TAEK tarafından, Akkuyu NGS için inşaat lisansı başvurusu ön şartı olan saha parametreleri raporuna onay verildi
Alıntı:
. Türkiye Atom Enerjisi Kurumunca (TAEK), Türkiye'nin ilk nükleer güç santrali projesi Akkuyu için inşaat lisansı başvurusu ön şartı olan saha parametreleri raporu onaylandı.
Şirketin internet sayfasında yer alan açıklamada, Akkuyu Nükleer Güç Santralinin (NGS) tasarımında kullanılacak bu saha parametrelerinin onayının, santralin inşaat lisansı başvurusunun TAEK tarafından değerlendirmeye alınması için yerine getirilmesi zorunlu bir koşul olduğu belirtildi.
Açıklamada, son hali 6 bin sayfayı aşan raporla ilgili olarak, "TAEK ve Akkuyu Nükleer AŞ uzmanlarının katılımıyla, Türkiye'nin kurulacak ilk nükleer santralinin saha parametrelerinin doğrulanmasına yönelik çalışmalar yürütülmüştür. Düzenleyici kurumunun inisiyatifinde; depremsellik, hidrojeoloji, karstik boşluklar ve Mersin ilinde nükleer santralin kurulacağı sahada meydana gelebilecek diğer doğal olaylarla ilgili raporda verilen bilgilerin kapsamı genişletilmiş ve bir dizi konu daha ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır." ifadesi kullanıldı.
Düzenleyici kurum tarafından yönlendirilen soruların çözüme kavuşturulması amacıyla Türkiye'nin önde gelen üniversiteleri, eğitim ve araştırma kurumlarının yanı sıra birçok özel şirketten teknik görüş alındığı kaydedildi.
Akkuyu Nükleer AŞ tarafından ayrıntılı incelemelerle belirlenen ve gerekçelendirilen Akkuyu Nükleer Santrali Saha Parametreleri Raporu kapsamında, tesisin tasarımında kullanılacak parametreler sıralanıyor.
Söz konusu rapor, 30 Aralık 2015'te TAEK'e sunulmuştu.
KAYNAK: MILLIYET.COM.TR
Nükleer santral yapim süresi gercekten cok uzun sürüyor..
ileri icin yapilacak olan yeni santrallerin alt yapilari ve hazirliklarini simdiden baslanmali.. Yooksa 3. ve 4. santrallerini en erken 2060'da görürüz gibime geliyor...
Kurulmalı ama mümkün olduğunca çorak ve kalabalıktan, şehir merkezlerinden uzak yerlere. Doğal güzellikleri ve turistik yerlere uzak yerlerde kurulursa desteklerim.
Öncelik çorak yer veya kalabalıktan uzak olmak değil. 1. öncelik, depremsellik. Reaktör duvarları asla çatlayıp radyasyon sızdırmamalı. 2. öncelik, soğutma suyu. Bu yüzden deniz kıyısı veya nehir kıyısı olmalı. Bu yüzden Tunceli'nin dağına da yapamıyorsunuz, yakınında su varsa da fay hattı da var. Sinop ve Mersin o yüzden uygun görüldü.
Aslında bizim topraklarda her bakımdan tehlikeli. Ama nükleer teknoloji ve balistik füze, nükleer denizaltı vb teknolojiye adım atmamız için bir yerden başlamamız gerekiyor malesef.
İğneada yakınlarda longoz ormanları var, Istranca ormanları var, doğa bozulacak diye düşünmeyin. radyasyon sızıntısı olursa çok geniş alanları etkileyebiliyor. Elbette ki ana olay sahası en çok etkilenen yer oluyor. Ama burada da az önce söylediğim şey geçerli. İğneada'ya göz konulmasının nedeni, Istrancaların ötesinde kaydedilmiş deprem geçmişinin az olması veya hiç olmaması ve ülkenin en az deprem riski taşıyan yerlerinden biri olması. Buna rağmen ülkemizde deprem riski taşımayan yer yoktur. 5. derece sadece Konya'nın güneyi ve Mersin Akdeniz uzantısı bir bölgedir ( Mut Anamur Ermenek civarı vs ). Bunun dışında her yer en az 4. derecedir. Sıfır depremsellik gösteren toprağımız yoktur. Istrancaların depremselliği azdır ama İstanbul'un kuzeyi 2. derece, güneyi 1. drc deprem bölgesidir. Mesafeyi siz hesaplayın. Sizin ev sağlam ama bahçe duvarı biter bitmez, evinizin önünde benzin istasyonu var gibi birşey, benzetme yerindeyse.
Bütün suç Arabistan levhası ve Kuzey Afrika - Libya levhalarında. Bu sert ve ağır plaklar, Torosların önünde, ağırlıklarından dolayı çöküyor ve Anadolunun altına doğru girip eriyen iç tabakaya doğru yolculuğa devam ediyorlar. Bu yüzden de biz yükseliyoruz. Sürekli hareketlilik de depremsellik anlamına geliyor. Güneydoğu Toroslar da aynı şekilde oluşmuştur. Suriye vs Arabistan plakasının parçasıdır. Antep Urfa Mardin nispeten düzken D.bakır Bingöl Elazığ Adıyaman'da kıvrılma, kırılma, engebe ve depremsellik başlar. Taa kuzey anadolu fay hattına kadar. Yanılmıyorsam milyonlarca yıl sonra Kıbrıs bizim kıyılarımıza yaklaşıp yapışacak veya yapışmadan deniz altına kaybolup mağmada eriyecek. O günleri göremeyiz tabi
Dünyanın nükleer alanında en büyük teknoloji sağlayıcıları ve onların tedarikçileri Japon, Alman, Fransız, Çek, İngiliz, Rus ve Çinli firmalar Türkiye’de ortak aramaya geliyor.
Alıntı:
. Dünyanın nükleer alanında en büyük teknoloji sağlayıcıları ve onların tedarikçileri Japon, Alman, Fransız, Çek, İngiliz, Rus ve Çinli firmalar Türkiye'de ortak aramaya geliyor.
Türkiye'nin teknoloji üreten ve katma değerli ürünler ihraç eden ülke konumuna yükselmesinde nükleer enerji yatırımları önemli bir araç olacak. Türk firmalarını, Türkiye için yeni olan bu sektörle tanıştırmak için düzenlenen 4'üncü Uluslararası Nükleer Santraller Zirvesi'ne yabancı firmaların ilgisi bu yıl oldukça fazla olduğu görüldü. Nükleer teknoloji denildiğinde akla ilk gelen ülkelerden; Japonya, Almanya, Fransa, Çek Cumhuriyeti, İngiltere, Rusya ve Çin'in önde gelen firmaları Türkiye'deki projeler başta olmak üzere Ortadoğu ve Afrika'daki nükleer santral projelerinden de kendilerine ortak bulmak için zirvede buluşuyor.
Nükleer Mühendisler Derneği'nin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Nükleer Sanayi Derneği'nin desteğiyle düzenlediği, 8-9 Mart 2017 tarihlerinde gerçekleşecek 4'üncü Uluslararası Nükleer Santraller Zirvesi bu yıl 100'ün üzerinde yabancı firmayı ağırlayacak.
Hacettepe Üniversitesi Nükleer Enerji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve 4'üncü Uluslararası Nükleer Santraller Zirve Başkanı Doç. Dr. Şule Ergün yaptığı açıklamada, bir nükleer enerji santralinin kurulumunun yaklaşık 15-20 milyar dolar olduğuna ve bu projelerden pay alabilmenin ülkelere ve bu projelere mal sağlayan firmalara ciddi kazanç ve itibar sağladığına dikkat çekti.
NÜKLEERDE KİLİT KONU KNOW-HOW TRANSFERİ
Doç. Dr. Ergün, nükleer santrallere ürün vermek için firmaların özel prosedürlerden oluşan kurallar bütünlüğüne hakim olması gerektiğini söyleyerek, "Türk firmalarını dinamiklerini çok iyi bilmedikleri bu sektörle tanıştırmak için Uluslararası Nükleer Santraller Zirvesi'ne imza atıyoruz. Zirve'nin en önemli taraflarından biri yerli üreticiyi yabancı teknoloji üreticileri, ekipman sağlayıcıları ve inşaat firmalarıyla buluşturmak. Bu yıl Zirve'ye Japonya, Almanya, Fransa, Çek Cumhuriyeti, İngiltere, Rusya ve Çin'den bu alanda dünyada söz sahibi olan firmalar katılıyor. Bunun yanı sıra nükleere yeni giriş yapacak Mısır, Ürdün ve Güney Afrika'dan da firma ve temsilcileri burada buluşacak. Zirve'de 200'ün üzerinde ticari eşleştirme görüşmesi yaptırmayı hedefliyoruz. Amacımız özellikle Türk firmalarını bu dev endüstriye girmeleri için cesaretlendirip, kafalarındaki 'nasıl' sorusuna yanıt bulmalarını sağlamak. Ülkemizin nükleer gibi katma değeri yüksek sanayi kollarının içinde üretici ve tedarikçi olarak yer alması ilerisi için de son derece önemli. Bu alanda gerekli know-how'ı transfer eder ve kendimizi ispat edersek ileride teknoloji sağlayıcı konumuna gelmememiz için bir neden görmüyorum" diye konuştu.
KAYNAK: MILLIYET.COM.TR
Haydi Türkiye,
4. 5. 6. 6. Nükleer santrali icin girisimlere simdiden baslanmali.. Cünkü böyle sürecler uzun oldugu icin simdiden alt yapiyi hazir tutmaliyiz...!!
Güzel ülkemde yüksek lisans mı yokta gidip o haysiyetsiz gavurların ülkesinde onlara para kazandırıyorsun.Yazık gerçekten çok yazık.Birde milli olucaz hedef 2023 diyoruz hala gavura kölelik peşinde bazıları.