Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
Burç

15 yıl önce - Pts 15 Mar 2004, 21:05
Gümrük Birliği AB mahkemelerinde


AB üyelik sürecinde, yıllar önce, sistemin hiçbir yönetim kademesinde olmadan kabul ettiğimiz gümrük birliği acaba bize ne gibi zararlar verdi veya ne gibi yararlar sağladı? Bu konunun detayı çok uzun ve herkes verileri kendine göre yorumlayarak çeşitli çıkarımlar sağlıyor. Bugün benim ele almak istediğim konu zararın detayları veya sağlaması değil. Açılan bir davayı sizlere aktarmak ve bazı noktaların altını çizmek istiyorum;

- Bugün uyguladığımız Gümrük Birliği denilen kavramın özü Osmanlı'nın çöküş sürecinde imzaladığı Baltalimanı Ticaret Anlaşması ile aynıdır. Yönetime dahil olamazsın sana sadece zayıf sanayi ve bankacılık sistemin ile kredi dahi üretemediğin KOBİ'lerini vahşi bir ticaretin kollarına bırakmak kalır...

- Üçüncü ülkeler ile serbest ticaret yapamazsın. Üyelerin yaptığı anlaşmalar doğrultusunda kendi gümrük haklarından vazgeçmek zorunda kalırsın...Karar mekanizmalarına yön veren üye ülkelerin üçüncü ülkeler ile doğabilecek hakları saklı kalırken, sen o haklardan da yararlanamazsın...

- ATO'nun araştırmasına göre Gümrük Birliği okullarda bayrak töreni yapılarak kutlandığı tarihten bugüne Türkiye Cumhuriyeti'ne verdiği zarar 70 milyar dolar. Bu veri, ticari açıktan hesaplanarak bulunmuş olsa ve bazıları tarafından gerçekçi bulunmasa bile bana göre verdiği manevi zarar bu rakamdan bile büyük...İple bağlanmış yatalak duruma getirilmiş bir ülke ve "nasıl olsa gümrük birliğinin dışına çıkamayız mantığıyla" arayışa dahi giremeyen bir politika...

- Bütün bunları okuduktan sonra aklınıza şu soru gelebilir; Gümrük Birliği kavramının hiç mi iyi tarafı yok ? Genel anlamda cevap açık; Yok...Firma ve bireysel bazda yarar sağlayan girişimciler mutlaka oldu. Yararının daha çok olduğunu iddia edenlerin verdiği en güncel örnek : Elektronik üreten Türk firmaları...Bu noktada aklıma şu soru geliyor; Üçüncü ülkelere karşı çok hassas olan AB acaba AB topraklarında mal satan Türk elektronik firmalarına hiç dava açtı mı ? Bu sorunun cevabını ben araştırıyorum. Araştırma bitmeden bana bir açıklama gönderirlerse sonradan kimse aaa... demek zorunda kalmaz...
Sevgili dostlar, yukarıda anlattıklarım, Gümrük Birliği'nin, biz olaya "ulusal bir açıdan bakan küreselleşmeyi beceremeyen geri kalmışlar" tarafından nasıl algılandığı üzerine sadece birkaç düşünce...Bu noktadan itibaren size daha somut bir delil ortaya koymak, AB mahkemelerinin bile Gümrük Birliği kavramının Türk şirketlerine nasıl zarar verdiğine dair bir davayı esastan nasıl kabul ettiğini detaylarıyla anlatmak istiyorum...
Basınımızda pek yankı bulmayan bu haberi yorum yapmadan AA'dan aynen aktarıyorum...

A.A - 25/02/2004 : AB Mahkemesi, GB nedeniyle zarar ettiğini öne süren bir Türk şirketinin yaptığı başvuruyu kabul etti. Otomotiv yan sanayi ürünü üreten Yedaş A.Ş'nin avukatı Selim Sarıibrahimoğlu , firmanın GB nedeniyle zarara uğradığını iddia ederek iki yıl önce AB Mahkemesi'ne başvurdu. Başvuruda, AB ülkelerinin tam üye olduktan sonra GB uygulamalarına geçtikleri anımsatılarak, bu ülkelerin geçiş dönemi boyunca ve halen birliğin tüm mali avantajlarından yararlandıklarını belirtti. Türkiye'nin AB üyesi olmadan Gümrük Birliği'ni kabul ettiğini kaydeden başvuruda, Türkiye'nin GB ile sadece AB ülkelerine değil, aynı zamanda ortak gümrük tarifeleri ile Çin gibi ülkelere de açıldığı kaydedildi. Başvuruda, Türkiye'nin GB ile gümrük, vergi, harçlar ve gümrük fonlarından oluşan gelirlerinden vazgeçtiği anımsatılarak, bu şekilde oluşan gelir açığını AB'den gelmesi gereken mali destekler ile kapatamadığı, AB'ye üye ülkelerin vetoları sebebiyle bu yardımları alamadığı ve yüksek faizle iç borçlanmaya gittiğine dikkat çekildi. AB Mahkemesi davayı kabul etti ve AB'ye 12 Şubat tarihinden itibaren bir ay süre verdi...

Sonuç: "Eski solculuktan, küreselleşmenin sözcülüğüne" terfi ederken goballeşme kavramını öve öve bitiremeyen, kızdıkları zaman Uğur Mumcu'dan başlayarak ulusal kavramını kadar her şeyi yerden yere vuran bazı gazeteciler izin vermeseler bile; her ne pahasına olursa olsun bilincimize ve bilinaçaltımıza zorla işlenen bütün kavramları tartışmalıyız... AB, Gümrük Birliği ve Annan Planı acil olmak üzere...

Yiğit Bulut
Radikal 15 Mart 2004


AydinE
15 yıl önce - Pts 15 Mar 2004, 22:12

demekki bu AB iyi bir sey, baksana ne kadar esit bakiyorlar davaya.

Burç

15 yıl önce - Pts 15 Mar 2004, 22:42

AB, adil bir biçimde adaletsizlik yaptığını kabul ediyor.

Komedi bu, komedi.. Neresi iyi?


AydinE
15 yıl önce - Sal 16 Mar 2004, 03:46

[bu mesaj, aşağıdaki cevap verildikten sonra Aydın tarafından silinmiştir]

En son AydinE tarafından Cum 07 May 2004, 02:52 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


Burç

15 yıl önce - Sal 16 Mar 2004, 09:48

"bizim" yasalarımız önünde çözüm bulduğumuz sürece sorun yok.
diyorlar...
Ciğeri kediye teslim edin diyorlar.

Bu haberi okuyup da AB'nin ne kadar yararlı olduğu sonucunu çıkartabilmen,
olaya Türkiye'nin iyiliği yönünden bakmadığını ispatlıyor bence.


Ethem
14 yıl önce - Cmt 15 Oca 2005, 19:13
Türkiye-AB arasında Gümrük Birliği konusunda anlaşmazlık


Türkiye-AB arasında Gümrük Birliği konusunda anlaşmazlık yaşanıyor

Avrupa Birliği ile Türkiye arasında Gümrük Birliği yükümlülükleri konusunda anlaşmazlık yaşandığı kaydedildi.

Türkiye'nin Gümrük Birliği GB kapsamında çeşitli alanlarda yükümlülüklerini yerine getirmediğini söyleyen AB Komisyonu yetkilileri bunlar karşılanmadan 31 müzakere başlığından biri olan Gümrük Birliği’nde görüşmelerin açılmasının zor olduğunu belirttiler.Bu çerçevede AB Komisyonu Türkiye ile AB arasında Gümrük Birliği kapsamına giren tüm bölümleri gözlem altına aldı.

AB ile Türkiye arasında sorun oluşturan dört temel konunun, ''ilaçta veri imtiyazı, et ithalatı, ikinci el makine ithalatı ve serbest bölgelerin Gümrük Birliği kapsamına alınması'' olduğu öğrenildi. AB Komisyonu yetkilileri sözkonusu anlaşmazlıkları Ankara’ya iletti.

Türkiye'nin 1996 yılında girdiği Gümrük Birliği, müzakereler öncesinde sıkıntı kaynağı oldu. GB yükümlülükleri konusunda Avrupa Birliği Komisyonu ise müzakerelerin başlaması öncesinde baskısını arttırıyor.

Brüksel’deki AB Komisyonu yetkilileri Türkiye’nin yapması gereken koşulları şöyle sıraladı.

AB, birlik içindeki ilaç şirketlerini korumak için Gümrük Birliği kapsamındaki ülkelerden ''veri imtiyazını'' korumalarını talep ediyor. Türkiye ise yerli ilaç sektörüne vereceği zarar nedeniyle bunu bir türlü hayata geçirmiyor.

AB ile 1998'de imzalanan protokol uyarınca, Türkiye'nin AB'den her yıl 19 bin ton kırmızı et, 3 bin 500 ton besilik büyükbaş ithal etme yükümlülüğü var. Ancak Türkiye deli dana gibi hastalıklar bulunduğunu belirterek ilgili AB ülkeleri devlet garantisi vermeden ithalatın gerçekleştirilmeyeceğini vurguluyor.

İkinci el motorlu araçların Birlik kapsamında Türkiye'ye sokulmasını sınırlayan bir düzenleme konusunda AB'yi ikna eden Ankara, bu konuda Brüksel'den ''istisna'' aldı. Halen ikinci el makineler için de benzer bir sınırlama uygulanıyor, ancak AB buna ilişkin üzerinde mutabakata varılmış bir düzenleme bulunmadığını belirterek Türkiye'yi eleştiriyor.

Türkiye'deki serbest bölgeler Gümrük Birliği kapsamı dışında. AB, serbest bölgeler ve buradaki vergi gibi düzenlemelerde GB kurallarının uygulanmasını talep ediyor. Türkiye ise bunun ancak müzakereler başladıktan sonra ele alınabileceği mesajını veriyor.



http://www.abhaber.com/haber_sayfasi.asp?id=2896



ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET