1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 2  |
 |
Mehmet YASA
19 yıl önce - Sal 20 Nis 2004, 08:39
kapısı gerçekten dikkat çekici..
(+)
(+)
|
 |
Taha
19 yıl önce - Sal 20 Nis 2004, 08:43
Bu lise galatasaray ismini bolgedenmi aliyor, yoksa galatasaray kulubunun yaptirdigi ozel bir okulmu ?
|
 |
Barış
19 yıl önce - Sal 20 Nis 2004, 08:57
| Alıntı: |
| Bu lise galatasaray ismini bolgedenmi aliyor, yoksa galatasaray kulubunun yaptirdigi ozel bir okulmu |
Galatasaray Kulübü bu Fransız okulunda kuruldu...
Yani kulüp ismini buradan alıyor...
Lisede semtten alıyor dolayısı ile
|
 |
Alper
19 yıl önce - Çrş 21 Nis 2004, 01:07
Kapinin baska acidan resimleri. En son resimde kapinin en ustunda bir tugra var, kimin oldugunu merak ettim dogrusu.
(+)
(+)
(+)
|
 |
Zafer Mos
19 yıl önce - Çrş 21 Nis 2004, 03:39
Galata Sarayı Ocağı ve Medresesi 1481-1868
II. Bayezıd döneminin ilk yıllarında kurulan Galata Sarayı Ocağı, Topkapı Sarayı içindeki Enderun öğrencilerinin ilk ve orta öğrenimlerini aldıkları bir kurumdur. Bilindiği üzere Enderun öğrencileri "acemioğlanlar" adı altında Edirne Saray Okulu, İbrahim Paşa Ocağı, İskender Çelebi Sarayları ve Galata Sarayı Ocağı 'nda eğitilen devşirme öğrenciler arasından seçilirlerdi. Bu okulların yetiştirdiği çocukların her alanda Osmanlı Devleti'ne uyum sağlayabilmeleri için, adı geçen okullarda; Türkçe, Arapça ve Farsça başta olmak üzere, öğrencilerin yeteneklerine göre musıki, güzel yazı dersleri ile ata binmek, cirit, ok atma gibi geleneksel oyunların da dahil olduğu spor dersleri verilmekteydi. Bu eğitimi başarıyla tamamlayanlar arasında yapılan seçimle de öğrencilerin bir kısmı Enderun'a giderken bir kısmı ise kapıkulu olarak görev alırlardı. Osmanlı Devleti'nin bu açıdan uzun süreli en önemli kaynağı olan Galata Sarayı Ocağı, başarısını kuşkusuz iç düzeninde oluşturduğu disipline borçluydu. 200'er kişilik üç koğuşu, 1 camii, 1 hamamı ve bir darülşifayı bünyesinde kapsayan ocak, biri "başağa" olmak üzere 22 ağa ile idare ediliyordu. Bunların dışında ocakta bir cerrah, bir hekim, bir eczacı, bir katip, bir imam, bir ekmekçi, bir tellak ve bir çamaşırcı bulunuyordu. Okulun eğitim kadrosu ise Saray'dan ödenekli
hocalardı. Hocalar günde 7 akçe maaş alırlardı. Her öğleden sonra düzenli yapılan yarışlar ve spor çalışmaları dışında, okulda yaşanan en canlı günler her salı yapılan öğrenci - veli buluşma günleriydi. 17. yüzyılda başgösteren imparatorluk içi karışıklıklar ve ödenek yetersizliğinden, öğrencilerin bir kısmı kapıkulu ayaklanmasına katılırlar ve böylelikle ocak, İbrahim Paşa Sarayı Ocağı ile birlikte tasfiye edilir. III. Ahmet döneminde (1703 - 1730) 1715 yılında yeniden açılan ocak, doğrudan Silahtarağa'nın kontrolüne verilir. Ocak, büyük, orta ve küçük olarak üç sınıfa ayrılır. Okul tekrar eski önemini kazanırken, padişahlar da ocağı ödülllendirmeye başlarlar. Bu doğrultuda I. Mahmut döneminde (1730 - 1754) saraydan gönderilen yüzlerce kitapla zengin bir kütüphane kurulur. Ne varki, 1820'de çıkan Tophane Yangını'na kadar sorunsuz giden eğitim kısa bir kesintiye uğrar. II. Mahmut döneminde (1808 - 1839) kagir olarak yenilenen bina, Osmanlı sisteminde enderunun kaldırılmış olması nedeniyle, 1834 yılında dağıtılır. Binaların bir bölümü ise Mekteb-i Tıbbıye'ye verilirken, bir kısmı da kışla olarak kullanıma açılır. 1865'e gelindiğinde İstanbul'daki tüm askeri okulların (Bahriye, Harbiye, Tıbbıye ve Mühendishane) hazırlık sınıfları bu çatı altında toplanmıştır.
http://www.gsl.gsu.edu.tr/
|
 |
sayfa 2  |
ANA SAYFA -> İSTANBUL
|