1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1  |
 |
Akın Kurtoğlu
15 yıl önce - Prş 07 Ağu 2008, 22:05
İST » Harem'e Giriş Çilesi
Kentdışından gelen şehirlerarası otobüsler, uzun yollar katederek İstanbul sınırlarına giriyorlar. Yavaş yavaş kentin topraklarına lâstik değdirdiğinizi, kürkçü dükkânınıza geri dönmüş olduğunuzu hissetmeye başlıyorsunuz. Hatta o meşhur Harem: 6 Üsküdar:7 Kadıköy: 8 kilometre....... Harem: 3 Üsküdar: 4 Kadıköy: 5 kilometre........ üçlü tabelâları ardıardına yanınızdan akıp geride kalmaya başlayınca hevese geliyor, biran evvel şehrinizin toprağına (/asfaltına) inmek, evinize ulaşmak için sabırsızlanıyorsunuz. Hatta, artık İstanbul'a iyice yaklaştıklarını zanneden bazı eblek yolcular, üst raflardaki giysilerini ve çantalarını kalkıp alarak kucaklarına hazırlıyorlar...
Ancak otobüs bir kavşaktan geçerek dik bir bayırdan aşağıya doğru inmeye başlıyor. Bir bakıyorsunuz, bayırın dibinde deniz, daha ötesinde, fonda ise tarihi İstanbul silûeti beliriyor: Sultanahmed, Ayasofya, Süleymaniye, Topkapı, Galata... Yokuşun sonunda yol birden tıkanıyor. Abartısız 10 dakika kadar bekliyorsunuz. Sonra araç bir manevrayla, çirkin görünümlü gecekondulardan oluşan, estetik fakiri, karman-çorman bir sahaya dalıyor. Buranın adı: "Harem Otogarı"!... Zar zor diğer otobüslerin arasından geçerek biryere yanaşıyor.
İnen iniyor, binen biniyor ama otobüsünüz kalkamıyor. Çünkü trafik tıkalı. Daha doğrusu kavşaktan itibaren giriş-çıkışlar araçlar yüzünden adeta demirperde gibi kapatılmış. Can sıkıntısından camdan dışarıyı seyrediyorsunuz. Şehrin sıfır noktasının, aslında sadece 16 dakikalık kısacık bir deniz yolculuğunun nihayetinde olduğunu görebiliyorsunuz. Neden sonra hareket eden otobüs, yine aynı sıkıntıları çekerek bu karmaşanın içinden sıyrılmaya çabalıyor. Yavaş yavaş bu güzeller güzeli (!) terminal bozuntusundan uzaklaşılıyor. Aynı bayır tırmanılıyor, yarım saat evvel ayrılınan kavşağa bu kez yeniden katılınıyor. İkinci köprü yoluna çıkılan bağlantı yolunda trafikle birlikte ilerleniyor... Habire gidiyorsunuz... Yoğun trafikle birlikte Fatih Köprüsü geçiliyor. Sonra kent arkadan dolaşılarak Esenler namlı bölgenin önünden geçen yolda ilerliyorsunuz.
Otogara girilen kavşakta ve otogarın spiral şeklindeki servis yollarında sağlı-sollu parkederek boş halde bekleyen onlarca şehirlerarası otobüsün arasından zorlukla geçmeye çabalıyorsunuz. Tıkanıklık burada da bir 10-15 dakikanızı kaybettiriyor. En nihayetinde otobüsünüzün bağlı bulunduğu yazıhanenin önünde iniyorsunuz. İçinizden secdeye kapanarak toprağı öpmek geliyor...
Yazının en başında zikrettiğimiz kavşaktan itibaren bu alternatif sapma yaşanmasa, en azından Esenler otogarına 1 saat evvel girmiş olacağınızı düşünerek, mesele hakkındaki bütün iyiniyet dileklerinizi içinizden tekrarlayarak, elinizde ağır bavullar, nedense illâ da Avcılar veya Bahçelievler istikametinde gideceklerini zır zır bağıran taksicilerin arasından güzel bir vücut çalımıyla sıyrılarak, işinize yarar bir boş taksi aramaya başlıyorsunuz.
Allah'tan ki LRT var. Birçok insanın işini görüyor. Tramvay marifetiyle evinize vâsıl olduğunuz vakit, İstanbul il sınırları içine girdiğiniz andan itibaren 2 saate yakın bir süreyi bozuk para gibi harcamış olduğunuzun muhasebesini yapıyorsunuz. Bu kısa ama uzun yolculuğun nişânesi olarak, sıkışan idrar torbanızı rahatlatmak amacıyla kendinizi helâya zor atıyorsunuz. Bir İstanbul'a kavuşma macerasının daha sonuna geliyorsunuz... Adıgeçen ihtiyaç kabininde, içinizden "Nasıl bir şehirdir bu, nasıl acayip yollardır bunlar?" benzeri emsalsiz vecizeler yumurtlayarak, lâzımgelen amonyak ifrazatınızı huzur içinde tamamlıyorsunuz... Yol yorgunluğundan bîtap düşmüş bir vaziyette, derhal yatağa uzanıp oracıkta uyuyakalıyorsunuz...
Akın KURTOĞLU
|
 |
Mehmet Üstoğlu
15 yıl önce - Prş 07 Ağu 2008, 22:08
Hiç çekilmez bu yollar ama mecburi...
En son Mehmet Üstoğlu tarafından Cum 08 Ağu 2008, 00:38 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
:BARIŞ:
15 yıl önce - Prş 07 Ağu 2008, 22:12
Üsküdar'dan Harem'e, E-5 yönünden Harem'e gidişte hakikaten çok kötü trafik oluyor, birkaç sefer denk gelmiştim trafiğede, Tem'in 3 saat süren Trafiğine katlanmaya razı olmaya hazırdım..
|
 |
Mehmet Üstoğlu
15 yıl önce - Prş 07 Ağu 2008, 22:15
Bende geçen yaz Temmuz ayında Erdek'ten istanbula gelirken,senin bahsettiğin kavşağı geçtikten sonra bi trafik bi trafik....En az 20 dk beklemişizdir.Ama neyseki sonra Esenler'e doğru boşaldıda yol rahatladık
|
 |
behçet yılmaz
15 yıl önce - Prş 07 Ağu 2008, 23:33
selamlar
yıllar oldu hareme in(e)meyeli bildiğim kadarıyla şu anda yeni arabalılar var gayet hızlı artı otobüslerin yoğun olduğu saatler sabahları, tır ve kamyonlara 06-10 ve 16-22 arası hiçbir yerde yaşamadığımız geçiş yasakları var bu saatlerde bari otobüsleri denizden taşıımayı yasaklamak hangi akla hizmettir anlamış değilim, naçizane bir tır sürücüsü olarak 10 saat istanbulda beklememek için her iki istikamettede ne ali-cengiz oyunları oynadığımızı anlatmaya gerek yoktur herhalde biz millet olarak heryerde takım ve memeleket kurtarmayı çok iyi beceririz ama bu konuyuda bari uzmanlar azda olsa düşünürlermi acaba
saygılar 
|
 |
Serhat Atan
15 yıl önce - Pts 11 Ağu 2008, 06:00
Güzel yazmışsın;anlatmışsın Akın hocam.
|
 |
mustafa mavi
15 yıl önce - Pts 11 Ağu 2008, 10:20
Akın hocamın açısından bakıldığında yerden göğe kadar haklı olduğunu görüyoruz, lakin madalyonun birde diğer yönü var...
Biz millet olarak kolay ulaşılabilen, hemencecik oluveren yada zahmetsizce yapılan işleri pek sevmeyiz, illede uğraşacağız, didineceğiz, sıkıntı çekeceğiz ki o işin tamamlandığına vakıf olalım, işin tuzu biberidir bu...
Harem keşmekeşine girmeden ben yolculuğu yolculuk saymam Eskiden Ankara çevre yolu yokken otobüsler şehir içine girerdi ve o sabah serinliğinde daha ortalık alaca karanlıkken ışıklarda durup kalkmasını, yada yolcu indirip kalkarken körüklerden gelen tıslamalar ile kapının kapanırken tam oturmayıp muavinin içerden çekmesine bayılırdım,şimdi o tad yok artık, etrafından dolaşıp gidiyor...
Harem işide bunun gibi , bu sitede azımsanamayacak kadar olduğunu bildiğim otobüs hastalarının bir şikayeti olduğunu sanmıyorum Akın hocam
|
 |
Akın Kurtoğlu
15 yıl önce - Pts 11 Ağu 2008, 16:22
| Alıntı: |
| Harem işide bunun gibi , bu sitede azımsanamayacak kadar olduğunu bildiğim otobüs hastalarının bir şikayeti olduğunu sanmıyorum Akın hocam |
Otobüsler bildiğiniz gibi benim kanıma 30 küsur seneden beridir giren bir virüs... Otobüslerle alâkalı her türlü ayrıntıyı severim, ama "Harem" meselesi bambaşka... Burası artık rezilliğin son noktası oldu birkaç senedir... Öyle ki, insanı otobüs yolculuğundan dahi soğutacak kadar bir iticilik âbidesi...
Akın KURTOĞLU
|
 |
Mustafa Noyan
15 yıl önce - Pts 11 Ağu 2008, 16:32
Ben Harem otogarını halen sık olarak kullanıyorum, Bayrampaşa Otogarına 15 dakikada ulaşabilecekken, otogar çıkışı saatlerce FSM köprüsü ve ikinci çevre yolunda oyalanacağıma; elimde valizler de olsa, tramvayla Sirkeci'ye, oradan da arabalı vapurla Harem' e geçip genellikle 1,5 saat önce Otogardan çıkmış otobüsleri Harem' de yakalayabiliyor ve seyahatime bu noktadan başlayabiliyorum.
|
 |
Çağrı Tekin
15 yıl önce - Prş 21 Ağu 2008, 23:55
Otobüslerden oldum olası hazzetmediğim için ve bu durumu da bildiği için kendimce bir çözüm uyguladım. Yaz tatillerinde sürekli Akçay'a giderim, normalde İDO+TCDD+Otobüs aktarmalarını yapıp, Bandırma-Balıkesir üzerinden ulaşırdım gideceğim yere. Bu sene çeşitli sorunlar sebebiyle İDO'da yer bulamadım ve otobüsle gitmek zorunda kaldım. Ama Harem'e gitmedim veya servisi kullanmadım. Öncelikle Kartal'dan Yalova'ya geçtim, oradan otobüse bindim. Yolculuğumu hafta sonu yaptığım için Eskihisar Feribot iskelesinde bekleyecektim, Harem'e ya da terminale ulaşmak için en az bir saatimi harcayacaktım. Yalova'dan otobüse binerek bu süreyi yaklaşık iki saat kadar kısalttım. Dönüşte de aynı şekilde geldim, hatta otobüsten birkaç yolcuyu da kendimle gelmeye ikna ettim, memnun da kaldılar. Ha sonuç olarak yolculuğum geçen senenin tam iki katı sürdü, sekiz saat bir araca tıkılı kaldım ama ne yaparsın tatil özlemi. 
|
 |
sayfa 1  |
ANA SAYFA -> ULAŞIM
|