Bugünki Financial Times'daki haber: Asya'dan Avrupa'ya navlun ücretleri sıfırlandı yani asyadan avrupaya gemiyle mal taşımak artık bedava (kaynak: LLOYD'S LIST), yalnızca konyetner ücreti ödüyorsunuz.
bu haber önemli bir haber zira dünyadaki ekonomik durgunluğu tam anlamıyle ve tüm çıplaklığıyla yansıtıyor
bir sonraki adım armatörlerin batışı olacak. Ayrıca pekçok taşıma şirketi 2009 ve 2010 senelerinin navlun ücretlerini 2008 de bu kriz arifesinde (çok daha yükseğe çıkacağı beklentisi ile) ve en tepeden satın alarak kendilerini hesapta hedge'diler ama böylece terse geldiler
piyasada o kadar çok satılık gemi var ki fiyatlar tam anlamıyle göçtü. 10,000 tonluk bir kuru yük gemisi 1 milyon doların altında satılıyor ve bu fiyat hurda fiyatının bile oldukça altında
demirin hurda fiyatı şu anda $200 dolar/ton
Saffet ULUSOY'un elinden UN-RORO'yu amerikalılar alırken adamcağız yılların birikimi Amerikalılara gitti diye ne çırpınmıştı. Ama Allah adamın yüzüne bakmış. Demek ki Şer gördüğünüz şeyde hayır olabilir. Görünene değil arkasında olana bakmak ve neler olduğuna bakıp hayrı şerri yorumlamaya güzel bir örnek.
Geçen Petkim'i alan Azeri işadamıda devletin akıllı davrandığını ve eğer bugün satmaya kalksalar 1 milyar dolar bile etmeyeceğini 3 ay önce bir Gazeteye yaptığı söyleşide söylemişti.
Acaba özelleştirilen varlıkların bugün ekonomik değer olarak acaba ne kadar değeri var. İşi bilen arakadaşlar, Devletleştirilmesi durumunda piyasa değerlerinin ne olduğunu yazabilirler mi?
Çünkü devletin burada önce elden çıkartıp yabancı sermaye çektiğini, sonrasında krizle fiyatların düşeceğini bildiğinden özelleştirmeye fazla ses çıkartmamanın altında bunun da olabileceğini söyleyenler var.
Hem USA, Hem Turkiye ile karsilikli is yaparim...Velhasil, gozlemlerim pratikdedir.
USA' de durum cok kotudur. Isten cikarmalar, mali kriz dahada derinlesmekde. Her ne kadar 3-4 yil surecek denilsede bence bir tahminde bulunmak olanaksiz, 20 yilda surebilir, 2 yilda. Tamami ile yerinde alinacak onlemlere bagli. Kendim traventen, mermer ve diger mineral satisi yaparim, Turkiyeye elektronik gonderirim. isler yari yariya azaldi her iki tarafda. Cunku insaat sektorude coktu. Bankalar kredisi iyi musteriye bile kredi vermiyorki adam gelsin benden mal alsin.
Turkiye' ye gelince,..memleketin iyi zamanini goren zaten yok,..odenmeyen senetler, batan batana, durum USA' den vahim. kimse elini cebine atmiyor. herkez nakit calismak istiyor ama nakit yok. Binlerce ev yapilmis alan yok.
Akilli yonetimle durumum iyidir, krizi atlatacagiz elbet, fakat cok uzun surerse dayanabilirmiyiz bilmem. olmadi bizde kapatacagiz isi, nakitde bekliyecegiz,.. cunku keseden yemege basliyorsunuz.
Is yapmak kolay is degildir,..iyi zamanlar ihya eder, kotu zamanlara hazir durmak lazim her dem.
İmalat sanayiinde kapasite kullanım oranı Ocak’ta yüzde 63.8’le 18 yılın en düşük düzeyine indi.
Küresel kriz nedeniyle azalan talep sanayiyi vurmaya devam ediyor. İmalat sanayiinde kapasite kullanım oranı, Ocak ayında 16.5 puan azalarak yüzde 63.8’e geriledi. CNBC-e anketinde kapasite kullanımının yüzde 62.8 olması bekleniyordu.
İç pazarda talep yetersizliği, işyerlerinin tam kapasite ile çalışmamasının en önemli nedeni olarak belirlendi. İç pazarda talep yetersizliği yüzde 49.8 ve dış pazarda talep yetersizliği yüzde 28.5 oranında etkili oldu.
İşyerlerinde Ocak ayı üretim miktarı yüzde 2 artarken, Şubat’ta da yüzde 1.2’lik azalma bekleniyor. Ocak’ta satış miktarı ise yüzde 4.9 azaldı.
Kapasite kullanım oranı, devlet sektöründe yüzde 68.8, özel sektörde yüzde 63 oldu. 2008 yılının aynı döneminde kapasite kullanım oranları kamuda yüzde 88,7, özel sektörde yüzde 79.1 olarak belirlenmişti.
OTOMOTİVDE KAPASİTE YÜZDE 41.6
İmalat sanayinde iktisadi faaliyet kollarına göre kapasite kullanımı en düşük sektör, yüzde 40.7 kapasite kullanımı ile büro, muhasebe bilgi işlemleri makine imalatı oldu. Bunu, yüzde 41.6 kapasite kullanımıyla taşıt araçları ve karoseri imalatı, yüzde 58.4 ile derinin işlenmesi, bavul ve çanta imalatı, yüzde 59.3 ile mobilya imalatı, yüzde 61.2 ile başka yerde sınıflandırılmayan makina ve teçhizat imalatı izledi.
Ocak ayında kapasite kullanım oranları, gıda ürünleri ve içecek imalatında yüzde 66.9, tütün ürünleri imalatında yüzde 81.1, tekstil ürünleri imalatında yüzde 67.5, giyim eşyası imalatında yüzde 74.9 oldu.
EKİM’DEN BERİ DÜŞÜYOR
Kapasite kullanım oranı krizin etkisini gösterdiği Ekim ayından bu yana düşüş gösteriyor. Eylül ayında yüzde 79.8 olan kapasite kullanımı Ekim’de yüzde 76.7, Kasım’da yüzde 72.9, Aralık’ta yüzde 64.7 olmuştu.
Kapasite kullanım oranının yüzde 60’a doğru gerilemesi üretim açısından kötü bir sinyal olarak algılanıyor.
Ben o zaman 11 yaşında ilk okul öğrenicisi idim.Urfada idik.Babam halepten manifatura ithal ediyor ve urfa ve civar vilayetlere satıyorduk.O zaman türkiyede sanayi inkişaf etmediği için en büyük üretim tahıl idi.Birinci cihan harbinden sonra terhis olan insanlar köylerine dönerek zıraatla uğraşmağa başladılar.Üretim çoğalmasına rağmen tüketim azalınca bilhassa urfada buğday fiyatları çok düştü.O zaman taşımacılık ta olmadığından üretilen buğday ve arpa elde kaldı.1929 da da buğday fiyatı o kadar düştü ki buğdayı biçip,harman edip arasaya getirip satmak bir problem oldu.20 kilo buğday 3 kuruşa düştü.Bu sebeple buğday satışı yapılan masrafı karşılamayınca ekin tarlada kaldı.Köylü malını satamayınca borcunu ödeyemedi.Tahsilat yapamıyan esnaf ta borcunu ödeyemeyince iflas etti.Dolayısıyle bize de borcunu ödeyemedi.Babam oldukça zengindi ama servetimizin % 70 ini kaybettik.Birçok esnaf evinin halısını getirerek borcunu vermek istedi ama babam kabul etmedi.Ödeme kabiliyeti olmayanın çoğunu helal etti.Bu yılki krizde üretim sanayi ile alakalıdır.Türkiye inşaallah az bir ziyanla bu badireden kurtulacaktır.
İmalat sanayiinde kapasite kullanım oranı Ocak’ta yüzde 63.8’le 18 yılın en düşük düzeyine indi.
Bu krizde herkes krizin halini konuşuyor..
Yok ''U'' şeklinde çıkış olucak.. Yok ''W'' şeklinde çıkış olucak, ya da ''V'' şeklinde olucak..
Daha henüz şu şekli söylemediler..
'' \ ''
İstikamet aşağı.. Freni boşalmış kamyon gibi gitmektense fren yaparak aşağı gitmek daha iyidir.. Yokuş aşağı giderken kamyonun durup yukarı çıkacağını bekliyorlar..
Yukarıdaki işaretten sonra tekrar durulması ise en az 10 seneyi alır tahminim..
O zaman da çok kişi atlarla, bisikletle yolculuk ediyor olucak Türkiye'de..
Sn. Tüzmen 2. krizin başladığını söyledi. Şimdikine ilave. Türkiye tepetaklak gidiyor. Binlerce çek, senet karşılıksız çıkıyor. İşyerlerini kapatıp kaçanlar , şirketler batıyor. İşsizlik hergün çoğalıyor, ihracat-ithalat düşüyor.
Karşılıksız çeklerin hapis cezasıda kalktı, tahsilatçılar türüyor.
Sokakta yüzü gülen insan kalmadı. Ticaret tamamen bitti. Bugünlerde bir çözüm bulunmazsa bu işin dönüşü yok. Gelen zamlar elektrik, doğal gaz, ekmek herşey.Zaten insanlar işsiz , işten atılanlar tazminatlarını, işsizlik sigorta maaşlarını yiyorlar. Bu işin sonu ne olacak.
İngiltere'de otomobilde yüzyılın indiriminin yaşandığı, bazı aile otomobili modellerinin yüzde 50'ye varan oranda ucuzladığı bildirildi. Fiyatların bu kadar düşmesine talebin azalmasının yol açtığını belirten uzmanlar, ülkede otomobil almak için bundan daha ideal bir dönemin, "Great Depression" adıyla anılan 1930'lardaki ekonomik krizden bu yana hiç yaşanmadığını hatırlattı.
Bu satırları okuyunca gülümsedim doğrusu. Bir taraftan da kızdım. Kızdım, çünkü yanlış bilgi var. Bir kere Karşılıksız çeklerden hapis cezası kalkmadı. İkicisi kendi içinde çelişkilerle dolu bir yazı. Madem herkes çeklerini ödeyemiyor niçin hapis cezasının kalktığını düşünerek eleştiri yapıyorsun. Niyetin herkesi hapise yollamak mı
Bu kriz 1931'de yaşanan dünya krizine çok benziyor. O dönemde de hem fiyatlar , hem talep düşmüştü. Dolayısıyla üretim düşmüş, işsizlik artmıştı. O dönem alınan tedbirler , bugün ki gibi hızlı olmamıştı. O dönemi ayıran bir başka özellikte, gelişmiş ülkeler bu kadar borçlu değildi. İhracat ve ithalat çok yavaşladığı için ülkeler iç talebi teşvik ederek 3 yıl gibi bir sürede krizi atlatmışlardı.
Şu an Türkiye şanslı ülkelerden birisidir, gelişmiş dedğimiz ülkelerden durumu çok çok iyi. Bu durum Türkiyeyi etkilemeyecek demek değildir. Çözüm için geç kalınmış değil. Bu kriiz atlatmak için bizimde iç talebi artıcı teşvikleri sağlamamız gerekiyor. Bunun yolu kamu harçamalarını artırmaktan geçiyor. Alt yapı yatırımlarını, bilhasaa enerji, ulşaım, inşaat gibi sekötrlerde kamunun yatırımları artırması gerekir. . Kamuya geçici personel alınması gerekir. Bütçenin açığını büyütmek gerekiyor. Fiyatların düştüğü ortamda para arzının yükselmesi enflasyonu etkilemiyecektir. Para basmanın tam zamanıdır.
En son Orhan Kınık tarafından Çrş 18 Şub 2009, 12:11 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Orhan enflasyon değil deflasyondan bahsedilirken artık bu enflasyon lafı artık
fiilen mazide kalmadı mı? Eskisi gibi Zam yapılması bundan sonra imkansıza yakın. Enflasyon mücadelesi yerini deflasyonla mücadeleye ayırmalı artık.
Ama merkez bankası başkanı hala enflasyonla mücadele görevinden bahsediyor. Adamın 2009 programında bu var.Bütçe bu şartlara göre hazırlanmadı .
Ekonomi de yeni şartlara uygun revize IMF'siz bazı adımlar atamazsak kabak dolması gib oyup,içimize bade koymalarını beklemekten başka yapacak bir şey yok. Yoksa her şeyi IMF'li ve Abd'li yapmaya alışmış Türkiye
psikozunu kırmanın tam zamanı. Akıllı olursak gerçekten geçmişin izlerini silip,yeni bir yol tutturmanın fırsatları oluşmakta. Buna uygun irade olup olmadığını göreceğiz hükümette.
Hükümet bir an evvel bu programı açıklamalı. Abd ve AB kendi iç problemleri ile uğraşırken,biz onların kendilerini kurtarıp bize el atmalarını bekleyemeyiz.
İç talebi canlandırmak zorunluluğunun yanında buna ugun kaynakları da belirterek dengeleri kurabilmeyi başarmamız çok önemli. Ocak ayı bütçe rakamları rezalet kere rezalet.
Ya IMF ile biran evvel anlaşacaksın. Yada artık bu kapıyı bırakıp kendine ciddi bir yol çizeceksin. Rusya ile Ruble-TL anlaşması 2.nin izlerini taşıyorsa da
Hükümet Merkez Bankası ve Maliye ile ciddi bir yeni yapıya uygun yapısal düzenlemeyi daha getirmemiş. Bunun artık zaman geçirmeden bürokratik sürecin hızla sağlıklı bir şekilde halledilip,sahaya inmesi için zamanımız kalmadı. Yoksa siyasi olarak Hükümetide götürerek kaosa gitme duruma ile karşı karşıya kalacağız.
Şu anda en kötü plan,plansızlık ve başı boşluk havasından daha iyi. Bankaların kredilerini 3 veya 4 ay sonra açma zorunluluğu var ki iyi haber gibi geliyor ama piyasayı dengelemk lazım. Krediler dönmezse o zaman Bankacılık da giderki tam yandı gülüm keten helva.