Şehir o kadar büyüdüki, insanların yaşam tarzıda bu büyüme ile değişti. Çocukluğumun ve gençliğimin bir kısmı Gaziemir, bir kısmıda Şirinyer'de geçti. Gaziemir'in eski adı Seydiköy'dür. gaziemir gene vardı fakat Ulaştırma Okulu'nun olduğu taraf Gaziemir'di. Belediye'nin olduğu taraf ise Seydiköy'dü. 45 yıl öncesinden bahsediyorum.
Gerek Gaziemir'de gerekse Şirinyer'de, evler genellikle tek katlı olup, 2 katlı evlerin sayısı çok daha azdı. Bu bölgelerde oturan insanların hepsi bir birini tanırlardı. Şimdi yan apartmanda oturanlar bile bir birlerini tanımıyor hatta aynı apartmanda oturdukları halde, bir birini tanımayan, selamlaşmayan insanlar var.
Şehir öylesine büyüdüki, birkaç bin bile nüfusa sahip olmayan semtlerde on binlerce insan şaşıyor. Her bir semt başlı başına şehir olmuş sanki.
Şehrin bu kadar büyümesine rağmen, metro uzunluğu son derece az. zate çok büyük bölümü, eski banliyö hatları üzerine kuruldu. Alsancak - Seydiköy arası banliyö treni çalışırdı. Basmane Bornova arasıda öyle. Şimdi aynı hatlar üzerinde İzban seferleri yapılıyor. Yani bu çelik ağların çok büyük bölümü, şimdiki imkanların olmadığı, insan gücüne dayalı çalışmaların yapıldığı yıllarda örülmüş. Garlar bile aynı. Basmane ve Alsancak'aki büyük garları 50 yıl önceden biliyorum.
Demekki Cumhuriyet'imizin ilk yıllarında ülkemizin çelik ağlarla örülmesi, üzerinde tartışma bile yapılamayacak bir gerçektir.