Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
Ankara'ya turist neden gelmiyor?
« önceki   123 ... 151152153 ... 178179180   sonraki »

ANA SAYFA -> ANKARA - Haberler ve Sohbet
cevap yaz
sayfa 152
Misafir 4ef

6 yıl önce - Pzr 19 Mar 2017, 06:08



Hamza BAŞYURT
6 yıl önce - Pzr 19 Mar 2017, 07:12

Alıntı:
asıl sorulması gereken soru niye gelsin.
tarihi veya doğal hangi güzelliği var?


Alıntı:
GEZGÝN GÖZÜYLE ANKARA

Timur ÖZKAN
ozkantimur@yahoo.com

Ankara, Türk gezginlerle birlikte Ankaralýlarýn da biraz ihmal ettiði, buna karþýlýk yabancý gezginlerin daha iyi tanýdýðý bir kent. Bir baþkent olmasýndan kaynaklanan biraz resmi görüntüsü ilk bakýþta yanýltýyor ve binlerce yýllýk bir tarihin izleri gibi zengin kültüreli sanatsal ve sosyal hayatý da gözden kaçýyor. Belki de bu yüzden Ankara hiç de hak etmediði “gezilecek, görülecek neresi var ki” þeklindeki yanlýþ bir þöhrete sahip bulunuyor. Halbuki Ankara’ya gezgin gözüyle ayrýlacak bir gün bile bu “yanlýþ ezber”i deðiþtirmek için yeterli olacaktýr. Elbette Antik Dönem’den Cumhuriyet yýllarýna, o zor günlerden de bugünün Çaðdaþ Ankara’sýna yapýlacak kapsamlý bir yolculuk için bir gün yeterli deðildir. Fakat bu bir günde bile görülecektir ki sanýldýðýnýn aksine Ankara’da gezilmesi görülmesi gereken çok yer vardýr.

Araþtýrmacýlar Antik Ankara’yý Roma/Bizans ve Selçuklu/Osmanlý olarak iki bölüm halinde incelerler. Antik Ankara ile baþlayacak “Gezgin Gözüyle Ankara” gezimizin ilk duraðý Ulus ve çevresidir. Roma imparatoru Caracalla tarafýndan yaptýrýlan Roma Hamamý MS 211’e tarihlenir ve Ulus’ta Çankýrý Caddesi üzerindedir. Palaestra (Spor veya Güreþ Alaný) ve Hamam (Sýcaklýk, Ilýklýk, Soðukluk) olmak üzere iki kýsýmdan oluþan Roma Hamamý’ný gezerken gördüðümüz taþ borular, buraya yaklaþýk 30 km uzaklýktaki Elmadað’dan su getirmek için kullanýlmýþtýr. Ayrýca halen devam eden kazýlarda; þimdiye kadar bilinmeyen ve Ankara’nýn üçüncü surlarý olduðu tahmin edilen yeni bazý duvar kalýntýlarý da ortaya çýkarýlmýþtýr.

Roma Hamamý’ný Ankara Kalesi’ne baðlayan Antik Yol’un küçük bir kýsmý da ortaya çýkarýlmýþ olup Sümerbank binasýnýn arkasýnda görülebilir. Bu yol üzerindeki 1-2.yy eseri antik tiyatro kaderine terk edilmiþ olsa da az sayýdaki Roma mirasý içinde önemlidir, 3 bin kiþilik oturma yerlerinin bir kýsmý Kale’ye çýkan Hisarpark caddesi altýnda kalan Odeon’un (Roma Tiyatrosu) sahnesi ve yarým daire þeklindeki oturma yerlerinin bir kýsmý ayaktadýr. MS 361’de bir diðer Roma imparatoru Julianus’un kente geliþi onuruna yapýlan Julianus Sütunu Ankara Valiliði binasýnýn önündeki küçük meydandadýr.

Roma döneminden kalan diðer bir önemli eser olan Agustus Tapýnaðý ile Anadolu erenlerinden Hacý Bayram Veli’nin türbesinin de bulunduðu Hacý Bayram Camii birbirlerine yaslanmýþ vaziyette ayakta durmaktadýr. Ortak duvarlarý nedeniyle, sanki birisi yýkýlsa diðerine vereceði zararý düþünerek her ikisi de zamana direnmektedir. Ankara’da günümüze ulaþan ilk Roma eseri olan ve Dünya Anýtlar Fonu’nun iki yýlda bir yayýmladýðý mutlaka kurtarýlmasý gereken 100 eser listelerine 2002 ve 2004 yýllarýnda olmak üzere iki kez giren Agustus Tapýnaðý MÖ. 25-20 yýllarý arasýnda yapýlmýþtýr. 1428’de yapýlan ve 18. yy’da onarýlan Hacý Bayram Camii bugün de kullanýlmakta iken ziyarete kapalý tapýnak ancak dýþardan görülmektedir. Tapýnaðýn duvarlarýndaki Latince ve Yunanca yazýlarda Agustus’un yaptýðý iþler listelenmiþtir.

Ankara’da antik dönemden kalan eserlerin en eskisi ise dik yamaçlar üzerinde bir kartal yuvasýný andýran Ankara Kalesi’dir ve hiç kuþkusuz baþkentin görmeye deðer yerleri arasýnda ilk sýrada yer alýr. Bir zamanlar Ankara’nýn iki önemli akarsuyu olan Hatip ve Ýncesu derelerinin birleþtiði noktaya hakim bir tepede bulunan Ankara Kalesi’nin kuruluþ tarihi kesin olmamakla birlikte Galatlara (MÖ 3. yy) kadar uzanýr. Dýþ Kale ve Ýç Kale olmak üzere iki bölümden oluþan kalenin tarihi ayný zamanda Ankara’nýn da tarihidir. Galatlar, Romalýlar, Bizanslýlar, Selçuklular, Osmanlýlar arada kýsa bir süre Timur ve tekrar Osmanlýlar… Dýþ Kale surlarý zaman içinde yýkýlýrken, giriþinde Sultan Abdülhamit’in her kente bir saat projesi kapsamýnda yaptýrýlan bir saat kulesinin yer aldýðý Ýç Kale neredeyse tamamen korunmuþtur. Bugün çok sayýda otantik restoran ve kafeye, butik otellere, sanat galerilerine ev sahipliði yapan ve Etlik’ten Çankaya’ya geniþ bir Ankara panoramasý sunan Ankara Kalesi’nin burçlarýnda gün batýmýný izlemek gerçekten çok keyiflidir. (Burada birleþen Hatip ve Ýncesu dereleri daha sonra Çubuk Çayý ile de birleþtikten sonra Ankara Çayý adýný alarak Sakarya Nehri’ne doðru akmaya devam edeceklerdir.)

Ankara’nýn tarihi hanlarýnýn bazýlarý da zaman içinde deðiþen iþlevleriyle ayakta durmaktadýr. Hepsi de kale çevresinde yer alan han binalarýndan; 18.yy’a tarihlenen Pirinç Han turistik çarþý olarak düzenlenmiþ, Dünya Anýtlar Fonu’nun listesindeki bir diðer yer olan Çukur Han þimdilerde bir butik otel olmaya hazýrlanmaktadýr. 1523 yapýmý Çengel Han Rahmi Koç Müzesi olarak ve 1510 tarihli Sulu Han (Hasan Paþa Haný) ise bir baþka turistik çarþý olarak restore edilmiþtir. Günümüze ulaþabilen hanlarýn en eskisi olan (1471) Kurþunlu Han ise sadece Ankara’nýn deðil, Türkiye’nin hatta dünyanýn en önemli müzelerinden birine ev sahipliði yapmaktadýr. Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ni gezmeye bir gün bile yetmez ama 1997 yýlýnda dünyanýn 68 önemli müzesi arasýnda Yýlýn Müzesi seçilen bu önemli müzeyi görmeden olmaz. Kurþunlu Han ile birlikte yanýndaki 15. yy’dan kalan Mahmut Paþa Bedesteni üzerinde kurulan müzede, tarih öncesi çaðlardan günümüze kalan çeþitli arkeolojik eserler tarih sýrasýna göre sergilenmektedir.

Gerçektende kale gibi kalenin çevresi de gezginler için vazgeçilemeyecek yerlerdendir. Bir zamanlarýn Atpazarý, Samanpazarý ve Koyunpazarý olarak bilinen tarihi pazaryerlerinin iþlevi bugün artýk baharatçýlara, sepetçilere ve turistik eþya satýcýlarýna dönüþmüþtür. Ayrýca Kale ve çevresinde Selçuklu ve Osmanlý döneminden kalan ve bugünde kullanýlmakta olan birçok cami ve hamam bulunur. Bu camiler arasýnda en önemlileri; Ankara’da halen ayakta kalan ilk Selçuklu eseri (1178) ve ayný zamanda Ankara’nýn günümüze ulaþan en eski camii olan ve de Selçuklu oyma sanatýnýn güzel bir örneði ahþap minberiyle dikkat çeken Alaaddin Camii ile 13.yy’dan kalan Aslanhane (Ahi Þerafeddin) ve Ahi Elvan camileridir. Bunlara bir de Ankara’daki tek Mimar Sinan eseri olan Ulucanlar’daki Cenabi Ahmet Paþa Camii (1565) eklenebilir. Hamamlarýn en eskisi Hacettepe’deki Karacabey (1440) ile Yahudi Mahallesi’ndeki Þengül (18.yy) hamamlarýdýr.

Ankara’da bir Yahudi Mahallesi olduðunu pek bilen yoktur. Bugün tamamen terk edilmiþ gibi görünse de yýlda bir kez açýlan tarihi sinagog, Anafartalar ve Denizciler caddeleri arasýndaki bu tarihi mahalleye adýný vermeye devam eder. Bu bölgeden ayrýlmadan önce son olarak Ankara’daki ayakta kalan tek Bizans eseri özelliði taþýyan Anafartalar’daki Aziz Klemens Kilisesi’nin (4-5.yy) kalýntýlarý görülebilir. Ayasofya’dan daha eski ve de onun küçük bir modeli kabul edilen Aziz Klemens Kilisesi’nin sadece bir kýsým temel ve duvarlarý bugüne gelebilmiþtir.

Antik Ankara’yý tamamlamadan önce görülmesi gereken bir yer daha var. Varlýk Mahallesi’ndeki 1222 yapýmý bir Selçuklu eseri olan Akköprü, bugün artýk kurumaya yüz tutmuþ Çubuk Çayý’nýn üzerinde inþa edilmiþ olup, bir zamanlarýn askere gidenlerin uðurlandýðý ve Hac’dan gelenlerin karþýlandýðý bir yer olarak Ankara’nýn sosyal hayatýnda önemli bir yer tutmuþtur.

Ulus semti ayný zamanda “Cumhuriyet Ankarasý”nýn da önemli mekanlarýna ev sahipliði yapar. Cumhuriyet’in ilan edildiði 1. Meclis (1920-24) binasý bugün Kurtuluþ Savaþý Müzesi olarak kullanýlýrken bu binadan biraz aþaðýda yer alan 2. Meclis (1924-60) binasý Cumhuriyet Müzesi olarak düzenlenmiþtir. Bu iki bina ile birlikte tam karþýlarýnda yer alan ve bugün Devlet Konukevi olarak kullanýlan Ankara Palas (1928) bir dönemin en yakýn tanýklarý olarak ayaktadýr. Ulus’ta bulunan Sümerbank (1938), Türkiye Ýþ (1929) ve Ziraat (1929) bankalarý o dönemin mimarisini yansýtan diðer önemli eserlerdir.

Bugün Devlet Resim ve Heykel Müzesi olarak kullanýlan tarihi Türk Ocaðý binasý Türk resim ve heykel sanatý koleksiyonlarýna ev sahipliði yaparken buraya komþu Etnografya Müzesi’nde ise Selçuklulardan bugüne Anadolu’dan derlenen folklorik eserler, silahlar, aðaç iþleri vb sergilenmektedir.

Haydarpaþa ve Basmane gibi ilk gar binalarýmýzý Almanlar yaptýðý için Ankara Garý da öyle zannedilir. Halbuki 1937 yýlýnda Mimar Þekip Akalýn tarafýndan yapýlan Ankara Garý, Cumhuriyet Türkiye’sinin en önemli yapýtlarýndan biridir. Öte yandan burada sergilenen ve Atatürk’ün yurt gezilerini yaptýðý özel vagonu çalýþma saatleri içinde gezilebiliyor. Ayrýca bir zamanlarýn Direksiyon Binasý iken daha sonra müze olarak düzenlenen ve Atatürk’ün Çankaya Köþkü’ne taþýnmadan önce (1920-22) yaþadýðý ve de bu dönemde baþta TBMM’nin açýlmasý ile bugünün bir bayram olarak kutlanmasý gibi pek çok önemli kararý aldýðý Atatürk Konutu, konutun alt katýndaki Demiryollarý Müzesi ile gar binasýnýn yanýndaki TCDD Galerisi ve Müzesi burada gezilecek diðer yerler arasýnda sayýlabilir ama gar bunlarla da bitmez. Atatürk konutunun yanýndaki saklý bahçede yer alan ve Uzak Doðu’da uzun ömrün simgesi olarak tanýnan 70 yýllýk Ginkgo Biloba aðacý ile garýn peronlarýnýn altýndan geçilerek ulaþýlabilen ve bir benzeri sadece Ýzmir’de bulunan TCDD Açýk Hava Buharlý Lokomotif Müzesi de meraklýlarýný bekler.

Karayoluyla olduðu gibi Ankara Garý’ndan bir banliyö treniyle kolayca ulaþabileceðimiz Atatürk Orman Çiftliði Atatürk’ün mirasý ve Ankara’nýn en büyük yeþil alaný olarak Cumhuriyet eserleri arasýnda önemli bir yer tutar. 1925 yýlýnda kurulmaya baþlanan ve Atatürk tarafýndan Ankara’ya baðýþlanan çiftlikte özellikle görülmesi gereken yerler arasýnda; halen bir restoran olarak kullanýlan tarihi Gazi Ýstasyonu, Hayvanat Bahçesi ve Atatürk’ün Selanik’te doðduðu evin bir týpký-yapýmý sayýlabilir. Ayrýca her bütçeye uygun farklý seçenekleriyle Atatürk Orman Çiftliði yemek molasý için de ideal bir yer olarak düþünülebilir. Buradan ayrýlmadan önce Atatürk’ten ve Ýsmet Ýnönü’den sonra hayatýný kaybeden cumhurbaþkanlarýyla Kurtuluþ Savaþý þehitleri için tasarlanan ve Anýt Kabir’den sonraki ilk anýt-mezar olan Devlet Mezarlýðý ziyaret edilebilir.

Günümüz Ankara’sýna geçmeden önce, Ankara’yý baþkent yaparak, bu bozkýr kasabasýnýn tarihini deðiþtiren Büyük Önder Atatürk’ün yattýðý Anýtkabir’i ve içindeki Atatürk ve Kurtuluþ Savaþý Müzesi’ni görelim. 1953 yýlýnda açýlan ve Aslanlý Yol, Tören Meydaný ve Mozole olmak üzere üç kýsýmdan oluþan Anýtkabir, bir yarýþma sonucu Emin Onat ve Orhan Arda tarafýndan tasarlanmýþtýr. Müzede yer alan Atatürk’e ait çeþitli hatýralara ilave olarak, Türk, Azeri ve Rus sanatçýlar tarafýndan resim+maket þeklinde büyük panoramalara dönüþtürülen; Aydýn Erkman’ýn Çanakkale, Sakarya ve Büyük Taarruz adlý duvar resimleri, gerçek savaþ objeleri ile birleþtirilerek Kurtuluþ Savaþý’nýn üç cephesi canlandýrýlmýþtýr.

Ankara müzeleri bunlardan ibaret deðildir. Oyuncak müzesi deyince akla Ýstanbul’da yakýn zamanda açýlan müze gelir. Oysa. 1990’de açýlan ve 5 bin oyuncaðýn sergilendiði Ankara Üniversitesi Oyuncak Müzesi, ülkemizin ilk oyuncak müzesidir. Türkiye’nin tek doða müzesi de Ankara’dadýr. Balgat semtindeki MTA Tabiat Tarihi Müzesi’nde 193 milyon yýl önce Ankara’da yaþadýðý sanýlan bir mürekkep balýðý fosilinden gerçek bir “Aytaþý”na kadar çok farklý objeler görebilirsiniz. Ankara’da bunlardan baþka ODTÜ Bilim ve Teknoloji Müzesi, Havacýlýk, Meteoroloji gibi daha pek çok özgün müze gezilebilir.

Dünün merkezi Ulus’tan sonra bugünün merkezi Kýzýlay daha çok iþyerlerinin aðýrlýkta olduðu bir bölge olmakla birlikte Sakarya ve Yüksel yaya bölgeleri farklý kesimlere hitap eden restoran, kafe ve barlarýyla her zaman kalabalýktýr. Sakarya Caddesi ayný zamanda, çiçekçiler ile balýkçýlarýn, Yüksel Caddesi kitapçýlarýn, biraz daha yukarýda diðer bir yaya bölgesi olan Olgunlar Sokak ise ikinci el kitapçýlarýn mekanýdýr. Denizsiz Ankara’da balýkçýlarýn bulunmasý þaþýrtýcý olabilir ama daha da þaþýrtýcý olaný buralarda günlük balýk bulunabilmesidir. Balýk sezonunda Karadeniz’den günlük olarak getirilen balýklar burada “canlý canlý” satýn alýnabilir.

Kýzýlay’a adýný veren tarihi Kýzýlay binasý çoktan yýkýlmýþ ve yerinde bir türlü bitirilemeyen bir çarþý inþaatý devam etmektedir ama Güven Park ve Ankara’nýn simgelerinden Gökdelen þimdilik yerini korumaktadýr. Kýzýlay’da bulunan ve bir diðer yaya bölgesi olan Ýzmir Caddesi giriþinde yer alan sade bir anýtýn önünde duralým. Ankara belki de dünyada en çok kardeþ þehri olan bir baþkenttir. Kardeþ Þehirler Anýtý üzerindeki Kabil ve Ulan Bator ile baþlayan listede, aralarýnda Moskova, Havana, Pekin gibi ünlü baþkentlerin yer aldýðý 30 (bugün için 40’dýr) kardeþ kentin adý yazýlýdýr.

Kýzýlay’dan güneye doðru devam edersek çeþitli kamu binalarýnýn ve bugünkü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yer aldýðý Bakanlýklar semtine geliriz. Bakanlýklar’dan sonra çok sayýda büyükelçilik binasýnýn bulunduðu Kavaklýdere ve Çankaya semtleri yer alýr. Bu bölge ayný zamanda lüks otel ve restoranlarýn bulunduðu Gaziosmanpaþa’nýn komþusudur. Baþta lüks kafeleriyle Arjantin ve Filistin caddeleri, þýk maðazalarýyla Tunalý Hilmi Caddesi olmak üzere bu bölge, Ankara’nýn modern yüzünü yansýtýr. Sheraton Oteli ilginç mimarisi ile Ankara fotoðraflarýnda hemen dikkat çeker. Bu bina ayný zamanda 143 metre yüksekliðiyle Ankara’nýn en yüksek binasýdýr. Bu fotoðraflarda dikkat çeken diðer bir bina Atakule’dir. Türkiye’nin ilk döner restoranýnýn da bulunduðu 127 metrelik Atakule‘nin seyir terasýndan Ankara’nýn her tarafýna bakabilir ve fotoðraf çekebilirsiniz ama bir yönü hariç.Her nedense adý Çankaya ile neredeyse özdeþleþmiþ olan Cumhurbaþkanlýðý Konutu’nun fotoðrafýnýn çekilmesi yasaktýr. Öte yandan Ayrancý’ya bakýþta yoðun yapýlaþmanýn yarattýðý çatý manzarasý, Kavaklýdere’ye bakýþta büyükelçiliklerin geniþ bahçelerinin meydana getirdiði yeþil alanlarla tam bir tezat oluþturur. Büyükelçiliklerin bulunduðu cadde ve sokaklarýn bazýlarý bulunduklarý ülkelerin veya kentlerin isimlerini taþýrlar. Örneðin Fransa Büyükelçiliði’nin Paris, Ýran Büyükelçiliði’nin Tahran caddelerinde bulunmasý anlaþýlabilir ama ABD büyükelçilik konutunun, ABD’nin anlaþamadýðý ülkelerin baþýnda gelen Ýran caddesinde olmasýna ne demeli?

Kuzey-Güney yönünde yaptýðýmýz bu gezi boyunca Ankara’nýn birçok yerini gördük ama Ankara elbette buralardan ibaret deðil. Çankaya’da Dikmen Vadisi, Keçiören’de Þelale ve artýk düzenli seferlerine baþlayan Teleferik, Gölbaþý’nda çevresi gezinti alaný olarak düzenlenen Mogan Gölü, havaalaný çýkýþýnda Altýnpark, Ýstanbul çýkýþýnda Göksu Park; Ankara’daki diðer bazý gezinti ve dinlenme yerleri olarak not edilebilir.

Anadolu ve dünya mutfaklarýnýn hemen hemen tümünün bulunduðu Ankara’da, Ankara yemekleri bulmak çok kolay deðildir. Örneðin, Ankara Tavasý Denizciler Caddesi’ndeki Boðaziçi’nde yenir. Meþhur Ankara Bozasý ise Ulus’ta Akman’da içilir. Ayrýca Kaleiçi’nde restore edilen tarihi evlerde mantýdan bazlama ve gözlemeye birçok yerel tat gurmeleri bekler. Literatüre Ankara Evi olarak geçen ahþap-kerpiç karýþýmý iki katlý evlerden iyi korunmuþ bir örnek olan Abidinpaþa Köþkü (eski valilerden Abidinpaþa’nýn konaðý) Ankara Kulübü tarafýndan restore edilerek Ankara manzaralý bir kültür ve sanat evi olarak halka açýlmýþtýr. Bu evlerden sokak ölçeðinde korunmuþ olanlar Hacettepe’de Sarýkadýn Sokak’ta, Kale civarýnda Can Sokak’ta, mahalle ölçeðinde korunmuþ olanlar ise Hamamönü’nde Mehmet Akif Ersoy, Ýnanlý, Fýrýn ve Dutlu sokaklarda görülebilir. Bu evlerin kent ölçeðinde korunduðu bir yer olarak sýkça ziyaret edilen Beypazarý’nda ise (Ankara’ya 100 km) tarhana çorbasý, güveç, etli sarma ve 80 kat baklava gibi bazý yöresel yemekler de yenebilir.

Çaðdaþ kentlerin yazýlý olmayan standartlarý arasýnda heykel ve anýtlar önemli bir ölçüt kabul edilir. Belediye baþkanýnýn talihsiz bir beyanýnýn aksine Ankara, heykel ve anýtlarý ile çaðdaþ þehir olmayý hak eder. Ulus meydanýndaki Cumhuriyet, Zafer meydanýndaki Zafer veya Güvenpark’taki Güvenlik anýtlarý yabancý heykeltýraþlarýn eserleridir. Türk sanatçýlarýn heykelleri arasýnda Mimar Sinan Anýtý’nýn özel bir anlamý vardýr. Sinan’ýn 356 eserinden sadece biri ayakta olmak üzere ikisi Ankara’dadýr ama onun ilk heykeli burada yapýlmýþtýr. Atatürk’ün isteði üzerine Hüseyin Anka tarafýndan yapýlan Mimar Sinan Anýtý, Dil ve Tarih Coðrafya Fakültesi’nin bahçesinde yer alýr. Çaðdaþ heykellere iki örnek Kavaklýdere’de görülebilir. Kuðulu Park’ýn meydana bakan köþesinde yer alan Muzaffer Ertoran’ýn eseri Ayakta Öpüþenler adlý soyut figür ile ayný meydanýn karþý köþesindeki Metin Yurdanur’un eseri Su Perilerinin Dansý Ankara’ya çok yakýþan çaðdaþ örneklerdir.

Ankara ayný zamanda çok önemli bir kültür ve sanat kentidir. 100’den fazla sanat galerisinde her akþam en az birkaç sergi açýlýþý yapýlýr. Cumhurbaþkanlýðý Senfoni Orkestrasý ile Devlet Opera ve Balesi’nin dört ve Devlet Tiyatrolarý’nýn 11 sahnesi, sanatseverler için her gece birbirinden farklý pek çok seçenek sunar. Ankara sanatýn olduðu kadar; 4’devlet, 6’sý vakýf üniversitesi, 40 kütüphanesi ve 50 den fazla müzesiyle kültürün de baþkentidir. Ankara kültür ve sanat kurumlarýyla olduðu kadar bu yýl 26’sý düzenlenen müzik, 20’si düzenlenen film, 13’sü düzenlenen tiyatro ve 12’si düzenlenen kadýn filmleri festivalleriyle sanatta öne çýkarken þimdilik üç yaþýndaki Ankara Kale Festivali önemli bir sosyal proje olarak her yýl biraz daha geliþmektedir.

Son olarak sözü rakamlara býrakalým. Çevre ve Orman Bakanlýðý’na baðlý Türkiye genelindeki toplam 40 adet milli park ve 26 adet tabiat parkýnýn birer tanesi (Kýzýlcahamam ve Çamkoru) ile 104 adet tabiat anýtýnýn ikisi (Nallýhan’daki 750 yýllýk Kabaardýç anýt-aðacý ve Asarlýk Tepeleri) Ankara’nýn ilçelerinde bulunurken; Kültür ve Turizm Bakanlýðý’na baðlý Kültür ve Tabiat Varlýklarýný Koruma Kurulu’nun kararlarýyla tescil edilen Türkiye genelindeki 9722 “sit alaný”nýn 538’i ve 84830 “tescilli yapý”nýn 1874’ü Ankara’da bulunmaktadýr.

Kim demiþ “Ankara’nýn gezilecek, görülecek neresi var” diye, yeter ki gezmek isteyin ve Ankara’ya her geliþinizde, en azýndan bir gününüzü de buralara ayýrýn. Her zaman önünden geçtiðiniz yerlerin bu defa içine girin. Ankara’nýn tarihi yerlerini, müzelerini gezin, þýk kafelerinde veya güzel parklarýnda dinlenin, dünya çapýnda bale, konser temsillerini izleyin. Ve artýk, sadece Ankara’ya deðil, kendinize de haksýzlýk etmeyin…

Gezgin Gözüyle Ankara’nýn Çevresinde 7 Gün / 7 Rota Önerisi:

- Yenikent (Evliya Çelebi’nin Ankara’sýndan Zir), Ayaþ, Beypazarý

- Çayýrhan (Kuþ Cenneti), Sarýyar, Nallýhan (Tescilli tabiat anýtlarý)

- Güdül (Kaya resimleri), Kýzýlcahamam (Soðuksu), Çamlýdere (Çamkoru)

- Elmadað, Çubuk (Karagöl), Akyurt, Kalecik (Roma Kalesi)

- Bala (Beynam, Kesikköprü), Þereflikoçhisar (Tuz Gölü)

- Eymir, Gölbaþý, Haymana (Gavur Kalesi, Hitit Kabartmalarý)

- Polatlý Mehmetçik Yolu (Alagöz, Malýköy, Kartaltepe, Duatepe), Gordion

http://e-bulten.library.atilim.edu.tr/sayilar/201 ...nkara.html
Bu da ekşi sözlükten alıntı:
Alıntı:
edit: ek olarak ankara da ne var ki görülecek falan diyenlere aldanmayın, istanbul'la kıyaslanamaz olsa da tarihi ve kürtürel doku olarak görülmeye değer bir kenttir. ankara'da turist görmedim, ne işi var... diyenler anadolu medeniyetleri müzesine bir uğrasınlar türkçe konuşan kaç kişi bulacaklar, antik dönem topkapı sarayı'dır anadolu medeniyetleri müzesi. sergilenen eserlerin başka hiç bir yerde benzerini dahi göremezsiniz.
kısacası ankara bir turist için en azından dolu dolu bir hafta ayırmaya değecek bir şehir.
https://Reklam_link/ankarayi-ziyaret-eden-turi ...i--5025105


inspiron
6 yıl önce - Pzr 19 Mar 2017, 15:37



Nazım B

6 yıl önce - Pzr 19 Mar 2017, 16:02



fastornado
6 yıl önce - Pzr 19 Mar 2017, 16:40



Nazım B

6 yıl önce - Pzr 19 Mar 2017, 17:15



zeynep koçak
6 yıl önce - Pzr 19 Mar 2017, 17:41



ramazan52

6 yıl önce - Pzr 19 Mar 2017, 19:49



ramazan52

6 yıl önce - Pzr 19 Mar 2017, 20:06



En son ramazan52 tarafından Pzr 19 Mar 2017, 20:15 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


Hamza BAŞYURT
6 yıl önce - Pzr 19 Mar 2017, 20:14

Alıntı:
yalız "fastornado" nickli üye de haklı "Nazım B" de özellikle nazım B nin fikirleri ve tezlerini mantıklı cümlelerle açıklaması taktire şayan ve haklı gibi ama şöyle de bi gerçek var (araştırmalarıma göre en azından ) Osmanlı döneminde Ankara'nın ismi maalesef çok geçmiyor , aksine yangınlarla salgın hastalıklarla vs geçiyor .."fastornado" nickli üyenin haklı olduğu nokta

İstanbul ve Ankara'yı karşılaştırmak elbette hatalıdır. İstanbul coğrafi konumu ve tarihi birikimiyle tarihteki üç büyük imparatorluğa ev sahipliği yapmıştır. İstanbul'un başka bir eşi yoktur dünyada. Bu nedenle Ankara ve İstanbul'u karşılaştırmak elmayla armutu karşılaştırmak gibi bir şeydir. Diğer yandan bu demek değildir ki, Ankara Osmanlı döneminde önemsiz bir yerdi. Tam tersine idari olarak Bir süre nadolu Beylerbeyliği'nin bir merkezi olmuş, sancak olduğu dönemde de önemli sancaklara verilen paşa sancağı ünvanını almıştır. 1864 Vilayet Kararnamesi ile Vilayet Merkezi olmuştur ve Yozgat, Kırşehir, Kayseri gibi kentler Ankara'ya bağlanmıştır hatta bu nedenle 1892'de Anadolu-Bağdat-Bsra Demiryolu'nun bir şube hattı İzmit'ten Ankara'ya uzatılır. Millic Mücadele'nin merkezi seçilmesinin nedenlerinden biri de demiryolunun olmasıdır.
Ayrıca ticari açıdan da önemlidir. Ankara Keçisi'nden yapılan sof kumaşı dünyaca ünlüdür. Dolayısıyla Avrupa başta olmak üzere dünyanın dört bir yanından gelen tücccarlar Ankara'da alış veriş yapardı. Bu nedenle bir bedesten ve 20'nin üzerinde han inşa edilmiştir.
Örneğin bu tablo Hollandalı bir tüccara aittir ve Ankara betimlenmektedir.



(+)

http://mehmet-urbanplanning.reklam_link.com.tr/2011/ ...rkezi.html



sayfa 152
« önceki   123 ... 151152153 ... 178179180   sonraki »
ANA SAYFA -> ANKARA - Haberler ve Sohbet