1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 19  |
 |
Fatih
11 yıl önce - Çrş 18 Tem 2012, 15:19
Yapılan hiçbir metro uygun güzergahlardan geçmiyor. Taksim-Hacıosman hattı tamamen AVM'leri birbirine bağlamak için yapılmış bir alışveriş treni görünümünde (cehavir, astoria, kanyon, metrocity, sapphire). Oysa güzergahı üstündeki metrobüse bağlamak bile seneler sonra yeni akıllarına geldi. Herhangi bir hastane ya da toplum yararına hizmet edecek bir kuruma direkt bağlantısı hiç olmadı. Gerek görülmedi. sosyal bir taşıma aracı olan metroyu bile AVM'lere gitmek için kullanmaya alıştırıldık. böylece bol para harcamamız kolaylaştırılmış oldu.
Anadolu yakasında inşası devam eden çekmeköy metrosunun üçte biri ise boş arazi. Anadolu yakasının o kadar yoğun aksları varken (E5'in all tarafları mesela) kalkıp bu kadar kuzeye metro yapmanın amacı nedir?
|
 |
Mehmet Kasım
11 yıl önce - Çrş 18 Tem 2012, 15:38
| Alıntı: |
Yapılan hiçbir metro uygun güzergahlardan geçmiyor.
|
çok iddialı bir söz olmuş. raylı sistemleri günde 1 milyon kişiden fazla yolcu kullanıyor.
| Alıntı: |
Taksim-Hacıosman hattı tamamen AVM'leri birbirine bağlamak için yapılmış bir alışveriş treni görünümünde (cehavir, astoria, kanyon, metrocity, sapphire). Oysa güzergahı üstündeki metrobüse bağlamak bile seneler sonra yeni akıllarına geldi. Herhangi bir hastane ya da toplum yararına hizmet edecek bir kuruma direkt bağlantısı hiç olmadı. Gerek görülmedi. sosyal bir taşıma aracı olan metroyu bile AVM'lere gitmek için kullanmaya alıştırıldık. böylece bol para harcamamız kolaylaştırılmış oldu. |
sadece AVM görmek isterseniz onu görürsünüz. güzergah üstünde Atatürk Sanayi Sitesi var, Sanayi mahallesi var, levent'teki plazalarda çalışan binlerce çalışan var, şişli etfal hastanesi var, osmanbeyde tekstil firmaları var, şimdi tek tek saymayayım. metro güzergahı sadece avm'ler için yapılmadı. cevahir avm, metro açıldıktan sonra yapıldı. adam metro yanında arazi aldıysa metronun ne suçu var.
| Alıntı: |
Anadolu yakasında inşası devam eden çekmeköy metrosunun üçte biri ise boş arazi. Anadolu yakasının o kadar yoğun aksları varken (E5'in all tarafları mesela) kalkıp bu kadar kuzeye metro yapmanın amacı nedir? |
üsküdar-çekmeköy metrosu istanbul'da güzergahı en doğru olan projedir. 3'te 1'i boş arazi değildir. hane halkına en çok yarayan metrodur. güzergah üzerindeki iett hatlarının listesini bi kontrol ederseniz görürsünüz. bir kaçını ben yazayım.
11
11a
11b
11d
11g
11k
11m
11n
11p
11s
11y
sadece bir kaçı ve günün her saati kalabalıktır. işçi kesimidir. metroya direk hitap eder.
|
 |
Tarık Akın
11 yıl önce - Çrş 18 Tem 2012, 16:01
Başta Paris, Londra, Moskova gibi Avrupa şehirlerinde kullanılan metro sistemlerinin yapılmasında dünya savaşlarınında etkisi olduğunu düşünüyorum. Bu sistemler kalabalık şehirlerde insanların kara ve hava bombardımanından etkilenmeden şehir içi ulaşımını sağlıyordu. Aynı zamanda metro istasyonları bombardımanlar sırasında sığınak olarakda kullanılıyordu. Bu yüzden Avrupa'da iki dünya savaşı sırasında metro hatları hızla yaygınlaşmıştır.
İkinci dünya savaşı sırasında derslerinden çıkan gençlerin yıllarca Moskova metro inşaatlarında çalıştıklarını da duymuştum.
Bizde ise doğru olmayan kişilerin belediye başkanı olmaları İstanbul'a metronun geç gelmesine sebep olmuştur. Buna birde hükümetlerin ulaşım konusundaki vizyonsuzluğunu eklersek bugünlere nasıl geldiğimizi görürüz.
İstanbul belediye başkanlarının geçmişlerini inceleyip kimlerin doğru, kimlerin yanlış olduğunu görmek lazım.
|
 |
İSMAİL ÇELİK
11 yıl önce - Çrş 18 Tem 2012, 16:10
| Alıntı: |
| Anadolu yakasında inşası devam eden çekmeköy metrosunun üçte biri ise boş arazi. Anadolu yakasının o kadar yoğun aksları varken (E5'in all tarafları mesela) kalkıp bu kadar kuzeye metro yapmanın amacı nedir? |
Galiba 10-15 yıl önce oralardan geçtiniz,ne boş arazisi.
Taksim-Hacıosman hattıda sadece Avm DEĞİL İŞ MERKEZLERİNİNYOĞUN OLDUĞU BİR GÜZERGAHTA.
d100 altında Marmaray olacak zaten.
|
 |
engygl
11 yıl önce - Çrş 18 Tem 2012, 16:23
| Alıntı: |
| cevahir avm, metro açıldıktan sonra yapıldı. adam metro yanında arazi aldıysa metronun ne suçu var. |
Benim burada bir eleştirim var. İstanbul Metrosu'nun Osmanbey ve Gayrettepe duraklarının arasında şimdiki gibi bir (Şişli-Mecidiyeköy) değil de iki durak olması gerektiğini savunuyorum. Hatta Paris gibi bir kentte, bu mesafeyi bir değil, iki bile değil, üç durakla geçerlerdi.
Burada, Cevahir AVM'ye (eski resmî [inşaat panosundaki] adı Şişli Ticaret Merkezi'ydi sanırım, belediyenin geliştirdiği bir projeydi ve 2000 yılında Taksim-Levent arasında metro açılırken inşaatın kabası tamamlanma aşamasındaydı) denk getirilecek bir durak yerine, Şişli Camii civarından girilecek bir Şişli durağı ve eski Ali Sami Yen Stadı civarından girilecek bir Mecidiyeköy durağı olsaydı, daha kolay erişilebilir olurdu. Onun yerine, belediyenin de yarısına sahip olduğu Cevahir AVM'ye kolay ulaşım olsun diye ortaya bir tane Şişli-Mecidiyeköy durağı yapılmış.
Hatta, Nimet Abla Camii civarına Esentepe durağı yapılır ve mevcut Gayrettepe durağı da biraz ileriye taşınarak Barbaros Bulvarı'nın altına (mezarlık kapısının önüne) Zincirlikuyu durağı adıyla yapılabilirdi ve bu durak çift katlı inşa edilerek ileride oradan geçecek bir Beşiktaş-Zincirlikuyu-Etiler-Rumelihisarüstü metrosu tarafından da kullanılabilirdi..
Ekleme: Duraklar arası uzaklıkları bulamadım. Bilen varsa ve yazarsa, ne demek istediğimi daha iyi anlatabilirim. Ancak, şu anda Osmanbey-Şişli-Gayrettepe arasındaki mesafe, kentin göbeğindeki bir metrodan ziyade banliyö treninin kentin dış semtleri arasındaki istasyonları kadar mesafelere sahip.
|
 |
Tarık Akın
11 yıl önce - Çrş 18 Tem 2012, 19:22
27 Mayıs 1960 Sonrası İstanbul'un belediye başkanları
Başlığın konusu olan “İstanbul Metroya Neden Bu Kadar Geç Kavuşuyor?” sorusuna 27 mayıs 1960 askeri darbesinden İstanbul büyük şehir belediyesi olana kadar İstanbul belediye başkanlığı yapan kişilerin kısa öz geçmişlerini araştırarak katkıda bulunmak istedim.
Bilgilerin tamamına yakınını http://tr.wikipedia.org/ adresinden aldım.
Kişisel yorumum, bu dönemde belediye başkanlarının bu göreve uygun eğitim, deneyimde olmadıkları yönünde. Ayrıca bir kısmı atanarak, bir kısmıda vekaleten bu görevi yürütmüşler. Ayrıca çoğu asker kökenli. Bu koşullar altında 1960-1984 yılları arasında İstanbul’da metronun düşünülmemiş olmasını normal karşılıyorum.
Bu mesaj çok uzun olduğu için İstanbul büyük şehir belediye başkanlarının bilgisini ayrıca vereceğim.
27 Mayıs 1960 Sonrası İstanbul'un belediye başkanları:
Refik Tulga - (27 Mayıs 1960 - 14 Haziran 1960)
Kuleli Askeri Lisesi'nden sonra, 1927'de Harp Okulu'nu bitirdi. 1937 yılında Harp Akademisi'nden mezun oldu.
1938'de Kurmaylığı onaylandı. Paris’de Ataşemilter Yardımcısı iken, Siyasal Bilgiler Okulu'na devam etti.
1941 – 1942 yıllarında Vichy’de Ataşemiliter olarak bulundu. Dönüşte Genelkurmay'da Balkan Şube Müdürlüğü yaptı.
1946 - 1947 yıllarında Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı Piyade Tb. Komutanı oldu.
1947'den 1950'ye kadar Washington Ataşemilterliği'ne atandı.
1952'de Paris’teki Avrupa Müttefik Kuvvetleri Karargahı İstihbarat Dairesi'ne gönderildi.
1954'den itibaren 2 yıl boyunca Cumhurbaşkanlığı Başyaverliği ve Muhafız Alay Komutanlığı yaptı.
Daha sonra Zırhlı Tugay ve Tümen Komutanı oldu.
1960'da 27 Mayıs Darbesi'nden sonra İstanbul Valiliği ve Belediye Başkanlığına getirildi. 26 Şubat 1962 tarihine kadar bu görevde kaldı. Daha sonra 2. Ordu ve 3. Ordu Komutanlığı'na atandı.
1964 yılında Genelkurmay 2. Başkanlığı'na yükseldi. Son görevi Brüksel NATO (SHAPE) Askeri Komitesi Türkiye Askeri Temsilciliği'dir.
Şefik Erensü - (14 Haziran 1960 - 24 Eylül 1960)
Şefik Erensü, 1912 yılında İstanbul’da doğmuştur. 1932 yılında Harp Okulu'ndan Piyade Asteğmen olarak mezun olmuştur.
Harp Akademisi'ni Kurmay Yüzbaşı olarak 1941 yılında bitirmiştir. Çeşitli askeri görevlerde bulunduktan sonra 1966 yılında Korgeneralliğe yükselerek, bu görevini asaleten 1968 yılına kadar yürütmüştür. çeşitli komutanlık görevlerinden sonra 30 Ağustos 1970 tarihinde emekli olmuştur.
Refik Tulga - (24 Eylül 1960 - 26 Şubat 1962)
Kuleli Askeri Lisesi'nden sonra, 1927'de Harp Okulu'nu bitirdi. 1937 yılında Harp Akademisi'nden mezun oldu.
1938'de kurmaylığı onaylandı. Paris’de Ataşemilter Yardımcısı iken, Siyasal Bilgiler Okulu'na devam etti.
1941 – 1942 yıllarında Vichy’de Ataşemiliter olarak bulundu. Dönüşte Genelkurmay'da Balkan Şube Müdürlüğü yaptı.
1946 - 1947 yıllarında Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı Piyade Tb. Komutanı oldu.
1947'den 1950'ye kadar Washington Ataşemilterliği'ne atandı.
1952'de Paris’teki Avrupa Müttefik Kuvvetleri Karargahı İstihbarat Dairesi'ne gönderildi.
1954'den itibaren 2 yıl boyunca Cumhurbaşkanlığı Başyaverliği ve Muhafız Alay Komutanlığı yaptı. Daha sonra Zırhlı Tugay ve Tümen Komutanı oldu.
1960'da 27 Mayıs Darbesi'nden sonra İstanbul Valiliği ve Belediye Başkanlığına getirildi. 26 Şubat 1962 tarihine kadar bu görevde kaldı.
Turan Ertuğ - (27 Şubat 1962 -16 Mart 1962)
?
Kamuran Görgün - (8 Haziran 1962 - 22 Haziran 1962)
Bir dönem İstanbul Belediye Reisliği’ni yürüten Kamuran Görgün İETT de çalıştı. Burada Umum Müdürlük yaparken ihtilalden sonra TCDD’ye geçti.
Kadri İlkay - (17 Mart 1962 - 30 Ocak 1963) [vekaleten]
?
Niyazi Akı - (31 Ocak 1963 - 28 Şubat 1963) [vekaleten]
1913 Bilecik doğumludur. 1931 yılında Bursa Erkek Lisesi'nden, 1934 yılında Mekteb-i Mülkiye’den mezun oldu.
Cebeci Nahiye Müdürlüğü, 1939-1940 yılları arasında Alanya, 1943 yılında Safranbolu, İçişleri Bakanlığı Tetkik Kurulu Danışmanlığı,
1950-1951 yılları arasında Tunceli, 1951-1953 yılları arasında Kars, 1953-1955 yılları arasında Kastamonu, 1955-1957 yılları arasında Erzurum, 1957-1960 yılları arasında Antalya, 1960-1961 yılları arasında Diyarbakır, 1961-1962 yılları arasında Amasya Valilik görevlerinde bulunmuştur. Amasya Valiliği'nden İstanbul Valiliği'ne Atanmıştır. 6 Mart 1962 - 18 Ocak 1966 Tarihleri arasında İstanbul Valisi olarak görev yapmıştır.
Niyazi Akı, gecekonduların elektrik meselesini halletmeye çalışmış, şehrin pek çok yerine elektrik vermiştir.
Necdet Uğur - (28 Şubat 1963 - 9 Aralık 1963)
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden mezun oldu. İzmir ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü görevlerinde bulunduktan sonra 1963’te İstanbul Belediye Başkanlığı da yaptı.
Haşim İşcan - (10 Aralık 1963 - 11 Mart 1968)
Halk arasında “Haşim Baba” diye anılan İstanbul'un seçimle belirlenen ilk belediye başkanı.
1898’de Edirne’de doğan Haşim İşcan, Edirne Lisesi'nden mezun oldu. 1922’de Mülkiye Mektebi’ni bitirerek bir süre Edirne Kız Öğretmen Okulu’nda ve Edirne Lisesi’nde öğretmenlik yaptı. Özel kalem müdürlüğü, kaymakamlık, emniyet müdürlüğü ve mülkiye müfettişlik gibi görevlerde bulundu. 1933’te Siverek kaymakamlığı ile başlayan yöneticilik yaşamını Tekirdağ, Erzurum, Antalya, Bursa ve Samsun illerinde valilik yaparak sürdürdü. Bu yörelerde 400'den fazla ilkokul açtı. Hastane, liman, stadyum, park, kütüphane ve halkevi gibi yararlı kurumlar kazandırdı.
Emekli olduğu 1953 yılına doğru Toprak ve İskân müdürlüğüne atandı; bu görevi sırasında Romanya, Bulgaristan ve Yugoslavya’dan gelen göçmenlerin yerleştirilmesinde örnek bir başarı sergiledi.
1963 Yerel Seçimleri'nde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) adayı olarak İstanbul belediye başkanlığı seçimlerine katıldı, ancak kazanamadı. Seçimden galip çıkan Adalet Partisi (AP) adayının, CHP'nin başvurusu üzerine usulsüzlük yüzünden başkanlığı iptal edildi. Haşim İşcan belediye başkanlığına getirildi ve ölünceye kadar bu görevde kaldı.
Haşim İşcan,halkla içiçe görev yapmış, İstanbul'a gerçekten mührünü vurmuş,geniş ufuklu,vizyon sahibi ve çalışkan bir belediye başkanlığı yapmıştır.Belki de ilk onun başkanlığında,İstanbul ilk kez bir Avrupa kenti görünümüne kavuşmuş ve zamanın İstanbulluları birçok yeni şeyle tanışmıştır. Başarısı sadece İstanbul'da değil, Valilik yaptığı Erzurum,Antalya gibi vilayetlerde de gözükmüş,şehrin hafızasına kazınmıştır.
Faruk Ilgaz - (12 Mart 1968 - 6 Haziran 1968) [vekaleten]
1966-1974 ve 1976-1980 yılları arasında Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanlığı yapmıştır.
Fahri Atabey - (8 Haziran 1968 - 9 Aralık 1973)
Fahri Atabey 1913 yılında İstanbul'da doğdu. 1937 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdi.
1940 yılında Gülhane Askeri Tıp Akademisi’ne asistan olarak girdi. 1943’de doğum ve kadın hastalıkları uzmanı oldu. 1947 yılında İngiltere’ye staj yapmak icin gitti. 1950 yılında Türkiye’ye döndü ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde asistan olarak görev aldı. 1952’de Zeynep Kâmil Hastanesi Başhekimliği’ne getirildi. Zeynep Kamil Hastanesinin gelişip büyümesine büyük katkılarda bulundu. Başhekimliğe atandıktan hemen sonra ameliyathane ile 150 yataklı kadın hastalıkları kliniği ve 200 yataklı çocuk kliniğinin yapımına başlandı.
1960-1963 yıllarında başhekimlikten ayrı kaldı. Adalet Partisi koalisyon hükümeti döneminde tekrar aynı göreve getirildi.
1968’de Adalet Partisi’nden İstanbul Belediye Başkanı seçildi. 8 Haziran 1968 - 9 Aralık 1973 tarihleri arasında İstanbul'un Belediye Başkanı olarak görev yaptı.
Ahmet İsvan - (14 Aralık 1973 - 11 Aralık 1977)
İstanbul'da Robert Kolej'i bitirdikten sonra ABD'de tarım ve meyvecilik öğrenimi gördü. CHP adayı olarak katıldığı 1973 seçimlerinde Adalet Partisi adayı Fahri Atabey'e karşı iki katından fazla oy alarak tarihi bir oranla (yüzde 63.6) İstanbul Belediye başkanlığına seçildi. Aralık 1977'ye kadar bu görevde kaldı ancak tekrar aday gösterilmedi.
12 Eylül döneminde, 1 Mayıs 1977 günü Taksim alanında patlak veren olaylara adı karıştığı savıyla sıkıyönetim mahkemesindeki DİSK davasında yargılandı. Yargılama sırasında 27 ay hapiste kaldı, sonunda uzun süren bu yargılama sonucu aklandı.
Aytekin Kotil - (14 Aralık 1977 - 12 Eylül 1980)
Aytekin Kotil 1934 yılında Rize'de doğdu. 1956 yılında girdiği İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni 1960 yılında bitiren Kotil İstanbul Barosu'na bağlı olarak serbest avukatlık yaptı. 1961 yılında eşi Görsev hanımla evlenen Kotil'in üç çocuğu oldu: Dilek, Serhan ve Gökhan.
1973 yılında Ali Topuz'un milletvekilliğine seçilmesinden sonra Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl başkanlığına getirildi. CHP içinde "ortanın solu" politikasının temsilcilerinden olan Kotil 1977 yılındaki yerel seçimleri kazanarak 14 Aralık 1977'de İstanbul belediye başkanlığı görevine başladı.
Halkçı, toplumcu bir belediyecilik anlayışıyla belediyecilik yapan Kotil 12 Eylül darbesi nedeniyle Milli Güvenlik Konseyi kararıyla 12 Eylül 1980 günü görevinden alındı.
İsmet Hakkı Akansel - (12 Eylül 1980 - 30 Ağustos 1981) [atamayla]
4. Ordu komutanıyken 12 Eylül Darbesi sonrası, 12 Eylül 1980 - 30 Ağustos 1981 tarihleri arasında atamayla İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini yürütmüştür. Belediye Başkanlığı görevinden sonta Harp Akademileri, 2. Ordu ve Ege Ordusu komutanlıkları yaptı.
Ecmel Kutay - (30 Ağustos 1981 - 24 Eylül 1982) [atamayla]
1947'de topçu subayı olarak Kara Harp Okulu'ndan, 1949'da Topçu Okulu'ndan, 1966'da da Harp Akademisi'nden mezun oldu. 1973 yılında general olan Kutay, Mekanize Tugay Komutanlığı, CENTO İdari Daire Başkanlığı, Belçika'da SHAPE nezdinde Milli Türk Askeri Temsil Heyeti Başkanlığı yaptı. 12 Eylül Döneminde, Harp Akademileri Komutan Yardımcılığı görevini sürdürürken Ağustos 1981'de İstanbul Belediye Başkanlığına atandı.
Belediye Başkanlığını yaklaşık bir yıl sürdüren Kutay, daha sonra Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı görevinde bulundu.
Abdullah Tırtıl - (24 Eylül 1982 - 26 Mart 1983) [atamayla]
1923 yılında Merzifon'da dünyaya gelen Tırtıl, 1944 yılında Kara Harp Okulu'ndan topçu subayı olarak mezun oldu. 1978 yılında korgeneralliğe yükselerek Jandarma Genel Komutan Yardımcılığı'na ve daha sonra da 2. Kolordu Komutanlığına atandı. 1982'de emekliye ayrıldı. 12 Eylül Dönemi'nde atandığı İstanbul Belediye Başkanlığı görevini 1984 yerel seçimlerine kadar sürdürdü.
|
 |
gürkan okat
11 yıl önce - Çrş 18 Tem 2012, 19:46
Sayın engygl, aynen söylediklerinize katılıyorum. Ayrıca günde binlerce kişinin ziyaret ettiği Şişli Etfal yerine Cevahir'e direkt çıkış vermeleri de bu rant odaklı hizmet anlayışını doğruluyor. Bence Şişli durağı hastanenin çok daha yakınına inşa edilmeliydi ve direkt çıkış verilmeliydi. Alışveriş yapmaya gelenler yerine, her gün metroyla hastaneye gelen hasta, hasta yakını, doktor, hemşire, hastabakıcı, vs de düşünülmeliydi. Metro Şişli Etfal'in güzergahında tamam ama arada yürünmesi gereken ciddi bir mesafe var. Üstelik burayı yürüyen insanlar "hasta".
Bunun dışında Trump towes'a direkt metrobüs çıkışı yapılması ancak metro bağlantısının yapılmaması da bir başka durum. Zincirlikuyu metro/metrobüs bağlantısı bile Zorlu Center'a müşteri gelsin diye yapılıyor, halkın ihtiyacı 2. planda. Bize ise "buna bile şükür" demek kalıyor.
Kimseyi durduk yerde savunma ya da yerme niyetim yok benim şahsen. Hatayı kim yaptıysa suçludur bu kadar basit. Kendi fikrinize yakın diye her yapılanı beğenmek ya da yermek ancak fanatiklerin yapacağı bir şeydir.
Bunun dışında genel tartışma ile ilgili de bir kaç şey söylemek istiyorum. 530 bin kişilik Ankara ve 750 bin kişilik İstanbul'a geniş bir tramvay şebekesi döşemek, ulaşım için yeterlidir. Nitekim bu dönemde İstanbul'da gayet yeterli bir tramvay şebekesi vardı. Atatürk niye İstanbul'a Ankara'ya metro yapmadı diye soranlara cevap veriyorum. Kısa sürede Balkan, 1. Dünya, Kurtuluş olmak üzere 3 büyük savaş geçirmiş, bitmiş ve yıllarca borç ödemeye mahkum edilmiş bir ekonominiz var, kendi kendinize yetmekten acizsiniz, dünya hayatında görmediği bir krizle darmaduman olmuş, yatırım yapacak bir burjuva sınıfınız yok ve mecburen devletçi bir ekonomik model izlemektesiniz. Bu durumda elinizdeki çok kısıtlı gelirle sanayi atılımı yapıp ülkeyi kalkındırmayı mı; yoksa iyi kötü tramvay şebekesi olan güzergahlara km.'si milyar doları bulan metro yapmayı mı tercih edersiniz? Bu sorunun cevabını samimi olarak verin lütfen. Bakın Atatürk dahil kimse eleştirilemez değildir, ancak bunu belirli bir mantık çerçevesinde yaparsanız kimsenin size söz söylemeye hakkı olmayacaktır.
Moskova'yı (Sovyetleri) ayrı tutuyorum çünkü onların ekonomik düzeni farklıydı (ki 1929 krizinden neredeyse hiç etkilenmediler ve 5 yıllık kalkınma planlarını 4 yılda gerçekleştirdiler, metro yapacak paraları, sanayileri ve işçi güçleri vardı, ki zaten 30 seneye de süper güç oldular). Ancak diğer ülkelerin nasıl metro yaptıklarını uzun uzun anlatmışlar, oturup Türkiye gibi yeni kalkınmaya başlamış bir ülkeyle, 100 sene önce sanayi devrimini başlatmış devletleri karşılaştırmayın.
|
 |
osmancık
11 yıl önce - Çrş 18 Tem 2012, 19:55
AVM'ye gidenler de halk değil mi? Bu nasıl bir ayrım!
AVM'ye gidenlerin trafiği hastaneye gidenlerden daha fazla.
E-5'te yapılan kartal-kadıköy metrosu güzargahı çok doğru bir metrodur. Sahil şeridindeki ilçelerden ikinci bir metronun geçmesi mümkün değildi ve hattın kuzeydekilere (kozyatağı, altıntepe, zümrütevler, gülsuyu, soğanlık, pendik üstleri...) de hitap etmesi gerekiyordu.
Güneyden marmaray geçiyor ve isteyenler 2dk'da metroya ulaşır. Kimsenin kapısının önünden geçmiyor.
|
 |
gürkan okat
11 yıl önce - Çrş 18 Tem 2012, 20:19
| Alıntı: |
AVM'ye gidenler de halk değil mi? Bu nasıl bir ayrım!
AVM'ye gidenlerin trafiği hastaneye gidenlerden daha fazla. |
Kimse AVM'ye gitmesin , AVM'ye giden halk değildir demiyoruz, demagoji ve provokasyon yapmayın öyle "bu nasıl ayrım!" diye. Yolcu çıkışları hastaneye mi, AVM'ye mi olsun tercihinde niyeyse hep AVM'ler tercih ediliyor diyoruz. Bunun sebebi de bir takım insanlara rant sağlanması diyoruz. Bunu cidden görmüyor musunuz? Tesadüf mü yani hastane yerine Cevahir'e çıkış verilmesi? AVM'ye gidenler sağlıklı ve yürüyüş yapabilecek insanlar, oysa hastaneye gidenlerin daha kısa mesafeler yürümeleri (en azından yürüyen bant, asansör, vs) gerek. Dolayısıyla tercihin bu yönde yapılması gerekirdi diyoruz. Ya da bir çıkış daha yapsalardı en azından diyoruz. Ama tabi dükkana para kazandırmadığı için yapmıyorlar.
|
 |
Mehmet Kasım
11 yıl önce - Çrş 18 Tem 2012, 20:22
| Alıntı: |
| Atatürk niye İstanbul'a Ankara'ya metro yapmadı diye soranlara cevap veriyorum. Kısa sürede Balkan, 1. Dünya, Kurtuluş olmak üzere 3 büyük savaş geçirmiş, bitmiş ve yıllarca borç ödemeye mahkum edilmiş bir ekonominiz var, kendi kendinize yetmekten acizsiniz, dünya hayatında görmediği bir krizle darmaduman olmuş, yatırım yapacak bir burjuva sınıfınız yok ve mecburen devletçi bir ekonomik model izlemektesiniz. Bu durumda elinizdeki çok kısıtlı gelirle sanayi atılımı yapıp ülkeyi kalkındırmayı mı; yoksa iyi kötü tramvay şebekesi olan güzergahlara km.'si milyar doları bulan metro yapmayı mı tercih edersiniz? Bu sorunun cevabını samimi olarak verin lütfen. Bakın Atatürk dahil kimse eleştirilemez değildir, ancak bunu belirli bir mantık çerçevesinde yaparsanız kimsenin size söz söylemeye hakkı olmayacaktır. |
hocam km'si milyar doları bulan metro nerdeymiş yahu? söyleyinde bizde bilelim. kadıköy kartal 22 km maliyeti 1.6 milyar usd. km başına maliyeti 70 milyon usd.
ayrıca metro yapmadı diye Atatürk'ü suçlayamayız belki ama moskova, londra, paris gibi 500 km hattı olan şehirlerin haritalarını buraya koyarsanız, kompleks yaparsanız, bizim neden böyle bir metro şebekemiz yok diye sorarsanız cevabı yukarıda saydığınız ekonomik gerçeklerdir. yapamadık. Atatürk dahil kimse yapamadı. ama keşke 10 km'cik bile yapılsaydı mesela taksim-aksaray arasına ondan sonra gelenler devam ettirirdi. ama yapılmadı. istanbul'a metro yapmak varken zonguldağa erzuruma vs. demiryolu yapıldı. 10 km'cikte metro yapılıverseydi ne olurdu?
CUMHURİYET DÖNEMİNDE İSTANBULA YAPILAN 1 M DEMİRYOLU BİLE YOK. 1986'YA KADAR.
|
 |
sayfa 19  |
ANA SAYFA -> ULAŞIM
|