1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 6  |
 |
kemal neu
17 yıl önce - Sal 02 May 2006, 22:35
Benim konuştuğum turistler genellikle
- Telefon, Yakıt, içki fiyatlarının yüksekliğinden şikayet ediyorlar.
- Ayrica Antalya Havaalanı oto park ücreti çok yüksek Oto park müşteriye servisten çok kar için düşünülmüş. Bir saat 6 YTL
- Antalya Havaalanında bir küçük şişe su 3 € imiş
|
 |
deryadogan
17 yıl önce - Çrş 03 May 2006, 09:53
| Alıntı: |
| Son olarak, bu kadar yazinin özeti; bir kisim yabanci turiste demek istedigim ;bu kadar ucuza tatile gelip, bes kurus harcamadan gidiyorsaniz, kardesim hic gelmeyin buraya, bizim tatil yörelerimizin de düzenini huzurunu bozmayin. |
Haklısın ama önlerine konan kaptan yiyorlar turistler ne yapsınlar!Bizim kendi yanlış turizm politikamız yüzünden böyle oluyor, yada peki yanlış demeylimde turist çekmek için yapılan stratejik hata ...Dün bu konuda bir yazı okudum paylaşmak istedim.
| Alıntı: |
| Hollanda, Belçika ve Almanya’dan Türkiye’ye turist taşıyan tur operatörü Corendon’un kurucu ortağı Atilay Uslu, Avrupalı turisti artık ’all inclusive’ herşey dahil tatil paketlerinin çekmediğini belirterek, "Türkiye artık markalaşmalı. Sadece deniz, kum, güneş Avrupalı turiste yetmiyor" dedi. "All inclusive tatil Avrupa’da eskisi kadar ilgi görmüyor" diyen Uslu, şöyle konuştu: "Hollanda’da yayınlanan Reisreevue Dergisi, mart ayında Hollandalı turistler niye Türkiye’ye gitmek istemiyor diye bir araştırma yaptı. Araştırmaya katılanların yüzde 23’ü all inclusive’den sıkıldığını ve bu sistemin servis kalitesini düşürdüğünü söylemiş. Türkiye’yi sınırcız yemek-içmek, deniz, kum, güneşle satamıyoruz. Avrupalı turistler bundan bıktı. Golf, briç gibi aktiviteler bekliyor. Tatilde yemeğini yerken kendisine hizmet edilmesini istiyor." |
|
 |
Selcuk Aral
17 yıl önce - Çrş 03 May 2006, 14:17
Lütfen tıklayın !
*Selcuk ben sıkıstım, bana bir WC bul !*
Sevgili WOW’cular !
1980 yili sonbaharinda cogunlugunu ögretmenlerin teskil ettigi 18 kisilik bir kafilenin *basinda* Istanbul’a bir seyahat organize etmisdim. O seyahatte bir sürü (aci-tatli) olay basimdan gectiydi. Gecen sene bununla ilgili bir yazim oldugundan, sizlere bazi seyleri tekrar etmek yerine, sadece yukarda gördügünüz link’i verdim.
Herneyse ögleden sonra hepberaber yürüyerek yavas yavas Mahmutpasa’dan asagiya dogru iniyoruz. Guruptan Margot (28) yanima yaklasarak *Selcuk ben sıkıstım, bana bir WC bul !* diyor. *Okey, derhal bir münasip bir yer bakacagim !* diye cevap versemdeeee... onun bunun derdiyle ugrasmaktan: Unutuyorum.
Tam Tahtakale’ye saparak karaborsacilarin bulundugu sokaga girdigimizde: Margot tekrar yanima yaklasarak. *Artik beni burdan tek adim attiramazsin ! Imdat !* diyiveriyor. Eeee... Etraf kalabalik, bagiranlar-cagiranlar, yürüyenler, itenler-kakanlar, adamin üstüne cikanlar. Ben anlatmayim – siz gözünüzde canlandirin artik.
Derhal gözüme (muhtemelen ismi öyle) Tahtakale Camisinin yol üzerinde bulunan tuvaleti carpiveriyor. Benim tuvalet falan dedigime bakmayin. Bildigimiz hela. O tarihte elektrik kisintisindan dolayi karanlik, kadinlar icin ayri bir kismi bulunmayan, kapinin önünde elinize su yani (ibrik) tutusturulan bir yer. Hahaha...
Hemen Margot ile hela bekcisinin yanina yaklasiyor ve durumu kulagina fisildiyorum. Icerden cikan tek kisiyi’de bekledikten sonra kizi kabine gibi yerlerden birisine sokuyor (alaturka WC) alisik olmadigi *düsmemesi* icin nerelere tutunmasini tarif ediyorum. Ondan sonra kapinin önünde *Dolmabahce Sarayinda nöbet bekleyen askerler gibi* kimse iceriye girmesin diye dikiliyorum.
Biraz sonra Margot isini bitirip ciktiktan sonra gene yolumuza devam ediyoruz. Kizcagiz bu duruma o kadar memnun olmus olmaliki. Olayi takip edilen günlerde otel’de yemek sonrasi *dis kovuguna kacmayacak kadar kücük porsiyonlarda verilen* tatlisini (baklava-kadayif-bülbül yuvasi vs.) hep bana ikram ediyor. Bende kendisini kirmamak *Turistlere ayip olmasin diye: Hayir* demiyorum. Hahaha…
Hoscakalin
|
 |
ozge_caysever
17 yıl önce - Çrş 03 May 2006, 15:11
Arabadaki musterinin yabanci oldugunu anlayinca, yolu surekli uzatip, 15 dakikada gidilecek yere 2 saatte goturen Taksi soforleri. Hatta bir tanesi, Amerikali bir arkadasima 8 Milyon TL gosteren Taksimetreyi 80 Milyon TL diye yutturmaya calismis.
|
 |
ilhan kermen
17 yıl önce - Çrş 03 May 2006, 16:21
Aslında yabancıyada benzemiyorum fakat Ne zaman Sarayburnuna fotoğraf çekmeye gitsem mutlaka ,elimde fotoğraf makinesini gören 1.2 kişiden duyarım"hello""hav ar yu"..Ben bunu sıcak kanlı bir millet oluşumuza bağlıyorum..
fakat ya buna ne demeli :yine Sarayburnundan fotoğraf çekiyordum.ileriden 3 gencin geldiğini gördüm yanımdan geçerlerken biri cep telefonunu kulağımın dibine getirip çaldırdı.
ben ne var, ne oluyor,yabancımı zannettiniz diyince üçününde kıpkırmızı olduğunu gördüm..anlayamadığım bir şeyler söyleyip dönüp gittiler.
bu kadarıda fazla herhalde..
|
 |
nebi
17 yıl önce - Çrş 03 May 2006, 16:23
Arkadaslar herseye tamam tamamda su pahaliymis bu pahaliymis diyorsunuz ya avrupada pek mi ucuz?Niye bundan sikayetçi oluyorlar anlamadim dogrusu Butun turistik yerlerde boyle seyler pahali olur...
Bence insanlarin gorgusuz bakislari...(genelde esnaflar)
Birde bir kizin pesinden yuruyen 10-15 erkek Memlekette kiz mi yok kardesim?
Bazen tuvalet bulunmayan yerler...Ve trafik,yayalara yol vermeyen şoförler...vs...vs
|
 |
01Hakan01
17 yıl önce - Prş 04 May 2006, 05:29
Benim de en sık duyduğum şikayet; yapışkan esnaf ve maganda takımınin verdigi genel rahatsizlik.
Kesin olan birşey var, o da Türkiye'ye gelen turistin çoğu zaten gelmeden önce Türk halkı konusunda önyargılılar. Denizimizi, kumumuzu, güneşimizi seviyorlar ama insanlarımız için gelmeden önce pek de olumlu şeyler düsünmüyorlar zaten (belki gelip gittikten sonra az da olsa değişenler oluyordur) ama yine de duyduklarını/düşündüklerini kendi kafasına göre ispat edenlerde cok (ben Alanya'da bilmem kaç senedir evi olup da hala Türkler'den nefret eden Alman biliyorum).
Hele Iskandinav ülkeleri nin Türkiye'ye karsi önyargisi meshurdur..resmen devlet güdümünde olusturulur bu önyargı(devlet'in tv kanali ve hükümet yanlısı basın tarafindan) .Gerci son senelerde bayagi azaldi ama benim burada bulundugum ilk 7-8 sene boyunca Türkiye aleyhinde haber çıkmayan gün hemen hemen yoktu...bu haberler "Türkiye deki üniversitelere kız ögrenciler bekaret raporu göstermeden üniversiteye giremezler" iddialarindan tutun da "G.Dogu daki askerin önüne 15 yasindaki kürt kizlari askerin cinsel ihtiyaclarini gidermesi icin atiliyor"a kadar adice masa başında hazırlanmış haberler çıkardi (evet..bu haberlerin gazetelerden kesilmiş makaleri bende hala mevcut)
Dolayisi ile Iskandinav Türkiye'ye zaten en köyü duygular ile geliyor...bütün bu propagandayi hasbel kader ıskalamış Iskandinava'da havaalanın dan oteline kadar süren iki saatlik otobüs yolculuğunda bu negatif propaganda yapiliyor. Otobüs yolculuğunda acenta'nın rehberi yol kenarindaki tarlalardaki kıl çadırların "Türklerin yazlık/sayfiye evleri olduğunu söylüyor. Alış-veriş konusunda her esnafin kendilerini en az asıl fiyatın iki-üç misli kazıkladiklarini dolayisi ile verilen fiyatin önce yarısını teklif etmelerini, sonra da onun da yarısına anlaşmalarını söylüyorlar...bu durum da bile esnafin kâr ettigi söyleniyor. Dışarı da görülebilecek modern görünüşlü kızlarin evlerinden kaçmış kötü kizlar oldugu, Alanya merkezinde ki Atatürk heykeline gelince de Ata'nin Türkiye'yi kuran bir diktatör oldugu anlatiliyor...evet, bu olay da benim yolculuk ettiğim otobüsde oldu ve hiç süphe etmeyin hem en ağır şekilde orada tepkimi gösterdim hemde rehberi acentaya sikayet ettim(hem Türkiye'de hem de Norvec'de) Sonraki seneler hep taksi'yi tercih ettim.
Benim Alanya'da esnef arkadasim çoktur...hem kendi şahit olduklarimdan, hem de onlarin anlattiklarindan bir kac örnek: beş-alti kişilik Iskandinav grup lokantanin önünde garson ile tartışıyor; "Hepimize ikişer tane büyük boy beleş bira ver girelim" veya " Mc Donald'da ki kiza soruyor bir tane Norvecli "dört hamburger alacağım ne kadar indirim yapacaksiniz?"..evet..bunlar şaka degil bizzat kendi şahit olduğum ve güvendigim esnaf dan duydugum şeyler.
Ülkelerine geri döndüklerinde de cok garip seyler anlatirlar. Hatta bazıları yaşadıkları kötü şeyleri abartarak gazetelere yayımlamaları için yollarlar (bu arada...seyahatinden memnun olmayan müşteri biraz cazgırllıkla parasını geride alabiliyor...bunu da göz ardi etmeyelim)
Yine kendim bizzat şahit olduğum ve gazete'de olayın sebeb oldugu şahıs tarafindan tamamen bir Türk ve Türkiye alehtarı yazı halinde görünce bende bir yazı ile olayın aslını anlattım ve yayımlandı.
Sabahin saat altisi Türkiye'ye gitmek üzere ailemle beraber Oslo havaalanındayız. Bir Norveçli gürültüyle bardan çıktı...sarhoş olarak. Uçağın kalkış saati yedi ye kadar iki kişiyle dalaştı...en son da biniş kartını alan görevli ile...üç. Dört saatlik yolculuk boyunca bağıra bağıra tüm uçak yolcularını rahatsız etti (şimdi bu tiplere karşı uçaklarda yaptırımlar var..o zaman yoktu)
Istenmeyen ot insanin burnu dibinde biter ya...baktik adamla ayni otele geldik kendi kendime "insallah bana sataşmaz" dedim..Allah varya adam sabrımı zorlamaya başlamıştı.
Aradan üç gün gecti, bir gece bu adam elinde etiketsiz bir şişe ile bara geldi ve buz istedi(Iskandinavlarin çoğu icki fiyatlarinin yüksek olusu sebebi ile kendi içkilerini yapar...evvelki sene 14 kisi öldü bu yüzden) Barmen buzu verdi ve adama "barda olmaz çık odanda iç" dedi..bilirsiniz bir bara dışarıdan icki getiremezsiniz. Adam ısrar etti barda içeceğim diye, şef garson geldi adamı ikna etmek için, oda tuttu şefi havuza itti. Barmen çıktı barın arkasindan..onu da attı suya. Bu arada otel müdürü geldi adami müdüriyete davet etti...o gece adami bir daha görmedim...taki ertesi güne kadar. Geriye kalan bir buçuk hafta adam eskisi kadar olmasa da yine taşkın tutumu ile tatilini geçirdi.
Norveç'e geldik, bir hafta sonra bu adamin bölge gazetesinde olayı tamamen çarpıtılmış bir şekilde yazısı çıktı.
Türkiye rezil bir yermiş ve Türkler cok aşağılık insanlarmis...simdi anlıyormus kürtlerin bizden neler cektigini. Sırf dışarıda daha ucuza aldığı içki icin buz istedi diye barmen ve garsonlar tarafindan havuza atılmış ve otel müdürü tarafindan silahla tehdit edilmis..Türkiye'ye bir daha hiç gitmeyecekmiş ve kimseyede tavsiye etmezmiş.
Tabii bende olanlari aynen yazdim(burada yazdigimdan daha detaylı) ayni gazeteye yolladim. Ertesi hafta yazı çıktı.
Bu olay aklima Güldem arkadaşımızın anlattigi olayi okuduk'dan sonra geldi. Gercek olanları da olmakla beraber, Norveçli'nin Türkiye hakkinda anlattığı hikayelerin çoğu olumsuz yönde abartılır.
|
 |
CAN
17 yıl önce - Prş 04 May 2006, 06:33
| Alıntı: |
| Amerikali bir arkadasima 8 Milyon TL gosteren Taksimetreyi 80 Milyon TL diye yutturmaya calismis |
Bana bu teknik bir anda 2004 yılında gittiğim Newyork'ta taksicilik yapan Hintliyi hatırlattı bir anda...
Arkadaşlar bazı şeyler çok komik yazılmış hani başka ülkelerde hiç olmayan sadece ülkemize ait bir rahatsızlık gibi yansıtılmış ama bu ülkenin toprakları dışına çıktığınız andan itibaren yolda araba çarpsa, değil öyle helikopter ile hastaneye götürmeleri olay yerine gelen sağlık ekipleri turist olduğunuzu öğrendikleri an işiniz bitti.Her 10 sn. bir kağıt imzalatır daha bakımınızın 1. gününde 1 yıllık maaşınız gitmiştir...!Onun için havalimanı gibi lüks ve seyahat amaçlı tesislerdeki 10 ytl su için çok demeyeceksiniz.Buraya gelen Rus turistlerin üzerlerinde bir tshirt-şort ile gelip Tommy gibi zenginlerin alışveriş mağazalarından 3 bavul ile gittikleri düşünülürse lütfen de 10 ytl suya versinler...
Bir de aklıma gelmişken adam dükkan açmış... Sezonu toplasanız kuş gribi,savaş,terör yoksa 100 gün...Bu adam her gün birşeyler kazanacak ki 12 ay açık kalıp ailesine bakabilsin.O zaman müşteriye değil yapışmak ,palyaçoluk bile yapsa yadırgamayacaksınız.Sonuçta animasyonlarda balon arkasında adamın kucağına oturan ve kamera ile bunu çeken kocasına el sallayan helga kusura bakmasında bir dükkandan halı satmak için yapışan çocuğu dert ediyorsa onun derdi tatil değil çocuğun tipiyle alakalı olmalı...
Unutmadan bir Beşiktaş maçında kapalı tribünde, soğuktan nefes bile alamıyorken maça gelmiş 10 kadar Japon kızı elinde fotoğraf makineleri ile İlhan Mansız'ı çekiyorlar bir yandan da delikanlının her top ayağına geldiğinde tabiri yerinde olursa "gıcırdıyorlar" alkışlıyorlar. Sonra, sonra kızların yanına giden bizim delikanlılardan dolayı kesin sorun çıkacak diye içten içe düşünürken derken maç bitti.Kızları toplam 100-150 kişi tezahüratlar ile ortaya alıp Taksime kadar çıkardılar.Ne bir sarkma ne bir kötü laf ne de acayip davranışlar.Tamamen dostane şekilde tezahüratlar ile Taksim'e kadar gidildi.
Bir yandan ingilizce saçma sapan sevgi tezahüratları bir yandan kızlar o kadar eğleniyorlar ki anlatamam, resmen para verseler böyle ekip bulamazlar.Herkes onlara bakıyor derken Taksim'de cümbüşün ortasında kaldılar.Hani turisti kazıkladığımız,hor davrandığımız olduğu gibi otellerine kadar da bağıra bağıra götürdüğümüz çok olmuştur Bu arada bu sonuçla biten gecenin sonunda ertesi ay Japon konsolosluğundan 3 yetkili kulup binasına gelerek taraftarlara yapılan jest ve davranışlarından dolayı Serdar Bilgili'ye bir plaket vermişler.
|
 |
Patron
17 yıl önce - Prş 04 May 2006, 10:34
| Alıntı: |
| Birde bir kizin pesinden yuruyen 10-15 erkek Memlekette kiz mi yok kardesim? |
Memleketteki kızlar, (nazik bir dille) "yeterince açık görüşlü" olmadıkları için,
erkeklerimize turist kızlar daha cazip gelebiliyor.
Turist kızların da (gene nazik bir dille) sadece "gece hayatı" için Türkiye'ye gelenlerini
çok gördüm. Kendi memleketlerinde göremedikleri ilgi ve alakayı görmek çoğunluğunda
"acaba ben bir güzellik kraliçesi miyim?" gibi bir psikoloji oluşturuyor.
sonra da : "Ay beni hiç rahat bırakmadılar, çok şikayetçiyim çok"
Gerçekten rahatsız olanları da var, ama bir ülke hayal edin, orada peşinize daima
10 tane kız düşüyor. Her yerde sizinle tanışmaya çalışıyorlar.
|
 |
alabay
17 yıl önce - Prş 04 May 2006, 11:30
| Alıntı: |
Gerçekten rahatsız olanları da var, ama bir ülke hayal edin, orada peşinize daima
10 tane kız düşüyor. Her yerde sizinle tanışmaya çalışıyorlar. |
Bu bir başına geldi mi, bak nasıl kaçıyorsun!
Ben bir zamanlar büyük bir çamaşırhane fabrikasının kamyonunu Fransa'ya sürerdim, o kamyonu doldurmak için fabrikadan geçmem gerektiğinde hep on onbeş "bayan" takılıp (cidden) sarkıntılık yapıyordu, yoook, erkek kardeşlerim, bu o kadar cennetimsi bir durum değil!
B. Alabay
|
 |
sayfa 6  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|