Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1
Burak Canpolat
9 yıl önce - Çrş 22 Ekm 2008, 21:35
Elazığ - Haberler ve Sohbet


Değerli wowTURKEY ailesi;

Yaşadığım şehri sizlere tanıtmak amacı ile bu başlığı açmış bulunmaktayım. Elazığ'a neden Gakkoşlar Diyarı denilmektedir? bunu bildireyim öncelikle.

Gakkoş demek, kardeşi demektir, mert, sözünün eri, can yoldaşı demektir. Sırdaş demektir. Elazığ, demek oluyor ki kardeşler kenti, mertler kentidir. Harput'u , Palu'su, Maden'i, Sivrice'si, Hazar Gölü, Arap Baba'sı, Evliyaları ve Efsaneleri ile bir kültür ve sanat abidesi olan şehrimi sizlere tanıtmaktan onur ve şeref duyacağım değerli Gönül Dostları...

Elazığ ile ilgili iyi ya da kötü yorumlarınızı, anılarınızı, fikirlerinizi bekliyor saygı ve selam olsun herkese diyorum.

HAYDİ BAŞLAYALIM!!!


Burak Canpolat
9 yıl önce - Çrş 22 Ekm 2008, 21:56

Bir önceki mesajımda yazmamamın nedeni kesinlikle mesaj kalabalığına neden olmamak için değerli arkadaşlarım...

ARAP BABA EFSANESİ

Harput’ta Alaca Mescit’in Arap Baba türbesi yer alır. Dikdörtgen türbenin zeminin tam ortasında, mumyalanmış Arap Baba’nın sandukası vardır. Ancak mumyanın başı yoktur ve sonradan bu cesetle ilgisi olmayan bir baş buraya konmuştur.
Efsaneye göre Harput yöresinde bir yıl yağmur yağmaz. Kuraklığın ardından da kıtlık kapıya dayanır. Halk perişandır. Alaca Mescit’in yakınındaki bir evde, Selvi adlı yaşlı bir kadın rüyasında Arap Baba’nın başı kesilip de dereye atılırsa yağmur yağacağını görür. Yaşlı kadın önceleri bunu dikkate almaz. Ancak aynı rüyayı üç gece üst üste görünce, bir gece Arap Baba mumyasının başını gövdesinden ayırır. Kesik başı dereye atar. Bunun üzerine öyle bir yağmur başlar ki, dereler coşar, her yanı seller götürür. Yağmuru dört gözle bekleyen insanlar bu sefer de bu felaketten mustarip olur. Selvi kadın rüyasında Arap Baba’nın kesilen başı yerine konulursa yağmurun dineceğini görür. Arar, bir kesik baş bulur, mumyanın yanına koyar, yağmur da
durur. Bu olaydan sonra Selvi’nin korkunç bir hastalığa yakalanarak günlerce ıstırap çektiği, sonra da öldüğü anlatılır.
-------------------------------------------------------------------
ÇAYDA ÇIRA EFSANESİ

Elazığ halkoyunlarının incisi çayda çıra oyunu elde tabaklara konan mumlarla karanlık bir mekanda başlanarak oynanır. Elazığ'ın ulusal ve uluslararası tanıtımında büyük rolü ve adeta simgesi olan bu halkoyunun doğuşu hakkında çeşitli efsaneler anlatılır. Bu efsanelerden en yaygını şöyledir:

Uluova'yı ortadan ayıran Haringit çayının kıyısında kurulu bir köyde düğün vardır. Bu köyün ileri gelenlerinden birinin oğlu evlenmektedir. Yenilir, içilir, günlerce eğlenilir. Artık düğünün son gecesidir. Eğlence olanca coşkusu ve güzelliği ile devam etmektedir. Aniden ay tutulur. Bu olay pek hayra yorumlanmaz. Düğüne katılanlar bunu uğursuzluk olarak yorumlarlar. Davetliler tedirgin olurlar. Düğünün neşesi kaçar, coşkusu donar.Damadın annesi Pembe Hatun bu duruma çok üzülür. Ne kadar mum varsa köyde toplatır, tabaklara dizer ve orada bulunanların ellerine tutuşturur. Kendisi de başa geçerek mumların ışığında oynamaya başlar. Çalgıcılar hemen bu oyuna uygun müzik bulurlar. Davetliler coşar eğlence devam eder. Böylece çayda çıra oyunu ve melodisi ortaya çıkar.
---------------------------------------------------------------------
HARPUT KALESİ (SÜT KALESİ) EFSANESİ

Harput kalesinin bir adıda Süt kalesidir. Bu kaleye süt kalesi denmesinin ilginç bir hikayesi vardır. Kalenin temelleri atılır. Kale duvarları yükselmeye başlar. Ancak o yıl başlayan su kıtlığına bir çare bulunmaz. Aynı yıl bu su kıtlığının aksine hayvanların sütleri oldukça boldur. Zamanın hükümdarı emir verir. Harç için süt kullanılacaktır. Hayvanlar sağılır. Harç süt ile karılır, kale tamamlanır.

Diğer bir efsaneye göre ise kalenin pek çok dehlizi vardır. Bu dehlizlerden birinde güzellerden bir kız yaşarmış. Ancak büyülü olduğundan sürekli kendisi için yaptırılan bir altın köşkte uyumaktaymış. Yanlız her yıl bir kez uyanır. ''süt kalesi yıkıldı mı? Katırlar kuzuladı mı ? Dere hamamının yerinde yeller esiyor mu ?Diye sorar, sonra yeniden uykuya dalarmış. Eğer bu sayılanlar gerçekleşirse Harput yıkılacak, kıyamet kopacakmış. Bazı kişilerin bu kızın sesini duyduğunu da kulaktan kulağa söylenir.
--------------------------------------------------------------
Elazığ'ın meşhur efsaneleri ile başlayalım...


Mehmet DK

9 yıl önce - Prş 23 Ekm 2008, 02:16
Gakkoşlar Diyarı; Elazığ (Mamuratil Aziz)


Sevgili Burak

Haydi ben başlıyorum.

Bir Elazığlı olarak başı çekmek bize düşer fikri ile ya Allah deyip,senin usul ve tarzını örnek alarak bir anımı satırlara dökmeğe çalışacağım.

Haydi rast gele gakkoşlar.

Yeni yeni çocukluktan çıkıp ergenlik dönemine girdiğim yıllardı, 15,16 gibi filan, yaz tatillerinde eniştem Abdül Yalçınkaya, kendisi o zamanlar Kara Yollarında ağır vasıta şöförü idi ,ve aynı zamanda kendisine ait Mercedes 0302 Otobüsü ilede ( Hazar Turizim'in ) adı altında taşımacılık yapardı.

Uzatmayalım, bu gelişlerinde beni alır Elazığa götürürdü ve bende 1 hafta filan Elazığda Anneannemlerde kalıp, tüm akrabaları ziyaret eder, yer içer gezer tozar, tekrar eniştem ile beraber geri dönerdim.

Fakat son defaki gidişimiz bir hüsranla sona erdi'ki bir dahada beni beraberinde Elazığa götürmedi,haksızda degildi zaten.

Ben elazığda davetti, gezmekti, derken bir hafta çok çabuk geçti gitti, eniştem ile sözleştigimiz gibi falanca günde saat 2 de Otobüs terminalinde olacaktım ve 3 Arabası olarak Istanbula hareket edicektik.

O günde, Anneannem dönüş günümün geldigini unutmuş olacakki, bana hadi sürsürüye yengenleride görmeye gidelim dedi, bende sevinçten olucak, dönüş yolculugunu'da, eniştemide, randevuyuda unutup, sabah erkenden köye gittik.

Tabi yine yemekler yenildi, gezmelere çıkıldı, oyunlar oynandı, (Lülüşlere) binildi, meyve agaçlarına çıkıldı, vs.vs.

Kendimizi eğlenceye öyle bir kaptırmışız'ki aklımıza ne dönüşüm, ne eniştem, ve otobüs terminali diye hiç bir şey gelmiyor.

Bir ara gözümüz bir Taksiyi gördü, ve arkasındanda Anneannemin çığlığını işittim. Taksi ile gelen eniştemdi, adamağız yarım saat peronda beklemiş, beni göremeyince hemen taksiyle Anneannemlerin evine, oradanda ögrenmiş bizim köyde olduğumuzu, haydi bu seferde köye, derken geldiginde hem sinir hemde kan ve revan içerisindeydi , bize söylemediginide bırakmadı. Adam ödediği dünyanın taksi parasınamı yansın, yolcular peronda bekliyorlar onamı yansın, sanki çıldıracak gibiydi,öyleki Anneannem ve ben onun karşısında küçücük kaldık.

Ve ben kimselere veda edemeden,Bavulumu dahi almadan 2 Saat'lik bir rötar ile Istanbula hareket ettik.

Boyleliklede, bu benim onunla yapmış olduğum, son yolculuk olmuş oldu.

Burakcım bu satırlar sayesinde ( Galiba rahmet istiyorlar) özelliklede senin, yeni sayfanın sayesinde, bu gün aramızda olmayıp Hakkın huzuruna eren çok sevgili Anneannemi ve çok sevgili eniştemi rahmet ile anıyorum, Allah cümlesinin Ahirete göç etmişlerini, ve benimkilerin mekanlarını Cennet etsin, Kabirlerinde rahat uyusunlar.

Böylece ilk girşi noktalamış oluyorum.

Koçum uzun yazıp, meşgul ettiysem kusura bakma.

Sağlıcakla ve hep sevgi ile kal.



Burak Canpolat
9 yıl önce - Prş 23 Ekm 2008, 18:48
ELAZİZ BAŞKA


EL'AZİZ Sanatsız, Sanat ta şiirsiz olmaz diyerek birkaç şiir paylaşalım şimdi de dostlar...
---------------------------------------------------------------------------------------------------------
ELAZİZ BAŞKA

Yetmiş dokuz ili gezdim dolaştım.
Zaman oldu çok şöhrete ulaştım.
Çok yerlerde çok işlere bulaştım.
Vatanın elleri çok güzel amma
Gakgoşlar diyarı Elaziz başga.

Bir yanımda Malatya bir yanımda Muş
Tunceli elinde sanayi yokmuş
Diyarbakır da ciğerler çokmuş
Vatanın elleri çok güzel amma
Gakgoşlar diyarı Elaziz başga.

Kuzeyinde Erzincan'la Sivas var
Ölü çıkan hanelerde çok yas var
Er oğlu erlerden insanda has var
Vatanın elleri çok güzel amma
Gakgoşlar diyarı Elaziz başga.

Kulak ver arkadaş gelen şu sese
Arap baba dene büyük nefese
Kurmuşlar bir ilim dolu medrese
Vatanın elleri çok güzel amma
Gakgoşlar diyarı Elaziz başga.

Ne deynek vururlar kula, ne çalı
Bazan kar yağdırır bazenden dolu
Şeyhiyle meşhur o bizim Palu
Vatanın elleri çok güzel amma
Gakgoşlar diyarı Elaziz başga.

Cip köyünde canlar can katar cana
Âraf verir, hayat verir insana
Canım kurban cerayanlı Keban'a
Vatanın elleri çok güzel amma
Gakgoşlar diyarı Elaziz başga.

Burada öğrendim ilimi fenni
Burada çok yetişmez çakır dikeni
Bir tepede gittim gördüm Maden'i
Vatanın elleri çok güzel amma
Gakgoşlar diyarı Elaziz başga.

Burada ki insanlar çekti çok çile
Ancak çileleri düşmedi dile
Ayrı değer versin Devlet Baskil'e
Vatanın elleri çok güzel amma
Gakgoşlar diyarı Elaziz başga.

Gel arkadaş gitme öyle uzağa
Burda düşmen aşk denen o tuzağa
Selam yolla burdan ayrılan Çemişgezeğe
atanın elleri çok güzel amma
Gakgoşlar diyarı Elaziz başga.

Geniş tutar lekesizdir arını
Hiç düşünmez geleceği yarını
Çünkü hepsi Belek Gazi torunu
Vatanın elleri çok güzel amma
Gakgoşlar diyarı Elaziz başga.

O Anadolu'nun en güzel yeri
Burda birleşmiş Türk'ün her eri
Dadına doyulmaz Orcik şekeri
Vatanın elleri çok güzel amma
Gakgoşlar diyarı Elaziz başga.

Gelenden geçenden ilham gapmışlar
Kalleşleri bir kenara atmışlar
Etrafında dokuz baraj yapmışar
Vatanın elleri çok güzel amma
Gakgoşlar diyarı Elaziz başga.

Deresinde görürsün çok çakıl daşı var
Harput'tan buraya çok nakil var
Hastahanede delilere akıl var
Vatanın elleri çok güzel amma
Gakgoşlar diyarı Elaziz başga.

Buradan geçmemiş bizim Köroğlu
Amma tarih seni burda der oğlu
Büyük abi ol Bünyamin EROĞLU
Vatanın elleri çok güzel amma
Gakgoşlar diyarı Elaziz başga.

--------------------------------------------------
GAKGOŞ'A NASİHAT

Meyve zamanı Çizmecinin bahçesinden
Hiç elma çalmadıysan,
Zemheri ayında Kayabaşından aşağı,
Hiç kaymadıysan
Avreşte, keçigede mendil sallamadıysan
Elazığlıyım deme gülerler sana gakkoş.

Nazar değmesin diye Dabakhanede çimmediysen
Bit bazarında bişen foduladan yemediysen
Karaçalı suyundan bi damla içmediysen
Elazığlıyım deme gülerler sana gakkoş.

Harput galesinin gıkgıligine çıhmadıysan
Üryan baba, Fetahmet'i ziyaret etmediysen
Sarahatun camisinde heç namaz kılmadıysan
Elazığlıyım deme gülerler sana gakkoş

----------------------------------------------------------






(+)


1: Harput'tan ELAZIĞ manzarası
2: Kış mevsiminde Harput Kalesi
3: Gece vakti Balakgazi'nin görüntüsü


Burak Canpolat
9 yıl önce - Cum 24 Ekm 2008, 11:46
AHÇİK TÜRKÜSÜ ve HİKAYESİ


AHÇİK TÜRKÜSÜ

Ahçiği yolladım Urum eline
Eser bad-ı sabah zülfün teline
Gel seni götürem Harput eline

Serimi sevdaya salan o Ahçik
Aman o Ahçik civan o Ahçik

Vardım kiliseye baktım haçına
Gönlümü bağladım sırma saçına
Gel seni götürem islam içine

Serimi sevdaya salan o Ahçik
Aman o Ahçik civan o Ahçik

Vardım kiliseye haç suda döner
Ahçiği kaybettim yüreğim yanar
Ben dinen dönersem el beni kınar

Serimi sevdaya salan o Ahçik
Aman o Ahçik civan o Ah
------------------------------------
Türkünün hikayesi ise şöyledir değerli üyeler:
Harput'ta AHÇİK isminde bir Ermeni kızına aşık olan bir Müslüman gencinin sevdasına karşılık yazmış olduğu bir türküdür bu. Ailelerinden kavuşmak için onay alamayan bu gençleri birbirinden ayırmışlar ve genç adam bu türküyü yazmıştır AHÇİK isimli sevgilisine...
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------
ENVER DEMİRBAĞ (Harput Musıkisine gönül vermiş, kendini adamış bir kişi)

Harput müziğinin günümüzdeki en iyi temsilcilerinden biri de; 1935 yılında Elazığ’ın Palu ilçesinde doğmuş olan Enver Demirbağ’dır. Enver Demirbağ, eskiden Harput müziğinin icracıları olan hafızlardan, Harput makamlarını ve müzik geleneğini daha çocuk yaşta öğrenmeye başlamıştır. Bunların başında ise, Hafız Mustafa Süer ve Hafız Osman Öğe gelmektedir. Enver Demirbağ, Harput müziği ile ilgili bütün repertuarını, Kültür Bakanlığı Halk Kültürlerini Araştırma ve Geliştirme Genel Müdürlüğü, Folklor Arşivi’ne kazandırmıştır. Bu eserlerin sayısının 115 olması; Enver Demirbağ’ın repertuarının, Hafız Osman Öğe’den öğrendikleri ile sınırlı kaldığını göstermektedir.

Harput müziğinin icrasında gelenek çok önemlidir. Yukarıda da belirtildiği gibi, Harput’ta eskiden müzikle uğraşanların çoğu hafızlıktan gelmedir. Usta çırak usûlü ile müziğe ilgisi ve yeteneği olan insanlar yetiştirilmiş, eserler ağızdan ağıza, kulaktan kulağa aktarılarak günümüze kadar taşınmıştır. Enver Demirbağ’ da bu hafızlardan, özellikle Hafız Osman Öge’den öğrendiği Harput müziğini ve makamlarını, kendisinden sonra ki nesile yine aynı geleneksel usûllerle aktarmıştır. Günümüzdeki yeni nesil bazı icrâcılarda, Enver Demirbağ’ın nağmelerini ve tavrını, hatta bazı nağmelerdeki detonelerini dahi görmek mümkündür. Zaten bu müzik icrasındaki başarının ölçüsü de; yapılan nağmelerin bir önceki kuşağın yaptığı nağmelere ne kadar benzediğidir.

Enver Demirbağ, Elazığ- Harput müziğinin en iyi icracılarından birisidir. T.R.T. halk müziği repertuarında Enver Demirbağ’dan derlenmiş bir çok Harput türküsü bulunmaktadır.

Kaynaklık ettiği türkülerden bazıları:

Ahçiği yolladım urum eline, Bir şuh-i sitemkar yine saldı beni derde, Mendilim işle yolla, Oy akşamlar akşamlar...



sayfa 1
ANA SAYFA -> Diğer Şehirler