1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 2  |
 |
Serhat Atan
14 yıl önce - Pzr 21 Eyl 2008, 02:57
Hayırlı olması dileğiyle..
Aklıma şu soru takıldı bu haberi okuduğumdan beri.Nerede ihtiyaç olursa oraya gidecek diye yazıyordu gazetede ama malum en fazla kıyı şehirlerimizin limanalrına yanaşabilir.İç taraflardan gelecek olan ambulansın vs. buna ulaşması için epey yol katetmesi gerekecek bir afet anında.
|
 |
Akın Kurtoğlu
14 yıl önce - Pzr 21 Eyl 2008, 03:01
17 Ağustos zelzelesinde sabaha karşı 3:02'deki sarsıntı sonrasında Yalova cadde ve sokakları ölü ve yaralılarla doluydu. Buraya ulaşan yollar ise, hem İzmit hem de Bursa istikametlerinden, ya asfaltın deforme olması; ya da yolda sıkışıp kalan trafik nedeniyle felç olmuştu. Biz 7:30 feribotuyla, yakınlarımıza ulaşabilmek için aceleyle Yenikapı'dan 55 dakikada Yalova'ya vardık (O senelerde bu hat 55 dakika sürmekteydi). Karayolunu tahmin ettiğimiz için buraya girmedik bile...
Kente indiğimizde felâketi gördük. Sadece 6 itfaiye aracı sokaklar arasında mekik dokuyor ve eldeki son derece kısıtlı imkânlarla çökmüş evlerin çok cüz'i bir kısmına yardım edebiliyorlardı.
Arada bir tek-tük geçen ambulanslar ise kimseye yardım edemiyordu. Hatta kaldırım kenarında yatan ağır yaralı yakınları için sağlam kalanlardan bazıları kendilerini ambulansların önüne atmakta ve yardım dilenmekteydiler. Öylesine feci bir manzara vardı...
8:25'de iskeleye yanaşan feribotun araç kısmının bir kısmına ağır yaralılar adeta istiflenerek 9:15 civarı İstanbul'a hareket ettiler. Tabi gemide sağlık ekibi ve ilkyardım malzemesi yeterince bulunmadığı için (çünkü feribot yolcu taşıma aracıydı, ilkyardım malzemesi ise gemi yolcularına yetecek ölçüde sınırlı olmalıydı) bunların bir kısmının yolda hayatını kaybettiğini işittik sonradan...
2. Feribot İstanbul'dan saat 9:30'da hareket ederek Yalova'ya 10:25'de yanaştı. Bu sefer içinden sadece ambulanslar döküldü. Ama ne ambulans... Gemiden çıkanlar arasında normal vasıta yok gibi birşeydi. Araç kısmının tamamına yakını ambulanslara ayrılmıştı. Bu ikinci posta biraz daha fazla yardım getirebilmişti. 3. posta ise öğlen vakti saat yarımda geldiğinde yardımın miktarı daha da artmıştı ve içlerinde bol miktarda sağlık ekibinin de olduğu konuşulmaktaydı.
Deprem sabaha karşı saat 3'de oldu. Tam tedarikli ve elle tutulur asıl yardım ise, zelzeleden 9.5 saat sonra ulaştırılabildi. Elde olmayan ve bu derece olacağı beklenmeyen, hazırlıksız yakalanan böylesi bir felâketin üzerinden neredeyse yarım gün geçtikten sonra tam teşekküllü müdahale başladı. Bursa'dan gönderilen ambulanslar ise yine yolda takılarak, kuşluk vakti kentte olabildiler.
Öğleden sonra Denizyolları "Truva" gemisini gönderdi ve akşam saatlerine doğru Yalova iskelesine bağlanarak, alt katı geçici hastahane/ilkyardım bölümü haline getirildi. Geminin üst katları da evleri yıkılanlara sığınak olarak kullanıma açıldı...
Oysa elimizde böyle bir ilkyardım gemimiz olsa idi, İstanbul'dan derhal hareketle sabah saat 5 civarında, yani hava aydınlandığı vakitlerde Yalova'da ilk müdahaleler başlamış olacaktı. Römork marifetiyle dahi getirilse, bu hastahane gemisi sabah saat 7:00-7:30 civarlarında Yalova iskelesinde hazır hale getirilebilinecekti.
Gemi uzun müddet hiç kullanılmasa bile (-ki, temennimiz böyle felâketleri bir daha yaşamamamız ve olabildiğince az kullanılması yönündedir zaten), yine de ihtiyaçtan ötürü hazır ve de nâzır bir halde bekletilmelidir. Savaş gemilerimiz ya da savaş uçaklarımız da uzuuuun yıllardan beri bayram törenleri haricinde kullanılmıyor ama (Allah savaş yüzü göstermesin zaten bu memlekete), her an için acil bir müdahale için hazır bekletiliyorlar. Bunlar ne kadar gerekli ise, "yüzer hastahane" de o derece gereklidir...
Akın KURTOĞLU
|
 |
Serhat Atan
14 yıl önce - Pzr 21 Eyl 2008, 03:29
Benim bahsettiğim sorundan bi nebze Akın abi de bahsetmiş.Misal Allah göstermesin Burdur-Isparta-Denizli civarlarında deprem olsa;yollar filan kulanılamaz hâle gelse.Bu ilkyardım gemisi de Antalya limanına gelse(çünkü bölgeye en yakın liman orası);yollar açık olmadıktan sonra gelen gemiden nasıl fayda sağlanacak ki?
Bunu anlatmaya çalışıyorum aslında.
|
 |
Süha
14 yıl önce - Pzr 21 Eyl 2008, 03:35
Gemide helikopter pisti mevcut olacak helikopter yardımıyla hastaların gemiye ulaşması sağlanabilir.
|
 |
Akın Kurtoğlu
14 yıl önce - Pzr 21 Eyl 2008, 03:49
| Alıntı: |
| Misal Allah göstermesin Burdur-Isparta-Denizli civarlarında deprem olsa;yollar filan kulanılamaz hâle gelse.Bu ilkyardım gemisi de Antalya limanına gelse(çünkü bölgeye en yakın liman orası);yollar açık olmadıktan sonra gelen gemiden nasıl fayda sağlanacak ki? |
Memleketimizin sahillerinin toplamı, kara sınırlarının 3 katından da fazladır:
| Alıntı: |
| Türkiye'nin kara sınırları uzunluğu 2.573, adalar dahil sahil uzunluğu 8.333 kilometredir. |
Allah muhafaza, böyle bir müdahale durumunda memleketin sahile kıyısı olan şehirlerinin ve ikinci derecede sahile yakın kalanlarının harita üzerinde görünümü şu şekildedir:
(+)
29 kentimiz denize muvâzi, 25 kentimiz ise hemen sahil kentlerine komşudur. Yani, böyle bir müdahale durumunda, hiç değilse denizyolu marifetiyle 54 şehre ilkyardım ulaştırmak olasıdır. Bu da 81 ilin % 67'sine tekabül eder. Yani ülkenin üçte ikisine... Karayolunun deforme olması çok kötü bir durum ama, hiç değilse sahillere yardım yığılması açısından da faydalı bir girişim...
Akın KURTOĞLU
|
 |
İSMAİL ÇELİK
14 yıl önce - Pts 22 Eyl 2008, 12:32
Bu gemi başka ülkelerde yaşanacak afet vs. işlerede yardıma gidebilmesi,muhtemel savaş durumunda mesela farz edin Yunanistan ile savaşıyoruz savaşın kesin cephesi Adalar Denizi buradaki askerlerimiz içinde kullanılabilecektir.Sulhta ter dökmeyen harpte çok kan kaybeder.
Kısacası faydası olacaktır.
|
 |
Akın Kurtoğlu
14 yıl önce - Sal 23 Eyl 2008, 07:02
Bu gemi, her türden acil durum için (afet vs...) bir "ihtiyat" olarak düşünülmelidir.
Akın KURTOĞLU
|
 |
Süha
14 yıl önce - Cum 03 Ekm 2008, 01:18
Bu köşe yazısı Milliyet köşe yazarlarından Serpil Yılmaz'a aittir. Aynen aktarıyorum.
KIZILAY’I GEMİ SANAYİ İLE KARŞI KARŞIYA GETİREN PROJE
| Alıntı: |
Kızılay, Ukrayna’dan “su yüzünde“ durabilen bir “hastane“ alıyor! Bu haber aslında yeni değil; 17 Eylül günü gazetelerde “Türk Kızılay’ı yüzen hastane alıyor“ başlığıyla yer almıştı. Kızılay’ın “girişimci öyküsü“nü yazmak arife gününe kaldı. Deniz Feneri gibi, Kızılay’ın da bir gemi macerası var.
Kızılay Genel Başkanı Tekin Küçükali’nin, “yüzen hastane”yle ilgili sözlerini özetliyorum:
“Türk Kızılay’ı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi yüzen hastane almaya karar verdi. Depremlerde hastanelerin çoğu artçıların etkisiyle hasar görüyor. Otel amaçlı gemilerin hastaneye dönüştürülüp dönüştürülemeyeceğini araştırdık ve olabilirliğini öğrendik. Projemizi Ulaştırma Bakanımız Binali Yıldırım’a ilettim. ‘Böyle bir proje için İDO’da bir mühendisi görevlendirdim. Bunu hemen projelendirin’ dedi.
Hemen İDO Genel Müdürümüzle konuştum, bir çalışma yaptık. Ukrayna’dan römorkörle her yere çekilebilen altı beton, motorsuz yüzen oteller yapıldığını öğrendik. Bu gemilerin ömrü 100 yıl olabiliyor.”
Ukrayna’da yola çıkmak üzere bekleyen geminin özellikleri ve karar süreçleri dikkat çekiyor. Gemi Mühendisleri Odası Başkanı Tansel Timur, “Yıllardır betonun bu işlerde kullanıldığını duymadım. Muhtemelen eski bir gemi. Su yüzünde sağlık araç ve gereçlerinin sarsıntıdan etkilenmemesini sağlayacak bir teknoloji var. Petrol platformlarında kullanılan pahalı bir teknoloji” diyor.
Geminin 100 yıllık ömrü olduğu bilgisinin verilmesinin, “eski gemi” eleştirilerine yanıt niteliği taşıdığını düşünüyorum.
“Römorkörle yüzecek”
Timur, “Motoru olmayacak ve limanda sabitlenecek bir gemi alınırken, limanın belli olmaması, akla projenin fizibilite çalışmasının yapılmadığını getiriyor” açıklamasını yapıyor.
Gemi İnşa Sanayicileri Birliği (GİSBİR) Başkanı Murat Bayrak, “Denizde motoru olmadan kendini kumanda edemeyen değil bir gemiyi/hastaneyi; bir dubayı bile yüzdüremezsin. Hangi mesafede, nereye gidecek? Türk Loydu bu bilgileri ister” diyerek bir motorsuz geminin “römorkörle” taşınması fikrini eleştiriyor.
“İDO ile AR-GE yaptık”
İDO Genel Müdürü Ahmet Paksoy, “Biz gemi işlettiğimiz için, gemi mühendisliği birikimine de sahibiz. Bizden danışmanlık istediler. Dünyayı araştırdık. Yüzeysel bir bilgi amaçlı olarak, proje gurubuyla birlikte arkadaşlarımız yurtdışında incelemelerde bulundular” diyor.
Paksoy bu sözleriyle, açıklamada belirtilen Ar-Ge çalışması iddiasının “yüzeysel bir danışmanlıktan” ibaret olduğunu vurgulamış oluyor.
Paksoy, “yüzer hastane”nin satın alınma ve karar sürecinden de habersiz olduğunu söylüyor.
İDO, üniversite mi?
Kızılay bir “gemi” almak istediğinde gitmesi gereken ilk adres acaba İDO mu olmalı? Orada; gemi mi satılıyor, gemi mi imal ediliyor? Yoksa gemi mühendisliği ve Ar-Ge alanında bir akademik kariyer mi yapılıyor? İDO’ya “üniversite” muamelesi yapmamızı bekliyor Sayın Küçükali.
Kendi adına hazırlanan internet sitesinde yer alan özgeçmişinde, eğitim veya herhangi bir kurum adına rastlamadım.
Küçükali, İDO’yu içinde mühendisler çalıştığı için “üniversite” ile özdeş sayıyor olabilir. Ar-Ge’den kasıt da Bakan Yıldırım ile konuyu görüşmek gibi algılanıyor. Zira Yıldırım, İTÜ Gemi İnşa ve Deniz Bilimleri Fakültesi mezunu.
Türkiye yerine Ukrayna
GİSBİR Başkanı Bayrak gemi ithaline karşı çıkıyor:
“Tersanelerde yüzde 80’e varan oranda iş kaybının yaşandığı bir dönemde, bizden değil de Ukrayna’dan gemi alınmasını anlamam mümkün değil.
Eğer söz konusu olan hastane teknolojisi ise, Tuzla Tersanesi’nde 55 yatak kapasiteli son teknolojilerle donatılmış bir hastaneyi yeni hizmete açtık. Gemi sanayisinde nerelere geldiğimizi herkes biliyor. Daha dün Başbakan ilk milli savaş gemisini denize indirdi.”
Fiyatı 100 milyon dolar olarak tahmin edilen bu gemi işine benim aklım hiç yatmadı. Yine birileri kendini “savunmak” zorunda kalacak gibi. |
Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=Yazar ...amp;ver=72
|
 |
muratcan çakmak
14 yıl önce - Pzr 05 Ekm 2008, 01:06
peki Türkiyede atıl durumda olan gemiler ufak sağlık ocağı ve hastane yapılamazmı
|
 |
emrak
14 yıl önce - Pzr 05 Ekm 2008, 13:38
Alınacak gemiye makine takılması konusunda fikir ayrılıklarına girmişiz fakat benim okuduğumdan anladığım kadarıyla ukraynadan getirilmesi düşünülen türden bir gemi zaten makine takılacak fiziki yapıda olmayacaktır. Yani aslında basedilen sadece yüzer bir platform, kabaca bizim karaköy iskelesi gibi birşey. Ve böyle bir yapının römorkörlerle yedeklenerek çekilmesi da oldukça zor olacaktır bana göre.
Hastane gemilerinde sallantıya petrol platformlarında kullanılan bir sistem olduğu söylenmiş yazıların birinde. acaba bu sistem tüm gemi için mi kullanılıyor yoksa sadece gemi içinde muhtelif kısımlarda mı? Yalnızca ameliyathanelerde bu sistemin olması yeterli olabilir gibi geliyor bana sanki. Bilgisi olan paylaşırsa sevinirim.
Yazanlar haklı, kıyı uzunluğumuza oranla çok az limana sahibiz, sahip olduklarımızın da az bir kısmı belli boyutların üzerinde gemilere hizmet verebilecek türden. Fakat bir afet durumunda hava şartları elverdiği sürece her türlü kıyıya çok kısa sürede geçici iskeleler kurulabilir. Gemi bu şekilde yine kullanılailir. Hatta belki de bu gemiyle birlikte iskele görevi görebilcek tesisata sahip bir gemi de tasarlanabilir.
Bir de geminin afet olmadıkça kullanılmaması gibi bir durumu da olmamalı bence. Mesela birkaç yıl evvel askeriyeye devredilen İskenderun gemisi Kdz.Ereğli ve birkaç sahil kentini gezmiş , halka ücretsiz sağlık taraması yapmıştı. Gemi bağlı olduğu limanda sağlık hizmeti verebilir, bu şekilde geminin işletim giderlerine katkıda da bulunabilir, aynı zamanda sağlık ekipmanları ve malzemeleri güncel tutulur ki çoğu malzemenin çok kısa ömürleri var.
İşin maddi tarafında dönecek olayları bilemem. Ama memleketimin böyle bir gemiye ihtiyacı olduğu ve edinildiği takdirde de yararına olacağı gayet açıktır. Umarım doğru yerlere gidilip doğru mercilere danışılarak bu proje hayata sokulur ve bizler de yararlanır ve güvenini duyarız.
|
 |
sayfa 2  |
ANA SAYFA -> ULAŞIM
|