, batılı devletler Anadolu’daki nufüzlarını artıracaklar. Sömürgeci devletlerin işleri daha da kolaylaşacak!
Bunların denetiminde tam 332 kilise var. 7 dergi, 7 gazete çıkarıyorlar, 7 radyodan yayın yapıyorlar. 3 yayınevi, 5 kitapevi ve bir kütüphaneye sahipler. Tam 49 adet vakıf kurdular. Sadece bu amaçla faaliyet gösteren 7 şirket bunlara ait. Misyonerler, Türkiye’de bir otel satın aldılar. Acentaları, kafeleri, tercüme büroları, kırtasiyeleri, manastırları, ve 44 adet dernekleri var. Şimdi sıkı durun… Türkiye’deki 1 kale, 4 harabe ve 2 müze bunların kontrolünde. Oluk gibi para akıtıyorlar.
Bu faaliyetleri, ağırlıklı olarak Güney Kore, ABD, İngiltere, Yeni Zelanda, Avusturya, Almanya, İsveç ve Romanya uyruklular yürütüyor. Adana, Edirne, İstanbul, Ankara, İzmir Trabzon, Antalya, Hatay, Bursa ve Samsun’u üs olarak seçtiler. Bütün Türkiye’deki faaliyetleri bu illerden yönlendiriyorlar. Asıl merkezler ise yurt dışında. Mesih inananları 50-55 binlik bir cemaate ulaştılar.
1970’li yıllarda Türkiye’de sadece 4 Protestan varken, bugün bu sayı 6 bini geçti. Ankara Yenişehir Sağlık Sokak’ta Türkiye Protestan Kiliseler Birliği’ni kurdular. Yehova Şahitleri, Bahailer, Protestanlar, Katolikler, Ortodokslar ve Süryaniler adına misyonerlik faaliyetinde bulunan binlerce insan, Türkiye’nin dört bir yanında cirit atıyor. Alanya’da gerçekleştirdikleri “2004 Yılı Bölge Konferansı”nda şu tesbitleri yaptılar:
* 67 milyon nüfuslu Türkiye’de Hristiyanlık tohumları atılmıştır.
* Adım adım hedefe doğru yaklaşılmaktadır.
* Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerine yönelmek gerekmektedir.
Protestanlar tarafından Kapadokya’da yapılan bir başka toplantıda ise, şu kararlar alındı:
* Türkiye’deki Protestan sayısı her yıl ikiye katlanmalıdır.
* Her ilde bir kilise açılmalıdır.
* Sloganımız, her evde bir İncil, her yerleşim biriminde bir önder ve topluluktur.
Bunların asıl hedefleri, Türkiye’nin üniter yapısı… “Hristiyanlığı yayma amacı” ve “Din değiştirme özgürlüğü” sadece birer maske! Attıkları adımlar ve aldıkları kararlar, gerçek amaçlarını açıkça ortaya koyuyor. Faaliyetlerini, Karadeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yoğunlaştırıyorlar. Öncelikli hedefleri ise, Kürtler, Aleviler ve “Laz” dedikleri vatandaşlarımız.
- Türkiye’deki bütün eski kiliseler camiye çevriliyor. Hristiyanlara ibaret hakkı tanınmıyor.
Yakında hep birlikte atağa geçecekler… “İhtida” belgesi vererek Hristiyanlaştırdıkları Türk vatandaşlarına talimat verecekler. Hep birlikte nüfus müdürlüklerine müracaat ettirecekler:- Ben Hristiyanım, nüfus cüzdanımdaki din bölümünün değiştirilmesini istiyorum.
Nevşehir, Adıyaman, Kayseri, Isparta, Niğde, Düzce, Aydın, Çankırı, Sivas, Erzurum, Afyon, Şırnak, Elazığ, Ardahan, Erzincan, Gümüşhane, Aksaray ve Burdur gibi illerimize kadar girmiş durumdalar. Bunlar, sadece bizim insanımızı Hristiyanlaştırmıyorlar.
Binlerce vatandaşımızı bu ülkeden koparıyorlar. Türkiye’yi içten vurup, kendi insanımızı bize karşı kullanmanın alt yapısını oluşturuyorlar. Bu iş son derece tehlikeli bir yöne doğru gidiyor.
11.1.2005/EMİNPAZARCI/TERCÜMAN |
|
 |
Patron
16 yıl önce - Cum 24 Ksm 2006, 13:33
| Alıntı: |
Misyonerler meydan okudu
Silivri’de suçüstü yakalanan misyonerler mahkeme çıkışında olay çıkardı. Protestan Kiliseler Birliği mensupları ‘Türkiye’ye sahip çıksaydınız’ diyerek müdahil avukat Kerinçsiz’e saldırdı
Silivri’de ortaokul öğrencilerine yönelik misyonerlik faaliyetlerinde bulundukları iddiasıyla Jandarma tarafından gözaltına alınan Hakan Taştan ve Turan Topal’ın yargılanmalarına başlandı. Silivri Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada “Türklerin lanetli bir kavim olduğu ve İslam’ın ilkel ve uydurma bir din olduğu ” söylemleriyle faaliyet gösteren Taştan ve Topal’ın, İslam dinini ve Türklüğü aşağılayıcı tavır ve hareketlerde bulundukları gerekçesiyle TCK’nin 301, 135 ve 216’ncı maddeleri gereğince cezalandırılmaları istendi.
Dava ertelendi
Duruşmaya ’müdahil avukat’ sıfatıyla katılan Büyük Hukukçular Birliği Yönetim Kurulu Başkanı avukat Kemal Kerinçsiz ise, sanıkların işledikleri suçun Terörle Mücadele Yasası kapsamına girdiğini belirterek dosyanın Ağır Ceza’ya gönderilmesi talebinde bulundu. Mahkeme heyeti avukat Kemal Kerinçsiz’in talebini değerlendirmek ve şahitlerin dinlenmesi için duruşmanın 29 Ocak 2007 tarihine ertelenmesine karar verdi.
Arbede yaşandı
Adliye çıkışında ise tam bir provokasyon yaşandı. Bir basın açıklaması yaparak misyoner faaliyetlerinden dolayı gurur duyduklarını söyleyen Türkiye Protestan Kiliseler Birliği Vakfı Basın Sözcüsü İsa Karakaş ve yandaşları, müdahil avukat Kemal Kerinçsiz’in basın açıklaması yaptığı sırada kendisine sözlü saldırıda bulundu. Sataşmalara “Gördüğünüz gibi misyonerler AB dayatmasıyla istediği gibi at oynatıyor” cevabını veren Kerinçsiz’e, misyonerler “Siz de Türkiye’ye sahip çıksaydınız” diye karşılık verince ortalık karıştı. Davayı takip etmeye gelen vatandaşlarla misyonerler arasında arbede yaşandı. Misyonerleri linç edilmekten kurtaran polis, 2 kişiyi gözaltına aldıktan sonra serbest bıraktı.
Gurur duyuyoruz
Adliye çıkışında “Yaptıklarımızla gurur duyuyoruz” diyerek provokatif davranışlarda bulunan Türkiye Protestan Kiliseler Birliği Vakfı üyeleri, polisin müdahalesinin ardından ellerini kollarını sallayarak olay yerinden uzaklaştılar.
http://www.reklam_link.com.tr/newsdetail.asp? ...ewsID=4390 |
|
 |
huseyin68
16 yıl önce - Cum 24 Ksm 2006, 14:03
Arkadaslar ben avrupada yasadigim için bu konuda belki daha fazla bilgilerim olabilir, fransada yasiyorum ve su an fransada müsluman dinine geçme patlamasi var, her gün ortalama 17 kisi yani fransiz müsüman oluyor ve bunu misyonerlere baglamiyorlar, bunu kendileri arastirma yaptiktan sonra bu dini seçmilerdir diyorlar, ve bu olay hemen hemen bütün avrupada yayginlasti, Hiristiyanlik gittikce yok oluyor Avrupada, tükiyeye gelince bence vatikan bu tür planlamalari yapiyor çünkü adamlar kendi ülkeerinin inançalari kalmadigi için baska ükelere yöneliyor, yani yidiremiyorlar kendi ülkelerinin müslümanlastigini, bu tür saldirilar ancak hiristiyan zihniyetinde vardir.
|
 |
tufanmert
16 yıl önce - Cum 24 Ksm 2006, 14:22
bu AB hülyaları bu ülkenin çivilerini tek tek söküyor artık.
herşey olur artık böyle bir ülkede.
daha İYİ GÜNLERİMİZ bunlar.
daha üzücü gelişmelere hazırlıklı olalım.
bu ab belasından kurtulmadıkça göreceğimiz duyacağımız çok şey var.
|
 |
Gökhann
16 yıl önce - Cum 24 Ksm 2006, 15:27
Çok basit bir olayı bu kadar devasallatırmak biraz korkudan ileri geliyor sanırsam kardeşim misyonerler seni beni neden kandıramıyor korkular korkuldukça büyürler peki korkumuz dinimizin elden gitmesimi yoksa başka nedenlerdenmi acaba
Kime sorsanız müslümanmısınız diye Elhamdürillah Müslümanım der peki ama şeker kardeşim yüce dinimizi ne kadar biliyoruz okumadan birilerinin sözüne itibarmı ediyoruz yazık malesefki son zamanlarda gözlemlerim bu yönde din bilinci insanların köküne indirilgenmeli din korkulacak bir şey değildirki malesef bu gün Tvler bangır bangır din alehtarı propagandalarla dolu dinini bilen vatanını milletini sever onun için canını da malınıda seve seve verir
kimse endişeye kapılmasın misyoları fukara sümüğü gibi yere yapıştıracak anadolu aslanlarıda mevcuttur Allah onlardan razı olsun
|
 |
ziya güney
16 yıl önce - Cum 24 Ksm 2006, 15:46
Ülkemizde sayı ve faaliyetleri her geçen gün artan misyonerlik faaliyetlerine paralel olarak bunlara ait kiliselerin sayısında da çığ gibi bir artış söz konusudur.
Kiliselerin artışındaki hukuki alt yapı da halen yürürlükte bulunan 3194 sayılı İmar kanununun 18. maddesi AB isteği doğrultusunda bugünkü muhafazakar!.. siyasi iktidar tarafından değiştirilerek hazırlanmıştır.
Mevzubahis imar kanununun 18. maddesine göre eskiden cami,karakol, yol, yeşil alan vb. gibi sosyal donatı alanları için imar parseli sahibinden bedelsiz olarak % 35 terk alınır ve bu sosyal donatı alanlarının yapımında kullanılırdı.
Ancak geçtiğimiz yıllarda bu iktidar döneminde bu maddede yapılan bir değişiklik ile cami kelimesi kaldırılıp yerine ibadet yeri yazılmış ve % 35 terk oranı da % 40 a çıkarılarak bugün her köşebaşında rastlamaya başladığımız kilise ve benzeri başka dinlere ait ibadet yerlerinin yapılmasına hukuki zemin hazırlanmıştır..
Bilgilerinize sunulur..
Saygılarımla
Ziya Güney
|
 |
tuba h
16 yıl önce - Cum 24 Ksm 2006, 16:08
Misyonerlerın bu tarz calışmaları her zaman olmuştur ,fakat bilinclı kesımın gıdıp onların dınıne yönelıklerını sanmıyorum ama şöle bır durum olması kabıldır.Dinı yönden zayıf ve boşlukta görduklerı kişilere kendılerının teklıflerını cazıp hala getırerek iş para vs teklıflerde bulunup beyın yıkama polıtıkası içerınde calışmalarda bulunmuşlardır.
Benım dıkkatımı ceken asıl konu ,diğer dinlerden müslümanlıga gecen kişilerin belırlı bır araştırma yapmaları ,aslını öğrenıp tam anlamıyla hayatlarına gecırmelerı, gelırken bıle dolu ve bılınclı gelmelerı bu durum tüm dinimıze hakaret edenlere, müslümanlıgı cehaletle karıştıranlara, terörle bagdaştıranlara insanlık öğretılerıne girenlere Kapak Olsun diyorum.
|
 |
sayfa 10  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|