Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
Küresel Ekonomik Kriz
« önceki   123 ... 202122 ... 858687   sonraki »

ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
cevap yaz
sayfa 21
Tekin
14 yıl önce - Cum 24 Ekm 2008, 20:46

Alıntı:
Serbest piyasa ekonomisinin kurallarında var mı böyle bir şey? Varsa bu kural neden bizim topraklarımızda işlemiyor?


2001 krizinde 10-15 milyon $ için bankalaramızın batmasına sebeb olanlar şimdi kendi bankalarını neden kurtarıyorlar ap açık ortada. Vakti zamanında AB ve IMF o bankaların kurtarılmaması konusunda bize baskı yapmadılarmı.
Oysa 15 milyon $ bir banka için hiç büyük bir para değil, kaldıki o zamanki kuruluş sermayesi 20 milyon TL bile değildi.


Orhan Kınık

14 yıl önce - Cum 24 Ekm 2008, 22:40

Alıntı:
2001 krizinde 10-15 milyon $ için bankalaramızın batmasına sebeb olanlar şimdi kendi bankalarını neden kurtarıyorlar ap açık ortada
Yerinde ve haklı bir soru. Dönemin hükümeti İMF'ye göz göre teslim olmuştu. 2001 krizi bankaları yabancılara pazarlamak için tezgahlanmıştı. O dönemde bankalara biraz para verselerdi o kriz atlatılırdı. %1000'e çıkmış faziler karşısında kim dayanabilirdi ki. Devletin yanlış ekonomi politikası bankalara yıkıldı. İçinde bir kaç banka yolsuzluk yapmıştı ama iflasa sürüklenen tüm bankacılar hortumcu ilan edildi. Halka da buna inandırdılar. Daha sonra öyle bir bankacılık yasası yaptılar ki bankası batan birisinn 72 sülalesinden hesap soracak şekilde ağır müeyyideler getridiler. Bu ağır yaptırımlar karşısında hangi Türk, banka sahibi olmak ister?

Tekin
14 yıl önce - Cum 24 Ekm 2008, 23:41

Alıntı:
İçinde bir kaç banka yolsuzluk yapmıştı ama iflasa sürüklenen tüm bankacılar hortumcu ilan edildi.


Çok doğru söylüyorsunuz ve burada bunu hemen örneklememizde fayda var diye düşünüyorum. Dönemin bankalarından Demir Bank A.Ş. aynen bu şekilde hiç de hak etmediği bir durumla karşılaşmıştı. Demir Bank sahibi hatırlarsanız Cıngıllıoğlu idi.

Konuyu aynen olduğu gibi yazıyorum..

O sıra banka gerçektende aktif ve dinamik bir yapıya sahipti. Her hafta son gün olan Cuma günü Cıngıllıoğlu'nun düzenlediği basın toplantılarında "ilk 4 büyük banka arasına gireceğiz" söylemi bazı bankaları tedirgin etti ve Demir Bank'ın üzeri bir kalemde bu tefirgin olan bazı bankalarca çizildi. Bu bankalar arası creditline denilen bir yapı var, yani hangi bankanın hangi bankalara neyi ne kadara vereceğine ilişkin bir sınırlama sistemi. Her banka bunu kendine göre serbestçe belirliyebiliyordu. Bu tedirgin olan bir iki bankanın analistleri bu Demir Bank'ı takibe aldılar. Gördüler ki Demir Bank elindeki mevduat cüzdanını kıymetli kağıt (hazine bonosu, devlet tahvili gibi) olarak tutuyor. Krizin gümbürdediği zamanlarda biliyorsunuz kaçan bir para olur ve insanlar "aman benim paramda uçmasın" diye pazasını geri almak ister. İşte o dönemin krizinde de insanlar paralarını alabilmek için bankalara hücum etti, yığılmadan nasibini alan bankalardan biriside hiç sorunu olmamasına karşın Demir Bank'tı.
Az olan nakit rezervini bankalar arası para piyasaı işlemlerinde bir gecede arttırmak isterken o tedirgin bankaların insafsız analistleri durumu farkettiler ve aralarında anlaşarak hiç bir etkisi olmamasına rağmen krizi gereçekte göstererek Demir Bank'ın credit line'nını sıfırladılar. Yani elindeki hazine bonosunu ve devlet tahvilini satın almadılar. Elindeki kıymetli kağıdı paraya çeviremeyen Demir Bank malesef 1 gecede battı. Dönemin başbakanı rahmetli Ecevit bu tedirgin bankaların yönetim kurulu başkanları ile saat 19/20.00 civarında bunun önüne geçmek üzere bir araya geldi.
Hatta bir banka'nın sahibi olan ileri gelen iş adamının telefonla arandığını, konunun telefonda bu kişiye iletildiğini'de çok iyi biliyorum. Söz konusu iş adamı beyefendi başbakana durum hakkında gerekli olanın yağılacağı mesajını ve sözünü verdi.

Ertesi gün Demir Bank battı, o iş adamı kendi bankasının o dönemki genel müdürünüde yönetim kurulu murahhas üyeliğine getirdi.

İşte ülkemizin acı bir gerçeği daha ortada arkadaşlar, bizde destek yerine köstek olurlar. Düşene birde bizler vururuz.

Sonuçta Demir Bank borçlarından dolayı tasfiye edildi be ingiliz hsbc bankasına satıldı. Cıngıllıoğlu karşı dava açarak bankasını geri istedi, haklı olmasına rağmen yabancı sever devletimiz malesef ingilizlerin sırtını sıvazlamayı seçti.


Tunc

14 yıl önce - Cmt 25 Ekm 2008, 01:38

Alıntı:
Yerinde ve haklı bir soru. Dönemin hükümeti İMF'ye göz göre teslim olmuştu. 2001 krizi bankaları yabancılara pazarlamak için tezgahlanmıştı.



Alıntı:
Az olan nakit rezervini bankalar arası para piyasaı işlemlerinde bir gecede arttırmak isterken o tedirgin bankaların insafsız analistleri durumu farkettiler ve aralarında anlaşarak hiç bir etkisi olmamasına rağmen krizi gereçekte göstererek Demir Bank'ın credit line'nını sıfırladılar.



http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/6609061.asp?m=1
http://www.aktifhaber.com/news_detail.php?id=179661
http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=29658
Alıntı:
28 Şubat’tan sonra birçok bankanın hortumlandığı ortaya çıkınca batık banka patronları ve yöneticileri yıllarca süren davalarda yargılandı. Bankaların yönetiminde bulunmalarına rağmen yargı emekli generallere dokunmadı.


Alıntı:
28 Şubat, sadece siyasi ve sosyal hayatın dengesini bozmakla kalmadı, aynı zamanda ekonomiyi de raydan çıkardı. Bankalar, post-modern darbeden sonra âdeta devlet parasını hortumlamak için kullanıldı.









MürselErsagun

14 yıl önce - Cmt 25 Ekm 2008, 18:05



Tekin
14 yıl önce - Cmt 25 Ekm 2008, 19:14

Alıntı:
Yasanan bu kriz konusunda ulkem acisindan cok karamsar degilim.

Oyle bir anlatiliyor ki ben dinlerken sok oluyorum. Ihrac ettigimiz ulkeler alimi durduracak, insanlar issiz kalacak vs. Bizden ithalat yapan ulkelerde yasayan insanlarin ihtiyaci tamamen bitti mi ya da ordaki insanlar goge mi cekildi? Panik ortami yapip hem Dunyadan nakit para topladi hem de kendi parasini Dunya'da degerlendirdi. Tipki ekonomik sorunlarini savas cikararak ya da kendi ulkesine bombali saldirilar yaptirarak duzeltmeye calistigi gibi..


Önce ülkemizi el alalım; ekonomi çevrelerince (kitaplar ve öğretiler gibi) gelişmekte olan ülke kategorisinde yer almaktayız. Gelişme olan ülkeler her zaman riski yüksek olan ülkedir. Bu bir söylemden çok ıspatlanmış bir gerçektir. Bizdeki ıspatı da şöyle oluyor; ürettiğimiz ile tükettiğimiz arasındaki fark yani cari açık çok fazla. Bunun finansmanında malesef devletimizi yanlış yönlendirdiler ve dedikki ey yurtdışındaki parası çok insanlar, bizde sizin paranıza yüksek faiz veriyoruz, gelin paranızı bize yatırın. Hem getirilerinizden vergide almıyoruz, dilediğiniz zaman yatırımınızı eksiksiz bir şekilde alıp gidebilirsiniz. Tüm dünyada en fazla işlem $ üzerinden yapılıyor ve kabul gören uluslararası dövizli ödeme birimide $ malesef. Öyleki Çin bile a b ve d'nin hazine bonusuna yüklü miktarda yatırım yapmış bulunuyor. Şimdi ise $ anavatanı olan a b ve d'ye geri dönüyor. Bu geri dönüşü sırasında da tüm ülkelerin ekonomilerini yıkıyor. Bundan Avrupa ülkeleri de payını almakta. Ortada para olmaz ise üretilmiş olan ürünler sunulan servisler satın alınamaz dolayısı ile ülkeler ve şirketler tasarruf, yani kısıtlamaya gidicek. Bunu yapmamanın en kolay yoluda eleman çıkarmak olarak karşımıza çıkıyor. Hem çalışma saati üzerinden ödenen ücretler hemde sosyal güvenlik primlerinden kazanç sağlanacak.

Şimdi gelelim işin en önemli boyutuna; Avrupa'da işten çıkarılacak olan ilk grup kimlerden oluşuyor? Türkler'den yani yabancılardan. Avrupalılar önce kendi vatandaşlarını kollayacaktır.
Tabi bu sırada insanlar kazanacakları geçim paralarının bir garantisi olmadığı için de harcamalarını azaltmak ve kontrol altına almak istiyeceklerdir. Bu durumda bu ülkelerde ithalatta daralma olacaktır. Çünkü satın alma gücü eriyor ve garantiside yok. Türkiy ihracatta sıkıntı çekicek.

Hatta avrupada işsiz kalan Türkler'in önemli bir kısmı Türkiyeye geri dönücek. Bu ikişiler Türkiyede üniversiteden yeni mezun olanların işsiz kalmasına sebeb olucak çünkü ortaya çıkan bir iş açığı var ise iş veren onu Avrupa mevzuatı görmüş deneyimli işsiz kalmış bir Türk işçisi ile doldurmayı tercih edecektim.

Bunu yaşayabilime ihtimalimiz oldukça yüksek, felaket tellallığı yapmıyoruz! Biz önlemimizi alalım yeter.

Bunun içinde plan yapmak lazım. Devlet planlama teşkilatı boşuna kurulmadı. Paşalar göbeklerini sıvazlamayı bıraksınlar da işe koyulsunlar bir an önce.
Alıntı:
Eger ureticiyseniz ve isinizi de iyi yapiyorsaniz, sizden daha kaliteli ve ucuz ureten cikana kadar malinizi satarsiniz. Dunyada daha once var olan para da buhar olup ucmadi o para hala dunyada duruyor.


Dediğiniz gibi para uçmadı, ama geldiği yere; a b ve d'ye geri dönüyor, açık delikleri kapatmak üzere. Dünyada döndüğü yok malesef.

Alıntı:
Biz uretici ve genc nufusa sahip bir ulkeyiz. Dunya devam ettikce tutekim olacaktir. Paranin el degistirmesi malinizi satamayacaksiniz anlamina gelmez. Boyle durumlarda panik daha buyuk krizlere neden olur.


Biz eskiden üreticiydik malesef. Üretken olabilmeniz için ürettiğiniz malın tamamını ham maddesi dahil sizin üretiyor olmanız demektir.
Fakat biz bu durumumuzu malesef kaybetmiş durumdayız. Tekstil, fındık ve deri bunun en güzel örneğidir. Ancak bizi öyle bir hale getirdiler ki ürettiğimiz malların ham maddesi malesef yurtdışından geliyor. Biz üretken değil tüketici odaklı bir toplumuz. Bu yüzden cari açık hortlamış bir şekilde sürüp gidiyor zaten.
Bugün otomotiv sektöründen bir örnek vereyim. Celal Bayar dönemin önde gelen mühendislerine öyle bir araba yapın ki dünyadaki örneklere yakından uzaktan benzemesin, her şeyi ile %100 Türk malı olsun. Ruhları şad olsun, mekanları cennet, toprakları bol olsun o ellerini öpmek istediğim işçiler ve mühendisler lokomotif fabrikasında Devrim'i ürettiler. Ama içimizde öyle vatan hayini insanlar var ki Devrim'in sonunu o an getirdiler. Devrim'den bu yana %100 yerli bir otomobil üretimi olmamıştır. Örnekleri ortada.
Bugün telefon altyağımız bile Erriccson üretimi.

Alıntı:
Cok fazla ekonomik tabirler kullanip insanlarin kafasini karistirmaya gerek yok. Nitekim Amerika'nin yaptigi da budur.
Amerika'da cok uzun vadede konut kredisi veren bankalarin batmasiyla kriz basladi. Kendi bankalarinin batacagini Amerika gibi bir devletin onceden bilmedigine inanan var mi?


A b ve d gerçektende özgürlükler ülkesi, ama özgürlüğün bu kadar çok olduğu bir yerde kontrolde de sorunlar olur. Krizi tetikleyen sadece mortgage değil, bunun için tabi çok kaynak takip etmek gerekli. Arkasında bilinçsizce verilen ev ve araba kredileride yatıryor. Oradaki finans sistemi bizdekinden farklı çalışıyor. Türkiyedeki mortgage ile oradaki arasında dünya kadar fark var. Finansal farklılıklardan en önemlisi değişken faiz. İnsanlar değişken faizle kredi aldılar, ben de araştırdığımda aslında değişken faizin gerçektende karlı birşey olduğunu gördüm. Diyelimki yıllı sabit faizi %17, adamlar değişken fazi kullanın şu anki değeri %10, yıl içinde ortalamasını aldığınızda iniş çıkışlar üzerinden %15 çıkıyor (benim incelediğim azamanda). Dolayısı ile bir çok kişi mesela mortagage i böyle tercih etti. Ama örnekler içerisinde a b ve d'nin yurtdışı işgal maaliyetlerinin bilançosu yer almıyordu sonunda enflasyon patlak verdi ve değişken faizler tavan yaptı. Hükümet bunu önceden görmüş olsada olmasada şu an a b v d zaten kaosda.

Dünya ve biz bundan ders çıkartsak iyi olur. Dünyayı bilmem, beni ülkem ilgilendirir, ben ne yapmalıyım o zaman? demekki çok fazla türev yatırım aracı kullanmak insanın başına dert açabilir. Finansal kontrol mekanizmalarımı elden geçirmeli, gerekirse yeni filtreler oluşturmalıyım. Dahilde işleme rejimi üzerine reform yapacağıma %100 yerli üretimi arttıracak planlar yaparım. Cari açığımı illa yurtdışı döviz girdisi ile karşılayacaksam gelene kolayca gidebilirsin dememiliyim. Yoksa sonuç aynen şu an ki gibi olur.
Eğer ülkemdeki işsizlik sayısı artıyor ise başbakanlık bütçesini cip alacam diye har vurup harman savurmamalıyım. Yer altı kaynağım varsa ona buna aldırmayıp onu kendim değerlendirmeliyim.

Bakın, elin çinlileri muğlada altın arıyor, ne işleri var o çekik gözlülerin benim toprağımda?

Alıntı:
Simdi de piyasalarla oynadi.
Yakin vadede dunya genelinde fiyatlarin asagi dogru bir egilim gosterecegi kesin. Nitekim petrol ve altin dahil fiyatlar dusmeye coktan basladi bile.


Bir malın arzında talebe göre fazlalık var ise o malın değeri düşer. Ama arzında talebe göre azlık varsa da değeri artar. Petrol üreten ülkeler topluluğu bile rezerv değerlerini $ üzerinden takip ediyor. $'da malesef bulma sıkıntısı var. İnsanlar parayı nereden bulucaz diye dusunurken elbette petrol fiyatında düşüş olması normal. Nitekim OPEC geçtiğimiz Cuma günü acil toplandı ve üretime ara verme kararı aldı.


Tekin
14 yıl önce - Pts 27 Ekm 2008, 13:26



En son Tekin tarafından Pts 27 Ekm 2008, 15:49 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


okay86
14 yıl önce - Pts 27 Ekm 2008, 15:40

Alıntı:
Tekrar dikkatinizi çekmek isterim ki çıkarılan ilk işçiler Türk işçiler olacaktır ve çareyi Türkiyede arayabilirler. Hükümetimizin acil olarak bir eylem planı hazırlaması gerekmektedir diye düşünüyorum.


Türkiye'deki otomotiv fabrikalarının durumu da farklı değil ki...
Tofaş'ın 1400 civarında işçi çıkaracağına dair kuvvetli haberler var

ayrıca benim tahminim pek çok büyük fabrikanın kurban bayramının öncesinde, sonrasında ya da hem öncesinde hem de sonrasında belli bir süre üretimi durdurma kararı alacağı yönünde...

bankacılık açısından pek sorunlu olduğumuz söylenemez ancak, bu kriz reel sektöre yansırsa ( ki yansımaya başlıyor yavaş yavaş) ülkemiz için hayli tehlikeli olacak...


Ömer3510

14 yıl önce - Prş 30 Ekm 2008, 12:25



mehmetist
14 yıl önce - Pzr 02 Ksm 2008, 11:59



sayfa 21
« önceki   123 ... 202122 ... 858687   sonraki »
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET