1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 5  |
| Filmi Beğendiniz mi? |
| Evet |
 
|
60.3% |
[91] |
| Hayır Çok Fazla Konuyu Tek Filme Sıkıştırmış |
 
|
8.6% |
[13] |
| Hayır Norveç Fazla Reklam Edilmiş |
 
|
4.6% |
[7] |
| Hayır (hepsi ve başka sebepler) |
 
|
26.5% |
[40] |
|
| Toplam Oy : 151 |
|
 |
itaki
14 yıl önce - Pts 23 Mar 2009, 15:04
mahsun'dan bundan sonra nükleer araştırmalar üzerine yoğunlaşmasını bekliyorum.
|
 |
Er Kut
14 yıl önce - Pts 23 Mar 2009, 19:12
12 Mart´ta vizyona giren sözkonusu filmin 13-19 Mart arası gişe rakamları, T.C. Toplam : 1.101.986 seyirci | kaynak
not : bazı arkadaşlar M.K. bu filmi ile (yani bu değişik çalışması ile) herkesi şaşırttı demekteler..
Valla ben şahsım ve birçok kişi adına konuşmam gerekirse, hiç şaşırmadım diyebilirim. Sözkonusu sanatçı zaten yaptığı her çalışma ile (müzik albümü, tv dizileri, sinema filmleri, vs..) insanları her defasında şaşırtmış durumda, bilen bilir.. Yani sonunda kabul etmek ve artık şaşırmamak gerek diye düşünüyorum..
Sonuç olarakda, sözkonusu her kim olursa olsun önyargı denilen huy´dan vazgeçmemiz gerekir diyede ilave etmek isterim..
Saygılarımla.
|
 |
ali123
14 yıl önce - Sal 24 Mar 2009, 03:47
Oyunculuk,çekim,konu gerçekten çok güzel. Türk sinemasında böle bir film çekildiği için çok mutlu oldum.. Ama bir eksik olarak sölemek istediğim filmin anlatımı sanki biraz ağır olmuş zaman zaman sıkılabiliyor insan.
|
 |
Er Kut
14 yıl önce - Pts 06 Nis 2009, 03:54
Sinema eleştirmeni Ömür Gedik´in geçtiğimiz günlerde paylaşmış olduğu bu açıklamayı buradanda sizlerle paylaşmak isterim.
Sözkonusu haberde yönetmen M. Kırmızıgül´ün aslında filmdeki bazı sahnelerin senaryoya uygun çekememesinden / izin verilmemesinden bahsediliyor. Haber ne kadar gerçek bilemiyorum ama Ömür Gedik´e katılarak keşke asıl senaryoya uygun çekilse idi diyorum .
Ömür Gedik : Mahsun yazdığı senaryoyu çekememiş..
(not : nedenini bilmiyorum ama, Hürriyetin sitesinden bir yazıyı kopyalayıp başka bir yerde paylaşamıyorum nedense.. sorun bendedir belkide..)
Saygılarımla.
|
 |
hasan hakan
14 yıl önce - Pts 06 Nis 2009, 11:52
İnceden inceye pkk yı haklı çıkaran devleti yeren bir film. Doğudan göç etmek zorunda kalan Türkler'i de unutmamak lazım. Türk illerinde Türk bırakmadılar. Uyanık olmalıyız.
|
 |
aysenur2734
14 yıl önce - Pts 06 Nis 2009, 12:22
bende filmi ilk çıktığı hafta astoriada izledim. film güzeldi beğendim ,ama bazı konuları beğenmedim.
mesela
-kardeşi travesti olduğunda sanki travesti olmak normal birşeymiş gibi yansıtılıyor.
sanki ''travesti ''olmak isteyenlere cesaret vermiş gibi olmuş..
-yukarıdada arkadaşımız paylaşmış sanki yurt dışında hayat daha güzel,türkiyede yaşanılmaz al bak gör gibi bir izlem bıraktı bende..istanbulda batı şehirde kötü yola düşersin,doğuda terorist devlet rahat bırakmaz felan..oysa avrupada insana ne güzel davranılıyor buyrun görün gibi birşey oluşmuş
-devletede haksızlık yapılmış gibime geldi sanki
|
 |
erdalkara
14 yıl önce - Pts 06 Nis 2009, 14:39
Kendi hesabına beğendiğim bir film olmuş. Aslında sanki bu konuyu 2-3 ayrı filmde işleyebilirmiş gibi de bir görüş belirteyim. Zira, terör, töre, cinsiyet ayrımcılığı, fakirlik vb temalar harmanlanırken sıkıntı yaşanabiliyor.
|
 |
Ahmet Çamlı
14 yıl önce - Prş 09 Nis 2009, 00:09
Filmde Norveç kısmı sıkıcıydı. Ama genel olarak çok güzel bir filmdi. 2-3 yıl içinde "Babam ve Oğlum", "Gönül Yarası"ndan sonra izlediğim en güzel Türk Filmiydi..
Filme önyargılarınızdan arınıp girerseniz. Filmden çok güzel dersler çıkartırsınız. Yer yer güldüren ama duygusal yönü ağır basan bir film.Gidilmesini şiddetle tavsiye ederim.
|
 |
kemalcanhakkı
14 yıl önce - Prş 09 Nis 2009, 13:57
Günesi Gördüm 2 milyon izleyici sayısını gecti
4. Haftası
333 Salonda Oynuyor
Haftasonunda 104.983 kişi izlemiş
Toplamda 2.110.299 kişi izlemiş
kaynak
|
 |
Er Kut
14 yıl önce - Cmt 18 Nis 2009, 00:54
Kişisel websitemdede paylaşmış olduğum son yazımı bu başlığımızdanda paylaşmak isterim. "Güneşi Gördüm, diyebilmek" isimli son güncel yazıma yorum yapmak isteyenler buradan ulaşabilir & paylaşımda bulunabilirler...
"Güneşi Gördüm, diyebilmek"

Evet, bu yazımın başlığındada göründüğü gibi sonunda bende, ülkemizde son zamanlarda en çok ses getiren film olan, "Güneşi Gördüm" filmini izleme fırsatı buldum. Çoğu kişi/sinema eleştirmeni bu film hakkında yorum yapmış olmakla beraber, arkadaş çevremden, benimde nacizane bir kaç satır düşmem rica olunmuş ve bende bunu kabul etmiş bulundum.
Film T.C.´de 12. Mart´ta vizyona girmesine rağmen Avrupa´da daha dün vizyona girdi. Cannes ve Oscar ödüllerine aday olarak katılmak için böyle bir kriter sözkonusu imiş, diye söyleniyordu.
Bugünkü yazımda film hakkında bir kaç değerlendirme yapacağım. Öncelikle film hakkında genel bir değerlendirme, sonrasında filmin artıları ve eksileri ve son olarak sayın Kırmızıgül hakkında nacizane yorumlarıma yer vereceğim.
Dün gece 23.00 seansına biletimi aldıktan sonra sinemadaki yerimi aldım. Haftaiçi ve geç bir saat olmasına rağmen birçok gurbetçimiz filmde yerlerini almış bulunmakta idi, bu oldukça dikkat çekiciydi. Derken film muhteşem bir başlangıçla o an hayatınızda ne var ne yok bi an olsun unutmanızı sağladı diyebilirim. Çekimlerin inanılmaz bir hassasiyetle gerçekleştirildiği kendini çok güclü bir şekilde hissetirmektedir. Sizi koltuğunuzdan adeta alıp oraya götürürcesine filmin içine sürüklemektedir. Tren çekimleri, askeri helikopter´li sahneler, duygusal sahneler ve bağlantılar oldukça iyi yansıtılmış durumdadır. Filmin içeriğine pek fazla değinmek istemiyorum açıkçası, zira çoğu internet sitesinde detaylıca anlatılmış durumdadır, arzu eden kısaca okuyabilir veya fragmana gözatabilir.
Oyuncuların performansı oldukça başarılı diyebilirim. Aralarında en çok hoşuma giden roller ise, Giresun´lu Çavuş´u canlandıran Yiğit Özşener, Ahmet asker (Sarp Apak), Emre Kınay ve eşi rolündeki Hande Subaşı olmuşlardır. Yiğit Özşener´in ve Sarp Apak´ın canlandırdıkları karakterler, insana "işte biz buyuz" dedirtmektedir adeta.. O askerlerimizin insanca ve kardeşçe yaklaşımı oldukça vurgulanmış olmakla beraber, o bölgede akan kanın aslında gereksiz olduğu bir kez daha vurgulanmaktadır. "Asker sizin düşmanınız değil, dostunuz !" dercesine..
Diğer tarafdan çatışma sahneleri ve "terörist abi" ile "asker kardeşin" karşı karşıya geldikleri sahnede, babanın (Altan Erkekli) terörist oğluna "Oğlum sen sahipsiz değilsin, neden dağlara çıkıyorsun, neden?" sözleri oldukça etkileyici ve gerçekçiydi. Onun yanı sıra, aynı sahnede, asker kardeşin, terörist abisine "Abi çatışmada karşılaşırsak, n´olacak?" sorusuna, "Ben ölürsem terörist, sen ölürsen şehit olacaksın" verdiği cevap, salondaki tüm insanların tüylerini diken diken etmiştir.
Değinilmesi gereken ve beni etkileyen diğer bir sahne ise, Ramazan Altun karakterinin (Mahsun Kırmızıgül) oğlunun -çok acı bir şekilde- hayatını kaybettiğini öğrendiği sahneydi. Mahsun Kırmızıgül´ün açıkçası bügüne kadar oyunculuk performansını dizi ve kliplerinden ötürü (dizilerini pek izlediğim söylenemez ya) pek beğenmezdim. Ancak bu filmdeki rahat ve kendinden emin olarak sergilemiş olduğu performansı hakikaten takdire şayan. Özellikle çoçuğunu kaybettiği sahnede elindeki balık kasasını düşürerek sınır krizi geçiren Mahsun Kırmızıgül’le yerde balıkların çırpınışının aynı karede gösterilmesi son derece yaratıcı, değişik ve mükemmel bir oyunculuk performansının göstergesiydi..
Filmin ülkemizde ve yurt dışında çekilmiş olan sahneleri oldukça güzel görüntülerin ortaya çıkmasına sebep olmuş. Aynı bölgenin hem yaz, hem kış görüntüleri vede tren sahneleri aklıma kazılmış olan etkileyici görüntülerden bir kaçıydı. Kamera kullanımı değişikliğini ve farklılığını tam manasıyla hissetirmektedir. İnsana basit ve ucuz görüntülerden kaçınılmış hissi vermektedir.
Filmi film yapan ise kesinlikle Film Müziğidir. Mahsun Kırmızıgül´ün buradada hassasiyetle işe koyulduğunu hissetmeniz mümkün. Müziği Yıldıray Gürgen ve M. Kırmızıgül´e ait olmakla beraber dünyanın en ünlü orkestralarından biri olan "Prag Senfoni Orkestrasına" çaldırıldığınıda belirtmekte fayda var diye düşünüyorum. Böylelikle konservatuar eğitimli, müzikal bir geçmişi olan bir kimsenin bu filmde parmağı olduğu hissedilmektedir ve bunun bir avantaj olduğu görülmektedir.
Film´de ve senaryo´da bazı küçük hatalarda var, yok değil. Bazı diyaloglar hakikaten daha gerçekçi olabilirdi. Onun yanısıra Norveç´deki bir sahnede Ali Sürmeli´nin Altan Erkekli´nin canlandırdığı karaktere, AB sınırları içerisinde "Schengen uygulaması" çerçevesinde sınırsız seyahat etmenin güzelliğinden bahsedip, Altan Erkekli´ninde "Bu nasıl olur? Biz bile köyden kasaba´ya giderken 10 kere kontrol ediliriz" demesinden bir kaç dakika sonra, Polis tarafından durdurulmaları oldukça mantıksız geldi bana. Demekki bir Avrupa ülkesindede kontrol diye birşey varmış..
Diğer garipsediğim bir sahne ise, Yunanistan karayollarında seyir halinde olan TIR´da, havasızlıktan ölmek üzere olan kaçak mültecilerin, Danimarka´ya sağ salim varmış olmaları idi. Hangi ara ve nasıl oksijen ihtiyaçlarını giderdiler sorusuna cevap bulmakta açıkçası zorlandım.
Çoğu eleştirmenin "film birçok konuyu barındırmakta ve bu filmi olumsuz etkilemektedir" yorumlarına katılmıyorum. Evet, film hakikaten bir çok konuyu ele almakta ve bir o kadar konuyada hafifden değinmektedir. Ama filmin genel akışını olumsuz etkilediğini veya insanın, filmin asıl hedefinden saptığını söylemek (bence) yanlış olur.
Gece sonunda yine çok hoşuma giden bir olay oldu, biz bunu hep yapıyoruz. Filmin sonunda, gala olmaması ve ne bir yönetmenin nede bir oyuncunun bizlerle salonda bulunmamasına rağmen, insanların filmin sonunda gözyaşı ve hıçkırıklarla, gece saat 01.00´e dönükken, alkışlarla filme olan beğenisini birkez daha tescillemiş oldu. Herhalde bu güzel ve samimi davranış, sadece biz Türklere has bir özelliktir.
Son olarak bu filmde, aktör, senarist, yönetmen ve besteci olarak görev alan Mahsun Kırmızıgül hakkında bir kaç kelam söylemek istiyorum. Çevremdeki çoğu insanlar, son zamanlarda, şu klasikleşmiş tabiri kullanmaya başladılar : "Mahsun Kırmızıgül´de güneşi gördüm.." ! Evet, bende o güneşi gördüm, ancak tek farkla, ben o güneşi 1994´de gördüm..
Türkiye´de benim gözümde sanatçı olmak o kadar basit değil arkadaş! Yaptığın eserler sadece bir kitleye, sadece birilerine, sadece bir anlık, sadece bir heveslik, sadece bir çıkar için yapılıyorsa, arkaşında bir mana, bir hedef, bir gayret ve bir vizyon yoksa, ben sana sanatçı diyemem!
Amma ve lâkin, bügüne kadar yaptığın tüm eserler, hem ülkeni, senin aslının ve modern dünya anlayışın ile birleştirilmiş birer eser ise. Ve ben o eserlerden birşey kapıyorsam : duygusal, eğitici, icabında sadece eğlence amaçlı ve insanları birleştirici eserler ortaya çıkartıyorsan, benim için bir sanatçısın..
Fakat durmayıp, bu vizyonunu sınırlı tutmayıp, tüm kitlelere ulaşmak adına, kardeşlik adına, çözüm bulmak adına (tüm yıkıcı & namert eleştirilere rağmen) başka mevkii ve alanlardada eserlere imza atabiliyorsan, işte o vakit sen Türkiyenin gerçek bir sanatçısısın!
Mahsun Kırmızıgül bunu her daim kanıtlamış durumdadır. "Şarkılarını dinlemiyorum onun", diyen kesimlerin bile, Sevdalıyım, Alem Buysa Kral.., Yıkılmadım, Kardeşlik Türküsü, Sarı Sarı, Dinle.. sözcüklerinin mırıldanmaya başlandığında, "haa bu şey, Kırmızıgül değilmiydi yahu" dediğini ve bundan sonrada "Beyaz Melek, Güneşi Gördüm..." filmlerinde aynısının gerçekleşeceğini sizlere burdan tüm samimiyetimle söyleyebilirim, çünkü bendeniz, çok biliyorum.. herşeyi biliyorum.
Türk Sinemasına Destek, diyor ve ülkemiz adına yapılmış olan tüm değerli sanat eserlerinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
Saygılarımla,
© qraL ~ Erkut A.
(17.04.2009).
|
 |
sayfa 5  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|