1 milyon Türkiye fotoğrafı
|
 |
Oguzhan34
14 yıl önce - Cmt 01 Ksm 2008, 04:21
Trablusgarp Karamanlı Hanedanlığı [Tarih]
Karamanlı Hanedanlığı , Trablusgarp'ı 1711'den 1835'e kadar yöneten hanedandır. Karamanlı Hanedanı başa geçince bütün Trablusgarp'ı yönetimi altına almıştır. Hanedanın kurucusu Karamanlı Ahmed Paşa'dır. Hanedanın en önemli yöneticisi 1795 yılında 1832 yılına kadar Trablusgarp'ı yöneten Yusuf Paşa'dır. Bu dönemde Cezayir Eyaleti ve Tunus Eyaleti ile birlikte ABD'ye karşı savaşılmıştır. II. Ali Paşa hanedanın sonunu işaretlemiştir.
18. yüzyılın başlarında Trablusgarp Eyaleti'nde bir çok iç savaş olmuştur.
Karaman'dan gelen bir yeniçeri ve süvari subayı olan Karamanlı Ahmet halkın sevgisini kazanmış, Yeniçeriler ve Kuloğulları ile Arap ileri gelenleri arasındaki rekabette Arapların desteğini almıştır. 29 Temmuz 1711 tarihinde Trablusgarp dayısı Ebu Musa Mahmud'u öldürerek Beylerbeyi fermanını almış ve Trablusgarp tahtını ele geçirmiştir.
Karamanlı Ahmed Trablusgarp sultanı olduktan sonra Karamanlı Hanedanı başlamıştır. Ahmet Paşa , Yeniçerilere güvenmediği için halktan bir milis kuvvet oluşturmuş ve korsanları hakimiyeti altına almıştır. 1713-1723 yılları arası Bingazi ve Fizan'da çıkan ayaklanmaları zor kullanarak bastırmıştır. Batılı devletler ile iyi geçinip, onlarla barış ve ticaret anlaşmaları yapmıştır. 16 Mayıs 1733 tarihinde Padişah I. Mahmut tarafından görevi yenilenmiştir. Trablusgarp'daki surları onartmış, cami ve medreseler yaptırmıştır. Karamanlı Ahmet Paşa , Osmanlı Devleti'ne haracı ödemeye devam etmesine rağmen bağımsız bir yönetici gibi davranmıştır. Trablusgarp halkına iyi davranmış ekonomisini geliştirmiştir. Trablusgarp'a Fransızların saldıracağını duyunca , İstanbul'a kaber vererek durumu önlemiştir. Karamanlı Ahmet Paşa 1 Kasım 1745 yılında vefat etmiştir.
Karamanlı Ahmet Paşa'dan sonra yerine geçen oğlu Karamanlı Mehmet Paşa, Padişah I. Mahmut tarafından vali olarak tanınmıştır. Karamanlı Mehmet Paşa, güçlü bir donanma yapmış ve İngiltere ile ticaret ve güvenlik antlaşması imzalamıştır. 1754 yılında vefat etmiştir. Karamanlı Mehmet Paşa'nın yerine oğlu Karamanlı Ali geçmiştir. Karamanlı Ali ilk yıllarında sahillerde çıkan ayaklanmalar ile uğraşmıştır. 1790 yılında oğlu Hasan öldürülmüştür. Padişahın kendisini vali olarak atadığını ileri süren Cezayirli Ali Bulgur yönetimi ele alınca, Karamanlı Ailesi Tunus'taki Hammudi Paşa'ya sığınmıştır.Ali Bulgur Cerbe adasını işgal ederken Tunus beyi de Karamanlıların iktidarı tekrar ele geçirebilmeleri İçin onların faaliyetlerini destekledi.Şubat 1795'te yenilen Cezayirli Ali Bulgur Mısır'a kaçtı. Hammudi Paşa'nın desteği ile Karamanlı Ailesi tekrar Trablusgarp'a gelmiştir. Karamanlı Ali Paşa, oğlu Karamanlı Hamit Bey'in lehine valilik görevinden çekildi. Fakat ertesi yıl Yusuf Trablusgarp'ı zaptederek kendisini vali tayin ettirince Ahmed Hamit Malta'ya kaçmak zorunda kaldı.
Karamanlı Yusuf zamanında Trablusgarp'da karışıklık ve birçok isyan da çıkmıştır. Karamanlı Yusuf şehirdeki surları tamir ettirmiştir. Trablusgarp, Tunus ve Cezayir'e ait korsanlar Akdeniz'deki Amerika Birleşik Devletleri'ne ait gemilere saldırmış bu gemilerin mürettebatını esir almıştır. 1801 yılında Karamanlı Yusuf Paşa, ABD başkanı Thomas Jefferson'dan 225,000 dolar haraç talep etmiştir. Thomas Jefferson, Amerikalı ticaret filosunu koruyabilecek yeni ABD Donanması'nın yeteneğinden emin olduğu için Karamanlı Yusuf Paşa'nın taleplerini reddetmiştir. Amerikan başkanı Thomas Jefferson bir donanma ile 1801 yılında Cezayir, Tunus ve Trablusgarp kıyılarına saldırmıştır. ABD, Karamanlı Hamit'i vali yapmak istemişler fakat başarısız olmuşlardır. Garp Ocakları (Cezayir, Tunus ve Trablusgarp) ve Amerika Birleşik Devlet arasında olan Birinci Berberi Savaşı sonucunda 10 Haziran 1805'de Garp Ocakları ve ABD arasında bir antlaşma imzalanmıştır. Bu antlaşma ile savaş sona ermiştir. Karamanlı Hamit, Üsteğmen Presley Neville O'Bannon'a Mamlûk kılıcı 'nı hediye etmiştir.
1819 yılına kadar Napolyon Savaşları'nın çeşitli antlaşmaları, korsanlığı bırakması konusunda Berberi Devletleri'ni zorlamıştır. Böylece bir Berberi ülkesi olan Trablusgarp'ın ekonomisi kötüye gitmeye başlamıştır. Karamanlı Yusuf, Arap köle ticaretini canlandırarak Trablusgarp'ın ekonomisini geliştirmeye çalışmıştır, fakat Avrupa'da köleliğin kaldırılması akımı düşüncesinin yayılmasıyla Trablusgarp'ın ekonomisini kurtarmakta başarısız olmuştur. 1830 yılında ise Cezayir Eyaleti Fransa tarafından işgal edilmiştir. Osmanlı, Trablusgarp'ın da işgal edilceği korkusundan ve Karamanlı Hanedanındaki isyan ve taht kavgalarından dolayı yeniden Trablusgarp'da otorite kurmak istemiştir. 1835 yılında Çengeloğlu Tahir Paşa komutasındaki ordu ile Trablusgarp'ı ele geçirmiştir. Yine aynı yıl Trablusgarp'ın başındaki II. Ali Tunus'a sürgüne gönderilmiştir. Buraya yönetici olarak Mustafa Necip Paşa atanmıştır. Böylelikle Karamanlı Hanedanı'nın Trablusgarp'daki hakimiyeti son bulmuştur. Trablusgarp Eyaleti'nin 1835 yılından 1864 yılına kadar valiler yönetmiş 1864 yılında Trablusgarp Eyaleti kaldırılıp Trablusgarp Vilayeti kurulmuştur.
Ayrıca Karamanlı Hanedanı zamanında Trablusgarp Eyaleti'nin ilk defa bir bayrağı olmuştur.
Karamanlı Hanedanı'nın 1727-1835 yılları arası kullandığı bayrak
Karamanlı Hanedanlığı sultanları (1711-1835)
- I. Karamanlı Ahmet Paşa (29 Temmuz 1711 - 4 Kasım 1745)
- Karamanlı Mehmet Paşa (4 Kasım 1745 - 24 Temmuz 1754)
- I. Karamanlı Ali Paşa (24 Temmuz 1754 - 30 Temmuz 1793)
- Ali (30 Temmuz 1793 - 20 Ocak 1795)
- II. Karamanlı Ahmet Paşa (20 Ocak 1795 - 11 Haziran 1795)
- Karamanlı Yusuf Paşa (11 Haziran 1795 - 20 Ağustos 1832)
- Mehmet (1817) (1. kez) (isyan zamanında)
- Mehmet Ali (1824) (1. kez) (isyan zamanında)
- Mehmet (1826) (2. kez) (isyan zamanında)
- Mehmet (Temmuz 1832) (3. kez) (isyan zamanında)
- Mehmet Ali (1835) (2. kez) (isyan zamanında)
- II. Karamanlı Ali Paşa (20 Ağustos 1832 - 26 Mayıs 1835)
Karamanlı Kalesi - Trablusgarp / Libya
Karamanlı Ahmet Paşa camii - Trablusgarp / Libya
|
 |
Oguzhan34
14 yıl önce - Cmt 01 Ksm 2008, 16:20
Amerika Başkanı Jefferson Osmanlı Paşası Karamanlı Yusuf Paşa'ya Karşı!
Akdeniz’i Amerika’ya dar ettiğimiz günler.
Bundan 204 yıl önceydi ve bağımsızlığını henüz kazanmış olan Amerika Birleşik Devletleri ya da arşiv kayıtlarımıza geçen adıyla “Memâlik-i Müctemi’ai Amerika Devleti”nin başı, Osmanlı Devleti’nin himayesi altındaki Mağrip (Kuzey Afrika) ülkeleriyle fena halde dertteydi. Cezayir, Tunus ve Trablusgarblı “resmî” korsanlar, Akdeniz’in dizginlerini kapitalist güçlere kaptırmamak için var güçleriyle mücadele veriyor, kendileriyle veya doğrudan Osmanlı Devleti’yle antlaşma yapmamış olan veya savaş halinde oldukları düşman devletlerin gemilerini yakalayıp el koyuyor, fidye isteyerek karşı tarafı ekonomik olarak ve moralman çökertiyorlardı.
Bu şartlar altında başkanlık koltuğuna oturan Thomas Jefferson yeni hedefini açıklamıştı: Berberilere kuruş yok, gerekirse donanmamıza milyon dolarlar harcayalım. “Amerikalı şahinler”in başkanı olarak koltuğa oturan Jefferson, Akdeniz’deki en zayıf gördüğü Osmanlı “halkası”na, yani Trablusgarb’a müdahale emrini verdi. (Amerika’nın, bu ilk ön-alıcı “terör” operasyonunu Kaddafi’nin ülkesinin eski sakinlerine karşı gerçekleştirmiş olması da yeterince anlamlıdır.)
Savaşmak isteyen taraf sadece Amerika değildi kuşkusuz. Trablusgarb Beyi Karamanlı Yusuf Paşa, Amerika’dan George Washington’un ölümüne bedel olarak istediği 10 bin dolardan ses seda çıkmayınca öfkelenerek ülkedeki Amerikan temsilcisini yanına çağırdı, ona elini öptürdü ve ceza olarak yıllık haracın miktarını 225 bin dolara çıkardığını ilan etti. Ayrıca istediği mallardan 25 bin dolarlık bir miktarın da kendisine verilmesini istedi. Eğer bu isteği reddedilirse, savaş kaçınılmaz olacaktı. Yusuf Paşa, ne kadar kararlı olduğunu göstermek amacıyla askerlerine Amerikan Konsolosu’nun gözü önünde gemisinin bayrak direğini kestirdi ki, bunun anlamı açıktı: Savaş.
Bu hakarete cevap vermek amacıyla 4 adet savaş gemisiyle Trablus sahiline kadar giden Commmodore Dole, elindeki kuvvetlerle 1.200 kilometre uzunluğundaki bu uzun sahili kontrol edemeyeceğini görünce savaşmaya cesaret edemeyerek ülkesine dönecekti. Donanma henüz bu hücuma hazır değildi ve bu güç gösterisinde ilk raundu Karamanlı Yusuf Paşa kazanmış gibi görünüyordu.
Bir yıl sonra, Mayıs 1802’de bu defa 6 gemiyle Trablus limanı açıklarına demirledi Amerikan kuvvetleri. Gözdağı vermek amacıyla bir Trablus gemisini batırıp sahili bombaladılar. O kadar… Çünkü Başkan kararlıydı ama Kongre, bir türlü Osmanlılara karşı cepheden bir savaş açmaya yanaşmıyordu.
Zoraki de olsa anlaşma yoluyla işi çözme kararı verilmişti ve bu amaçla Amerikan gemileri geri dönerek bu defa Fas Sultanı’nın sarayını kuşattılar. Ondan istedikleri, düşmanlıktan vazgeçmesiydi. Tıpkı Sultan Vahdettin gibi gemilerdeki topların sarayına çevrilmiş olduğunu gören Fas Sultanı tam teslim olacakken, imdadına Trablusgarb Beyi yetişti. Limanında demirlemiş bulunan Amerikalılara göre “talihsiz” Albay Bainbridge, Trablus’u kuşatayım derken kendisi kuşatılmış ve 307 subay ve eriyle birlikte Karamanlı'nın eline esir düşmüş, böylece Amerika’nın Akdeniz üzerindeki planları bir kere daha alt üst olmuştu.
Amerika’yla dişe diş mücadele
Amerikalı komutan Edward Preble, Fas’taki kuşatmayı kaldırmak ve Albay Bainbridge ile askerlerini kurtarmak için para toplamak derdine düşmüştü. Önce 50 bin dolar fidye ödemeyi teklif etti Yusuf Paşa’ya; ama kabul ettiremedi. Ardından miktar 100 bin dolara çıkartıldı ama aldığı cevap yine ‘hayır’ oldu.
Anlaşılan yaman mı yaman bir Karamanlı’dır Yusuf Paşa ve oyunlarının sonu gelmemektedir. Bu defa Bainbridge’den zaptettiği Philadelphia adlı gemiyi yeniden donatıp Amerikan filosunun üzerine göndermeyi tasarlar. Düşmanı kendi gemisiyle vurmaktır amacı. Amerika, mevcut kuvvetleriyle Berberi deniz gazileriyle başa çıkamayacağını anlamıştır anlamasına ama beklenmeyen bir şey olur ve Amerika’nın “ilk hakiki deniz kahramanı” ilan ettiği Stephen Decatur’un hiç beklenmeyen bir oyunu sayesinde hamle üstünlüğünü ele geçirmeyi başarır.
Tarihler 15 Şubat 1804’ü gösterirken Decatur, zaptettiği bir Türk teknesine Arap süsü verdiği 74 gönüllüsünü yerleştirip gizlice yanaşır Trablus limanına. Adamları, Yusuf Paşa’nın kuvvetlerinin ele geçirdiği Philadelphia gemisine kanca atıp tırmanır ve gemiyi sağ salim Malta’ya kaçırırlar. Bu manevraları yapan 25 yaşındaki Decatur, ABD Deniz Kuvvetleri’nin en genç yaşta kaptanlığa yükselmiş Deniz Albayıdır ve bu unvanını Osmanlılara karşı yaptığı savaşta almıştır. Söylenenlere bakılırsa, İngilizlerin Trafalgar’da Napolyon’u mağlup eden efsanevî deniz kahramanı Amirali Nelson bu manevrayı işitince, Decatur’un gemi kaçırma girişimini, “çağın en cesur eylemi” ilan etmiştir.
Lakin Nelson’a rağmen bu, uzun bir mücadele olacaktır. Müslüman deniz akıncıları öyle hemen teslim olacak, birkaç gözdağına pabuç bırakacak cinsten askerler değildir; böyle olmadıkları için de, fırsatını buldukça bombardımana tutarlar Akdeniz’de rastladıkları Amerikan gemilerini. Bu arada Decatur da boş durmaz elbette. O da aynısını Trablus’a karşı yapar.
Gelin görün ki, Karamanlı Yusuf Paşa’nın inadı inattır. Amerika’ya tek başına meydan okumaya devam eder ve esirleri, Amerika’nın bütün ısrarlarına rağmen, değiş-tokuş etmeye yanaşmaz. Nitekim limana yanaşan bir Amerikan “intihar gemisi”, Karamanlı Yusuf Paşa’nın açtığı ateş sonucunda görevini yerine getiremeden infilak eder. Tarihler 3 Eylül 1804’ü göstermektedir ve Amerika’nın “metal fırtınası”na karşı Osmanlı direnişi bütün hızıyla devam etmektedir.[2]
Velhasıl, bundan 203 yıl önce çöktü çökecek denilen Osmanlı Devleti’nin sadece Trablus Paşası bile Amerikan gemilerine göz açtırmamıştır.
Gerisini siz düşünün.
Derne, Amerikan Bahriye Marşı’nda çınlar her sabah
1804 yılı Ağustos ve Eylül’ünde Amerikan filosu 5 defa zorlar Trablus limanını ve sahili bombardımana tutar. Bu sırada Tunus’taki Amerika Konsolosu William Eaton da Derne’ye bir baskın planı hazırlamakla meşguldür. Bir rivayete görede Trablus Paşası Yusuf Karamanlı’nın paşalıktan mahrum bıraktığı ağabeyi Hamid’le ittifak kuran Eaton, 8 Amerikan piyadesi ve 900 Arap savaşçısını yanına alarak Derne’ye saldırmak için çölden harekete geçer.
Derne, yerli işbirlikçilerle beraber hareket edildiği için kolayca düşer. Ardından kaleye Amerikan bayrağı çekilir. İşte Akdeniz’deki bu ilk denizaşırı başarının hatırasına Amerikan Bahriye Marşı’nda Derne’nin adı geçmektedir. Hatta bu zaferin hatırasını ebedileştirmek için Boston’daki bir sokağa da “Derne Sokağı” adı verilmiş olup sokak halen bu ismi taşımaktadır.
Karamanlı Hanedanlığı
Karaman ilimizden olan bu aile Trablusgarp'ta (Libya) 1711-1835 yılları arası hüküm sürmüştür.Bugün hala bu aile'nin ismi başta Trablus ve diger Libya şehirlerinde saygı ile anılır. Trablusgarp'ta Karamanlı ailesinden yadigar tarihi Karamanlı Ahmet Paşa camii , Karamanlı Çarşısı , Karamanlı Kalesi ,Karamanlı Konağı Libya'nın en değerli eserleri arasında yer alır.
|
 |
samet cosqun
13 yıl önce - Sal 06 Nis 2010, 01:28
Hamit Karamanlı 1.Berberi Savaşı'nda Amerikan Deniz Piyadeleri'nden Üsteğmen Presley Neville O'Bannon'a Memlük Kılıcını (Mameluke sword) hediye eder. 1825'de sembol olarak kabul edilir.
Bugün Amerikan Ordusu'nun en prestijli birlikerinden olan Deniz Piyadelerindeki subaylar göreve başlangıçlarında bu kılıcı kuşanmaktadırlar.
|
 |
Oguzhan34
12 yıl önce - Pzr 20 Mar 2011, 00:14
Tarih 19 Mart 2011 , Amerika yine Libya'ya saldırdı ..
Umarım başta siviller olmak üzere Türk hakimiyetinden kalma eserlerimiz de zarar görmez..
En son Oguzhan34 tarafından Pzr 20 Mar 2011, 02:32 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
tolginho
|
 |
Oguzhan34
11 yıl önce - Pzr 23 Ekm 2011, 23:00
| Alıntı: |
| Trablusgarb Beyi Karamanlı Yusuf Paşa, Amerika’dan George Washington’un ölümüne bedel olarak istediği 10 bin dolardan ses seda çıkmayınca öfkelenerek ülkedeki Amerikan temsilcisini yanına çağırdı, ona elini öptürdü ve ceza olarak yıllık haracın miktarını 225 bin dolara çıkardığını ilan etti. |
Trablusgarb Beyi Karamanlı Yusuf Paşa'dan 2 asır sonra yine bir Libya Lideri elini yabancı devlet adamına öptürmüştü , hemde o ülkeyi zamanında işgal etmiş bir ülkenin devlet adamına..
Skandallarıyla gündemden düşmeyen İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi, bu kez de Libya lideri Muammer Kaddafi'nin elini öptü. Geçtiğimiz hafta sonu düzenlenen Arap Birliği Zirvesi'ne katılan tek Avrupalı lider olan Berlusconi'nin, Kaddafi'nin elini öptüğü görüntüler internete düşünce, İtalyan basını çılgına döndü. Şimdi ülkede "Kaddafi Papa mı ki Berlusconi elini öptü?" tartışmaları başladı.(kaynak: CnnTurk 30.03.2010 )
Tarih tekerrürden ibarettir derler , sanırım bu olayda bu sözü haklı çıkarıyor..
|
 |
Misafir abf
4 yıl önce - Pts 29 Nis 2019, 00:35
SEVIM UCAR TRABUSGARP HANEDANI AHMET PASANIN KIZ KARDESI ZEYNEP HANIM BIZIM BUYUK DEDELERIMIZDEN BIRALAY MEHMET PASAYLA EVLENMIS ORADA 4 COCUGU OLMUS IKISI YOLDA OLMUS MERAK EDIYORUM TAM OGRENMEK ISTIYORUM TSRK
|
 |
|
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|