Dunya akillanmaya basladi artik dogayla dost yatirimlar yapiyor.
Guclu, sorumluluk sahibi ulke olmak icin cevre, ekoloji, doga gibi kavramlarla uyumlu enerji kaynaklarini degerlendirmek gerekir.
Dogaya zarar veren calismalar gelecekte hepimize, tum insanliga zarar verir.
Bunu ABD'de yapsa boyledir Rusya'da Japonya'da.
Nukleer atiklar cevreye buyuk zarar verirler. Bu bir gercek.
Bu acidan bakinca Nukleer santraller temiz enerji gibi lanse edilseler de cevre acisindan tehlikeliler.
Zaten bir Nukleer felakette neler oldugunu hepimiz biliyoruz.
Dunya temiz enerjiye yoneliyor.
Bana kalirsa Turkiye gibi hem ruzgar hem gunes hem de dalga enerjilerini en verimli kullanabilecek ulkelerden bir tanesine dogasini da bozarak (Akkuyu dogasi harika bir yer) Nukleer insa etmek bana dunya dostu, cevre dostu bir manevra gibi gelmiyor.
Doga imaji, kuslar ve cocuklar, rengarenk objeler vb. kullaniliyor reklamlarda.
Bilincaltina subliminal mesajlar yerlestiriliyor.
Turkiye disa bagimliligini (enerji konusunda asacak) deniyor ancak Akkuyu tamamlandigi zaman sadece Turkiye'nin elektrik uretiminin %6'sini karsilayabilecek.
Kaynak:
http://tr.wikipedia.org/wiki/Akkuyu_N%C3%BCkleer_ ...i_Santrali
Cok yonlu degerlendirmek gerekiyor, konuyla ilgili artilar ve eksiler masaya yatirilmali.
Bu geri donusu olmayan bir durum. Turkiye en cok is kazasi olan ulkelerden bir tanesi.
Halkimiz cok dikkatli, titiz ve bilincli degil (malumunuz is kazalarinin coklugu bundan).
Nukleer Santral'de herhangi bir kazada geri donusu olmayacak ve tum ulkeyi etkileyecek radyoaktif sizinti tehlikesi var.
patlama riski vs. milyonda bir civarı tarzı bir şey.
Hayır, çok daha yüksek bir risk var. Patladığı zaman yüzlerce kilometre yarıçapındaki bölge yaşanmaz hale geliyor. Yeni nesiller genetik değişime uğruyor. Mesela 3 bacaklı insan doğabiliyor.
Three Miles Island: ABD'de olan bu kaza neyse ki çevreye fazla zarar vermeden atlatıldı.
Çernobil: Çok büyük bir çevre felaketine neden oldu. Etkileri halen bizim Karadeniz bölgemizde bile hissedilmekte.
Fukushima: Deprem ve tsunami etkisiyle meydana gelmiş ve büyük çevre felaketine yol açmıştır.
3 tane kaza aslında büyük bir sayı. Özellikle bu iş en çok iş kazasına bağlı ölümün yaşandığı üçüncü ülke olan Türkiye'de oluyorsa, üstüne bi de kumanda Putin'in elinde oluyorsa risk daha da büyük demektir.
En son SalihB tarafından Pts 13 Nis 2015, 19:11 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
bu siteye uye olanlarin %80 gibi bir oranda nukleer santrale evet demesine cok sasirdim
biri aciklayabilir mi bizden cok once bu teknolojiyi kullanmaya baslayanlarin artik neden vazgectiklerini
ve bu ulkeyi sevdigini soyleyen sizler (%80) boyle ciddi bir tehlikeyi nasil davet edersiniz is olanagi filan hikaye bu santraller yurtdisindan getirilen muhendisler tarafindan kurulup calistirilacak ve dunya bundan vazgecerken bizim gibi ulkeler ozendirilerek burdan para kazananlarin yokolmasi onlenecek bizim icin yeni olabilir ama yinede eski bir teknolojiyle kurulacak olan bu santralle yasayacagimiz olasi kazalarin faturasi eminim ki elektrik kesintileri yasamaktan daha agir olacaktir kaldi ki bu kesintiler daha oncede yasandigi gibi nukleer karsitlerini haksiz cikarmak icin yaratilmis bir senaryodur.
Filiz Hanım bundan tam 11 yıl önce paylasmış
Haklı olduğu noktalar da var.
Yukarıdaki mesajları okuyunca aklımda soru işaretleri oluştu.
Yapılsın da neden illa uranyum olmak zorunda. Dünya toryum rezervlerinin % 13ü bizim ülkede. Hem toryumun uranyumdan daha güvenli olduğuyla ilgili bilimsel makaleler de mevcut
Yapılsın da neden illa uranyum olmak zorunda. Dünya toryum rezervlerinin % 13ü bizim ülkede. Hem toryumun uranyumdan daha güvenli olduğuyla ilgili bilimsel makaleler de mevcut
Her ulke kendinde bulunan icin arastirma yapar ve o maddenin kullanimini ogrenir. Bizim genel ogrenim politikalari nedeniyle ilk once toryum kullaniminin baska bir ulke tarafindan uygulanilabilr hale getirilmesi gerekir. Ha bizim insanlarimizda bunu yapabilir fakat hic bir zaman o arastirmalari yapabilmek icin gerekli kaynagi bulamayacaklar.
Valla geçenlerde bi haber okudum.Balıkesir'de adamın birisinin mesleği seksörlük yani Civcivlerin cinsiyetini tespit ediyolar.Adam diyo ki önceden bu işi Koreliler yapıyomuş Türkiye'de. Türkler bilmiyomuş diyo.Adamlar da öğretmemiş .Neyse aradan Allah'tan birisi çıkmış da o bu işi öğretmiş bizimkilere.Yani basit bir işi bile adamlar öğretmiyosa Nükleer Enerjideki kıskançlığı düşünemiyorum.
Nükleer enerji uzun yıllardır yapılmak istenen bir proje... Türkiye'nin nükleer macerası yeni değildir. Defalarca engellenmiştir. Atom Enerjisi Komisyonu Kurulması hakkında Kanun 1956 yılında yürürlüğü girmiştir. 60 yıldır önüne engel konulan bir proje... Neden ?
Bu kadar zararlı neden bu kadar ülke kullanıyor... Nükleer sadece enerji için kullanılmıyor. Bir sürü yan sanayisi bulunmakta..
Ancak toplumda öyle bir algı yaratıldı ki HES yapılmasın, termik santral yapılmasın o yapılmasın bu olmasın... Rüzgar türbini için bile manyetik alanı güçlü zarar veriyor, gürültü yapıyor orada olmasın buraya konulmasın... Peki ne yapılsın? Her şeyden önce elektrik, sanayiler için yüksek miktarda gereklidir. Bunun dışında halk da belli bir ölçüde yararlanır. Türkiye'de mevcut en büyük barajlar bile ülkenin ancak %1-2'lik enerjisini sağlayabiliyor. Ne yapalım, HES'ler enerji sağlamada çok önemli değilmiş deyip yapmayalım mı? Peki HES olmasaydı ne olacaktı? Bunun yerine bir Termik santral kurulduğunu düşünün, gene ağaç kesilecek, kömür yakılacak havayı kirletecek. Nükleerden ölmedik ama çok şükür karbondan yavaş yavaş ölüyoruz. Bunlar bile ülkenin enerji ihtiyacını sağlayamaya yetmiyor. Doğalgazı para ile alıp yakıp enerji elde ediyoruz. Daha da komik bir durumdayız...
Termik santraller karbon salımı yüksek olduğu için bence en az nükleer santral kadar kaygı yaratmalıdır. Doğa tahribatı olarak baktığımızda bence bir HES, termik santrale göre daha çevrecidir. Ben Artvin teknik baraj gezisine katıldım ve Türkiye'de yapılmış en büyük barajlardan birisi ki daha arkalara yapılacak baraj kapasitesi olan bir nehirde. Bunun yerine bir termik santral kurulmuş olsaydı da aynı doğa tahribatı termik santral içinde olacaktı. Yine ağaç kesilecek. Buna karşın bu durum HES için tek seferlik oluyor. Termik santral sürekli beslenmesi gerekli bir şey, durmadan doğaya zarar veriyor ayrıca karbon salınımının sürekli olması da bize zarar veren bir diğer etmen. HES kurulduğunda balıkçılıktan tutun arsa sulamaya kadar bir çok güzel yanı var. Cılız akan bir nehir yerine Fırat gibi olan bir nehir bence hem turistlik hemde besi ve tarla sulama açısından çok yarar getirecektir diye düşünüyorum. Bölge toplumunun kalkınması da cabası. Yani ben çok büyük bir tahribat olacağını bu yüzden düşünmüyorum. Elbette var olan güzellik kaybolacak ancak bittiğinde yerini başka bir güzelliğe verecektir zamanla. Ayrıca bunların hepsinin bizim yüzümüzden olduğunu unutmayalım. Sizin elektrik ihtiyacınız artmasa bunlara gerek olmayacaktı zaten...
Bunların dışında rüzgar, jeotermal, dalga enerjisi gibi alternatif enerjiler mevcut ancak bunların çoğu ülkenin batı bölgelerinden karşılanabilecek kaynaklardır. Turistlik bölgelerin artması, binaların çoğalması ve durmadan yeni yerleşim yerleri yapılması ile ne yazık ki buralardan da ileride istediğimiz kadar yararlanamayacağız gibi gözüküyor. İleride santrallere komşu olduğunuzu düşün nasıl tepki verirdiniz? Yazlık bölgelerde rüzgar türbinleri yerleşim alanlarında yakınlaştıkça rahatsız olma haberleri gelmeye başladı bile. Belki bu yüzdendir ki daha büyük boyutlu türbinler yerleştirilmiyor.
Son zamanlarda yıldızı parlayan en önemli alternatifimiz yine güneş... Güneş enerjisinden çeşitli yönlerde yararlanmada bir sürü projeler ve fikirler üretilmiş ve hâla da üretilmeye devam ediliyor. Peki ama sizce tüm güneyi güneş panelleri veya güneş enerji istasyonları ile kaplasak Türkiye'nin gelecekteki enerji talebini ne ölçüde karşılayabilecek potansiyel vardır? Bunlara yapılan yatırımlar, bakım maliyetleri, işletme maliyeti gibi faktörler düşünüldüğünde ne kadar kazanç sağlayacağız. Devlet lisanssız güneş santrali kurmaya da destek veriyor ayrıca. Lisanssız üretimi 500kWh olarak belirlemişler ancak çift yönlü sayaç, sadece sanayi için kullanılmasına izin veriliyor bildiğim kadarıyla. Durum böyle olunca siz anca ürettiğinizi kendi faturanızdan düşebiliyorsunuz şu anda... Çift yönlü sayaç ile devlete fazla ürettiğinizi satmanız mümkün ama verdiği fiyata bir bakın. Buraya elbette devletin el atması gereklidir. Bu aşamalar için çet raporundan tutunda bölgenizde olacak elektrik dağıtım şebekelerinin uzaklığına kadar bir çok faktör var. Üretip satmak bile o kadar kolay değil henüz. (Rant sağlama olayına hiç girmiyorum)
Bunun dışında şöyle bir durum var, bugün aldığınız bir panel verimi atıyorum %7 ve fiyatı 1000 tl olsun. Bunu ne kadar süre kullanabileceksiniz. Panellerinde bir ömrü var. Yani al tak sonsuza kadar kullan yok. 2 sene sonra daha teknolojik olan paneller üretiliyor, verim %10 fiyatı da 750 tl olmuş ayrıca ömrü daha uzun. Yani şu anda gelişmekte olan bir teknoloji. Aynı telefonlar gibi düşünün böyle bir paneli evinize alsanız değiştirmek ister miydiniz? 5 sene öncesine kıyasla bile panellerde büyük gelişme oldu ancak hala istenildiği kadar enerji sağlamada yeterli değil. İşletmesi, bakımı, revizesi gibi faktörler şu an için pilot projede kalmasına neden oluyor. Belki 5 sene sonra daha iyisi yapılacak ve hemen bu santraller yaygın olacak. Ancak sorun sadece bununla sınırlı değil. Çünkü insanlar habere genişleme, yeni toprakları evlere çevirmekte. Bakınız Türkiye'de en kazanç sağlanacak bölge ege ve akdeniz'dir. Buralar sürekli binalaşmada, boş araziler kalmamaktadır. Yarın bakacaksınız bir güneş santrali ile komşusunuz. Kimse değerli arsasını böyle bir şey için satıp bu işlere de girmek istemiyor bu da başka bir sorun. Dediğiniz gibi devlet el atmalı!! Peki güney anadolu bölgesi ne olacak? Güney anadoluda değerli verimli toprağı, tarım yapmak yerine santral yapmakta kullanmakta karlı bir iş değildir. Çöl arazisinde yapalım deseniz onunda sorunları var kendi içinde. Enerji bakanlığı kendi sitesinde kullanılabilecek alanları ve yasaklı bölgeleri belirlemiş bile. Yani her yere santral dikemiyoruz zaten. Var olan potansiyelde ranta gidiyor...
Bugün yeni yapılan her binaya şart koysa; çatıya panel, çift yönlü sayaç kullanımı ile fazla enerjiyi satma (Almanya'daki gibi) ve bina yalıtım şartlarını denetlense... Ne yazık ki hiç birisi yok. Bu sadece bizde değil ama. Çünkü herkes en ucuza kısa zamanda bina dikme heveslisi. Toki binalarında bile örnek çalışma yok. Nitekim panel döşeseniz bile onun aylık bakımı, temizliği, değiştirilmesi... Yeşil ev veya çevreci/doğa dostu evler yapılıyor ancak bu evlerin fiyatları da herkesin kolayca alabileceği bir ölçüde değil. İstanbul'u kuş bakışı görün bakalım ne kadar bakımlı çatılarımız varmış. Bina aylıklarına gelecek fatura ile panelden gelecek kazanç kıyaslanamaz bile. Çünkü panelden hiçbir arta enerji kalmayacak. (Yazlık evler hariç, kışın kullanmadığını satması yazın bedavaya elektik kullanma imkanı sağlama potansiyeli var. Bunun içinde çift yönlü sayaçlar yaygınlaşmalıdır bir an önce) Yani sistemi bir döngüye oturtamazsanız kısaca hiç kimsenin bir şey yapacağı yok. Bu sizin içinde devlet içinde aynı durum geçerlidir.
Valla geçenlerde bi haber okudum.Balıkesir'de adamın birisinin mesleği seksörlük yani Civcivlerin cinsiyetini tespit ediyolar.Adam diyo ki önceden bu işi Koreliler yapıyomuş Türkiye'de. Türkler bilmiyomuş diyo.Adamlar da öğretmemiş .Neyse aradan Allah'tan birisi çıkmış da o bu işi öğretmiş bizimkilere.Yani basit bir işi bile adamlar öğretmiyosa Nükleer Enerjideki kıskançlığı düşünemiyorum.
dedigim gibi bizde arastirmaya ve gelistirmeye birileri yapar diye yeterince kaynak ayrilmiyor.
bilirisiniz ulkemizdeki bazi insanlar onemli miktari turkiyede bulunan bor icin asiri derecede komplo teorileri uretiyor. bilmem hangi ulke sirf bizde bor oldugu icin gelimemizi istemiyormus, yok bilmem kac trilyon degeri varmis filan gider. ayni seyler toryum icinde soylenir. Ancak Allahin bir kulu cikipta biz boru,toryumu su sekilde kullanip kaynak uretecegiz diyebiliryor mu? hayir. cunku o maddeler ile ilgili arastirmamiz veya katma deger saglayacak urunumuz yok.
bu boyle devam ettigi surece kagit ustunde degeri bilmem kac bin katrilyon dolar degeri olsun farketmez, senin icin deger sifira yakindir.
daha kotusu ne biliyor musun? hala hatirlarim. 4 -5 yil once bor kurumunun basindaki insana sorduklarinda niye daha fazla bor uretmiyorsunuz sorulunca alan yok ki diye cevap vermisti. bu ornek bile bizim hangi zihniyete sahip oldugumuzu gostermek icin yeterlidir.
Her ulke kendinde bulunan icin arastirma yapar ve o maddenin kullanimini ogrenir. Bizim genel ogrenim politikalari nedeniyle ilk once toryum kullaniminin baska bir ulke tarafindan uygulanilabilr hale getirilmesi gerekir. Ha bizim insanlarimizda bunu yapabilir fakat hic bir zaman o arastirmalari yapabilmek icin gerekli kaynagi bulamayacaklar.
Sorun kaynak sorunu değil zihniyet sorunu.
Bilimsel faaliyetler için ayrılan kaynak son 10 senede 10 misli arttı. Ancak bu dönemde hala "ordu göreve" pankartı altında dikilen sözde bilimadamları gördük.
Okulunda bilimsel çalışma yapmak yerine okul kapısında başörtülü öğrenci resmi çekmeye çalışan sözümona profesörler gördük.
Bu rezil adamları savunanları gördük.
Sokaktaki adam mı bilim geliştirecek, yoksa bütçesi kat be kat arttığı halde bunları yapan sözümona bilimadamları mı?
Bilimsel faaliyetler için ayrılan kaynak son 10 senede 10 misli arttı. Ancak bu dönemde hala "ordu göreve" pankartı altında dikilen sözde bilimadamları gördük.
Okulunda bilimsel çalışma yapmak yerine okul kapısında başörtülü öğrenci resmi çekmeye çalışan sözümona profesörler gördük.
Bu rezil adamları savunanları gördük.
Sokaktaki adam mı bilim geliştirecek, yoksa bütçesi kat be kat arttığı halde bunları yapan sözümona bilimadamları mı?
Zihniyet sorunu her zaman var ve bizim gibi ulkelerde olmaya devam edecek. Eskiden basortu bekcileri vardi, simdi badem biyik olmadan giremezsinciler. Sadece gorev degisimi yasandi.
Arastirma butcesine gelince hala diyorum bilim adamlarimizin arastirma butceleri yok.
Eskiden 100 liralik is icin 1 lira verilirdi, simdi 1.5 lira veriliyor. O da yok'un keyfi gelirse. Durum buyken elinde Hubble telsekobu olan insanlarin yaptigi kesifleri eline ev telsekobu verip hadi sende birseyler bul demek hayal dunyasinda dolasmaktir.
Keske yok ayri ayri her universiteye ve her bolume calisanlarin maaslar haric ne kadar arastirma odenegi verdigini aciklasada hepimiz rahat etsek.
O zaman anlariz verilen odenekle ne yapabileceklerini.