1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1  |
 |
Necmettin K.
14 yıl önce - Cmt 06 Eyl 2008, 03:57
Son Durak; Mezarlık
Dünya da hangi yolculuğun sonu mezarlıkta neticelenmemiştir ki?
Macellanın yolculuğu mutlaka bir mezarda son bulmuştur. Belki, toprak ve defn anlamında bir mezarı bile bulunmayanlar, hatta denizlere atılanlar, kaybolanlar, vahşi hayvanlar tarafından parçalananlar bile olmasına rağmen, mezar netice de son durduğumuz yerdir.
Bugün bir dostum, " ya arkadaş sık sık mezarlığa gitmekteyim. İşyerim mezarlığın yakınında, eski dostlardan beni ziyarete gelenleri de mezarlığa götürrerek, onlara eski arkadaşlarımın mezarını göstermekteyim" dedi.
Ailelerinden bile mezarlarını bulamayanların olduğunu bilmekteyim. Onlara yerini gösterip, bizimle aynı yaştalar ama hayatta değiller diye de çok düşünmekteyim.
İnsan hayatta iken ne kadar zengin ve güçlü olursa olsun, mezarda aciz ve fukaradır.
Bakın bir deprem olduğunu düşünün: Göçük altındasınız ve çok az bir yardımla kurtulacaksınız. Ama kimse size dönüpte bakmayabilir. O hali bir gözler önüne getirin, insanlar ilk anda çevrelerindekilere yardım mı ediyorlar, yoksa kendi canlarının ve çocuklarının canlarının derdindeler mi?
Üstünüze düşen bir ağırlığın altında nasıl çaresizseniz, mezarda da öyle çaresiz olacaksınız. Çok zenginlerin bindiği bir gemi yan aytıp batmaya kalksa, sizin paranızın, tayfalar ve yüzmeyi bilenlerin yanında kıymeti olur mu?
İnsanların en çaresiz oldukları zamanlar, çıplak ve silahsız oldukları zamanlardır.
Eskiden çok seyerettiğim Amerikan filmlerinde, iyi silahşörler hep banyoda veya uyurken pusuya düşmüşlerdir.
Ölümde bir çıplak banyo ve uyku olduğuna göre , insanların en çaresiz anlarıdır.
Yaşlılarımız, yatalak hasta durumuna düştüklerinde çok acı çekerler, yatakta herşey onlara eziyet verir bir hale gelmiştir. Sırtüstü yatarken, ağrıdığı için yan çevirmenizi sizden isterler. Eğer su içeceklerse başlarını biraz kaldırmanızı isterler. Mezardaki insanın böyle bir yardıma dahi imkanı yoktur.
Öyle ise, alimler, Devlet adamları, makam ve mevkii sahipleri, mal ve mülk sahipleri iyi bilmelidirler ki, dünyada nasıl yaşadılarsa, mezarda yalnızca yanlarında onları bulacaklardır. İyilik eden iyilik, kötülük eden kötülük bulacaktır.
Mezarlıklardaki sesleri bizlerin duymamız gerekir. Ama biz onları duyamayız. Duymak için onlara yakın, ya da aynı onlar gibi olmamız gerekmektedir.
Mezardaki insanın nasıl yalnızlık çektiğini anlayabilmek için, sağlığımızda bir mezar kazdırıp onun içine çırılçıplak yatmak ve yalnız kalmak gerekmektedir.
Acıktığınızda, size yiyecek veren kimse olmadığını, susadıkça su verenin bulunamayacağını, yalnız kaldıkça, kimsenin sizi ziyaret edeip, konuşamayacağını düşünerek, ölmeden ölümü tadmalıyız.
Ölmeden ölümü tadabilmek için mutlaka herkesin mezarlıklarda birer mezar yeri satınalmasına ve mezara yatmaına aslında gerek yoktur. Kuştüyü yatağınız bile mezar yerine koyarak o hali gözünüzde canlandırabilirsiniz.
Gerçektende onlar ne kadar aciz ve yalnızlardır. Ayağa kalkmak için ellerine alacakları bir bastonları bile yoktur.
Eskiden arifler, ikametlerinin yanına veya altına , "çilehaneler" kazdırarak muayyen zamanlarda dünyaya kapılarını kapatarak inzivaya çekilirler ve kendileri ile hesaplaşırlarmış.
Ankarada Hacı Bayram-ı Veli Hazretlerinin adıyla matuf Camisinin altında da buna benzer bir çilehane bulunmaktadır. Mübarek ,Ramazan aylarında dünya nimetlerinin bir kısmına kapısını kapatarak çilehaneye çekilir ve kendince hemhal olurmuş. Hatta bir rivayette hizmetkarına, kendisine yetecek azık ve abdest için su bıraktıktan sonra çekilmesini ister.
Gün gelir çilehaneden dışarı çıkarak yeni bir ibrikle abdest suyu getirmesini siter. Suyu içeri bırakan hizmetkar, mübareğin duvardaki kılıcından kan damladığını görür. Aynı anda iki mekanda bulunduğu rivayet edilen Gazi, bir savaşta kılıç kullanmış ve onlara yardım etmiştir.
Mezardaki insanlar, dünyadaki gibi artık birbirlerine fitne ve fesatla bakmamakta, hatta yaptıklarından dolayı pişmanlıklarını anlamaktadırlar. halbuki, daha rahmetlileri defnetmeden miras kavgalarını başlatanlar, toprağın altında mirasa ihtiyaçlarının olmadığını anlamak zorundadirlar. Geç anlamak ise onların geç huzur bulmasına sebep olacaktır.
Onlar o kadar acizdirler ki, zamanında "Hafız" olanlar bile, "yok mu, bize bir Fatiha okuyacak bir Peygamber ümmeti diye yalvarmaktadırlar." Ama dışarıda onlar sağlıklarında Kuran ve Dua ile uğraşmışlardır. Şimdi hangi yüzle dua ve Kuran isteyebildikleri ise manidardır.
Hz. Eyüp El Ensari hazretleri, biliyoruz ki, Resulaalahın Mekkeden , Medineye göç ettiğinde, Allahın Elçisinin Devesinin evinin önünde çökmesiyle Onu misafir etme şerefine nail olmuştur. Ama onun toprak altındaki naaşı, Fatih Sultan Mehmet Hanın İstanbulu Fethi ile bulunmuştur. Medine nere, İstanbul surları nere..
Zamanında azametinden ve haşmetinden yanına yaklaşamadıklarımız, bizlerden farkı olmayan mezarlarda yatmaktadırlar. Hatta birbirlerine düşmak olan iki İmparatorun bile mezarı karşılıklıdır.
Ankara Devlet Mezarlığında , mezarları bulunan şahsiyetlerin sağıklarında ne kadar kudretli olduklarından şüphemiz asla yoktur. Ama onlarında mezarda ne kadar çaresiz oldukları ise mutlaktır.
Yine mezarlığı iyi bilen dostum diyorki, "Allahın Hikmeti ilahisi bu ya kardeş, sağlıklarında birbirlerine düşman olan, 12 Eylülün ayrı kamplarındaki idam edilen lider çocuklarından, Ali Bülent Orkan, Mustafa Pehlivanlı ile Necdet Adalı, yanyana, yatmaktadırlar.
Öyleyse, mezarda yanyana yatmak kader de, sağlıkta çarpışmak kader mi?
Ben en çok sevdiğim insanın tabutuna sarılmak yerine, onun hayatımın sonuna kadar sağlığında hizmetkarı olmayı tercih ederim.
Başka bir anlatımla, miras kavgası yaptığım kardeşim, abimin tabutuna sarılmak yerine, ona yıllarca hasta yatağında veya ben onun hizmetkarı ve boğaz tokluğuna çalışan işçisi olmaya razıyım.
Ama bu imkan asla dünya da kimseye tanınmamaıştır.
Öyleyse kavgamız niye?
|
 |
ALPER ERGÜN
14 yıl önce - Cmt 06 Eyl 2008, 04:17
Hepimizin eninde sonunda gidecegi yer orasi bundan kacinilmaz herkes ölümü tadicak bu bir gercek önemli olan hayatimiz devam ederken kalp kirmamamiz ve dürüstlük'ten sasmamamiz gerekiyor öbür tarafi düsünen yok bugün varsin yarin yoksun düsüncesiyle hareket edip üstümüze düsen vazifeleri en iyi sekilde yerine getirmemiz gerekiyor buda belli bir edep ve ahlaktan geciyor vaaz veriyormus gibi olmayim ama gercek bu benim icin'de gecerli herkes icin'de insallah bu mübarek aylarda ALLAHIM hepimizin dulalarini kabul eder iyi bir mümin olarak öbür tarafa intikal ederiz..
|
 |
ömer bey
14 yıl önce - Cmt 06 Eyl 2008, 09:29
| Alıntı: |
| Zamanında azametinden ve haşmetinden yanına yaklaşamadıklarımız, bizlerden farkı olmayan mezarlarda yatmaktadırlar. Hatta birbirlerine düşmak olan iki İmparatorun bile mezarı karşılıklıdır. |
Bir atasözü geldi aklıma. Yaşarken hep hatırlamamız ve mütevazı olmamız için.
Böbürlenme padişahım senden büyük yaratan var.
|
 |
fatih koyuncu
14 yıl önce - Cmt 06 Eyl 2008, 10:52
son durak kara toprak. insanların en çok gidip ziyaret etmesi gereken yer diye düşünüyorum.mezarlığa gidip düşündüğün zaman insana her şeyi anlatıyor.
|
 |
MEHMET EMRE YAŞA
14 yıl önce - Cmt 06 Eyl 2008, 11:15
ezanla başlar selayla biter derler. bide sen dünyaya geldiginde herkes gülüyordu sen aglıyordun öyle bir hayat yaşaki sen öldügünde de onlar aglasın sen gül 
|
 |
turgutsezer
14 yıl önce - Cmt 06 Eyl 2008, 11:28
KARACAAHMET
Mezar,mezar,zıtların kenetlendiği nokta;
Mezar,mezar varlığa yol verengeçit,yokta...
Onda sırların sırrı:Bulmak için kaybetmek,
Parmakların saydığı ne varsa tüketmek.
Necip Fazıl KISAKÜREK.
Sadece bayramlarda hatırlanan yerler mezarlıklar.Ziyaretçisi olmadığından yerle bir olmuş,toprağı bile kalmamış,taşları kırılmış,kimsesizler.
|
 |
neşetyıldız
14 yıl önce - Cmt 06 Eyl 2008, 11:37
İnsanoğlunun ölüm olayını algılaması farklı farklı kimileri ölümü yok olmak olarak algılar,kimileri tekrar yeniden hayata başlamak olarak algılar.İnsanlık olarak her milletin kutsal olarak inandığı din adını verdiğimiz değerleri vardır,bu değerler içinde mutlaka ölüm ve ötesi değişik açılardan anlatılır.İslam dini bu konuda ölümü en gerçekçi ve insana umut vererek, hayatın ölümsüzlüğünü anlatır,yani ölümden korkmamayı,hayatın son bulmadığını ahirette insanın tekrar ölümsüz ebedi bir alemde yaşayacağını ,Kuran ı kerimde ayetler ışığında anlatıyor.İnsanoğlunun yaşamının bir gün son bulacağını yok olacağını, dünyadan tamamen silineceğini sevdikleri tarafından unutulacğından korkarak yaşarsa her şeyden zevk almaz ve hayata ve insanlara hep olumsuz olarak bakar, buda toplumda insanların birbirlerinden uzaklaşmasına neden olur.İnsanoğlu ölümden sonra yeniden ölümsüz bir alemin olcağını bildiği zaman, ona göre hayatını dolu dolu yaşar ona göre kendisine verieln görevlerini yaparak ölümsüz alemde yaşama şansına kavuşur.İnsanların ara sıra mezarlıklara giderek tanımış oldukları insanların hayatlarını gözleri önünde canlandırarak kendilerininde bir gün bu mezarlığa geleceğini düşünmeleri lazımdır.İnsanlık hep ölümü unutmaya çalışır,ölmeyi istemez hep yaşamaktan bahseder,ölüm kelimesini duyunca hemen karşı çıkar,ama ölüm haktır,mutlaka her an ensemizdedir.bunu unutmayalım.Kabir haytından başlar bütün ahiret yolları,kabirde sadece sensin hiç kimseler yanında olmaz,yatak yok,elbise yok,ısıtıcı yok,yemek yok çıplak bir vucut yaptığın dünyadaki iyilikler ve güzellikler senin en yakın dostun olacaktır.Her nefis mutlaka ölümü tadacaktır.
|
 |
:sevgi:
14 yıl önce - Cmt 06 Eyl 2008, 15:42
"Ölüme benzetirim her günün batışını,
Son olacak sanırım her nabız atışını"
"Mezarı kazılacak bir gün mezar kazanın,
Belki suyuyla yunar,yapıcısı yazanın.."
"Şefkatli de merhametli de nihayet bir gün ölür..
Halka merhamet eden Hakk'tan merhamet görür.."
"O defterde yazılı yaptığın satır satır,
Virgül değiştiremez,ne rüşvet ne hatır..."
"Nasıl ışık beklerim,gölgeler diyarından?
Nasıl emin olurum,ölüm varken yarından..."
"Ölü:ebedi canlı ölüm:hayatın başı,
Sonu meçhul alemin kapısı mezar taşı..."
Aklımda kalan yazarını dahi unuttuğum ölümü ve gerçeklerini anlatan ibretlik şiirler..
Mezarlık;bana göre yaşanılacak 2. alem.Dünya,mezar,ahiret...
Rabbim kabirlerimizi cennet bahçesinden,bir bahçe eylesin..
|
 |
HÜLYA79
14 yıl önce - Cmt 06 Eyl 2008, 18:05
Ölüm güzel şey,budur perde altından haber
Hiç güzel olmasaydı, ölürmüydü Peygamber
Öleceğiz müjdeler olsun,müjdeler olsun !
Ölümüde öldüren Rabbe secdeler olsun!
Kapı kapı, yolun son kapısı ölümse;
Her kapıda ağlayıp o kapıda gülümse!
O demdeki,perdeler kalkar,perdeler iner,
Azraile hoşgeldin,diyebilmekte hüner...
O dem çocuklar gibi sevinçten zıplar mısın?
Toprağın altındaki saklambaçta varmısın?
Ölüm ölene bayram,bayrama sevinmek var;
Oh ne güzel,bayramda tahta ata binmek var.!...
Ufka bakarlar;ölüm uzaktamı uzakta...
Ve tabut bekler,suya inmek için kızakta.....
Sultan olmak dilersen,tacı,sorgucu,unut !
Zafer araban senin,gıcırtılı bir tabut! (necip fazıl)
Anne rahmindeki çocuğa,
burdan vakti gelince çıkacağın bir dünya bekler seni ,deyiversek
belki bize inanmayacak,
ya yoksa diyecek.
ben burada rahatım, yatağım sıcacık güvenli diyecek..
o mini minnacık yer onun sarayı çünkü..ve de başka bir dünya bilmediği için belki direnecek kendine kalsa belki çıkmayacak ama vakit dolup da dünya ya gözlerini açınca gördükleri kendisini bile hayrette bırakacak.
biz bu dünyaya gözlerini açanlardanız, bize çok büyük geliyor belki ... ahirette de cehennemin büyüklüğü ile değil cennetin bahçeleri ile karşılaşalım inşallah..çocuklar gibi şen olalım baki olan dünyada da..
En son HÜLYA79 tarafından Cmt 06 Eyl 2008, 18:36 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
mithatesener
14 yıl önce - Cmt 06 Eyl 2008, 18:17
Son Durak; Mezarlık
Hayatın bir gerçeği olan ölüm ve sonun sonunda yatırılan yer mezar ve mezarlıklar, ölüpte bir mezarı olup onu ziyarete gelenlere ne mutlu, hiç kimse tarafından aranılmayan büyüklerimizi ait mezarları ziyaret etmek veya mezarlıklardan geçerken bir fatiha okuyup yatanlara yaad etmeliyiz.
|
 |
sayfa 1  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|