1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 3  |
 |
Necmettin K.
14 yıl önce - Sal 09 Eyl 2008, 00:57
| Alıntı: |
Aslıma karışıp toprak olunca
Çiçek olur mezarımı süslerim
Dağlar yeşil giyer bulutlar ağlar
Gök yüzünde dalgalanır seslerim
Ne zaman toprakla birleşir cismim
Cümle mahluk ile bir olur ismim
Ne hasudum kalır ne de bir hasmım
Eski düşmanlarım olur dostlarım
Evvel de topraktır sonra da adım
Geldim gittim bu sahnede oynadım
Türlü türlü tebdilata uğradım
Gahi viran şen olurdu postlarım
Benden ayrılınca kin ve buğuzum
Herkese güzellik gösterir yüzüm
Topraktır cesedim güneştir özüm
Hava yağmur uyandırır hislerim
Alemler alemi ölçer biçerler
Hamını hasını eller seçerler
Bu dünya fanidir konar göçerler
Veysel der ki gel barışak küslerim
Aşık Veysel
21.07.2006 Saat: 00:00
|
Bütün felsefecilere göre, dünya bir tiyatrodan ibarettir. Ancak bu oyunun türü, "Tülüat" cinsindendir. Tülüat: Oyuna, genellikle seyircilerin kalabalıklığı, seyircilerin zengin veya fakir tebadan olması ve ülke gündemi gibi konulardan seçilir ve önceden yazmadan, ezbere dayanmadan oynanan bir oyun olmasıdır.
Şair Veysel; "evvel de topraktır sonra da adım/ Geldim gittim bu sahnede oynadım." diyerek, dünyanın bir tiyatro oyunu gibi olduğunu, rolünü oynayan sanatçının ikinci bir perde de ve başka bir sahnede veya diğer bir mecliste oyuna devam edemeyeceğini, öyleyse oyunu, seyirciye layık bir şekilde oynanması gerektiğini anlatmaktadır.
İnsanlar gerçekten rol yapmaktadır. Ama rollerinin telafisi yoktur. Kötü rolde oynayanın, beyaz perdedeki sanatçılar gibi bir daha iyi rolle özdeşleşemeyeceğini anlatmaktadır.
Benden ayrılınca kin ve buğuzum/ Herkese güzellik gösterir yüzüm. Demekle, insanların kin ve nefretle baktıklarında, yüzlerindeki yansımanın asla güzel olamayacağını anlatma, ama kin ve küslük benden ayrıldığında yüzüm güzelleşmektedir demektedir.
İnsanlar asık suratla bakarken nasıl çocuklar onların elinden çikolata alabilirler ki?
Öyleyse, madem topraktan geldik toprağa gideceğiz, hiç olmazsa toprağı utandırmayalım demektedir.
Bizlerden belki , bıraktığımız miras ve servetten dolayı evlatlarımız utanmayabilir ama toprak utanacaktır. O miras için eğer birini, üzdüysek, toprak ta buna üzülecektir.
Şair , Seyit Nizamoğlu,
| Alıntı: |
Cümle dünya sizin olsun
Bir dost bir post yeter bana
Atlas diba senin olsun
Bir dost bir post yeter bana
Beyler tahtından inerler
Ayaksız ata binerler
Toprağa gömüp dönerler
Bir dost bir post yeter bana
Sanır mısın kalsam gerek
Bilir misin n'olsan gerek
Bin yıl yaşar ölsen gerek
Bir dost bir post yeter bana
Karun malın verirlerse
Beni sultan kılarlarsa
Alem kulum olurlarsa
Bir dost bir post yeter bana
Sonu yok devletten bolur
Ecel gelir seni bulur
Seyit Seyfi işin bilir
Bir dost bir post yeter bana |
Demektedir. Bize bakalım hangi dostlar yetecek, burada mı, yoksa orada mı?
|
 |
ramazan52
14 yıl önce - Sal 09 Eyl 2008, 01:08
doğru son durak mezarlık hepimiz müsait biyerde ineceğiz.
|
 |
Burak Tuna
14 yıl önce - Sal 09 Eyl 2008, 01:44
Geçen hafta pazara günü canım çok sıkkındı. Yaşamaktan adeta sıkılmış gibiydim. Alsancak Caminin önünden geçen geçerken yolda bir ceset gördüm. Biri otobüsün altında kalıp ezilmiş. Sonra dedim ki kendi kendime zatten hepimizin gideceği son durak mezarlık, kimimiz bugün kimimiz yarın ama sonunda herkez gitçek bir şekilde. Şu üç günlük dünyada tatlı canımı üzmenin ne anlamı var (ama tabii sadece mantığım söylüyordu bunu)...
|
 |
M.Ali Döngelci
14 yıl önce - Sal 09 Eyl 2008, 02:19
Kara Toprak
Binlerce Ev'in olsa hepsi Seni kovacak, Yinede en Sadik Ev'in Mezar olacak !!!
Kefenin Cebi yok kimse Yüklenip götürmüyor öteki tarafa,Girdigimiz Son Yer (Mezar) altida üstüde Toprak Baslangic ve Bitis Noktasi.
Saygilarimla
|
 |
Necmettin K.
14 yıl önce - Cmt 13 Eyl 2008, 23:13
Eski mankenlerden, Yaşar Alptekin, Sakıp Sabancının vefatı üzerine kendisinde değişmelerin olduğunu ve hatta mezarlıklarda yattığını söylüyordu.
Bir ölüm ile insanın hayatında nasıl değişimler olur, demeyin! İnanın öyle değişimler oluyor ki, insanın kendisi de inanamıyor.
Ben hayatımda çok ölüm, hastanede yatan, trafik kazalarındaki korkunç, dramatik görüntüler, silahla yaralananlar ve öldürülenler gördüğümden, fazla etkilenmiyorum.
Cenaze törenleri beni fazla duygulara boğmuyor. Bazıları kendini kaybedercesine ağlamalar, hıçkırmalar ve feryatlar, ben ise çok soğukkanlı ve sakinimdir.
Ama bir ölüm beni çok etkiledi! Bacanağım rahmetlinin ölümü beni etkiledi. Başka cenazeler gibi sakin ve metin davranamadım.
20 Yılı aşkın süredir, budama,(Damar tıkanıklığı, Burger) hastalığından yatıyordu. İlk önce ayak başparmağı alınmıştı, onu taraktan kesme ve sonra topuktan ve bilekten derken, dağ gibi adam, elsiz ve kolsuz, bacaksız, budanmış saksıya dönmüştü.
Bu haliyle yine tiryakisi olduğu sigaraya devam ediyor ve haline şükrediyordu. Ne zaman, "abi nasılsın?" dediğimde;" Allaha çok şükür iyiyim! Allah razı olsun bacanağım!" derdi.
Vefatından önceki son görüşmemizde artık dayanacak gücü kalmamış ve ,"hakkını helal et bacanak, senin hakkın ödenmez!" demişti.
Bana o kadar dokundu ki, ona hakkımı nasıl helal etmezdim, o hiçbir zaman beni aklından çıkarmamıştı.
Rahmetli, sağlıklı olduğu zamanlar aslında bana çok iyi ve candan bakmıyordu. Hatta arkadaşlık ve dostlukta sıraya bile giremiyordum. Ama dünya gerçeklere kalınca sıramın değiştiğini anladım.
Sıramın değişmesi için, onun sağlığını kaybetmesi gerekiyormuş. Sağlıkllı iken bir kez bile evime gelmeyen bacanağım, budanmış haliyle, benim ve yeğenlerin kucağında birkaç kez evimi ziyarete geldi.
Bazılarının dostlarını ziyaret etmeleri için, sağlıklarını veya paralarını, yani servetlerini mi kaybetmesi gerekiyor?
Koç' ta, Sabancı 'da dünyalarını değiştirdiler ve onlarda toprakta yatıyorlar. Şimdi onların kimlerle komşuluk yaptıkları çok önemli mi?
Yoksa, tüm insanların, yeniden Sur'un üflenmesiyle dirilişten sonra, hesapları görülüp kazandıkları ödüllerle mi değerlendirmek gerekir? O zaman komşuları daha önemli olabilir.
Belki buna da inanmayanlar olabilir! Eğer böyle bir diriliş yoksa iyi komşuluklar için, insan haklarına ve kul hakkına dikkat edenler birşey kaybetmezler. Eğer , ahirette diriliş ve komşuluk varsa, öyleyse inanmayanlar herşeylerini kaybetmiş ve müflis durumda olacaklardır.
İnsanları ziyaret etmek için, son model lüks araçlarınızı ve sağlıklarınızı kaybetmenize gerek yok. Araçlar, amaçlar için kullanılmalıdır. Araçlar, amaçlar için değil de, eğer amaçsızca kullanılırsa bir gün kullanacak araç kalmadığında, artık size faydası dokunacak bir amaç ta kalmamış olacaktır.
Eğer siz araçlarınızı insanlık için, dostlarınız için kullanırsanız, aracınız kalmadığında da dostlarınız kendi araçlarını sizin amaçlarınız için kullanmaktan çekinmezler.
İnsanların soğuk tabutlarına sarılmak yerine, sıcak bedenlerine sarılmayı ilke edininiz. Zira, tabuttakiler sizin sarıldığınızı hissetmezler. Onların hissetmeleri için, sağlıklarında sarılmayı deneyiniz.
|
 |
idris K.(52)
14 yıl önce - Çrş 17 Eyl 2008, 05:28
bu basligi görünce Ezgi Mert'in bir parcasi geldi geldi aklima türkünün adi Bütün dünya senin olsun
bir yerinde söyle bir söz geciyor
beyler tahtindan inerler, ayaksiz ata binerler
topraga gömüp dönerler,
bir dost bir post yeter bana.
bende diyorumki
bindim bir alamete gidiyorum kiyamete
|
 |
halil2006
14 yıl önce - Çrş 17 Eyl 2008, 08:11
Bundan yaklasik 15 veya 16 yil onceydi, Izmirde annemin halasi vefat etmisti,elinde buyumustuk bizler halanin,yaptigi mantilarla,sütlaçların hala daha formulunu cozebilen yok ailede.Sadece ailenin degil mahallenin de en buyugu herkesin dert ortagiydi rahmetli.
Iste o duygular icerisinde gittigim cenazede merhumeyi defnederken mezarin icine kim inecek cenazeyi yatirmak icin denirken su an bile kim oldugunu bilmedigim ama kesinlikle tanidigim bir ses hadi Halil diyerek beni arkamdan omuzumdan ve kolumdan tutarak oraya indirdi.Yukaridan mezarin icine ininceye kadar gecen sadece saniyenin yarisi kadar surdu urkekligim,oraya iner inmez bir huzur kapladi sanki icimi anlatamam,o duyguyu hala tarif edemem,bambaska birsey. Rahmetliyi ebedi istirahatgahina yatirdiktan sonra cikmak istemedim adeta oradan.Dedim ki Halil iste geldigin gelecegin son durak burasidir,dunyanin yarisida senin olsa, evlerin hanlarin hamamlarin arabalarin dunya kadar paran olsa ne yazar sığacağın yer işte burasi.
Onceden bu tur olaylardan korkmak demeyeyim ama biraz urkerdim acikcasi, 33 yasindayim ve rahmetli halamın cenazesinden sonra gittigim her cenazede hep onlerde olup mezara girip rahmetliye son bir vazife yapabilmek ve o hisleri yeniden yasayabilmek icin hep on saflarda olmaya gayret gosteririm.
Belki bazilariniza garip gelebilir hatta bende bir tuhaflik oldugunu da dusunebilirsiniz ama eger firsatiniz olursa oraya bir inip dunyaya bir de o açıdan bakmanizi tavsiye ederim.
Hepinizin mübarek Ramazan ayını da bir kere daha kutlamak isterim buradan her nekadar biraz geç te olsa.
|
 |
İBRAHİM DİLBER
14 yıl önce - Çrş 17 Eyl 2008, 23:54
| Alıntı: |
| son durak kara toprak. insanların en çok gidip ziyaret etmesi gereken yer diye düşünüyorum.mezarlığa gidip düşündüğün zaman insana her şeyi anlatıyor. |
Aslında tamamen böyle dememek lazım. Çünkü kabir hayatı , dünya hayatının sonudur , ama ahiret hayatının da başlangıcıdır. Çünkü sonrasında haşir ( yeniden dirilme ) , mahşer gibi aşamalar vardır. Allah hepimizin yardımcısı olsun.
|
 |
mustafaözkan
14 yıl önce - Prş 18 Eyl 2008, 00:13
Benim çok yakından tanıdığım bir şahsı muhterem vardır. Bir devlet dairesinde idareci pozisyonunda ve hergün sıcak paranın döndüğü merkezde.
Her akşam evine gitmeden önce yolu üzerinde kalan mezarlığa çektirir arabayı 30 dakika mezar taşlarını izler, mezarlığı izler daha sonrada çekip evine gider.
Ve bunu hergün yaptığını bize şöforu söyler.Bir gün kendine sorduğumuzda kendisi şöyle cevap verir "Ben akşama kadar gelen tüm çıkar tekliflerini burada değerlendirir ondan sonra kabul etmem.Bu taşlar bana öldükten sonra sadece ve sadece bir bez parçasını götürebileceğimi hatta onuda kabirde çürütüp hiç bir şey götüremeyeceğimi hatırlatır, dünya tamahımı ve hırsımı kırar beni yanlıştan alı koyar"
Ve aynı pozisyonda olan bürokrat arkadaşları şimdi yat kat sahibi iken o halen kendi halinde orta gelirli bir devlet memuru ve bulunduğu birimden daha pasif bir pozisyona alındıki diğerlerinin çarkı daha rahat dönsün
Bİr mezar taşı kimine göre somut bir taştan ibaret olup hiç bir anlam ifade etmezken,kimileri içinde hayatın kilometre taşı olarak çok şeyler ifade eder.
|
 |
ali-yavuz
14 yıl önce - Prş 18 Eyl 2008, 00:17
Mezarlıklar ölümü hatırlama ve ibret alınma yerleridir.
Meşgul olduğumuz dünyevi mevzular bizi iyice ablukasına alıp kendisinde fani kılmakta, bu yüzden de ne geçmişimizi, ne de geleceğimizi düşünme fırsatı bulamamaktayız.
Kabir ziyaretleri ise, ölümü hatıra getirmesiyle, bu kalın gaflet perdesini yırtmakta, geçmişimize bakıp geleceğimizi düşünme fırsatı vermektedir.
Nitekim Peygamber Efendimiz: "Kabirleri ziyaret ediniz. Zira kabir ziyareti, ölümü hatırlatır, düşünme fırsatı verir..." buyurmuşlardır.
Mezardakileri ziyaret edip onlara dualar okumak, onların yardımlarına koşmaktır.
Ne gariptir ki bazı kimseler her türlü hayır ve hasenattan mahrum kalmış ölüleri ziyaret ederken, onlara yardım niyetiyle değil, onlardan yardım görme maksadıyla ziyarete gider, ölüden menfaat ve medet bekler.
Gerçi evliya kabirlerini ziyaret ve hürmet, İslami bir gelenek halini almıştır.
Ancak bu ziyaret, sırf Allah hesabına, o kabir sahibi Allah'ın makbul bir kulu olduğuna binaen ahirette şefaatçı olması temennisiyle yapılmalıdır.
Ancak böyle olursa türbe ziyareti caiz ve meşru olur.
Mezarlık ve kabirler, fani hayatın sonu ve yeni bir alemin ve hayatın başlangıcıdır.
Ahiretteki şefaat ancak Allah'ın izniyle gerçekleşecektir.
Yoksa o kabir ve türbe sahibini kendi kendine medet verecek bir kudret ve tasarruf sahibi olarak düşünüp (Allah izin vermedikçe, yaratmadıkça hiç kimse kimseye yardım edemez) amiyane ve cahilane takdis etmek, mezar ve türbelerine çul çabut bağlamak, mum yakmak, taşına toprağına yüz sürmek, sadece manasız ve lüzumsuz değil, aynı zamanda şirke benzeyen haram bir tutum ve davranış mahiyeti de arzeder.
Hadislerde bu cahilce anlayışlar men edilmiştir.
Ölüm, fani hayatın sona erişi ve yeni bir hayatın başlangıcıdır.
Mezarlıklar fani hayat son bulduktan sonra kabir hayatının ve sonrasında gerçekleşecek yeniden dirilmenin başlangıç yeridir.
En son ali-yavuz tarafından Prş 18 Eyl 2008, 00:28 tarihinde değiştirildi, toplamda 6 kere değiştirildi
|
 |
sayfa 3  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|