Nükleer enerji'de ortaya çıkan en büyük sorun radyoaktif artıklar. Bunlar nerede saklanabilecek, ne şekilde temizlenebilecek?
Care olarak beton yeraltı depoları veya radyoaktif arıtma merkezlerini gösterebiliriz.
ABD büyük nükleer güç olarak 50 yıldan fazla bir zamandır çok büyük kapasite'de radyoaktif artık üretmiş ve bugüne kadar bu artıkları güvenli sayılabilecek bir şekilde depolayabilmiş veya kısmen arıtmıştır.
Ulusların barış içinde yaşadığı, birbirlerine saygı gösterdiği, enerji sorununun uluslararası platformlarda şantaj olarak kullanılmadığı, istikrarlı bir dünya'da "nükleer enerji"nin kesinlikle yeri yoktur. Kaldı ki böyle bir dünya'nın çevre açısından güvenliğini emin bir şekilde gelecek kuşaklara bırakabilmek ancak "temiz enerji" (güneş enerjisi vs.) kaynaklarından yararlanmakla sağlanabilir.
Fakat maalesef bu yukarıda anlattığım dünya'da yaşamıyoruz.
Güvensiz, ulusların sömürü peşinde olduğu, enerji'nin tam anlamıyla bir silah olarak kullanıldığı, kuvvetlinin zayıfı iliğine kadar sömürdüğü REZIL bir dünya yarattı insanoğlu.
Yaşadığımız bu ortamda Türkiye'nin hem güvenliğini hem'de enerji bağımsızlığını koruyabilmesi ancak ve ancak NUKLEER ENERJI ve NUKLEER GUC olabilmesiyle sağlanacaktır.
Türkiyemizin her yönden Nükleer Güç olması bir MILLI PROJE sayılmalıdır. Bunu uygulamakta çok geç bile kalındı fakat halen çok dar bir kapı mevcut.
Yakında bu kapı'da kapanınca Türkiye tamamen ve ilelebet büyük güçlerin kaprislerine boyun eymeye mahkum edilecektir.
26 Nisan 1986... Bu tarih, nükleer santral yanlılarına bir şey anlatmıyorsa, söylenecek söz yok! Binlerce bilimsel araştırma yapıldı Çernobil kazasından sonra. Hepsinin birleştiği nokta, radyasyon yüklü bulutların uğradığı her yerde kanser vakalarının arttığı. 20 yıl geçti, Çernobil hala tehlike saçıyor. Çernobil’de bulunan 180 ton nükleer yakıtın yaydığı yüksek radyoaktiviteyi engelleyebilmek için 250 bin ton beton kullanıldı. Yetmedi, çünkü zaman içinde bu beton zırh da çatlamaya başladı. Tekrar beton bir zırhla daha kaplanması gerekiyor ama maliyet çok yüksek olduğu için yapılamıyor.
Çernobil kazasında aşırı radyasyon nedeniyle ölenlerin cansız bedenleri bile radyasyon saçıyordu. Derin mezarlar kazıldı, kalın betonlar döküldü... Çinko kaplanmış tabutlar içinde gömüldüler. Çocuklarımızın, bizden sonraki nesillerin aynı akıbetle karşı karşıya kalmamaları için, nükleer santralarla asla izin vermemeliyiz. Nükleer santral yapılmasına izin vermek, seyirci kalmak bu ülkeye ihanettir.
Cernobil olayı Rus hükümetinin ve santral sorumlularının acizliğinden ve vurdum duymazlığından dolayı meydana gelmiştir.
ABD 'de yüzlerce nükleer santral olduğu halde neden en ufak bir problem olmuyor?
Yarının 100 milyonluk Türk Ulusu, bugün dünya'yı yönlendirmeye kalkan, ülkelerin haritalarını, milletlerin kaderlerini tayin etmeye başlayan büyük güçlerin esiri mi olsun?
30 dan fazla hıristiyan ülke Avrupa Birliği ile Türkiye'ye kafa tutup yarın Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde kürdistan kurmaya kalktıklarında, Kuzey Doğu Anadolu'yu ermenilere peşkeş çekmeye başladıklarında, Kıbrıs'ı ve hatta Ege ve Trakya'mızı yunan'a vermeye kalktıklarında...
Bunlarla nasıl baş edeceğiz? Caydırıcı güç olarak elimizde ne var?
Ben'de kesinlikle tabiat aşığı bir insanım fakat bazı gerçekleri teraziye koyunca en mantıki sonuç ne ise onu tercih ederim.
Cernobil'i sebep göstermeniz kusura bakmayın ama demagoji oluyor:
Bu mantığa dayanırsak o zaman araba kullanmayalım. Türkiye'de on binlerce insan ölüyor her sene trafik kazalarından. Demekki otomobil nükleer'den daha tehlikeli olduğu için hemen bırakılmalı!
Nükleer enerji sorumluluk gerektiren bir kaynak. Türk endüstrisi bu sorumluluğu yüklenecek kapasitededir.
Nükleer teknolojiye sahip olmamız gerektiğini düşünüyorum. Kötüyü örnek almamalıyız. Ancak Ders çıkarmalıyız. Çevremize bakarsak Ermenilerde,Bulgaristanda dünyanın en kötü santralleri yokmu? onlar bizim geleceğimiz içinde tehdit değilmi.. İranın durumunu tam bilemiyoruz.Hala Ukraynada Rusyada eski teknoloji nükleer santraller yokmu? Arkadaşlar zaten bir tehdit altındayız. Onun için bu teknolojiyi elde etmeliyiz. Ayrıca avantajlarınıda unutmayalım.
Petrol ve fosil yakıt kaynakları tükenmeye yüz tuttukça, daha temiz ve ucuz olduğu savunusuyla nükleer enerji santralları kurulması isteniyor. Türkiye'de Sinop projesi canlandırıldı.
Nükleer enerjiyi asla kabul etmememin nedenlerinden biri kaza riski çok büyük ve kabul edilemez olması. Yüzde 1'lik bile bir risk kabul edilemez. Aynı zamanda nükleer atıkların çözümü yok. Nükleer enerjiden bugün yararlanılsa bile gelecek kuşaklar bunun bedelini ödeyecek.
Çünkü atıklar uzun vadede yok olmuyor ve çevre kirliliği oluşturuyor. Üstelik pahalı bir teknoloji. Enerji ihtiyacına çözüm bulmanın tek yolu nükleer santrallar değil. Enerjiyi verimli kullanarak da artan ihtiyacı karşılamak mümkün. Çin bunu yapıyor. Küresel bakacak olursak bugün 2 milyar insan elektriğe ulaşamıyor. Güneş enerjisine daha fazla yönelsek, elektriğe olan bağımlılık azalır.
Nükleer enerji artıkları hakkında yazdıklarınız doğru olmakla birlikte, bu artıkları depolama ve kısmen arıtma imkanları uygulanmakta. ABD yi örnek vermiştim.
Nukleer caydırıcı güç olabilmek için yani nükleer bombalara sahip olabilmek için nükleer enerjiyi dizginlememiz şart.
Dikkat edilmez ise, sorumsuz davranılır ise felaket yaratabilir diye nükleer'i itip diğer yandan Türkiye'yi ve Türk milletini sonu belirsiz bir geleceğe yöneltmeye kimsenin hakkı yoktur.
13 GW * 130 ton / yıl / GW = 1690 ton / yıl.
Yuvarlak hesap 2000 ton.
İşte uranyumun güzelliği. Birim kütle başına çok enerji verdiği için tüketilen miktar az oluyor. Doğalgazı uzaktan tedarik etmek çok zor, ama yılda 2000 ton uranyumu Kore'den bile getirebiliriz. Tonaj düşük olduğu için tedarikçi coğrafyası çok geniş.
Üstelik uranyum arzı bol piyasada. Hocamın anlattıklarına göre Soğuk Savaş'tan kalkma nükleer silahlar sökülüp uranyumları satılıyormuş. Bu da arzı artırıyormuş. Zenginleştirilmiş uranyumun* kilosu 2208 Dolar. (Fatura almazsan KDV'yi düşüyorlarmış )
Teknoloji tedarikçi adayı da çok. Fransa olmazsa İsrail, o da olmazsa Güney Kore, o da olmazsa Japonya, vs. Yani yine dışarı bağımlı olabiliriz ama en azından seçeneğimiz çok daha fazla ve tek bir coğrafya ile sınırlı değil.
Ek: *Doğadaki uranyumun çoğu U238'dir. Yani elinize doğal uranyum alırsanız bunun sadece %0,7'si U235'tir. Geri kalanı U238'dir. "Zenginleştirilmiş uranyum" denen yakıt, U235 oranı %3 ila %5'e çıkarılmış uranyumdur. Yani bunun da çoğu (%95'ten fazlası) yine U238'dir.
En son alimemo tarafından Pzr 21 Oca 2007, 18:04 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
alimemo sanırım hesabında bazı yanlışlıklar var. öncelikle 1GW elektrik üretmek için 3GWe gücünde bir reaktöre ihtiyaç vardır nükleer reaktörler %30 civarında bir verimle çalışıyorlar. yani 1GW elektrik için yıllık gereken uranyum miktarı 550 ton oluyor. ayrıca yanlış anlamadıysam o verdiğin 2208 dolarlık fiyat 1kg lık reaktöre yerleştirilmeye hazır uranyum için geçerli. yani bir 1GW lık bir reaktörün yıllık yakıt masrafı 1 milyar doları buluyor. ancak bunun 500 milyon dolarlık kısmı yurt içinde yapılabilecek işlemler.
burdaki cost of fuel başlığına bakarsan ne demek istediğimi anlarsın. tabi yanlış yorumlamış olabilirim.
nükleer reaktörler konusunda fikrime gelince ben açıkçası karşı değilim ancak eski teknoloji reaktör kurmaya karşıyım. kendimiz araştırmaya para ayırıp toryum reaktörü kurabilecek teknolojiyi elde edip toryum reaktörü kuralım diyorum. hem yakıtı ülkemizde bolca var hemde nükleer atık derdi yok.
İhtiyacı zaten kazanılan elektriğe göre vermişler, çıkan ısıya göre değil. Meselâ ilk örnek Arjantin'de 935 MW elektrik üretmek için (MWe'deki e'nin anlamı o) yılda 135 ton Uranyum lazım oluyormuş. Tabii oranlar değişiyor. Arjantin GW başına yılda 144 (=135/0.935) ton harcarken Meksika 196 kilo harcıyor. İngiltere'de bu sayı 200'e çıkıyor. Ermenistan ve Arjantin nedense en kârlı çalışanlar.
Alıntı:
ayrıca yanlış anlamadıysam o verdiğin 2208 dolarlık fiyat 1kg lık reaktöre yerleştirilmeye hazır uranyum için geçerli
Evet, ben de bundan farklı bir şey söylemedim zaten.
Toryum reaktörleri henüz yaygın değil, yani ticarî olarak kullanılmaları daha uzun zaman alacak. Olgun hale geldiği zaman ben de toryum kullanılmasına taraftarım ama o günü bekleyemeyiz, vaktimiz yok. Bugünden uranyumla başlamak lazım.
haklısın ben biraz yanlış okumuşum senin mesajını
bence toryum reaktörü araştırmalarını mutlaka yapmalıyız böylece uranyum reaktörü kuracak olursak onun ürettiği atıkları toryum reaktöründe yok etmemiz mümkün olur. Ancak hesaplanamıyacak olan bir faktörü unutmamak lazım o da herhangi bir kazanın getireceği sonuçlar. bu konuda iyice düşünmek lazım, çernobildeki kazanın rusyaya maliyetinin 5 milyar dolar civarında olduğunu ve reaktörün kapatılması için 500.000 kişinin radyasyonlu bölgede çalıştığını göz önünde bulundurmak lazım. çernobilin nedenleri ihmal ve vurdumduymazlık olabilir ancak bu Türkiyede kurulacak bir reaktörde böyle bir kaza olmayacağı anlamına gelmez. ayrıca nükleer kazalar öyle sanıldığı gibi çok seyrek değiller biraz araştırırsanız küçük çapta yüzlerce kaza olduğunu görürsünüz.
ben bu konuda ikiye bölünmüş durumdayım bir tarafım yapalım diyor bir tarafım yapmayalım diyor.