1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 18  |
| Cumhurbaşkanı ve Milletvekilleri Ermenistana maça gitmelimi? |
| 1-Gitmeli |
 
|
36.1% |
[120] |
| 2-Gitmemeli |
 
|
56.9% |
[189] |
| 3-Farketmez |
 
|
6.9% |
[23] |
|
| Toplam Oy : 332 |
|
 |
umutyolu
14 yıl önce - Cum 05 Eyl 2008, 19:18
| Alıntı: |
| Daşnaksutyun Partisi yöneticilerinden Armen Rustemyan ise, değişikliğin Türkiye’nin baskısıyla gerçekleştirildiğini ve utanç verici olduğunu kaydetti. |
Hala bunu bir kazanç veya bir fedakarlık olarak mı görülüyor, hayret birşey. Adamların anayasalarında halen neler yazıyor sınırlarımız hakkında?
| Alıntı: |
1994 yılında biten Azerbaycan-Ermenistan Savaşı’nda Ermenistan’ın işgal ettiği Dağlık Karabağ’dan 40 bin, Azerbaycan’ın diğer yedi ilinden ise 700 bin kişi yaşadıkları yerleri terk etmek zorunda kaldı. Böylece, Azerbaycan topraklarının yüzde 20’sini işgal eden Ermenistan yüzünden Azerbaycan nüfusunun yüzde 13’ü kendi ülkesinde göçmen durumuna düştü. Buna bir tepki olarak Türkiye, Ermenistan sınır kapılarını Nisan 1993’de, hava sahasını da 1994’de kapattı. Ancak, Türkiye-Ermenistan sınır kapılarının açılması konusunu sadece Dağlık Karabağ sorununa indirgemek doğru değil. Ermenistan, Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınırı belirleyen 1920 Gümrü ve 1921 Kars Anlaşmalarının yürürlükte olmadığını iddia ediyor. Ermenistan 23 Ağustos 1990 tarihinde kabul ettiği Bağımsızlık Bildirgesi’nde Türkiye’nin Doğu Anadolu Bölgesi’ni “Batı Ermenistan” şeklinde tanımlıyor. Ayrıca, Ermenistan Anayasası’nın 13’üncü maddesinin 2’nci paragrafında tarif edilen devlet armasında Türkiye’nin bir parçası olan Ağrı Dağı’na yer veriliyor.
Ermenistan’ın bütün bu olumsuz yaklaşımlarına karşın Türkiye, 16 Aralık 1991’de (ABD’nin tanımasından iki gün önce) Ermenistan’ı tanıyan ilk ülke oldu. Türkiye, Ermenistan’ı tanımasının ardından ülkeye insani yardımda da bulundu, gıda ve elektrik verdi. Aynı zamanda, kendi toprakları üzerinden üçüncü ülkelerin Ermenistan’a insani yardım malzemesi göndermesine de imkan tanıdı. Türkiye, Ermenistan’ı 25 Haziran 1992’de İstanbul’da kurulan Karadeniz Ekonomik İşbirliği’ne kurucu üye olarak davet etti, Ermenistan’ın KEİ bünyesinde daimi temsilci bulundurmasına izin verdi. Ermenistan havayollarının Erivan-İstanbul ve Erivan-Trabzon güzergahında sefer yapmasına izin veriliyor. Ermenistan’a sefer yapan uluslararası havayolu şirketleri için 1995 yılından sonra H-50 hava koridoru açıldı. Doğu Karadeniz’den Ermenistan’a Gürcistan üzerinden yolcu otobüsü seferleri düzenli olarak yapılıyor. Ermenistan’ın Trabzon limanını ithalat-ihracat için kullanmasına izin veriliyor. 10 Ocak 2002’den itibaren uygulamaya konulan sınırda vize rejimi ile Türkiye’ye girişin önündeki zorluklar kaldırıldı. Türkiye’de Ermenistan vatandaşı olan yaklaşık 100 bin kişinin kaçak olarak çalışmasına göz yumuluyor. Türkiye’de yapılan uluslararası spor karşılaşmalarına ve kültürel faaliyetlere (Trabzon Tiyatro Festivali vb.) Ermenistan vatandaşları ve kurumları katılabiliyorlar. Türkiye ile Ermenistan arasında Gürcistan ve İran üzerinden gerçekleşen bir dolaylı ticaret de bulunuyor. Türk ve Ermeni işadamları tarafından kurulan 20 civarında ortak firma faaliyette. Resmî olmayan verilere göre, 1997’de 30 milyon dolar olan iki ülke arasındaki dış ticaret hacminin bu yıl sonu itibariyle 200 milyon dolara ulaşacağı tahmin ediliyor.
Van’ın Akdamar adasında bulunan Akdamar (Ahtamar) Kilisesi, iyi niyet jesti olarak restore edilerek 29 Mart 2007 tarihinde anıt müze olarak açıldı. Açılışa Türkiye Ermenileri Patriği Mutafyan ve Ermenistan Kültür Bakan Yardımcısı Gagik Gürciyan başkanlığındaki 20 kişilik heyet ve Suriye, Filistin, Avustralya, ABD, Kanada, Fransa, Almanya, Brezilya, Gürcistan, İngiltere, İsrail, Kanada, Lübnan, Romanya, Rusya Federasyonu'ndan gelen cemaat liderlerinin de bulunduğu 277 davetli katıldı. Buna karşın, Erivan hükümeti Ermenistan’da bulunan camileri ve Türk tarihine ait eserleri yok etmeye devam ediyor. Ermenistan’da 12 Mayıs 2007 tarihinde yapılan parlamento seçimlerini Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Ofisi’nin (ODIHR) çeşitli ülkelerden görevlendirdiği yaklaşık 380 gözlemcinin izlemesine rağmen, 8 Türk gözlemciye (Çınar Özen, Mithat Çelikpala, Oktay Tanrısever, Cem Kılıç, Özgür Özdamar, Kerem Altıparmak, Tanel Demirel, Hasan Kanbolat) Ermenistan Dışişleri Bakanlığı tarafından gerekçe göstermeksizin ülkeye giriş izni verilmedi. Söz konusu seçimlerde Avrupa Konseyi’nin ısrarlarına rağmen seçim mürekkebi kullanılmadı. Artık, Afganistan’da bile seçim mürekkebinin kullanılmaya başlandığı göz önüne alınırsa, Ermenistan’da demokrasinin Afganistan’dan da kötü durumda olduğu söylenebilir.
Hasan KANBOLAT / ASAM
|
Yapmayın arkadaşlar, biz günlerdir burada bütün bunlara rağmen hiçbir karşılık göremediğimizi söylüyoruz. Adamlar zaten olmaması gereken bir armayı çıkarmışlar. Ama anayasalarından çıkan birşey yok. Armanın çıkarılması sembolik. Asıl iş kafalarından bunu çıkarmaları.
Teşekkürler.
|
 |
M.Sezgin SEZER
14 yıl önce - Cum 05 Eyl 2008, 19:22
Abdullah Beyin durumu gerçekten zor. Bir taraftan ABD gitmesi için bastırıyor, öbür taraftan içerde kamuoyu baskısı ve bu durumun çok iyi anlatılması gereken bir Azerbaycan var.
Tabii ki her şey "alt tarafı bir maç" pozisyonuna düşürülemeyeceği gibi, bu Türkiye-Ermenistan arasında yürütülen masa başı bir görüşme de değil.
Basından öğrendiğimize göre, Abdullah Bey de dışarısının baskısı bir tarafa kendisi de gitme taraftarıymış. Bir bildiği var ki cumhurbaşkanının ki böyle bir karar verdi.
Lakin Abdullah Bey'in büyük tepkiler alacağını bile bile bu kararı vermesi önemli geldi bana.
Sanırım bundan sonra da Azerbaycan'ın gönlünü almak için elinden geleni yapacaktır.
Benim şahsi düşüncem, yüz yıllık şartlanmış beyinleri maça gitmekle düzeltmek imkansızdır.
Ermenistan kamuoyunda da ciddi tartışmalar başladı çünkü.
Türkiye aleyhtarlığı Taşnaklar vs. gruplar yüzünden yeniden alevlendi.
Ama başka bir kanat da şunu söylüyor:
Maça davet en azından Ermenistan yönetiminin bir iyi niyet gösteriydi, davete icabet etmek de iyi niyetle cevap vermek adına önemlidir.
Beklenen faydayı verir mi, iyi bir süreç başlatır mı?
Biz iyi niyetten yana olalım da yoksa gelecek için fal açmak bizim işimiz değil.
|
 |
Canas
14 yıl önce - Cum 05 Eyl 2008, 19:27
Iktidar Sorumluluğu ve Ermenistan Ziyareti
Bazi arkadaslarimizin, bu ziyarete karsi hakli gerekceleri var.
En onemlisi Ermenistan’in sinirimizi tanimamasi, iddiasi.
Oncelikle sunu soylemek lazim Ermenistan’da benim bildigim kadariyla Suriye’deki –Hatay’i kendi topraklarinda gostermek- gibi bir durum sozkonusu degil. Oyle haritalar sadece asiri ulusalci Ermeni partilerine ait cevrelerde var. Bir Devlet Politikasi degil !
Ikincisi daha ziyade bir elestiri. Abdullah Gul niye daha evvel dediginin tam tersi bir hareket icerisine girmis. Cunku iktidar olmak onu gerektirir. Taha Akyol, Iran Cumhurbaskanin Anitkabir’i ziyaret etmemesi ile ilgili olarak Ecevit’ten bir ornek vermisti. Ecevit, Anitkabir’i ziyaret etmeyen, donemin Iran Cumhurbaskani Rafsancani’yi (ve Demirel’i) elestirmis lakin sonra kendisi Basbakan olunca bu durumlari es gecmistir.
| Alıntı: |
İran Cumhurbaşkanı’nın Anıtkabir’e gitmemesini “doğrudan doğruya Atatürk’e ve onun kurduğu devlete saldırı” diye niteleyen Ecevit, “Türkiye’nin kararlı davranmasını” istemişti.
O zaman Ecevit muhalefettedir; sırtında yumurta küfesi yoktur!
Aynı Ecevit Başbakan olduğunda, 21 Ocak 2000’de Ankara’ya gelen İran Dışişleri Bakanı Kemal Harrazi’nin Anıtkabir’i ziyaret etmemesini hiç sorun yapmayacak, oturup görüşecekti! |
Goruldugu gibi iktidardayken, liderler istediklerinden cok, ulkenin cikarlari ne emrediyorsa onu yapmak zorundadir. Bu Ecevit icinde, Gul icinde boyledir. Muhalefetteki bol keseden elestirme durumu, iktidar olunca hemen kesilir.
|
 |
Husnu Kursun
14 yıl önce - Cum 05 Eyl 2008, 20:45
Ben oyumu gitmeli diye verdim. Nedenmi?
Soyle bir ornekle aciklamak istiyorum. " Kill them with kindness" cok kısa ve anlamli Ingilizce bir deyis,
" Kibarlığınla öldür" Her ne kadar oteki yanagimizi donmesekte, yaptigimiz hareketlerle utandirabiliriz belki.
|
 |
sElCuK aYdIn
14 yıl önce - Cum 05 Eyl 2008, 22:43
Tarih yurt dışında elçiliklerimize yaptıkları saldırıları unutmak gibi bir anayasa kanunumu çıktıda ben görmedim .Bırakın geçmişi derseniz yakın gelecekte soykırım iddialarını her tarafta yasallastırdılar cogu ülkede soykırım yoktur demenin suç olduğunu bile kanunlaştıran bu topluluğa bizi başımızdan okşuyacaklar ,sevecekler diye bir kedi gibi paçalarına sürünerek sırnaşmanın anlamı varmı sizce,yada fal açalım bizi seviyorlarmı sevmiyorlarmı diyede kendimizi gülünç duruma düşürmeyelim. Hemde en yüksek makamımızı buna alet etmiyelim.Şehit verdiğimiz yurt dışındaki temsilcilerimizi unutmayın. Türkiye devleti kumar veya fal açarak veya bir başka ülkelerin isteği doğrultasında politika yapması isteniyorsa bu ülkenin ismini ve bayrağını deiştirmesinde faydası var veya geçmişte ve şu anda bize yapılan hareketleri göz ardı edenlerin lütfen susması gerektiği kanısındayım
|
 |
Canas
14 yıl önce - Cmt 06 Eyl 2008, 00:22
| Alıntı: |
| Tarih yurt dışında elçiliklerimize yaptıkları saldırıları unutmak gibi bir anayasa kanunumu çıktıda ben görmedim. |
Onlar da aynisini Hrant Dink'in öldürülmesi icin söylüyorlar. Lakin tarihe takilip kalirsak ne Yunanistan ile dost olabiliriz ne Suriye ile ne Irak'la.
Tarihini bilmeyen toplumlar, önlerini görmekte zorluk ceker lakin tarihe takilip kalanlar hic bir zaman öne adim atamaz.
2. Dunya Savasinda birbirlerini isgal eden iki ülke Fransa ve Almanya, sadece Tarihe takilip kalsalardi, Adenauer ve De Gaulle 1963'te Dostluk antlasmasi imzalayamazlardı.
|
 |
Çetin KOŞAR
14 yıl önce - Cmt 06 Eyl 2008, 00:35
Komşuluk Hakkı
Ben olaya komşuluk ilişkileri açısından baktım ve “gitmeli” yönünde oy kullandım. Kıymetli atasözlerimiz vardır; "Ev alma komşu al." "Komşu komşunun külüne muhtaçtır.
Nedir bu?
Türkiye Cumhuriyeti'nin kaderi mi? Çevresinde, rahatlıkla kapısını çalacağı bir tane bile komşusu yok.
Okyanuslar ötesi ülkelerle sıkı dostluk ilişkileri kurabilen ve her türlü konuda işbirliği yapabilen bir devlet nasıl oluyor da bütün komşularıyla "kavgalı" olabiliyor. Sizce bu "işin içinde bir iş" yok mu? Komşularımızla kavgalı olmamızdan kimler ne gibi menfaat sağlıyor olabilir dersiniz?
Ermenistan orada, biz buradayız. Ne onlar ne de biz, bir yerlere gidemeyeceğimize göre makul ve mantıklı olan hareket, asgari bir diyalog içinde olmaktır. Bu da her zaman her iki milletin yararına olacaktır. Bu konuda Amerika ile Kanada devletlerinin sınır boylarındaki ilişkilerine bakmamız yararlı olacaktır. Adamlar, her türlü ekonomik ve ticari ilişkilerinde bu bölgelerde sanki tek devletmiş gibi hareket etmektedirler.
Kendimize sormamız gereken soru şu olmalıdır;
Sadece Ermenistan ile değil, Türkiye bütün komşularıyla iyi geçinir, onlarla uluslararası konularda işbirliği yaparsa bundan kimler fayda görür, kimler zarar görür?
Öte yandan "sözde soykırım" iddialarından zarar görenler, bizden çok bugünkü Ermenistan'da yaşayan fakir Ermeni halkıdır. Tarihi derinliği olan koskoca bir Milletin içine düştüğü bu durumdan elbette Avrupa'da, Amerika'da ve Rusya'da yaşayan zengin Ermenilerin oluşturduğu Ermeni Diasporası sorumludur. (Diaspora; Yunanca "dağılım" kelimesinden gelen, anavatanlarını terk edip başka yerde yaşamaya başlamış etnik gruplardır. Türkçe karşılığı "kopuntu" demektir.) Bunca varlıklı olmalarına rağmen ülkelerinin kalkınması için parmaklarını oynatmayan bu kopuntular başka milletlerin güdümünde kendi halklarının yoksulluğuna bile seyirci kalmaktadırlar.
Bir de sınır tanımama konusu vardır ki, Türkiye Cumhuriyeti'nin sınırlarını "Lozan Antlaşması"na henüz imza atmamış olan dostumuz, canımız, ciğerimiz, Müttefikimiz Amerika bile tanımazken, Yunanistan, Suriye ve Ermenistan'ın tanımaması onların bileceği bir iştir.
Mustafa Kemal Atatürk 26 Ağustos 1922'de Büyük Taarruzu başlatmadan önce Doğudaki devletlerle anlaşmalar imzalayarak savaşacağı cephe sayısını aza ve tek yöne indirmişti. Ülkemizin de bugün savaştığı cepheleri aza indirmesi yararına olacaktır.
Bilindiği gibi Kuzey Irak’ta rahatları kaçan terörist grupların gerçek vatanları Ermenistan’dır. Asala terör örgütünün kepenklerini indirdiği günün ertesinde PKK örgütünün faaliyete geçmesi bir tesadüf olmasa gerek. Şimdi İran’dan da izole olan bu gruplara kucak açacak olan tek devlet Ermenistan’dır. Kurulacak iyi ilişkilerle bu muhtemel gelişmenin de önü alınmış olacaktır.
Bizim Ermenistan’la olan ilişkilerimizin normalleştirilmesini ben savaşın eşiğinden döndüğümüz Suriye ile o yıllarda olan o sıcak ilişkilerimize benzetiyorum. Sorun kızmakla, küsmekle değil konuşmakla, diyalogla çözülür.
Ermenistan’ın işgali altındaki Karabağ Sorunu, ana vatanları Gürcistan sınırları içinde kalan Ahıska Türklerinin İstikbali ve Orta Asya Türk Cumhuriyetleriyle irtibat sağlamak gibi konular aramızda koca bir dağ gibi dikilip duran Ermenistan ile kuracağımız iyi diyaloglara ve olumlu siyasi gelişmelere bağlıdır.
Bu ziyaretin her iki Millete ve dünya barışına katkı sağlamasını temenni ediyorum.
.
|
 |
ömer bey
14 yıl önce - Cmt 06 Eyl 2008, 00:45
Değerli katılımcılar.
Gitsin gitmesin arasında Millilerimizi desteklemek adına yapabileceğimiz yorumlarımızı unuttuk.
Açtığım başlık altında Millilerimiz ve maç için düşüncelerimizi paylaşmayı öneriyorum.
Sayın Cumhurbaşkanımız geldiğinde burada tekrar buluşur ve tatlı tatlı atışırız.
Kolayına olsun her işimiz.
|
 |
K.Oktar ARKIN
14 yıl önce - Cmt 06 Eyl 2008, 00:53
Arkadaslar her yenilige,"Aman kalsin, aman olmasin,istemezuk kalsin" demeyelim.
Diyalogdan kimseye zarar gelmez. Sorunlar konusa konusa hallolur.
|
 |
ahmetfehmi
14 yıl önce - Cmt 06 Eyl 2008, 01:21
Bu başlığı açmaktaki amacım Cumhurbaşkanımızın Ermenistan'ın maç davetini kabul edip etmemesini yoruma açmak ve tartışmak idi ancak Cumhurbaşkanımız daveti kabul ederek gitmeye karar verdi, bu karar Bir yerde hükümetin ve Cumhurbaşkanının devlet politikası olarak benimsediği kendi doğruları olup inşallah Azarbeycan gibi dost ve Türki bir ülkeyi kırmadan gönlünü almanında bir yolu bulunur, artık söyleyecek fazla bir şey kalmadı.
|
 |
sayfa 18  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|