Basına yansıyan son gelişmelerde İzmir’in çeşitli yerlerinde iptal edilen veya yürütmesi durdurulan imar planları ili ilgili olarak, kentin gelişmesinin engellenmek istendiği, yatırımların önünün kapatıldığı gibi gerekçeler gösterilerek dava açan şahıs ve kurumlar ciddi olarak eleştirilmektedir.
Bu planlara karşı neden dava açıldığı, planların neden iptal olduğu veya yürütülmesinin durdurulduğu tartışılmamaktadır. Neden İzmir’de; Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, vb. kurumlarca onaylanan birçok imar planına karşı açılan planlarda bu sorunlar yaşanmaktadır.
Bu sorunların nedenlerini birkaç maddede toplamak mümkündür;
- Hazırlanan planların üst ölçekli imar planlarına aykırı olması,
- 1/5.000 ölçekli Nazım İmar Planı onaylanamadan 1/1.000 ölçekli Uygulama İmar Planı onaylanması,
- Kurum görüşlerinin alınmaması / alınan kurum görüşlerinin imar planına yansıtılmaması,
- İmar planı değişikliği ile yapılan yoğunluk artışlarında gerekli sosyal donatı alanlarının ayrılmamış olması.
Temel olarak bu konulardaki eksikliklerden kaynaklı olarak açılan davalarda çıkan kararlar sonucu imar planlarının yürütmesi durdurulmakta ya da planlar iptal edilmektedir.
Bu kapsamda düşünüldüğünde dava açanı suçlamak mı doğru bir yaklaşımdır? Hazırlanan imar planlarını yürürlükteki yasa ve mevzuat hükümlerine aykırı olarak yapanları mı?
Unutmamak gerekir ki Kanun, Yönetmelik ve Genelgeler toplumun düzenini sağlamak, kişiler arası farklı uygulamaları ortadan kaldırmak üzere koyulmuşlardır. Doğru veya yanlış bu mevzuat hükümlerine uymamak toplumsal düzeni sarsar. Bu hükümlere uyulmaması durumunda düzeni sağlamakla yükümlü kurumlar ise MAHKEMELERDİR. Sürecin bu hale gelmemesi için imar planlarını hazırlayan kurumlar yürürlükteki tüm mevzuat hükümlerine uymak mecburiyetindedir.
İmar planı hazırlanması sürecinde kişilerin, meslek örgütlerinin, sivil toplum kuruluşlarının görüşlerini alacak bir yapılanma oluşmadığı sürece ya da plan onayından sonra askı sürecinde yapılan itirazlar göz ardı edildiği sürece konunun mahkemelere taşınacağı,
Yapılan hatalarda da kaçınılmaz olan iptal kararlarının alınacağı aşikardır…
Sur Yapı, İzmir Bayraklı`da deniz kıyısındaki 45 bin metrekarelik Eski Turyağ Fabrikasının bulunduğu arsada Hayat ve Torunlar Grubu ile birlikte residence ve AVM projesi geliştirecek.
30 bin metrekare kiralanabilir alana sahip AVM ile 27 bin metrekarelik rezidanstan oluşan kompleksin önüne 360 yat kapasiteli marina da yapılacak.
Satışlarına 2011 yılının ilk çeyreğinde başlanması planlanan projede residence`lerin metrekare satış fiyatlarının 5 bin dolar seviyesinde olması bekleniyor.
İzmir’i üç yıl içinde yepyeni kent yapacak projelerin altyapısı da bitti. Yalnızca Agora’daki kamulaştırmalara 550 milyon TL’den fazla para harcadık. Kültür merkezleri yaptık. Metro çalışmaları gayet iyi gidiyor, Gökdelenler projesi artık başlıyor, yasal engel kalmadı. Agora ve civarı, Yeni fuar ve kültürpark projeleri bittiğinde, bambaşka bir İzmir ortaya çıkacak. Liman ve derin deşarj çalışmaları çok önemli onları da sürdürüyoruz. Ayrıca TOKİ’yi büyük projeler, dönüşümler için davet ediyorum. Gelsin kent dönüşümlerini hemen başlatalım.
başkanın bu roportajında engel kalmadı diyo,ne iş anlamadım,inş engel kalkmıştır
Tabiki beğeni kişiden kişiye göre değişir. Proje o kadar vasat değil elbette ama bir de gökdelen bölgesi içinde düşününce o zaman atmosfer bozuluyor sanki.
Belediye başkanımız basına güzel demeçler veriyor ama İşGYO'nun sitesinde bölgede arazisi olan kurumun değerlendirme raporlarında,bölgenin imar durumuyla ilgili yürütmeyi durdurma kararı halen geçerliliğini koruduğu belli...Hatta raporda karar kağıdı taranıp belgeye konulmuş...