Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
İstanbul Dolmabahçe Sarayı
« önceki   123 ... 125126127   sonraki »

ANA SAYFA -> İSTANBUL
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
sayfa 2
Aydinsert
13 yıl önce - Sal 04 May 2004, 12:01
SARAY HAKKINDA KISA BİR TARİHÇE


II. Mahmud oğlu Abdülmecid zamanında ise (1839-1861) Beşiktaş Sahil Sarayı'na ait köşkler, yeni bir saray inşası için yer yer yıktırılmaya başlandı. Beşiktaş Sahil Sarayı'na ait köşklerin yıkılmasıyla elde edilen bu alana, Dolmabahçe Sarayı'nın inşası emri Sultan Abdülmecid tarafından 1842-43 yıllarında verildi. Bu emir üzerine inşasına başlanan sarayın bitirilen ilk bölümü ana binadır. Ana binanın Mabeyn-i Hümâyûn Dairesi girişindeki üçgen alınlıkta bulunan Sultan Abdülmecid'e ait tuğranın altındaki H. 1263/M. 1847 tarihi bunu kanıtlamaktadır. Bu tarihe kara tarafına bakan cephenin alınlığı içindeki tuğranın altında da rastlanmaktadır.

Sarayın çeşitli yerlerinde rastlanan Sultan Abdülmecid'in tuğrası ve altlarındaki tarihlere göre bitirilen bölümler sırasıyla: Saltanat Kapı (H. 1270/M. 1854), Valide Kapısı (H. 1271/M. 1855), Hazine Kapı (H. 1272/M. 1855-1856)'dır. Bu tarihler bize çevre duvarlarıyla kapıların, ana binanın yapımından sonra tamamlandığını gösterir. Zaten böyle büyük bir binanın tümünün birden bitirilmiş olması mümkün değildir. Bütün bu verilerden, yapılar topluluğunun 1842-1856 tarihleri arasında ve bölümler halinde tamamlandığı sonucuna varabiliriz. Öte yandan Fransız yazar Théophile Gautier, 1853 yılında yapının kalfası Garabet Balyan ile sarayı gezdiğinde iç süslemenin bitmemiş olduğunu söyler. Hatta Gautier kendisine önce, eski binaların yıkılmamış bir bölümünü gezdirdiklerini de belirtir. O yılların gazetesi Cerîde-i Havâdis'in 7 Şevvâl 1272 (11 Haziran 1856) tarihli sayısında, sarayın yapımı ve döşenmesinin 1856 yılında bitmiş olduğu ve Abdülmecid'in 7 Haziran 1856 günü Dolmabahçe Sarayı'na geçtiğini belirten bir yazı yayınlanmıştır. Padişah, Şevval'in dördüncü günü devlet ricâli ile yaptığı bir toplantıda imparatorluğun çeşitli sorunları yanında mali durumunu da konuşurken ".....Fakat varidat arttı deyü masrafı da artar memali ve illâ bir semere hasıl olmaz. Yine batak yoludur. Beşiktaş Sarayı da tekellüflü oldu daha sadece dahi olabilirdi." Bir devlet ricâlinin "Efendimize göre bu bir şey değil" demelerine karşın, Padişah "Yok yok ziyadece olduğuna benim de kalbim şehâdet etti" demiştir. Taşınmanın ertesi günü de, devletin ileri gelenlerini bu sarayda kabul etmiştir.

Sarayı yaptıran Sultan Abdülmecid burada fazla oturamamıştır. Ölümü üzerine yerine geçen Abdülaziz (1861-1876) saltanatını Dolmabahçe Sarayı'nda sürdürmüştür. Yine bu sarayda tahttan indirilen Sultan Abdülaziz'in yerine V. Murad (1876) geçmiş, üç ay sonra o da tahttan indirilerek Sultan II. Abdülhamid (1876-1909) padişah olmuştur. Sultan II. Abdülhamid burada bir ay kadar kaldıktan sonra, daha emniyetli olduğu gerekçesiyle Yıldız Sarayı'na taşınmış ve tahttan indirilinceye kadar orada kalmıştır.

1909'da V. Mehmed adıyla tahta geçen Sultan Reşad'ın (1909-1918) Dolmabahçe Sarayı'nda oturmaya karar vermesiyle, Mimar Vedad Bey tarafından onarılan saraya yeniden işlerlik kazandırılmıştır. 1918'de Sultan Reşad'ın ölümü ile tahta geçen VI. Mehmed (Vahdettin, 1918-1922) bir süre burada kalmış daha sonra Yıldız Sarayı'na geçmiş ve 1922'de Dolmabahçe rıhtımından ülkeyi terketmiştir. Bundan sonra, 18 Kasım 1922'de Abdülmecid Efendi, halife olarak Dolmabahçe Sarayı'na yerleşmiş, hilâfetin kaldırılmasıyla o da hanedanla birlikte saraydan çıkarılmış ve ülkeyi terketmiştir. Son olarak da, Atatürk'ün emriyle hazırlanan ve 3 Mart 1924'de çıkarılan 431 sayılı yasa ile Osmanlı hanedanının malları, aralarında Dolmabahçe Sarayı'nın da bulunduğu tüm saray, köşk ve kasırlar, "millete intikal etmiştir".


Aydinsert
13 yıl önce - Sal 04 May 2004, 12:01
SARAYIN MİMARİ ÖZELLİKLERİ HAKKINDA...


Dolmabahçe Sarayı'nın gerek inşasında, gerekse iç ve dış süslemelerinin yapımında pek çok sanatçı çalışmıştır. Eserin ortaya çıkarılmasında hem Avrupalı hem de Osmanlı ustalarının emekleri vardır. Yapısal faaliyetlerin başına Garabet Balyan Kalfa getirilmiş, yardımcı olarak da Nikoğos Balyan görev almıştır. Nikoğos Balyan, Muayede Salonu, Hazine-i Hassa Kapısı ile Saltanat Kapı'nın yapımını üstlenmiştir. Ana bina, Mabeyn-i Hümâyûn, Muayede Salonu, Harem-i Hümâyûn adlarını alan üç ana bölümden oluşur. Ortadaki yüksek Muayede Salonu'nun iki yanında, denize paralel olarak gelişen iki kanat, yapının yatay ana hareketini oluşturur. Bu kanatlardan biri Mabeyn-i Hümâ-yûn, ikincisi ise Harem-i Hümâyûn'dur. Saray bütünü içinde oldukça geniş bir alana yayılan Harem, bir süre sonra yatay doğrultusunu kaybeder ve rıhtıma dikey bir hareket kazanır. Muayede Salonu'nun galeri katı da dikkate alınırsa, sarayın her bölümünün, bodrum dahil üç katlı olduğu görülür. Saray, plan özelliği açısından genel olarak Türk Evi Plan Tipi'ni, bazı ayrıntılar dışında sürdürür. Sofa ve sofaya açılan odalardan oluşan bu plan tipinin, burada çok büyük boyutlarda uygulandığı görülür. Öte yandan planlamanın her bölüm için ayrı ayrı yapıldığı da göz önüne alınmalıdır. Türk Evi plan özelliklerinin, batılı bir anlayışla birleştirilerek uygulanması bu yapıyı meydana getirmiştir demek yanlış olmayacaktır. Ana binanın ayrı işlevlerdeki üç bölümünün, tek çatı altında toplanmış olması, geleneksel Türk Saray Mimarisi'nden farklı bir anlayışı gösterir. Tek çatı altında toplanan ve 14 595 m2 lik bir alana kurulan bu büyük yapı, 285 oda, 43 salon, 6 balkon ve 6 hamamdan oluşmuştur. Bu mekânlar 1427 pencere ve 25 değişik işlevli kapı ile kara ve deniz yönüne açılır. Sarayın ana yapısı ile bazı ek yapılarının oturduğu zemin, doldurulmuş alanda ahşap temel malzemesi kullanımı ile oluşturulmuştur. Önce, boyları sağlam zemine ulaşacak uzunlukta meşe kazıklar çakılmış, bunun üzerine yatay olarak 1.00 m.-1.20 m. kalınlığında ve çok sağlam horasan harçlı bir döşek yapılmıştır. Bu döşeğin i-çinde, üç sıra halinde meşe hatıllardan oluşan bir ızgara vardır. Yapılar bu malzeme ile elde edilen taban üzerine inşa edilmiştir.

Aydinsert
13 yıl önce - Sal 04 May 2004, 14:05
sayılarla saray


Sarayın dekoratif parkelerinin üzerini, yaklaşık toplam 4500m2'lik 142 halı ve 115 seccade süsler. Bunların büyük çoğunluğu Hereke Fabrikaları'nın ürünüdür. Diğerlerinin arasında, Feshane, Kayseri, Uşak, İran yapımı değerli örnekler bulunur

Toplam 36 kristal avize vardır. Ayaklı şamdanlar ile bazı şömineler, merdivenin korkulukları ve tüm aynalar kristalden yapılmıştır. Ayrıca 581 adet kristal ve gümüş şamdan da vardır.

Dekoratif eşyalar içinde dikkat çeken diğer bir grup da vazolardır. Toplam 280 adet olan bu süsleme ögelerinin 46 adedi Yıldız Porselen Fabrikası ürünüdür. Diğerleri de çoğunlukla hediye yoluyla gelen, 59 Çin, 26 Japon, 29 Fransız Sèvres ve çeşitli Avrupa ülkelerinin porselenleridir.

Toplam 158 tane olan sarayın saatleri Türk ve Avrupa yapımıdır.

Abdülaziz'den önce ve onun döneminde İstanbul'a gelen Ayvazovski'nin sarayda 30 yağlıboya tablosu, II. Abdülhamid'in Saray Başressamı Zonaro'nun da çeşitli tekniklerde oluşturduğu 19 yapıtı vardır.

Dolmabahçe Sarayı inşa edildiği sırada binanın aydınlatma problemini çözmek için bugünkü İnönü Stadyumu'nun bulunduğu alana, Dolmabahçe Gazhanesi yapılmıştır. Bu gazhane H. 1290/M. 1873 tarihine kadar Hazine-i Hassa İdaresi'nce yönetilmiş, bu tarihten sonra Fransız Havagazı Şirketi'ne, ardından da belediyeye devredilmiştir. Dolmabahçe Gazhanesi'nden saraya havagazı iletmek amacıyla kullanılan gaz takımları İngiltere'den getirilmiştir.

Sarayın ısıtma elemanlarının başında şömineler gelir. Bazı oda ve salonlar da mangal ve çini sobalarla ısıtılmıştır.

Muayede Salonu'nun ısıtılmasında ise daha değişik bir yöntem uygulanmıştır. Salonun bodrumuna döşenen bir sistem ile ısıtılan hava, gözenekli sütun kaidelerinden içeriye verilerek 18-20 derecelik bir ısı sağlanıyordu. Daha sonra sarayın ısıtılması için 1910 yılında, Sultan Reşad Dönemi'nde kalorifer tesisatı kurulmuştur.

14 595 m2 lik bir alana kurulan bu büyük yapı, 285 oda, 43 salon, 6 balkon ve 6 hamamdan oluşmuştur. Bu mekânlar 1427 pencere ve 25 değişik işlevli kapı ile kara ve deniz yönüne açılır.

(KAYNAKÇA:http://millisaraylar.gov.tr/dolmabahce.htm)



Cennet

13 yıl önce - Cum 11 Hzr 2004, 11:02



(+)





(+)


Bu yil ilk defa ziyaret ettim, ve cok etkilendim....


Özcan

13 yıl önce - Cum 11 Hzr 2004, 15:35

Salondaki avizenin altında bulunan halı,
200 veya 250 metrekarelik tek parça saf ipek bir halı.
Galiba dünyadaki en değerli halıymış.



sayfa 2
cevap yaz
(üye olmadan da mesaj yazabilirsiniz)
« önceki   123 ... 125126127   sonraki »
ANA SAYFA -> İSTANBUL