1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 4  |
 |
caner 26
14 yıl önce - Sal 28 Ekm 2008, 01:17
Türkiye´nin birçok ilinde mezarı bulunsa da Yunus Emre´nin gerçek mezarı doğum yerindeki; Eskişehir´in Sarıcakaya ilçesinde Yunus Emre (Sarıköy ) Beldesindeki türbesindedir.
|
 |
Oguzhan34
14 yıl önce - Sal 28 Ekm 2008, 04:09
YUNUS EMRE
Yunus 1240 (veya 1241) yılında Karaman'da doğmuş 1320 (veya 1321) yılında yine Karaman'da vefat etmiştir. Mezarı Yunus Emre (diğer adı Kirişçi Baba) caminin içindedir. Cami Yunus'un ölümünden 29 yıl sonra Kirişçi Baba tarafından yaptırılmıştır. Türbe camiden ayrı iken, sonradan aradaki kısmın üzeri kapatılmış ve türbe, cami ile birleştirilmiştir.
Yunus Emre'nin yaşadığı yer, her zaman tartışma konusu olmuştur ve tartışmalar bugün de devam etmektedir. Yunus'a ait olduğu iddia edilen 15 ayrı mezar; 1- Bursa - Emir Sultan yolu üzerinde, 2- Erzurum-Tuzcu köyünde, 3-Sandıklı-Çayköyde, 4-Afyonkarahisar-Düğerde, 5-Ünye'de, 6-Aksaray'da, 7-Sivasta, 8-Keçiborlu'da, 9-Uluborlu'da, 10-Kırşehir'de, 11-Tire'de, 12-Bolu'da, 13-Kula'da, 14-Eskişehir-Mihalıcçık-Sarıköy'de, 15- Karaman'da bulunmaktadır. Bunlar arasında bilim adamlarınca tartışma, Karaman ve Eskişehir'deki türbeler üzerine yoğunlaşmıştır. Diğer yerlerde bulunan mezarların belgesel hiçbir dayanağı bulunmamaktadır.
Konu irdelendikçe, Yunus'un Karamanlı olduğu ve Karaman'da bulunan türbenin O'na ait olduğu, hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkmaktadır. Tartışmalar ve dayanak belgeleri çok kapsamlı olduğundan, burada tartışmaların özeti ele alınmıştır.
Yunus'a ilk sahip çıkan il Eskişehir olmuştur. Mihalıççık ilçesine bağlı Sarıköy'de demiryolu kenarında bulunan, son derece fakir, sade bir toprak ve taş yığını olan bir mezarın Yunus Emre'ye ait olduğu iddia edilir. 1946 yılında Yunus Emre'yi Sevenler Demeği'nin girişimiyle mezar açtırılır Mezarda bulunan 15 iskeletin içinden çıkan en koca kafalı iskelet "Bu bir Türkmen kafasıdır" denilerek; Yunus'un iskeleti olduğu iddiasıyla başka yere nakledilir ve bir anıt mezar yaptırılır.
Bu kazı hakkında tutanak hazırlayacak olan kurul üyeleri, açığa çıkan bu manzara karşısında birbirleri ile tartıştığı kurul üyelerinden Kemal Güngör’ün anlattığını Cahit Öztelli 1971 yılında İstanbul’da düzenlenen “Uluslararası Yunus Emre Semineri” ndeki konuşmasında anlatmıştır. Bu durumu diğer bir komisyon üyesi olan Adnan Saygun da doğrulayarak “Evet Cahit Öztelli doğru söylüyor. Mezarın açılışında bende vardım. Gerçekten 15 kadar iskelet çıktı. Ama … bazı sebeplerden dolayı bunu açıklamadık.,..” demiştir.Cahit Öztelli “Belgelerle Yunus Emre” adlı kitabının 67. sahifesinde : “ Mezarın açılışında bulunan ve rapor heyet üyeleri şu kişilerdir: Halim Baki Kunter, Ahmet Adnan Saygun, Kemal Güngör, Raci Temizer ve Hasan Bıçakcı idi.
Kurul üyeleri arasında Yunus ile ilgili tek bilgi sahibi Halim Baki Kunterdir. O da toprak yığınından başka bir şey olmayan mezar başına yüzde yüz inanarak gitmişti. Fakat mezar açılıp ta onbeş iskelet çıkınca büyük bir hayal kırıklığına uğramış, kurul üyeleri rapor hazırlama konusunda aralarında büyük bir tartışma çıkmış, sonunda “halkın duygularını incitmeme” gibi bir gerekçe ile rapor yazılmıştır. Ama raporu Kunter’den başka kimse imza etmemiştir. O da heyet başkanı olarak imza koymuştur” bilgisini verdikten sonra devamla:
“Bu anlattığım olaya ait bilgileri bana merhum Kemal Güngör anlatmıştır. Raci Temizer de Bu mezarın, değil Yunus Emre’ye , herhangi bir Müslüman’a dahi ait olamayacağı gerekçesi ile itiraz ettiğini; mezardan onbeş iskelet çıktığını ve öteki hususları Karaman’da yapılan anma töreni sırasında itiraf etmiş ve “O zamanlar Yunus’un başka yerde, özellikle Karaman’da yattığını bilmiyorduk. Onun için H.Baki Kunter’in ısrarı ve halkın hissiyatına gölge düşürmemek için ses çıkarmadık” dediğini ifade etmiştir.
Eskişehir'in bir başka dayanağı Bektaşi Velayetnameleridir. Birçoğu mekan ve zaman kaydından uzak, daha çok efsanelere dayalı bu kayıtlar, bugün bilimsel birer belge olarak kabul edilmemektedir Eskişehir'in üçüncü dayanağı. Kanuni Sultan Süleyman devrine ait ve Ankara Kuyudatı Kadime Arşivinde bulunan (No: 580, Sayfa: 191) bir vakıf kaydıdır. Bu belgede "Yunus Emir Bey" adlı bir zatın, Sarıköy'deki çiftliğini, yine o köyde bulunan zaviyeye vakfettiği belirtilmektedir. Yunus Emir Bey denilen kişinin de Yunus Emre olduğu iddia edilmektedir.
Bu üç dayanakta bilimsel ölçülere uymamaktadır.
1- Sarıköy'de sade, üzeri toprakla örtülü bir yer Yunus'un mezarı olamaz, sadece Anadolu insanının değil, bütün insanlığın gönlünde taht kuran bir büyük insanı, bir şeyhi, Anadolu insanı sahipsiz mezarlarda yatırmaz. Anadolu'nun en ücra köselerinde dahi, bilginlere, şeyhlere, halkın sevgilisi olmuş kişilere yaptırılan mezarlar, bu iddianın sayısız kanıtlarıdır.
2- Açılan bir mezarda çok sayıda iskelet çıkıyorsa, bu mezardakiler, ancak toplu olarak öldürülmüş, katledilmiş kimseler olabilirler.
3- Açılan sade bir mezardan çıkan iskeletlere bakıp; en koca kafalısını seçmek, "Bu kafa Türkmen kafasıdır" diyerek, bunun Yunus Emre'ye ait olduğunu iddia etmek, bilimsellikle uzaktan yakından ilgili değildir.
4- Kanuni devrine ait belgelerde yer alan kişi "Yunus Emir Bey" adında biridir. Yunus Emre'yle aynı kişi olduğunu kanıtlayan, en ufak bir dayanak bulunmamaktadır.
5- O dönemde Eskişehir'in bağlı olduğu Ankara Salnamelerinde ne Yunus'a, ne türbesi ve tekkesine ait, en ufak bir kayıt bulunmamaktadır. Oysa, aynı dönemdeki Konya Salnamelerinde, Karaman'lı Yunus Emre'den defalarca bahsedilmektedir.
Yunus Emre'yle ilgili bütün kaynak ve belgelerde, atalarının Horasan'dan gelerek Karaman eyaleti topraklarına yerleştiği ve Yunus'un Karaman'da yaşadığı açıkça belirtilmektedir.
Yavuz Sultan Selim döneminin 871 nolu Konya il yazıcı defterindeki belge Başbakanlık Arşivindedir. Bu belgenin 235. sayfasında Yunus'un bağlı bulunduğu aile reisi İsmail Hacı'nın, cemaati ile birlikte Horasan'dan Larende'ye (Karaman) gelerek; burada yerleşip yurt edindiği yazılıdır. Bu belgede adı geçen Hacı İsmail Köyü, Yunus Emrenin dedesi olan Hacı İsmail tarafından kurulmuş; Karaman'a 29 Km. uzaklıktadır. Yine bu belgede Yunus Emre'nin, Karamanoğlu İbrahim Bey'den YERCE adındaki yeri satın aldığı ve ölünce mülkününün çocuklarına miras kaldığı belirtilmektedir.
Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde Karaman'a gelişinden bahisle "Kirişçi Baba Caminde Yunus Emre Hazretleri merkadi (mezarı) bulunmakladır. "Anın Türkice tasavvufane ebyat-ı eş'arı, ilahiyatı meshur-i afak'tır." diyerek Yunus Emre'nin türbesi, tekkesi ve zaviyesinden bahsetmektedir.
Daha önce açıklandığı şekilde, Yunus'un yaşadığı döneme ait Konya Salnamelerinde, Karaman'lı Yunus Emre'den defalarca bahsedilmektedir.
Türbesiyle, tekkesiyle, zaviyesiyle, köyüyle, satın aldığı topraklarıyla, atasıyla kısacası herşeyiyle Yunus Emre Karaman'lıdır ve bu topraklarda yatmaktadır. O'nun çağlara seslenen, ışık tutan sevgi, hoşgörü ve barış dolu mısraları, Karaman Ovasından dalga dalga bütün dünyaya yayılmaktadır.Yunus Emre'nin gerçek mezarı doğum yeri olan Karaman'dadır.
Kaynaklar :
Osmanlı il yazıcı defterleri
Evliya Çelebi Seyahatnamesi
Yunus Emre Yaşamı ve Bütün Şiirleri - Cahit Öztelli
En son Oguzhan34 tarafından Sal 28 Ekm 2008, 04:59 tarihinde değiştirildi, toplamda 5 kere değiştirildi
|
 |
sezgin0258
14 yıl önce - Prş 26 Şub 2009, 17:41
| Alıntı: |
| somuncu baba türbesi darendede sütçü imam k.maraş. |
SOMUNCU BABA TÜRBESİ ÜÇ YERDE VARDIR
1 Doğup büyüdüğü MALATYA
2 Yaşadığı BURSA
3 Ömrünün son zamanını yaşadığı AKSARAY
3 Üde doğrudur çünkü mubarek vefatında NAAŞINI Hem AKSARAYLILAR vermek istememiş Hem BURSALILAR istemiş hem MALATYALILAR istemiş oda hiç birini kırmak istememiş ve bir naaş aynıa anda üç tane olmuş
Buda somuncu babanın vefatından sonraki kerameti dir
|
 |
A.A.ZORLU
14 yıl önce - Prş 26 Şub 2009, 19:03
Allah Dostları için zaman ve mekan kavramı yoktur . TAYYI MEKAN ve TAYYI ZAMAN olayları ile bir anda dünyanın diğer ucunda görülebilir SOMUNCU BABA DA bir ALLAH DOSTUDUR VEFATINDA TAYYI ZAMAN OLARAK bilinen olay gercekleşmiştir. yanı aynı anda üç yerde olmuştur
|
 |
Turgay34
14 yıl önce - Prş 19 Mar 2009, 14:04
Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki ünlülerden bazıları:
Zincirlikuyu Mezarlığı, İstanbul, Şişli İlçesi'nde, Esentepe - Levent arasında yer alan, İstanbul'un modern biçimde düzenlenmiş ilk asri mezarlığıdır. 1935'te kurulmasına karar verilmiş, çevresindeki yapılaşma sürecine paralel olarak 1950'li yıllarda bugünkü sınırlarına ulaşmıştır. Bugün 380.847 m²'lik mezarlık alanı aile kabirleri için ayrılmış olanlar dışında bütünüyle dolmuş durumdadır.
Buraya ilk gömülen ilk ünlü 1937'de ölen Abdülhak Hamit Tarhan'dır. Kemal Sunal, Vehbi Koç, Sadri Alışık, Sakıp Sabancı, Rıfat Ilgaz, Asım Bezirci, Ruhi Su, Abdi İpekçi, Orhan Kemal, Erdal İnönü, İsmail Cem,Duygu Asena, Aysel Gürel ve Çetin Emeç gibi birçok ünlü kişinin kabri burada bulunmaktadır.
Karacaahmet Mezarlığı'ndaki ünlülerden bazıları: Karacaahmet Mezarlığı, Türkiye’nin en büyük, dünyanın sayılı büyük mezarlıklarındandır. İstanbul ilinde, Üsküdar ilçesinde yer alır. 750 dönümlük arazi kaplar. İstanbul’un yalnız en büyük değil, aynı zamanda en eski mezarlığıdır.
Ali Rif'at Çağatay
Udi Sami Bey
Dr. Hamid Hüsnü Kayacan
Osman Zeki Üngör
Yesari Asım Arsoy
Hamiyet Yüceses
Hüsnü Anıl
Fethi Karamahmutoğlu
Hafız Yusuf Gebzeli
Recep Birgit
Hurşid Ungay
Arif Mardin
Cem Karaca
İsmail Dümbüllü
Avni Dilligil
Aliye Rona
Hulusi Kentmen
Mehmet Karaca
Haluk Kurtoğlu
Hadi Çaman
Gazanfer Özcan
http://tr.wikipedia.org/wiki/Karacaahmet_Mezarl%C ...4%9F%C4%B1
http://tr.wikipedia.org/wiki/Zincirlikuyu_Mezarl% ...4%9F%C4%B1
|
 |
Zafer
14 yıl önce - Prş 19 Mar 2009, 14:09
| Alıntı: |
| 3 Üde doğrudur çünkü mubarek vefatında NAAŞINI Hem AKSARAYLILAR vermek istememiş Hem BURSALILAR istemiş hem MALATYALILAR istemiş oda hiç birini kırmak istememiş ve bir naaş aynıa anda üç tane olmuş |
Haberlere de konu olduğuna rast gelmedim ama oldukça ilginç bir bilgi.. Bu söylemi doğrular nitelikte bilgiler mevcut mu?
|
 |
mustafars
14 yıl önce - Prş 19 Mar 2009, 14:37
| Alıntı: |
Tolunoğulları
Dokuzuncu asırda Mısır ve Suriye'ye hâkim olan Türk-İslâm devletlerinden. Tolunlular, İslâm halifeliği toprakları içinde kurulan ilk müstakil Türk siyasi teşekkülüdür. Kurucusu, Oğuz Türklerinden Ahmed bin Tolun idi. Halifelik merkezi, Bağdat yakınlarındaki, Samarra'da bulunuyordu.
Ahmed'in babası Tolun, Abbâsi Halifesi El-Mu'tasım (838-842) zamanında, cesareti ve bilgisiyle şöhret yapmış bir zâttı. Ahmed de aynı derecede cesur ve bilgili bir şahsiyetti. Abbasi valisinin vekili olarak Mısır'a geldi. Mısır valisi oldu. Nüfuzunu Filistin ve Suriye'ye kadar genişletti. Ülkesinde imar faaliyetlerinde bulunup, lüzumlu askerî tedbirleri alarak, kuvvetli bir ordu kurdu. Abbasiler, Irak'taki zenci esirlerle meşgul olurken, istiklâlini ilan etti (868).
Ahmed bin Tolun, Mısır maliyesinde ıslahat yaptı. Mısır ahalisini darlıktan kurtarması sebebiyle çok sevilip, tutuldu. Kısa zamanda Şam, Halep, Antakya şehirleriyle birlikte Suriye'yi idaresine aldı. Adana ve Tarsus bölgesini de ülkesine bağladı. Ahmed bin Tolun'un 884'te vefatıyla, yerine, oğlu Humâreveyh geçti.
Humâreveyh (884-896) zamanında, Tolunoğullarının ikbali daha da parladı. Devletin sınırları; Toroslar, El-Cezire ve Irak'a kadar genişledi. 892'de yeni Abbasî halifesi olan El-Mu'tezid, hilâfete gelişinde Humâreveyh ve onun vârislerine, üç yüz bin dinar vergi mukabilinde, otuz yıl süreyle, Mısır ile Toros sıradağlarına kadar Suriye'yi ve Musul hariç, El-Cezire'yi verdi. Antlaşma, daha sonra, Tolunluların çok az lehine olacak şekilde yeniden tanzim edildi. Humâreveyh, kızı Kadr-ün-Nedâ'yı, Abbasî halifesine, destanlaşan bir merasimle verdi. Humâreveyh, Suriye'ye yaptığı bir sefer sırasında, köleleri tarafından, otuz iki yaşındayken öldürüldü (896). Humâraveyh'in genç yaşta öldürülmesi, Tolunoğulları Devleti ve Mısır için büyük bir talihsizlik oldu.
Yerine geçen oğlu ve kardeşleri, istiklallerini koruyamadılar. Suriye çölündeki sapık Karmatileri kontrol edememeleri, halifenin büyük bir ordu göndermesine sebep oldu. Mısır ve diğer ülkeleri, Abbasi Halifesi El-Muktefi'nin kumandanı Muhammed bin Süleyman tarafından ele geçirilerek, bölge valilerinin idaresine verildi. Tolunoğlu hanedanı mensupları, Bağdat'a götürüldü (905).
Tolunoğulları zamanında Mısır, altın çağını yaşadı. İktisadî ve ticarî bakımdan gelişip zenginleşti. Halkın üstündeki ağır malî yükler kaldırılarak refah seviyesi yükseltildi.İmar faaliyetlerinde bulunulup, büyük mimarî eserler yapıldı. Güçlü bir donanma kuruldu. Ahmed bin Tolun, Kahire yakınlarına Fustât şehrini inşa ettirip, burayı başşehir yaptı. Tolunlulardan kalma Tolunoğlu Ahmed Camii, 9. yüzyılda yapılmasına rağmen, çeşitli istilâ ve zamanın tahribatına uğradığı halde, hâlâ ibadete açıktır. Tolunoğlu Ahmed Camii yanında, vakıf olarak hastane, eczane ve iki de hamam vardı. Yeni inşa edilen Fustât ve El-Ketâ'i'de hükümdarın sarayı etrafında, kumandanların konakları; iktisadî, ticarî ve sosyal hayatın vazgeçilmez müesseseleri olan pek çok cami, çarşı, han, hamam, değirmen ve fırın vardı. El-Ketâ'i'de askerî iskân, milliyetlere göreydi. Her kavmin mahalleri ayrıydı. Tolunlular ordusunun mevcudu, yüz bine yaklaşırdı. Ordu, Türk ve Sudanlılardan meydana gelirdi. Ordunun kışlaları, kumandanların konakları etrafındaydı.
Tolunoğulları devrinde Mısır, başta edebî, tarihî, dînî ve felsefî ilimler olmak üzere muhtelif ilim sahalarında, büyük gelişme gösterdi. İlme ve âlimlere önem veren emirlerin evleri, birer ilim merkezi hâlindeydi. Tolunoğlu hükümdarları, halka karşı cömert davrandıklarından, şair ve edipler, onların ihsanlarına nail olmak için etraflarına toplanmışlardı. Bu devirde Arap dili ve edebiyatı üzerinde çalışan El-Velid bin Muhammed et-Temîmî, Ahmed bin Câfer ed-Dineverî ile tefsir, hadis, fıkıh ve kıraat ilimlerinde Kadı Bekkar bin Kuteybe, Debi bin Süleymân el-Murâdî ve Ebû Câfer Tahavî, bölgede yaşayan âlimlerin ileri gelenlerindendiler. |
Ne alakası var diye düşünenler için hemen açıklayayım..Tarihte kurulmuş 16 Türk devletinden birisi olan Tolunoğullarıdır.Devletin kurucusu Tolunoğlu Ahmet'in mezarı da Tarsus'ta Küçük Minare Camiinin hemen girşinde bulunmaktadır.
|
 |
rıfat çiftçi
14 yıl önce - Cum 20 Mar 2009, 01:16
mevlana celaleddini rumi´nin hocasi olan.
seyyid burhaneddin tirmizi´nin türbesi kayseri´de bulunmaktadir.
|
 |
Mehmet DK
13 yıl önce - Sal 29 Eyl 2009, 17:56
Ziya Gökalp (1876 - 1924)
Ünlü fikir adamı ve şairlerimizden olan Ziya Gökalp, 1876'da Diyarbakır'da doğdu. II. Meşrutiyet'ten başlayarak Türkçülük akımının en büyük temsilcisi sıfatıyla Türk düşünce ve siyaset hayatını kuvvetle etkilemiş, Milli Edebiyat akımı içinde verdiği eserlerle Türk edebiyatının biçim ve dil yönünden yenileşmesini sağlamıştır.
-1924'te İstanbul'da vefat etmiştir-
Çemberlitaş ile Sultanahmed arasında yol kenarında bulunan muazzam bir Osmanlı Mezarlığı içindedir.
(+)
(+)
|
 |
murat_
13 yıl önce - Çrş 30 Eyl 2009, 11:29
| Alıntı: |
SOMUNCU BABA TÜRBESİ ÜÇ YERDE VARDIR
1 Doğup büyüdüğü MALATYA
2 Yaşadığı BURSA
3 Ömrünün son zamanını yaşadığı AKSARAY
3 Üde doğrudur çünkü mubarek vefatında NAAŞINI Hem AKSARAYLILAR vermek istememiş Hem BURSALILAR istemiş hem MALATYALILAR istemiş oda hiç birini kırmak istememiş ve bir naaş aynıa anda üç tane olmuş
Buda somuncu babanın vefatından sonraki kerameti dir |
Ben bunu duymamıştım. Okuyunca tüylerim diken diken oldu. Rabbimin Hikmetinden, Evliyalarının Kerametinden Sual Olunmaz.
|
 |
sayfa 4  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|