1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 2 |
 |
Timucin Kidis
14 yıl önce - Sal 04 Ağu 2009, 19:15
cevap
Türkiyedeki Türklerde organize olmanidir
acilen
|
 |
aqahan
14 yıl önce - Sal 04 Ağu 2009, 19:29
bi milletvekilinin teklifi vardı yurtdısındaki turkleri vatana geri dondurelim gibi bilgisi olan varmı.noldu o olay?
|
 |
ozgurumm
4 yıl önce - Cmt 17 Ksm 2018, 18:33
"Avrupa'da Türk Vatandaşlarını Bekleyen Tehlike..."
Avrupa Birliği ile ilgili tartışmalar şiddetlenirken, yaklaşan kasırganın Avrupa'daki Türk vatandaşlarını etkilememesi beklenemez. Şu an yaşanan sessizlik, fırtınanın gözündeki sessizlik gibi...
2005 yılında 3.Dünya Savaşı adlı kitabımı yayınladığımda, okuyucular büyük bir beğeni ile okumuştu. Bu kitap tüm dünyada haber oldu. Küresel gazetelerde manşet olan tek Türk kitabı hatta. Çiçero dergisinde "Avrupa Irkçı" başlıklı bir yazım dahi yayınlanmıştı. Yazı Francis Fukuyama'nın yazdığı geniş bir yazının içinde bir görüş olarak yayınlanmış ve ilginç tepkiler almıştı. Ben Avrupa'nn ırkçı altyapısına ve bu altyapının Türkleri hedef alacağını söylediğimde, bu söylemlerim, 1909 hakikati sayesinde kim olduklarını öğrendiğimiz çevrelerce derhal komplo teorisi olarak yaftalanmıştı.
3.Dünya Savaşı kitabı tüm dünyada konuşulmasına rağmen Türkiye'de neredeyse hiç konuşulmadı. Böylece Avrupalı vatandaşlarımızın bilinçlenmesi yolunda kullanabileceğimiz on yıl kaybedildi.
Çok iyi hatırlıyorum, bir İsveç TV'si İstanbul'a gelmiş ve benim de içinde olduğum bir çok tanınmış ismi Sultanahmet meydanına yakın bir yerde, bir mekana davet etmişti. Bu mekanda herkesle 3-5 dakikalık röportajlar yapılmıştı. Ben tabii, o zaman da gerçekleri çatır çatır söylemiştim. İsveçli TV muhabiri program sonrası bana, "Burak, açıkçası söylediğin her şeye katılıyorum. Ancak anlamadığım bir şey var, Avrupa Birliği size bu kadar kötü davranırken, burada senden başka doğruları söyleyen kimse yok. Neden bu insanlar hala kendilerini Avrupa'ya beğendirmeye çalışıyor?" demişti.
Tabii, o hanımefendi de 1909 Hakikati'nden habersizdi. Avrupa'nın tüm aşağılamalarına rağmen neden kendilerini Avrupa'ya beğendirmeye çalıştığını, neden AB'ye muhtaç hissettiklerini bilmiyordu. O zaman ben de bilmiyordum ve açıkçası bu soru aklımda yer etmişti.
Neyse ki artık gelişmeleri hem yüzde 100'e yakın bir kesinlikte analiz edip, öngörebiliyor ve okuyucularımızla paylaşabiliyoruz. Gerçek tarihi öğrenmeye başlamamızla beraber, analizleri ve gelişmeleri gerçek manasıyla değerlendirebiliyoruz.
Geçenlerde yabancı basında çıkan bir haber ilginçti. Fransa'dan yükselen sesler Avrupa Birliği'nin bir imparatorluğa dönüşmesi gerektiğinden bahsediyordu.
"FRANCE'S finance minister has called for the EU to become a powerful new “empire” to rival the US and China..." 12 Kasım 2018, The Sun website. https://www.thesun.co.uk/news/7721886/europe-empi ...-minister/
Açıklamayı yapan Fransa Maliye Bakanı Bruno Le Maire'ydi. Fransa Başkanı Macron da, güçlü bir Avrupa Ortak ordusu kurulması gerektiğini söylemiş ve ABD'ye karşı bile Avrupa'yı savunmaları gerektiğinden bahsetmişti. Almanya Başbakanı Merkel de bu çağrıları destekledi. Tabii bizler bu atışmaların en üst seviyede Roma şemsiyesi altında dizayn edildiğini, yaşanacak gelişmelerin Roma idare kademelerinde dizayn edilip, aşağıdaki politikacılar vasıtasıyla halka sunulduğunu ve böylece olayların kaynağında gerçek sistemin gizlendiğini biliyoruz. Fakat bu politika düzlemindeki gelişmeleri bizim için önemsiz kılmıyor. Çünkü bireysel olarak biz de o politik sistemin bir parçasıyız ve gelişmeler bizi doğrudan etkileyecek.
Artık 1909'da kurulan küresel şablon tamamen yok olmakta olduğu ve yerine yeni bi şablonun geleceği konusunda hiç şüphemiz yok. Bu nedenle önemli ipuçlarını değerlendirmek, önümüzdeki yapıyı öngörmek açısından hayati önemde. Özellikle Avrupa'da yaşayan vatandaşlarımız, bu gerçekleşecek değişimde en merkezde yer alıyorlar. Müslüman olmaları açısından İslam karşıtı düşünceler sebebiyle zaten hassas bir sosyal konumdalar iken, bu konumları ayrıca ırkçı akımların Tük düşmanlığı nedeniyle daha da hassaslaşıyor.
Burada şunun sorulması gerekiyor; AB'nin imparatorluk olması konusunu neden Fransa Maliye Bakanı yapıyor? Soruyu daha da daraltırsak AB'nin bir imparatorluğa dönüşmesini neden bir "Maliye Bakanı" dile getiriyor.
Güncel hiç bir olaya tarihsel derinliği olmadan bakmamalıyız. Ancak tabii ki artık tarih dediğimizde bir de işin gerçek tarih/uydurma tarih boyutu var... Gerçek tarih boyutundan bakarsak, Avrupa'da finansal/parasal birlik denemeleri, imparatorlukların da ortaya çıkmasının ana itici gücü olmuştur.
Avusturya-Macaristan İmparatorluğu dediğimiz yapılanma aslında iki monarşinin 1867 yılında tek bir merkez bankası diyebileceğimiz bir ekonomik idare etrafında bir araya gelmesiydi. Tabii ki, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun bu yanı hiç bir zaman gündeme gelmedi ve genelde Habsburg Hanedanlığı'nın politik etkileşimlerine dikkat çeken bir resmi tarih yazıldı. 1909 Hakikati ile ilgili kitaplarımızı okuyanlar, 1867 yılının ne kadar önemli olduğunu hemen fark edecektir. Garibaldiyan Hareketin İtalya yarımadasını kavurmaya başlaması aslında Roma'nın Avrupa'da tekrar ortaya çıkması süreciydi. 1870 yılında Roma Garibaldiyanların eline düşmüş, Alman Birliği kurulmuştu. Aslında bakılırsa 1909 kurulan ve bugün yıkılmakta olan küresel sistemin temelleri 1860-1870 arasında atılmıştı.
Dolayısıyla 1867 yılında Avusturya ve Macaristan Monarşisi arasında, aslında tamamen ekonomi bürokrasisi çerçevesinde kurulan sistem, temelde bir Ekonomik/parasal birlikti. Üstelik bu birliğin temel nedenlerinden birisi de her iki monarşinin de yüksek borçlanma ihtiyacıydı. Kısacası Avusturya-Macaristan Monarşileri, borç ihtiyaçları sebebiyle adeta bağımsızlıklarını tamamen kreditörlere devretmişlerdi. Bu nedenle akademik resmi tarih bu bilginin size ulaşmasına izin vermez. Çünkü bugün sistemi kontrol eden Roma'nın küresel finansman yapılanmasının izleri de hemen ortaya çıkar.
1867 yılında Avusturya-Macaristan'ın ekonomik birlik yoluyla imparatorlaşmasından iki yıl önce 1865 yılında, İtalya, Belçika, Fransa ve İsviçre, Latin Birliği denen 1865 Parasal Birlik anlaşmasını yapmışlardı. Tüm bu hazırlıklar Roma'nın 1909 sistemi için yaptığı ön hazırlıklardı ve 1909 yılında Avrupa Federasyonu ilk toplantısının Roma'da yapılabilmesinin de yolunu açan ncü gelişmelerdi.
Evet, Fransız Maliye Bakanı, bir Avrupa İmparatorluğu'ndan bahsederken, bu örneklerden yola çıkarak konuşuyordu ve bahsettiği imparatorluk şimdiye kadar tarihte eşi benzeri görülmemiş bir güç merkezinin ortaya çıkmasına neden olabilir.
Ancak bu planın ne kadar şiddetli bir değişimin habercisi olduğunu ve boşa seslendirilmediğini biliyoruz. Çünkü Ortak Avrupa Ordusu lafzı da aynı zamanlarda dile getirilmeye başlandı. Üstelik gittikçe artan bir şekilde.
Eğer Roma, Avrupa'yı tek bir çatı altında, bir imparatorluk haline getirmeye karar verdiyse, bunun için ilk önce böyle bir ekonomik yapıyı kabul edecek kitlelerin olması gerekir. Bu kitleler ancak eşi benzeri görülmemiş bir ekonomik kriz sonrasında tek bir ekonomik merkezden yönetilmeye itiraz edemezler. Böylesine büyük bir ekonomik kriz, mutlak biçimde Avrupa'daki tüm aşırıları güçlendirecek ve azınlıklara, özellikle de Türklere, Müslümanlara ve hatta Yahudilere karşı nihai bir saldırı aşamasına geçmelerine neden olacaktır. Bu matematiksel bir akıl yürütme.
Avrupa'daki Türk vatandaşlarının ancak 1909 hakikati çerçevesinde bir bilinç birliği oluşturmaları, böylesi dev bir değişim esnasında olabilecek en üst düzeyde güçlü kalmalarına sebep olabilir. 1909 hakikatini bilmeden, yani küresel sistemi ve hatta kendi gerçeklerini bilmeden beyinlerinde oluşturacakları yanlış izlenimler, bu dev değişim esnasında altlarındaki zeminin tamamen boşalmasına neden olabilir. Herkesin bu konuda çok duyarlı olması gerektiğini düşünüyorum.
Burak Turna
|
 |
sayfa 2 |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|