Ana Sayfa 915 bin Türkiye Fotoğrafı
İstanbul'un Arabalı Vapurları - Tarihçe ve Hatıralar
123 ... 192021   sonraki »
Ana Sayfa -> ULAŞIM
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
Kemal Çevik
9 yıl önce - Çrş 30 Mar 2005, 14:35
İST » İstanbul'un Arabalı Vapurları - Tarihçe ve Hatıralar



Yolunu mu şaşırmış?


(+) Fotoğraf: Sami Güner



Kabataş araba vapuru Boğazdan yukarı doğru çıkıyor, Rumeli Hisarı buçlarının önünde Sami Güner'e yakalanmış. Büyük olasılıkla İstinye tersanesine bakım ve/veya onarıma gidiyor.

Bu fotoğraflar Shell'in 1996 yılı takviminden alınmadır, takvimin arkasında kaynak göstererek kullanılabilir yazdığı için gönül rahatlığı ile siteye koyabiliyorum....


Kemal Çevik


Akın Kurtoğlu

9 yıl önce - Prş 31 Mar 2005, 23:37

Kemal Bey,

Uğraşınız, zahmetiniz için sağolun... Bu nefis fotoları taratmanın zorluğunu tahmin edebiliyorum... Ellerinize sağlık...

"Güzelhisar" adlı vapur, TDİ'nin seferden son alınan vapuruydu ve Beşiktaş-Üsküdar hattında mekik seferleri yapmıştı ölü saatlerde... (30'ar dakikalık periyotlarla)

Gazete arşivimden, bu vapurun son seferi ile ilgili küpürü ve altyazılarını çıkardım. Yakın zamanda göndereceğim...


 

(+)

"Kartal" arabalı vapuru... Kabataş-Üsküdar seferini bitirmek üzere Üsküdar iskelesine yanaşmakta... 1954'de Haliç Tersanesi'nde inşa edilen gemi, 11 mil hız yapabiliyordu ve 32 otomobil kapasitesine sahipti. 1985'de kadro dışı bırakıldı.

Akın KURTOĞLU


Kemal Çevik
9 yıl önce - Cmt 09 Nis 2005, 14:00
Kartal-Kabataş


Başlığa kanıp böyle bir hat olduğunu düşünmeyin, bunlar iki kardeş araba vapurunun adları.

Önceleri bordaları beyazdı, ama Akın beyin yolladığı resimde de görüldüğü gibi iskeledeki lastiklere sürünmekten kapkara olurdu, sonra da siyaha boyadılar zaten.

Bir de kapaklarının ucunda küçük kapakçılar daha vardı, bilmem hatırlayan var mı? Bunlar özellikle fransız yapısı 4K (Kızkulesi, Karaköy, Kuruçeşme, Kasımpaşa) da görülmüş olmalı ki Türkiye'de yapılanlarda da eklenmişti. Ana kapak indikten sonra, çımacı bunları tek tek indirir, araçlar öyle çıkardı. Sanırım yanaşma tamamlanmadan millet fırlamasın diye konmuştu. Zamanla kayboldular

Görüşmek üzere
Kemal ÇEVİK


Akın Kurtoğlu

9 yıl önce - Cmt 09 Nis 2005, 14:14
ŞEMSİPAŞA Arabalı Vapuru




(+)

Üstteki "Şemsipaşa" arabalısı; "Orhan Erdener, "Hüseyin Haki" ve "Sirkeci"nin eşi olup, (yanılmıyorsam) 4 kardeştiler. 1962-65 yılları arasında, her yıl bir tanesi inşa edilen bu arabalılar, 1072 gros tonluk ve 60 otomobil kapasitesine sahiptiler ve saatte 10 deniz mili hıza ulaşırlardı. "Şemsipaşa" bu 4 kardeşin en genci olup, 1965 imalâtıydı. 1986-88 yılları arasında tedavülden (!) kalktılar... Daha çok Sirkeci-Harem arasında çalışan "Sirkeci"ye karşın, diğer üçünü sık sık Kabataş-Üsküdar hattında görmekteydim 80'lerin başlarında...

Akın KURTOĞLU


Akın Kurtoğlu

9 yıl önce - Cmt 23 Nis 2005, 19:59

"KARAMÜRSEL" adlı arabalı vapur, gerek dizayn bakımından gerekse inşası bakımından kendine özgü bir araçtır. Bununla ilgili detaylı bilgisi ve resmi olanlar varsa, bekliyoruz...

Akın KURTOĞLU


Kemal Çevik
9 yıl önce - Pts 02 May 2005, 14:19
Karamürsel araba vapuru.


Akın bey,

Karamürsel'in (nedense Karamürsel denince hep o eski araba vapuru aklıma gelir, Karamürsel'liler alınmayın sakın ha çok sevdiğim şehrinizi ikinci sırada hatırlarım) içinden çekilen resmi görünce beynimim bir taraflarına saklanmış anılar/bilgiler canlanmaya başladı.

Alıntı:
geminin kaptan köşkü ve yolcu salonu bölümünü tutan, yan pencerelerin içine oyulduğu profil taşıyıcılar, o yıllara göre oldukça estetik sayılabilecek bir dizaynda çizilmişti. Yolcu salonu bölümü çok küçük olup, sadece 125 kişi alabilmekteydi.


Ama yolcu kamarası kaptan köşkü hizsında değildi ki. Büfe orta taşıyıcının içinde ufacık bir yerdi. Resimde elleri cebinde merdivenlerin ucunda duran yolcunu arkası. Araçlarla aynı düzeyde küçük bir salon daha vardı. Ama bu ikisinin toplamı ancak 20-30 kişi alırdı, esas yolcu salonu, ortada su kesiminin altındaydı. Diğer araba vapurları gibi makine dairesi ortada olmadığı için bu bölüme yolcu salonu yapılmıştı. Diğer araba vapurlarının aksine her iki uçtaki su kesimi daha azdı, çünkü çarkları dödüren makineler buralardaydı.

Kışın yolcu olarak binmeyi pek sevmezdik, o yıllarda sigara içme yasağı olmadığı için ya su kesimi altındaki kapalı salonda, ya duman altı olarak o küçücük salonlarda ya da dışarıda titreye titreye gidilirdi. Otomobille de binmek pek işimize gelmezdi, bizden sonra kalkan Kabataş veya Kartal bizden önce yanaşırdı, ama dakikalarca kuyruk beklenmişse pek de ses edilmezdi.

Sert poyrazlarda gücü yetmez, Kabataş'tan kalkınca başını Kuzguncuk'a doğru verir çağanoz gibi Üsküdar'ı tutardı. Hava biraz lodosladımı da Üsküdar'a bağlar dinmesini beklerdi. Bir kış akşamı Üsküdar'a yaklaşırken birisi "denize çocuk düştü" diye bağırmış, kaptan da makineleri stop ettirip, bir yandan denizi zayıf projektörüyle taramaya başlamış, bir yandan da düdüğe asılarak yardım istemişti. Sözde görgü tanığı arka kapaktan 12-13 yaşlarında bir çocuğun denize düştüğünü gördüğünü, bunun akşam baskısı satan gazeteci çocuklardan biri olabileceğini söylüyordu. Karamürsel ve yardıma gelen tekneler bir saat kadar Üsküdar, Şemsipaşa arasını taradılarsa da bir şey bulamadılar, tam artık yapacak birşey yok, zavallının cesedi bir yerlerden çıkar dendiği anda bir çığlık ortalığı kapladı: " vay anam hepsi gitmiş...". En arkadaki açık kamyonetinde uyumakta olan ve bu gelişme üzerine arama çalışmalarını izlemeye kalkan, dönüşte ise kasasına bir göz atan nakliyeciydi bu. Kasadaki boş cuvalları tutan ağırlık nasılsa yerinden oynamış, çuvallar da uçup gitmişlerdi. Artık çuvalı çocuk sanan çakırkeyif görgü tanığı nasıl ayıltılmıştı hatırlamıyorum ama evde bizleri bekleyenlerin deli olduğunu, eve ulaştığımızda rahmetli anneannemi telefon başında karakol ile kunuşurken bulduğumuzu hatırlıyorum.

Görüşmek üzere
Kemal ÇEVİK


Kemal Çevik
9 yıl önce - Cmt 07 May 2005, 20:19
Kadıköy'de araba vapuru


Akın bey,

Kadıköy'deki araba vapuru iskelesi yerinde mutabıkız, zaten arabalının bordasını verdiği iskele daha sonra Adalar iskelesi olarak kullanılmıştı. Sirkeci - Kadıköy arasında ilk araba vapuru ne zaman çalışmış bir bilgiye ulaşamadım arşivimde, ancak 21 haziran 1961 ben de buldum. Öte yandan 5 kasım 1961 tarihli bir gazete küpürü daha buldum, Akşam ya da Hürriyet sanıyorum, Barbaros Hayreddin - Kadıköy araba vapuru seferleri kaldırıldı yazıyor ama bir tarihten bahsetmiyor. Gene 22 mayıs 1963 tarihli bir Akşam gazetesinde "Kabataş iskelesindeki tamirat bitene kadar Beşiktaş - Kadıköy arasında arabalı çalışacak" diye kısa bir şehir haberi var, zaten muhtemelen ben de bu günlerdeki bir geçişi hatırlıyorum hayal meyal.

Görüşmek üzere
Kemal ÇEVİK


Akın Kurtoğlu

8 yıl önce - Prş 02 Mar 2006, 02:49

Alıntı:
hüseyin haki yanılmıyorsam şirketi hayriyenin kurucusuydu buda onun taşıyan
arabalı ne yazıkki artık yok

"Hüseyin Hâki Efendi", aslında bu araba vapurlarını dünya üzerinde ilk tasarlayan kişidir. Plânları; Şirket-i Hayriye'nin müdürü olan Hüseyin Hâki Efendi tarafından çizilerek 1871 yılında İngiltere'ye gönderilen ve bu plânlara göre İngiltere'deki tezgâhlarda inşa edilen "26" numaralı; "Suhulet" (kolaylık/uygunluk anlamında), dünyanın ilk araba vapuru sıfatını taşımaktadır. Bir yıl sonra 1872'de yine benzer şekilde bir çalışmayla, bu kez; "27" numaralı; "Sahilbend" (iki yakayı/kıyıyı birbirine bağlayan/birleştiren anlamında) inşa ettirildi. Hüseyin Hâki Efendi'nin,               bu arabalı vapurların plânlarını çizmekle kalmayıp, İngiltere'ye giderek, bizzat inşa çalışmalarında hazır bulunduğu da söylenmektedir.

Hüseyin Hâki Efendi'nin anısına ithafen Denizyolları, sonraki yıllarda inşa ettiği bir arabalı vapura O'nun adını vermiştir.

Akın KURTOĞLU


Mustafa Noyan

8 yıl önce - Prş 02 Mar 2006, 08:34
Hüseyin Haki


Alıntı:
"Hüseyin Hâki Efendi", aslında bu araba vapurlarını dünya üzerinde ilk tasarlayan kişidir...  


Şirketi Hayriye'nin esas gelişmesi 1866 yılında müdürlüğe getirilen Giritli Hüseyin Haki Efendi zamanında olmuştur.

1869’da Şirketi Hayriye’de tamirat memuru olarak görev yapan Mehmet Usta, İstanbul’dan Londra’ya doğru Türk denizcilik tarihi için önemli bir yolculuğa çıkmış, yanında gözü gibi koruduğu evrakları götürüyormuş, Bu evraklar ilk Türk tasarımı vapura aitti. Şirketi Hayriye’nin ileri görüşlü müdürü Hüseyin Haki Efendi, İngilizler’e Boğaz’ın iki yakası arasında hem yolcu hem de araba taşıyacak bir vapur (bugünkü arabalı vapur) sipariş etmişti. Fakat dünyada böylesi bir feribotun örneği olmadığı için İngilizler bocalayınca müdür Hüseyin Haki Efendi, Mehmet Usta ile birlikte üç ay üzerinde çalışarak kendi tasarımını yapmış. Londra’ya yanında bu tasarımla giden Mehmet Usta, bir yıl işin başında durduktan sonra İstanbul’a ilk Türk tasarımı arabalı vapurla dönmüş, bu ilk arabalı vapurun adını Suhulet koymuşlar.

Eser Tutel'in kitabında verdiği bilgilere göre:

Alıntı:
..O tarihlerde Şirket-i Hayriye, Boğaz’da 20 yıla yakın bir zamandan beri yolcu vapuru çalıştırmaktaydı. bu vapurlarla boğaz halkının yükleri de taşınıyordu ama, atların, arabaların, büyük baş hayvanların karşıdan karşıya geçirilmesi için özel yapılmış vapurlara ihtiyaç vardı; hepsinden önemlisi, askeriyenin top arabaları ile bunların mühimmatının bir yakadan öteki yakaya taşınması sırasında büyük zorluklarla karşılaşılıyordu. Boğaz’da öyle bir vapur çalıştırılması gerekiyordu ki, güvertesi düz ve açık olduğu için atlar, arabalar, katanalar, koca toplar rahatça vapura alınabilsin; iki başı kapaklı olduğu için de tehlikesizce karaya çıkartılabilsin...

Şirket-i Hayriye’yi yeni baştan kurarak 70 yıla yakın bir süre daha hizmet görmesini sağlayan Giritli Hüseyin Haki Efendi, bir gün bu soruna çare bulmak amacıyla yeni tip bir vapurun kabataslak çizimlerini yapmaya koyuldu. Bitirince, umum müfettişlikte bulunmuş olan İskender Efendi’ye gösterdi, sonra şirketin vapurlarının bakım ve onarımlarının yapıldığı Hasköy Tersanesi’nin sermimarı Mehmed Usta’yı da alarak üzerinde çalıştığı yeni vapur tipini daha da geliştirdi; çizimi ortaya çıkan vapur, günümüzde “araba vapuru” veya kısaca “feribot” dediğimiz vapurların atası idi. Londra’daki Maudslay Sons and Fields tezgâhlarına ısmarlanan, net 275 tonluk bu yandan çarklı tekne, şirket’in önceki vapurları hep ahşap iken, saçtan yapıldı. uzunluğu 45.5 m., genişliği de 8.5 m. idi. 400 beygir gücündeki tek silindirli buhar makinesi ile saatte 7 mile yakın bir hız yapabilecekti.

8.000 ingiliz altınına mâlolan teknenin inşası 1872’de sona erdi, ama Londra’dan yola çıkıp Akdeniz’i katederek istanbul sularına gelmesi uzun sürdü. açık denize uygun olmadığından, şiddetli dalgalardan fazlasıyla etkilenmesi nedeniyle yolculuk sırasında ciddi tehlikelerle karşılaşıldı; sonunda İstanbul’a ulaşan tekneye 26 baca numarası ve “kolaylık” anlamına gelen Suhulet adı verildi.

Suhulet, sefere başlamak üzereyken, boğaz’ın iki yakası arasında yük taşıyan kayıkçıların direnişiyle karşılaştı. ama ilk seferinde Üsküdar’dan Kabataş’a bir topçu bataryası taşıması, kayıkçıların engelleme girişimini boşa çıkardı. bu ilk seferin ardından, Sultan Abdülaziz  araba vapurunun “babası” hüseyin haki efendi’yi bir nişanla ödüllendirdi.

Suhulet’in ne kadar yararlı olduğu kısa zamanda görülünce, aynı tersaneye, onun bir eşi daha ısmarlandı. ama bu teknenin öncekinden daha güçlü olması için çift makineli yapılması şart koşulmuştu. Şirket’e 12 bin ingiliz altınına mâlolan 27 baca numaralı bu vapura da “iki kıyıyı bağlayan” anlamında Sahilbent adı verildi. iki vapurun da isim babası, ünlü vatan şairimiz Namık Kemal’di...


Hüseyin Haki'nin sandalcılara karşı gösterdiği cesaret ve hakettiği madalyanın hikayesi de aşağıdaki linkdeki İstanbul Valiliği'nin dergisinin bir sayısında anlatılmış.
http://dergi.istanbul.gov.tr/Default.aspx?pid=518 ...amp;sid=35
Alıntı:
Hüseyin Hâki Efendi'nin anısına ithafen Denizyolları, sonraki yıllarda inşa ettiği bir arabalı vapura O'nun adını vermiştir.

Hüseyin Haki'nin ismi bir değil iki defa vapurlarımıza verilmiş, ilki Şirket-i Hayriye zamanında 1911' de olan bu isimlendirmede 69 numaralı vapura Hüseyin Haki adı verilmiş, daha sonra yapılan değişiklikten sonra aynı vapurun ismi şimdi kullandığımız Göztepe olarak tarihe geçmiş.
İkinci defa Hüseyin Haki'nin bir vapura adının verilmesi 1963 Haliç Tersanesi yapımı bir arabalı vapurla gerçekleşmiş. Dünyada arabalı vapur feribotları ilk tasarlayan kişinin isminin bir arabalı vapura verilmesi bence çok uygun düşünülmüş.
Benim bir tavsiyem de buradan İDO idaresine olacak, Yenikapı Güzelyalı arasında çalıştırılması planlanarak siparişi verilen feribotlardan birine Hüseyin Haki adı bir kez daha verilebilir; veya eğer gerçekleşebilirse hala İstanbul'a kazandırılması mümkün gözüken dünyanın en büyük feribotlarından biri olan Spirit of Ontario satın alınabilirse bu feribota da "Hüseyin Haki" ismi çok iyi yakışacaktır.

 

Hüseyin Haki Arabalı Vapuru


tarkan arslan

8 yıl önce - Cum 17 Mar 2006, 21:23
3 fransız


mustafa abi kasımpaşa kızkulesi ve kuruçeşme arabalı vapurları hurdaya ayrıldılarmı? sanki geçen sene ikisini haliçte gördüm gibi geldi ben onları çanakkalede diye hatırlıyorum
küçük ama şirin gemilerdi


cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
Ana Sayfa -> ULAŞIM