1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 11  |
 |
huseyin68
16 yıl önce - Cum 24 Ksm 2006, 16:17
Akilli bir müslüman insan, bu tip kisilerle karsilasiyorsa kendi kendini sorgulamali:
-Ben gerçekten müslümanmiyim, müslümansam bu dini korumak için ne yapiyorum
Arkadaslar o misyonerleri suçlamayin, bu dünyadan ne oluyorsa allah'in izniyle oluyor
Bunlar bizim için birer sinav, eger kendinize güveniyorsaniz bu misyonerleri kendi ülkelerine postalarsiniz, ve belki onlarida Hak dinine davet edersiniz.
|
 |
Patron
16 yıl önce - Cum 24 Ksm 2006, 16:40
Bir üstteki mesajda : "akıllı insan şöyle yapar", onun üstünde : "bilinçli insan böyle yapar" denilmiş.
Ancak son verdiğim haberde bir cümleyi ve sadece o cümleyi özellikle kalın harflerle aktardım :
ortaokul öğrencilerine yönelik misyoner faaliyet
Bu tehlikeyi, bunların amaçlarını biz görebiliriz, çocuklar göremez.
|
 |
huseyin68
16 yıl önce - Cum 24 Ksm 2006, 16:51
Özür dilerim ortaokul talebelerine yönelikse bu tip faaliyeter, o zaman birseyler yapilmali, oda okullarda din üzeinde çocularimizi bilgilendirmeliyiz, çocuklarimiz dini ögrensinki bu tip kandirmacalardan kurtulsunlar, bu tip din dersleri haftada bir saat olsa bile yeter
saygilar
|
 |
erkan
16 yıl önce - Cmt 25 Ksm 2006, 03:26
doğanın bir kuralı vardır: tabiat boşluk kabul etmez. biz çocuklarımıza dinimizi, haydi onu geçtim, din kaynaklı kültürümüzü dahi vermezsek onlarda arayışa girer. din hep üzerinden tartışılan bir konu olagelmiştir. bir şeyi unutmamalı: islam bu topraklarda türklük gibi birleştirici unsurdur. ortak zeminimiz zayıfladığındandır ki bölücülük de dahil saçma sapan sorunlarla boğuşuyoruz.
|
 |
sarvudan
16 yıl önce - Cmt 25 Ksm 2006, 13:22
| Alıntı: |
Türkler %99 müslümandır ve misyonerlik kanunlarımıza göre yasaktır.
Orhano Houston'dan demiş ki:
Anlamadigim sey ise din ve millet islerinin neden bir arada yurudugu
din ve millet nasıl ayrılabilir?
Bunu da ben anlayamadım...
Başka dünyalarda yaşıyoruz herhalde.
Houston we have a problem. |
misyonerligin hangi kanunda yasak oldugunu yazmanizi rica ediyorum. cünkü ben serbest oldugunu belirten maddelerimizi yazabilirim.
islami gruplar nasil ülkemizde misyonerlik yapiyorlarsa diger dinlerde ayni faaliyetleri yapabilirler. ya hepsini kökten kaldirirsiniz, yada hepsine ayni haklari verirsiniz. bir tarafa izin verip (yada ses cikarmayip) diger tarafa "hadi ordan bölücü" ajan diyemezsiniz.
(burdaki "diyemezsiniz" gibi kelimeleri sahsiniza söylemiyorum. sadece genel bir düsünceden bahsediyorum)
anayasada bircok maddede herkes dini inancini yayma hakkina sahiptir diye bir madde bile vardir.
|
 |
goksel_k
16 yıl önce - Cmt 25 Ksm 2006, 13:35
bir siteden incil istedim güzel bir şekilde ciltlenmiş incil birkaç gün sonra bedava olarak elime geçti. aynı şekilde bir kuranı kerim almayı da denedim fiyatlar 15 20 ytl den başlıyordu.
diyanetin dev bir bütçeye sahip olduğu biliniyor. neden kuranı kerimin isteyene bedava ulaşması için bir çalışmayı halaa yapmadılar anlamak mümkün değil. sorsanız maliyetlerden bahsedecekler hemen.
incilin bedava, kuranı kerimin 15 20 ytl fiyatlı olduğu yerde misyonerliği sadece dış kaynaklı hareketlerde aramak yetersiz kalıyor gibi.
|
 |
halil2006
16 yıl önce - Cmt 25 Ksm 2006, 20:25
peki o incilin sana bedava gelmesinin kimin veya kimler tarafindan finanse edildigi hakkinda en kucuk bir fikrin varmi arkadasim??
|
 |
hurşit saral
16 yıl önce - Cum 20 Nis 2007, 15:56
MİSYONERLİK ETKİNLİKLERİ / GEZGİNLER -[TARİH]
Merhaba sevgili dostlar.
Malatya cankıyıcılığının tutar dalı yok elbette. Ama hangi "cinnet" insanı bu duruma getirebilir? öldürme, neyi çözdü ki, şimdiye dek? Beyinlerin içinde canakıyıcı yaratabilirsiniz, ama, beyinlerin içini öldüremezsiniz.
Sorulması gereken sizce de şu olmamalı mı?
"İyi de, Cumhuriyetimizle birlikte yokolan bu etkinlikler, nasıl oldu da son on yıldır bu denli günyüzüne çıktı?"
AB'ye şirin gözükme ve girebilme yalvarısı adına; bir gecede yasaları değiştiren anlı-şanlı hükümetlerimizin hiç mi sorumluluğu yok. Yasa çıkarsa; onu kullanmaya herkesin hakkı doğar. Niçin bu yasal hakkı lkullanıyorsun? Diyemezsiniz.
Olayın insel boyutu: Elbette ki, inanan insan, inancını yaymakla görevli sayacaktır kendini. Bu en doğal insanlık hakkıdır. Bu evrensel değer; tüm inanan ve inanmadığına inanan insanlar için geçerlidir.
Benim açımdan aslolan olayın siyasal yanıdır.
Siyasal inancın ne denli Yeni Dünya Yayılmacıları'na / "Emperyalistlere" hizmet ettiğidir.
Sizlere Osmanlının Son Dönemlerinden-Cumhuriyete değin oluşagelen Misyonerlik etkinlkiklerinden sözetmek istiyorum.
MİSYONERLİK ETKİNLİKLERİ – GEZGİNLER
Osmanlı çöküş dönemi sayılan XVIII sonu XIX. yüzyıl başlarında, özellikle İslam olmayan bölgelerde, Batılı inanç yaymacıları ve gezginleriyle karşılaşılır. Günümüzde yapılan pek çok çalışmada, bu gezginlerin yazdıklarından yararlanıldığı görülüyor. Bu andaçlar, kimi araştırmacılar için doğru kimileri için ise yanlış ve yanıltıcı veriler olarak görülmektedir. Lazlar, Hemşinliler, Abazalar, Çerkeşler, Gürcüler gibi Karadeniz-Kafkasya Halkları’nın kimlik tartışmalarında gezginlerden ve dinyaymacılarından bol alıntılar yapıldığı görülüyor. Bu dönemlerde Anadolu’ya yapılan gezilerin öncelikli ereğinin dinyaymacılığı olduğu söylenebilir.
Özellikle, Avrupalı Katolik ve Amerikalı Protestanlardır bunlar.
Bunlardan başka şose ve demiryolu geçeklerini saptamak, doğal kaynakları bulgulamak, bataklık kurutmak, kanal açmak gibi ekonomik ve tecimsel ereklerle gelenler de vardır. Ülkelerince askeri amaçlarla görevlendirilenlerin de stratejik noktaların belirlenmesi, harita çizimi amacıyla geldikleri sayılabilir.
XIX. yüzyılda batılı gezginler tarafından çeşitli amaçlarla gezilen ve hakkında yapıt yazılan bölgelerin, genelde deniz kıyısı ve Hristiyan halkın yoğunlaştığı yerler olması, siyasal yönden ilgi çekicidir. Bir başka ilginç nokta, o döneme değin “Turcomina” diye anılan Doğuanadolu’dan bu dönemde “Armenia” diye sözedilmesidir.
Doğuanadolu Ermeni yaşamını ön plana çıkaran gezginler; kendi bakışlarından doğru sayarak, Osmanlıyı zayıflatmak isterler.
Bölgeye yapılan gezi ve gezginlerin kimliklerini ve ereklerini bu bölüme alarak; bakış-karşıbakış nesnelliğinde açımlamayı, okura bırakmayı uygun buluyoruz.
Gezgin P. Minas Bıjskyan; “Karadeniz Kıyıları Tarih ve Coğrafyası” [1817–1819], adlı çalışmasında, Sinop-Kırım arsı tüm Karadeniz’i dolaşır. Trabzon Ermenisi olduğundan ötürü, gezdiği yerlerde Hristiyanlık izleri arar.
Henry C. Berkley; Türkiye doğu bölgeleri ve Arap ülkelerinde bulunur. “A.Ride Through Asia Minor and Armenia” [ Londra 1881] adlı yapıtını yayımlar. Yollar ve Derbent Teşkilati konusunda bilgiler verir.
Fred C. Burnasy; “On The Horseback Through Asia Minor [Londra 1878] adlı yapıtını yayımlar.
Cunyhghame, A. Thurlov; Travels İn The Eastern On The Black Seas Especially in Daghestan And On The Frontiers Of Persia And Turkey [Londra 1872] adlı yapıtında Trabzon, Giresun, Ordu ve Sansun illerini anlatır ve Trabzon’un tecimsel öneminden sözeder.
Thaophille Deyrolle; Fransız Hükümet Görevlisi olarak, 1869 ‘da Trabzon-Erzurum gezi kitabında, Trabzon, Gümüşhane, Bayburt ve Erzurum İlerinin tecim, toplum-ekonomik ve budunbilim yapısını gözler önüne serer.
V. Fontainer; Fransız Hükümeti tarafından görevlendirilerek “Voyages en Orient [Paris 1829] adlı yapıtında, İmparatorluk siyasal yapısına yönelik araştırmalar yapar. Trabzon örneğinden devinerek, İmparatorluk genelinde oluşagelen tımar dizgesinin bozuluşu, ayanlar’ın güçlenmesi, bununla birlikte Merkezi yetke zayıflığı ve Yeniçeri Ocağı kaldırılmasının etkileri anlatılır. Aynı gezgin, Gümüşhane madenleriyle de ilgilidir.
James W. Hamilton; “Researches ins Asia Minor Pontus And With Some Acount of Their Antiguites And Cology” [Londra 1841. II ]. Bu İngiliz gezgin Batı ve Doğuanadolu’yla Karadeniz kıyılarında yıllarca kazıbilim, yerbilim ve coğrafya araştırmaları yapar. Hem coğrafyacı hem de yerbilimcidir. Anadolu gezilerini iki ciltte toplayan Hamilton, gezdiği yerlerin yerbilim durumları hakkında önemli bilgiler vermektedir. Aynı zamanda Gümüşhane madenleriyle yakından ilgilenip bilgi sahibi olduğu görülmektedir.
Henry Von J. Lennep; Dinyaymacılığı etkinliğinde bulunmak ereğiyle Anadolu ve Suriye Halep’te bulunan bu Protestan misyoner, İslamolmayanlarla ilgilenir. “Travels in Little Known Parts of Asia Minor” [Londra 1870] adlı yapıtında Anadolu dinyaymacılık etkinliği hakkında bilgiler verir. Verdiği bilgiler büyük önem taşımaktadır.
Moltke Von Helmuth; “Türkiye’de Durum ve Olaylar Üzerine Mektuplar” [Hayrullah Örs çevirisi, 1960 ]. Danimarka ordusu subayı olan gezgin, 1935–39 yılları, II. Mahmut döneminde, askeri öğretmen ve sağlamlaştırma uzmanı olarak çalışır. Döneme ilişkin bilgiler verir.
Bu yazar ve gezginlerden başka J. Justinian Morier, Robert K. Porter, H. Sandwith, Charles Texier Osmanlı Devleti son dönemlerinde Anadolu’da etkinlik gösteren diğer gezginlerden bazılarıdır.
Kaynakça:
Hurşit Saral -"Tarihsel Süreçte Doğu Karadeniz ve Hemşinliler". S.28-29
Hoşçakalın, sevgili dostlarım.
|
 |
vahitsan
16 yıl önce - Prş 26 Nis 2007, 02:16
Ben konu başka bir yere çekilmesin ve dini bir tartışmaya dönüşmesin diye çok yüzeysel olarak biriki şeyden bahsetmek istiyorum.İnsanın vatan ve din sevgisini yoketmezseniz o insan başka vatan ve dinlere sempati duymaz.İtiraf edelim galiba biz bu konuda senelerdir inceden bir tuzağın içindeyiz.Eski şaman gelenekleri,hurafeler ve yalan yanlış şeyler senelerce sanki dinimize aitmiş gibi kulaktan kulağa geldiği için maalesef yeni neslin hiç mantığına uymayan şeyler ortaya çıktı.Bunun üstüne birde avrupalıların yaptıklarına ve icatlarına 'gavur icadı' diyerek bir müddet dikkatleri oraya çektik zira reklamın kötüsü olmaz derler.En sonundada bunların ürettiklerinin karşısına geçip ağzımızın suyu aka aka' abi gavur yapmış be'dedik ve çocuklarımızda bunu böyle gördü.İşte bence en büyük yanlışımız bu ,misyonerlerin ekmeğine yağ sürdük ,çocuklarımızın küçük de olsa bir kısmı onların bizden daha üstün olduğu duygusuna kapıldı.
Şimdi bize düşen çocuklarımızın ,onların yaşantısına özenmesinin önüne geçip bizim vatanımızın ve dinimizin çok güzel olduğunu,bizim aslında biraz gayretle onlardan daha güzel şeyler yapabileceğimizi anlamalarını vakit geçirmeden sağlamaktır.
Gençlerimiz ve çocuklarımız bunu anlayacak kapasitededir yeterki anlatmasını bilelim.İŞTE O ZAMAN misyonerler elleri boş geldikleri gibi gideceklerdir.
|
 |
sipahi
|
 |
sayfa 11  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|