1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 3  |
 |
Zafer Mos
19 yıl önce - Çrş 21 Nis 2004, 03:40
Mekteb-i Sultani 1868 - 1923
1 Eylül 1868 yılında sultan Abdülaziz tarafından kurulan Mekteb-i Sultani, ilk kuruluş sebebine yakın bir sebeple, yine devletin önemli kademelerindeki eğitimli eleman açığını kapamak amacıyla hizmete başlar. 1800'ler Osmanlı'nın Batı karşısında güç kaybetmeye başladığı yıllardır. Bunun neticesinde devleti yenilemek üzere önce Tanzimat Fermanı (1839), ardından Islahat Fermanı (1856) ilan edilir. Ancak, istenen kapsamda geliştirilecek, Batılılaşma hareketinin esaslarını uygulayacak kadrolara gereksinim vardır. İşte bu kadroların kaynağı ise yeni düzenlemesiyle, Türkçe ve Fransızca eğitim veren Mekteb-i Sultani'dir. Fakat bu kez okul önceki dönemlerinden farklı olarak her dinden öğrenci kabul etmektedir. Bu durum ise, her dinin ruhani liderlerinin tepkisini çekmektedir. Nitekim, Papa IX. Pius Osmanlı uyruğundaki katoliklerden çocuğunu Mekteb-İ Sultani'ye gönderenleri aforoz edeceğini açıklar. Ardından, Rum Patriği Yunanca eğitim verilmediği gerekçesiyle okulu yasaklarken, Hahambaşı da okul müdürünün Fransız olması bahanesiyle musevilerin okula gitmesini onaylamadığını açıklar. Bütün bunlar peşpeşe gelişirken Şeyhülislam da hıristiyanlar ile müslümanların birarada bulunmasının sakıncalı olduğunu ve okulun derhal kapatılması gerektiğini söyler. Tüm bu tepkilerin yanısıra, Osmanlı İmparatorluğu'nun Fransa ile yakınlaşmasından rahatsız olan Rusya da gönderdiği elçi ile Rusça eğitim veren bir okul açılmaması halinde Mekteb-i Sultani'nin kapatılması konusunda nota verir. Ne var ki bunca tepkiye rağmen okul açılır ve o dönemde henüz Fransa'da bile uygulamaya geçmemiş olan, dini eğitimin esas alınmadığı laik sistemde eğitim başlar. Böylece Osmanlılık anlayışını yansıtan, herkesin kendi dinini bir başkasına kabul ettirme çabası taşımadan kendi ibadetini özgürce yapabileceği bir kurum oluşturulmuş olur. 600 öğrenci ile ilk eğitim yılına başlayan Sultani'de yatılı öğrencilerden yıllık 45 altın, gündüzlülerden ise 10 altın alınıyordu. Fakat ücretlerin bu denli yüksek olması müslaman aileleri zora sokar ve devlet 150 öğrenciye burs vermeyi kabul eder. En erken 9, en geç 12 yaşındaki çocukların kabul edildiği okulda, dil durumlarına göre Türkçe ya da Fransızca hazırlık sınıfı açılır.
Bunun dışında öğrencilerin iyi Osmanlıca öğrenmeleri için Arapça ve Farsça, seçmeli olarak da Ermenice, Rumca, Bulgarca, İngilizce, İtalyanca, Almanca dil dersleri programa eklenir. İlk müdür Mösyö De Salve'nin de çabalarıyla okula ders araç ve gereçlerinden, karyolalara kadar bir çok eşya Fransa'dan getirtilerek öğrencilere seçkin bir ortam sunulmuş oluyordu. Ancak 1871 Beyoğlu yangını sonrasında okul başta gördüğü ilgiyi kaybetmişti. Bunun yanısıra okulun koruyucularından Ali Paşa ve Fuad Paşa'nın ölümü, Abdülaziz'in Rusya ile yakınlaşmaları da okulu olumsuz etkiliyordu. Nitekim ani bir kararla okul Gülhane'deki Tıbbiye ile yer değiştirir. Okulun tekrar toparlanması 1880'e, Abdurrahman Şeref Bey'in müdürlüğü dönemine kadar zaman alacaktır. II. Meşrutiyet ilan edildiğinde ise okul bu kez de 1907 yangını sarsıntısını yaşamaktadır. Yangının yarı yıl tatili sırasında olması can kaybını önlemiş ancak, okulun arşiv ve kütüphanesi de dahil olmak üzere bir çok yer yanmıştı. İki yıl süren onarımın ardından tekrar eğitime başlayan Sultani, Tevfik Fikret Bey'in müdürlüğü döneminde yeni düzenleme ile üçer yıllık Türkçe ve Fransızca programlara ayrılır. Böylece eğitim 9 yıla çıkar. Piyano ve keman dersleri sanat eğitimi kapsamında seçmeli olarak verilmeye başlar. Tevfik Fikret Bey'in yenilikçi kişiliği kuşkusuz okul tarihinde önemli bir döneme işaret etmektedir. Bugünkü binada yeralan Büyük Anfi, Tevfik Fikret Salonu, biyoloji, fizik ve kimya laboratuvarları, resim, müzik atölyeleri bu dönemde eklenen birimlerdir. Ancak sonraki yıllarda okulu zorlu günler beklemektedir. Öğrencilerin ve öğretmenlerin Balkan Savaşları'nda silah altına alınması, 1917'de sadece 5 öğrencinin mezun olabildiği gerçeğini açıkça ortaya koymaktadır. Öte yandan, okul İstanbul'a gelen işgalci kuvvetlerin büyük binalara el koymaları tehditi altındadır. Ne varki, müdür Salih Arif Bey İngilizler'in okula el koyacağı haberini alınca Fransızlarla anlaşarak, okulun Fransızlar tarafından işgal edildiğini duyurur. Neticede İstiklal Caddesi üzerinde Galatasaray Karakolu ve postaneden başka tek Türk bayrağı çekebilen bina Mekteb-i Sultani olur.
http://www.gsl.gsu.edu.tr/
|
 |
Zafer Mos
19 yıl önce - Çrş 21 Nis 2004, 03:41
Galatasaray Lisesi - Cumhuriyet Dönemi
Kurtuluş Savaşı sırasında bu kez gönüllü olarak yine cephede yeralan Mekteb-i Sultani öğrencilerinin bir kısmı geri dönmese de, ulusal zafer her yerde olduğu gibi okulda da büyük bir sevinçle karşılanır. Bundan sonra artık okul, "Galatasaray Lisesi" adıyla genç cumhuriyetin çağdaş eğitim birimlerinden biri olarak yerini alacaktır. Tevhid-I Tedrisat Kanunu uyarınca eğitimde birlik sağlanması için sübyan mektepleri, medreseler ve azınlık okulları arasında dini eğitim verenler kapatılırken Galatasaray Lisesi, 1868'den bu yana sürdürdüğü laik kimliği sayesinde bazı değişikliklerle ayakta kalmaya devam eder. Tenefüslerde Fransızca konuşma zorunluğu kaldırılır ve kültür dersleri Türkçe verilmeye başlanır. Eğitime büyük önem veren Atatürk'ün liseyi iki kez ziyaret etmesi kuruma verdiği önemi ortaya koyarken, çevresindeki mebusların çoğunluğunun Galatasaray mezunu olduğu unutulmamalıdır.
Böylece Galatasaray Lisesi çağdaş eğitimin ön gördüğü karma sisteme geçerek bu alanda muhafazakar tutumlarını yakın geçmişe kadar sürdüren diğer köklü okullara da öncülük etmiş olur. 1968 yılına gelindiğinde Mekteb-i Sultani'nin kuruluşunun 100. yılı sebebiyle Fransa Cumhurbaşkanı Charles De Gaulle okulu ziyarete gelir. 1975 yılında ise okul Milli Eğitim Bakanlığı'nın uygulamalarına bağlı olarak Anadolu Lisesi statüsüne getirilir eğitim süresi 8 yıla iner. Son olarak 14 Nisan 1992 tarihinde, Fransa Cumhurbaşkanı François Mitterand ile 8. Cumhurbaşkanımız Turgut Özal arasında imzalanan protokolle, 1969 yılında kapatılan ilkokul bölümü ile üniversite kısmını da kapsayan Galatasaray Eğitim Öğretim Kurumu, kısa adıyla GEÖK eğitim hayatına başlar. 1967 yılında Feriye Sarayları hizmete açılarak, okula kız öğrenciler alınır.
http://www.gsl.gsu.edu.tr/
Budur!
|
 |
Patron
19 yıl önce - Cmt 01 May 2004, 23:33
kapının "güneşli bir günde çekilmiş" iki fotoğrafı..
(+)
(+)
|
 |
CAN
19 yıl önce - Pzr 02 May 2004, 01:41
O tuğra 6-0 dan sonra Özhan Canaydına verilen fair play tuğrasıdır o da oraya asmış ne hayırlı bir başkanımız var
şaka bir yana ne olduğunu ben de merak ettim doğrusu..Galatasaray çok köklü ve çok iyi Fransızca eğitim veren bir lisedir ve genelde %99 luk bir potansiyeli üniversiteye vererek fen liselerinin ardından en iyi eğitim veren lise olarak bilinir.Mezun olan bir arkadaşım yıllar önce lise bilgisi ile fransada yaşamaya başladı ve fransızcasının düzgünlüğüne oradakilerin şaştığını söyledi.(yalan olabilir bilemiyorum)
candan erçetin'in müzik hocası olduğu bir okulda adam seçmeli derslerin tamamını müzik olarak almaz mı? alır da okur da...
ayrıca 18-19 yaşlarımızda beyoğlunda galatasaraylı kızları gördüğümüzde erirdik güzel yaratıklar okuyordu bayağı da etkileyici kesişleri vardı hani...öyle de bir durum olmuş hani gençlik hataları kısmında....
|
 |
osman_k
19 yıl önce - Pzr 16 May 2004, 17:05
Bahçeden bir görünüm
(+)
Meşhur Kapı
(+)
Kapının En üstü
(+)
(+)
|
 |
sayfa 3  |
ANA SAYFA -> İSTANBUL
|