Pasoya verilen paranın mantığını açıklasın biri Allah aşkına ya. Buna itiraz ederken kimsenin öğrencileri dikkate almamasını bana bir açıklayın. Yaptığımız bütün şikayetlere "Siz ne bilirsiniz ki?" diye cevap veren zihniyeti bir açıklayın. Final zamanı bile (mesela bugün) sabahları anca 10 dakikada bir otobüs veren zihniyeti açıklayın.
ODTÜ'den her sene giriş bandrolü aldığım için biliyorum.Aldığınız bandrole göre para ödüyorsunuz.Ve öğrenci bandrolü yanlış hatırlamıyorsam 300 tl'ye yakın bir rakam.Geçen senelerde EGO bandrolü gibi bir şeydi bu sene elektronik yaptılar, OGS gibi bir alet maliyeti 10 tl değildir.Bu uyduruk bandrole 300 tl gibi para ödeyebilen öğrencilerimiz niye buna ses çıkarmaz?
Bunun mantığını lütfen açıklayın.Madem bu kadar halkçılar, o bandrol parası için acaba gidip rektörün arabasını boyayabilirler mi?O rektör otobüsleri boyadıklarındaki gibi ses çıkarmaz mı?
İki yüzlülüğün anlamı yok.ODTÜ'deki bu hainlerin amacı belli.Uyduruk bandrole 300 tl verilmesine ses çıkarmazlar EGO'nun bandrolüne 20 tl vermemek için ancak bölücü örgüt yandaşlarının yapabileceği eylemleri yaparlar.
Alıntı:
Yalnız bu olayda biraz insafsızlık, şoföre hakaret vs. edildi mi onu bilmiyorum ama bandrolü olamayan bir öğrenciye kampüse giden bir otobüste paso sorulması ve olmayınca işin karakola varması çok yanlış. 20 lira için bir gencin hayatını karartmak ne derece doğrudur? Araca bir zarar verme olayı yoksa ufak hesaplar için ülke gençlerinin bu hale düşürülmesine izin verilmesini pek doğru bulmuyorum. Bugün mecliste nasıl insanlar var ellerini kollarını sallaya sallaya milyonlarca insanı tehdit etme cüretini gösteriyorlar, yurt dışında ülkeyi milyarlarca dolar dolandıranlar ( Uzan ailesi) ellerini kollarını sallaya sallaya geziyor, ama bir öğrenci pasosu yok diye karakola gidiyorsa bu işte bir yanlış vardır.
Bu saydığınız uygunsuz durumların sorumlusu o şoför müdür, yolcu hakkında işlem yapan polis midir, yarın adliyede bu öğrenci hakkında karar verecek hakim midir?Burada devletin görevlileri, sorumlulukları dahilinde çalışmaktadır.Kimse görevini yapmıyor diye bu olayda görevini yapan memurları suçlayamayız.
Alıntı:
Eğer araç rehin alınıyorsa, şoföre darp ediliyorsa, ya da araca zarar veriliyorsa polis çağırılabilir ama pasosu olmayan birini polis zoruyla otobüsten indirmek çok abartı.
Pasosu olmadığı halde indirimli bilet kullanarak seyahat etmek para cezasına tabi diye biliyorum.Ama şoför paso sorup, zorluk çıkarınca bu olay pasosuz bilet kullanmaktan başka yönlere kayıyor.Şoför pason yoksa iki defa bas yada arabadan ineceksin diyor, yolcu inmiyor.Bunun üzerine diğer öğrenciler bu öğrenciye arka çıkıyor, muhtemelen sözlü sataşma yaşanıyor hatta belki aracı zorla hareket ettirmek için şoföre mukavemet gösteriliyor.Paso olmamasının cezası para cezasıdır ama buradan sonrası devletin malını işgal, görevi başındaki devlet memurunun işini yapmasını engelleme varsa görevi başındaki devlet memuruna mukavemet gösterme gibi adli boyuta dönüşüyor.
Bu tip adli suçları işleyen kişilerinde karakola götürülmeleri ve haklarında yasal işlem başlatılması da gayet doğal.Haklarında çok ciddi bir yasal işlem yapılacağını sanmam.Şoförü darp etmedilerse, araca zarar vermemişlerse savcılık işlem bile başlatmayabilir.Ama bu tip hareketlerin önünü alabilmek için şoförlerin bu tip olaylarda üstlerine düşeni yapması lazım.
ODTÜ'den her sene giriş bandrolü aldığım için biliyorum.Aldığınız bandrole göre para ödüyorsunuz.Ve öğrenci bandrolü yanlış hatırlamıyorsam 300 tl'ye yakın bir rakam.Geçen senelerde EGO bandrolü gibi bir şeydi bu sene elektronik yaptılar, OGS gibi bir alet maliyeti 10 tl değildir.Bu uyduruk bandrole 300 tl gibi para ödeyebilen öğrencilerimiz niye buna ses çıkarmaz?
Öncelikle bahsettiğiniz bandrol sanırım özel araçlar için verilen bandroller. Bunun konuyla ne gibi bir alakası var merak ettim. Birinde özel aracınızla giriyorsunuz, diğerinde bir kamu hizmeti olan otobüse biniyorsunuz. Özel araçla girmek isteyen belirli bir ücreti cebinden çıkarmalı. Bu Hacettepe'de de var, ancak ücreti bu kadar fazla değil diye biliyorum. Buna karşı çıkmak ya da çıkmamak araç sahiplerine kalmış, ancak yine bana göre çok yüksek ve çok saçma bir ücret.
Ha eğer bizim üniversite kimliklerine yıllık olarak aldığımız bandrollerden söz ediyorsanız, bu konuda da zamanında ses çıkarılmış merak etmeyin. Benim Hacettepe'ye girdiğimden sanırım 2 yıl önce o bandrollerden de alınan ücret kaldırılmış, yani ücretsiz.
Siz hala bana pasoya bu kadar ücret ödenmesinin mantığını açıklamadınız. Kendinizce yeni suçlular üretip onları sormakla yetiniyorsunuz. Belediye bana 20 TL karşılığında elektronik bir kart versin, onla otobüslere binelim, tamam gerçekten kabul edeceğim. Ancak şu an alınan 20 liranın hiç bir nedeni yok.
Başkan Gökçek’in gündeme ilişkin gazetecilerin sorularını cevaplandırdığı açıklamaları, bir gazetecinin benzin fiyatlarındaki artış sonucu İstanbul ve İzmir’de toplu taşım araçlarına zam yapıldığını ve Ankara’da böyle bir düşünceleri olup olmadığı sorusunda üzerine şöyle devam etti:
“Yılbaşı itibariyle mutlaka bizim de bir fiyat ayarlamamız olacak. Biliyorsunuz biz ayda 10 trilyon lira zarar ediyoruz ortalama. Bu zarar daha da katlanıyor. Bunu tamamen karşılamak mümkün değil, bunun için bilet fiyatlarının tam iki katı yapmak lazım. Onu da yapamayacağımıza göre zararı en alt düzeyden halledebilecek bir çözüm arayacağız. Şu anda her ay belediye kasasına giren paradan 10 trilyon lira sübvanse olarak toplu taşıma kullanıyoruz. Bu yıllardan beri böyle. Benden önce de böyleydi, şimdi de böyle. Böyle olunca tabi yılbaşında zam kaçınılmaz olarak gelecek. Rakamların tayin yetkisi ise UKOME’ye (Ulaşım Koordinasyon Merkezi) ait.
İstanbul ve İzmir çok yakın tarihlerde zamlarını yapmışlardı, Ankara'da da zam olmaması şaşırtıcı olurdu.Umarım daha önce de yapıldığı gibi öğrenci korunarak indirimli bilete zam yapılmaz.Tam bilet de ise 1.55-1.60 arası bir fiyata çıkılması makul gibi görünüyor.Aktarmaya da herhangi bir zam yapılmasa iyi olur.
Alıntı:
-“TOPLU TAŞIMDAN AYDA 10 TRİLYON ZARAR EDİYORUZ”
Başkan Gökçek’in gündeme ilişkin gazetecilerin sorularını cevaplandırdığı açıklamaları, bir gazetecinin benzin fiyatlarındaki artış sonucu İstanbul ve İzmir’de toplu taşım araçlarına zam yapıldığını ve Ankara’da böyle bir düşünceleri olup olmadığı sorusunda üzerine şöyle devam etti:
“Yılbaşı itibariyle mutlaka bizim de bir fiyat ayarlamamız olacak. Biliyorsunuz biz ayda 10 trilyon lira zarar ediyoruz ortalama. Bu zarar daha da katlanıyor. Bunu tamamen karşılamak mümkün değil, bunun için bilet fiyatlarının tam iki katı yapmak lazım. Onu da yapamayacağımıza göre zararı en alt düzeyden halledebilecek bir çözüm arayacağız. Şu anda her ay belediye kasasına giren paradan 10 trilyon lira sübvanse olarak toplu taşıma kullanıyoruz. Bu yıllardan beri böyle. Benden önce de böyleydi, şimdi de böyle. Böyle olunca tabi yılbaşında zam kaçınılmaz olarak gelecek. Rakamların tayin yetkisi ise UKOME’ye (Ulaşım Koordinasyon Merkezi) ait.
İstanbul ve İzmir çok yakın tarihlerde zamlarını yapmışlardı, Ankara'da da zam olmaması şaşırtıcı olurdu.Umarım daha önce de yapıldığı gibi öğrenci korunarak indirimli bilete zam yapılmaz.Tam bilet de ise 1.55-1.60 arası bir fiyata çıkılması makul gibi görünüyor.Aktarmaya da herhangi bir zam yapılmasa iyi olur.
İstanbul bizim için asla ölçü olamaz. Hem 3 katımız büyüklüğünde bir şehir, hem 2 kıta üzerine kurulu hem de gelenek olarak pahalı. Bizim için ölçü bizden 1 milyon kişi az olan İzmir'dir. Tam 1,70 lira, öğrenci 0,90 lira, 90 dakika içerisinde tüm binişler ücretsiz. Ve bu mükemmel sistemi uygulayan Eshot öyle feci bir zarar da etmiyor, bazı senelerde kara geçiyor. Neden? Fiyatlar o kadar cazip ki millet arabayı bırakıp toplu taşımaya yöneliyor. Aylık bilet yok ama sınırsız aktarma göz dolduruyor.
Ankara'ysa zamları doğrudan çözüm olarak görmemeli, daha başka çözümlere gidilmeli. Mesela bir aylık abonman niye çıkmaz anlamak mümkün değil. Öğrenci 50 lira, tam 90 lira aylık sınırsız biniş hakkı veren serbest kart ne de güzel olur. Hem böylece belediye parasını peşin toplar, zarar azaltılır. Ayrıca otobüslerin sürekli yolcuları da korunmuş olur.
Bunun dışındaki seçeneklere devam edelim. Öncelikle tam biletteki aktarma ücreti bel büküyor. Bırakın aktarma ücretine zammı, indirim lazım! O yüzden çeşitli seçenekler yazalım:
Tam bilet için:
a) Tam ücreti 1,55'e yükseltilir ve aktarma ücreti 25 kuruşa iner.
b) Tam ücreti 1,60'a yükseltilir ve aktarma ücreti 20 kuruşa iner.
c) Tam ücreti 1,70'e yükseltilir ve aktarma ücretsiz olur.
Öğrenci için:
a) Mevcut duruma imkanlar çerçevesinde devam edilir.
b) İmkanlar elvermiyorsa öğrenci ücreti 1,20'ye çıkar ve aktarma yine ücretsiz olur.
c) Öğrenci ücreti 1,10'da tutulur ve aktarma ücreti 10 kuruş olur.
d) Öğrenci ücreti 1,15'e çıkar ve aktarma ücreti 5 kuruş olur.
Bu seçenekler güzel seçenekler. Tamdaki bu aktarma külfeti azaltılmalı, icabında öğrenciye de 5-10 kuruş gibi sembolik aktarma ücretleri konulabilmeli. Yani seçenek bol, birbiriyle harmanlayıp vatandaş için en hayırlısını oluşturmak lazım. Gökçek'in zarar açıklamasıysa klişedir, zaten dünya çapında toplu taşımasının açığını kapatmayan idare bulmak çok zordur. Toplu taşım bir kamu hizmetidir, hizmet zararı kaçınılmazdır. Zamlardan ziyade farklı seçenekler, toplu taşıma kullanımını özendirecek aylık abonmanlar v.b.yle zarar azaltılması, bayram günleri tıklım tıkış ücretsiz biniş yerine yarı ücretle biniş gibi seçeneklerin gündeme gelmesi daha yararlı olur.
Ayrıca belediye bu zararına en fazla 2 yıl daha katlanacak. Ondan sonra önce Çayyolu, sonra Sincan sonra da Keçiören metroları açılınca metro karları toplu ulaşımın önünü açacak. O yüzden bu tip zarar bahanelerine, rakam oyunlarına sığınarak zam meşrulaştırılmasın.
Ankara daha büyük bir şehir olduğu için EGO otobüsleri ESHOT otobüslerinden daha çok yolcu taşımaktadır.Ayrıca EGO son 3 yılda 1200'e yakın araç satın almış bunlara ciddi kredi ödemeleri yapmıştır.ESHOT'un alımları ise bu rakamın yarısı kadar ancadır.Bunlara rağmen Ankara 120 milyon TL, İzmir 116 milyon TL zarar etmiştir.İzmir'de daha cazip olduğu için insanların otobüslere yöneldiği, sürümden kazanıldığı, daha az zarar edildiği iddialarının aslı yoktur.
Lütfen yanlış bilgiler vermekten kaçınalım.
Alıntı:
Ayrıca belediye bu zararına en fazla 2 yıl daha katlanacak. Ondan sonra önce Çayyolu, sonra Sincan sonra da Keçiören metroları açılınca metro karları toplu ulaşımın önünü açacak. O yüzden bu tip zarar bahanelerine, rakam oyunlarına sığınarak zam meşrulaştırılmasın.
Bu konuya da bir açıklık getirelim, herkes UBAK metroları yapacak sonra belediyeye altın tepside hediye edecek sanıyor ; bu çok büyük bir yanılgıdır.UBAK metroları yaptıktan sonra harcadığı parayı uzun vadede, kredi ödemesi gibi belediyeden geri alacaktır.2-3 sene içinde metrolar açıldıktan sonra o karların EGO'ya doğrudan bir maddi kapı olarak faydası olmayacaktır.Sadece hatlar kısalacağı, daha az araç daha geniş bir bölgede hizmet verebileceği, araçların yıpranması azalacağı için tasarruf edecek oradan bir kar sağlayacaktır.Metrolardan doğrudan bir para girişi olmayacaktır, o para merkezi hükumete geri ödenecektir.
Ankara daha büyük bir şehir olduğu için EGO otobüsleri ESHOT otobüslerinden daha çok yolcu taşımaktadır.
Ayrıca Eshot otobüslerinin bizdeki gibi uzun uzadıya hatları yok. Ankara'ya uyarlayacak olursak Akyurt-Kalecik veya Ayaş-Yenikent arası gibi çalışan hatları var. Örnek Aliağa ve Foça hatları Menemen'de , Selçuk hattı Torbalı'da , Kemalpaşa hattı Bornova'da biter. Halbuki bizde Kalecik ve Elmadağ hatları Ulus'a kadar, Sincan, Yenikent, Kazan, Akyurt ve Çubuk hatları Sıhhiye'ye kadar gitmektedir. İzmir de benzer hatlar aktarma yaptığından hem aktarmadan para almakta hem de az mazot yakmaktadır. Şartlara bakıldığında ESHOT'un EGO'ya göre çok daha fazla zarar ettiğini görebiliriz.
Aslında ESHOT'un hat yapısı daha mantıksız. Bizde hatlar Kızılay-Ulus ekseninde kesişir, buraları merkez alırken ESHOT'un garip garip hatları var. Alsancak-Gümrük-Konak-Halkapınar v.b. yerlere giden, buraları merkez alan hatları olduğu kadar bir sürü de çapraz, garip garip hatları var. Balçova'dan çıkan bir hat düz gidip 20 km ilerleyip Pınarbaşı'na varacağına çevreyolundan gidip 40 km.'de bile varabiliyor gideceği yere. Öyle garip garip hatları da yok değil. Ayrıca son yıllarda müthiş alım yaptılar. Mercedes Conecto'da 2008 ve 2009 alımı yapıldı ve üstelik Conecto'ların hepsi körüklü, 2009'da yine solo BMC Procity alımları da var. Belki Ankara kadar otobüs almadılar ama filodan O 302'leri, Sanos'ları, Ikarus'ları, ilk nesil BMC Belde'leri büyük ölçüde temizlediler. En eski olarak genelde 98 model O 345 kullanıyorlar, artık çok az eski otobüs geliyor duraklara.
Bir de Eshot'un zararında kullandıkları araçların tamamen dizel olmasının da payı var. Ankara'daki otobüsler Cng'yle gidip geliyorlar. Bizim otobüsler mübarek tüplü araba gibi az yakıyor. Yakıtın da EGO'ya getirdiği ciddi bir tasarruf var.
Ayrıca İzmir'de halk otobüsü filosu yok. Ulaşımda ağırlık Eshot ve az olarak İzulaş'ta. Ankara'da olduğu gibi ne özel halk otobüsleri ne özel toplu taşım araçları bulunuyor. Dolmuşlar da Ankara'ya göre çok az. Üstelik ilçe taşımalarında Ankara'dan daha fazla sefer var, öyle ki yaz aylarında bu seferler taştıkça taşıyor. Bu nedenle top Eshot'ta.
Böyle bir kurumun zararı bence azdır. Miktar olarak çok gözükebilir ama en azından EGO'ya göre biraz daha etkili yönetim tarzına sahip olduğunu düşünebiliriz. O nedenle zarar az bir zarardır. Kaldı ki İzmir de Üçyol-Üçkuyular ve Bornova metrosu tamamlanınca daha da az zarar edecektir. Egeray'ın etkileri de yakında görünebilecektir. Dolayısıyla İzmir'in zararı görece azdır.
Gelgelelim madem Ankara'nın zararı görece olmasa da rakamsal olarak azsa nedir bu zamlar? İzmir başarıyor, biz de kendimize toplu ulaşımda ölçü alacağımız İzmir'in kalıbını niye başarmayalım?
Size bir anekdot anlatarak konuyu bağlayayım: Efendim üzerinize afiyet bir gün şöyle Bornova'dan otoyol girişinden Alsancak'a kadar yürüyeyim dedim. Hatta yolda İlhan Cavcav'ı falan da gördüm. (Kanıtı da var, foto bile çekindik) Böyle yürüyorum yürüyorum bir mevkiye geldim yaya yolu yok, üst geçit yok. Kendimi yollara attım, trafiğin içinden geçtim. Yine bir yere geldim bu sefer düz yoldan geçiş yok, çıktım viyadüğün tepesine, daracık korkulukların arasından yürüdüm. Sonunda Bornova'dan Alsancak'a ulaşmayı başardım. Bu olayı İzmir forumlarında paylaştım, yaya yolu niye yok diye eleştiri getirdim ve hatta Hakkı Bey de haklı olarak bana destek oldu. İkimize de eksileri yapıştırdılar ve verdikleri cevap şuydu: Niye otobüse, metroya binmedin? Adamlar toplu taşımayı öyle kanıksamış ki!
Böyle bir kurumun zararı bence azdır. Miktar olarak çok gözükebilir ama en azından EGO'ya göre biraz daha etkili yönetim tarzına sahip olduğunu düşünebiliriz. O nedenle zarar az bir zarardır. Kaldı ki İzmir de Üçyol-Üçkuyular ve Bornova metrosu tamamlanınca daha da az zarar edecektir. Egeray'ın etkileri de yakında görünebilecektir. Dolayısıyla İzmir'in zararı görece azdır.
Bu konuda bence az denilemez ki.
EGO daha fazla otobüs çalıştırıp, daha uzun hatlar uygulayıp buna karşılık daha İzmir'le aynı seviyede zarar ediyorsa bu başarıdır.
EGO tahmin ediyorum son yıllarda ESHOT'un neredeyse 2 katı kadar otobüs aldı.Yani yenilemeye yaptığı harcama en az iki katı kadar ESHOT'un ama buna rağmen de zararı aynı seviyede.
EGO'nun zararının az olmasında doğalgazlı araçların tasarrufları etkilidir mutlaka da zaten bu da EGO'nun böyle bir tasarruf vizyonuyla, ESHOT'a göre daha akıllıca yönetildiğini gösterir.
ESHOT 2008 yılında 1 yolcuyu 2.3 TL maliyetle taşımışken, EGO 1.8 TL maliyetle taşımıştır.Zamanında ben bunun araştırmalarını yaptım.
EGO daha çok otobüs alıp, daha çok yatırım yapıp, daha uzun hatlar çalıştırmasına rağmen kişi başı maliyeti ESHOT'tan daha düşük seviyede tutarak ESHOT'a göre başarılı bir performans sergilemiştir.
Ayrıca siz ÖHO, ÖTA ve dolmuşlar sanki Ankara'da EGO'nun daha çok kazanmasına sebep oluyormuş gibi yazmışsınız ama bunlar alternatif oluşturduğu için EGO'ya zarar vermektedirler aslında.ESHOT İzmir'de tekel olduğu için daha az zarar etmesi gerekirdi.Bu noktada verdiğiniz örnekler de tezinizle çelişkili.
Uzun lafın kısası EGO'nun ESHOT'tan mali performans açısından daha başarılı olduğu ortada.Bu demek değil ki bizde özellikle aktarmalı yolculuklarda yolcunun ödediği para daha az.Sadece EGO'nun mali anlamda daha başarılı olduğu ortada.Öbür bilet fiyatı kısmı başka bir olay.
Türkiye'de doğalgazlı otobüs teknolojisini sadece iki kent kullanıyor: Ankara ve Kayseri. Bu çerçevede dizel araçlar kullanan ve özellikle solodan kat be kat fazla Mercedes marka otobüsler almış İzmir'in mevcut şartlar içerisinde zararı normatif olarak daha azdır. Doğalgazlı filoya geçmemeleri, hat revizyonunu yeni yeni yapmaya başlamaları stratejik hatalarıdır ama içerisinde bulundukları koşullarda zararları görece daha azdır. Aynı koşulları biz taşıyor olsaydık zararımız daha fazla olurdu. Ayrıca özel toplu taşım araçları kar etmeyi başarır ama belediye otobüsleri bunu çok kolay başaramaz. Dolayısıyla tekel olmak karı azaltmaz, arttırır.
Hem kıssadan hisse EGO'nun zararı görece fazla olsa da rakamsal olarak az. O zaman nedir bu daha zamlı taşıma isteği? Görece iyi olsa da rakamsal olarak bizden daha fazla zarar eden İzmir'den niçin fazlaya taşıyalım?