Derin derin düşündüm ...
İhtimaller ihtimaller vs ...
Hukuken yapamayacağı şekilde , sistemi de değiştirmeden ve bir sürü mevzuata da bu adımı atmak isteyen hükümet Hemi de seçim öncesi bunu yaparak ne istemektedir ...
aklıma gelen kesin olarak 2 ihtimal var ...
1- F.Gülen sonrası Cemaatin yönünü ve merkezini vs. içindeki Fertlerin bir fotoğrafını çekmek ve ilerisi için buna uygun yön vermek ...
2- Asıl acaba dediği ise şu ...
Bu şartlarda Seçimi kazanma ihtimali zor olan ve bir dönüşüm gereken CHP'de Sarıgül Faktörünü parlatacak şekilde gerekirse kendi ayağına kurşun sıkarak ,
CHP içine buinsanları monte edecek şekilde Sarıgül'ün ardını bu tarz düşünen insanlarla doldurmak ve CHP'deki dönüşümü sağlamak için Cemaati oraya montalamak ...
Başka çıkarı yok .
CHP'ye Sarıgül İstanbul'da teslim edilecek ve Erdoğan Cumbaba olacak bu şekilde . Ve bazı derin mahfillerden bunun şekli ve işinin bu şekilde olması istendi anlaşılan ...
Yoksa bugünkü hukuk sistemine göre Dershanenin kapanması ve bir sürü vırt zırt imkansız ...
Sistem de değişmiyor ...
Genel bütün bakarsan çıkan sonuç bu ...
İstanbul'u ver veya Cemaati olmasa bile oraya rabdet ve CHP'nin içine onları da sokarak Sarıgül'ün ardını doldur . Bu sayede Sünni ver Alevi barışmasını sağlayacak adımları at ...
Oradaki muhalefet ihtiyacını bu sayede bir şekilde doğru güdüle ve alevi - sünni kavgası isteyenlere karşı oradaki alevilerin hakimiyetine karşı planlı bir ön kesme yap ve dengelemede kullan ...
Tek sonuç bu bana göre ...
GEZİ ile çektiğin foto üzerinden
Bütünlüğü belirlenmiş yapıyı ve tepkisel her türlü refleksleri görülmüş olanı anladı iktidar ...
Operasyon başarılı ...
Kısaca Cemaat artık CHP yolcusu ise bu Çooook tepelerdeki bir Derin hesabın işi ...
Adam Ustalaşmış arkadaş bakınca ...
Alevi -sünni sürtüşmesini önleyecek Cemaatten başka bir yapı yok zaten ...
Bazı klişelere düşmemek lazım. Efendim, dershaneler konu öğretmiyor, sadece test tekniğini çalıştırıyor. Ne alakası var? Dershanelerde bal gibi ders de anlatılıyor, konu da öğretiliyor. Hatta bazan, okulda henüz işlenmemiş konular, merkezi imtihanda çıkacağı için dershanede önceden anlatılabiliyor. Dershaneden büyük çoğunluk hiç bir fayda görmüyor. Kim demiş? Bal gibi de görüyor. Ben dershaneye gittim, onun dışında evde kitabın kapağını açmadım. Ne çalıştıysam işte o dershanede dinlediklerim, çözdüklerim. Evet, sağlam bir okul temeli de mutlaka gerekli ama, bu temeli alamayıp ta açığın dershanede kapayan bir çok insan da yok değil. Sonuçta dershaneler yardımcı kuruluşlar.
Her ne ise. Zaten artık tartışma eğitim ekseninden Cemaat- AKP eksenine kaydı. Sağır sultan bile bunun bir eğitim meselesi değil, siyasi bir olay olduğunu duydu. Bakalım bundan sonra ne olacak.
Dershaneciliğin bilgiyi öğrettiğine dair düşünceler
Aslında meselenin özünde kimse öğrenciyi düşünmüyor buna dershaneler cemaat ve iktidarda dahil.
Olay dershane meselesi gibi görülmekte fakat işin derinine bakarsanız çok çok farklı şeyler var.
Senelerdir eğitimde niye o kadar çalışma yapılmasına rağmen belirli bir iyileşme olmadı?
Çünkü eğitimin gerçek sorunlarından ziyade civarındaki meselelere odaklanıldı da o yüzden.
Sen okulda testi yasakla ama ilerideki evrede öğrencinin hayatını şekillendirecek mesleği seçip sınava gireceğinde kardeş kusura bakma ama sen test çözüp istediğin mesleği seçeceksin denirse tabi ki dershanecilik sektörü ortaya çıkar ve eğitim alanında insanlara umut satar.
Milli eğitim bakanlığı önceden de belirttiğim gibi 3 sene boyunca öğrenciye müfredat derslerini versin son senede öğrenciye test çözme tekniğinin pratik bilgileri kazandırılsın gör bak bakalım hangi vatandaş dişinden tırnağından artırdığı 2-3 bin lira arasındaki paraları dershanelere saçar
Peki bir kesimi (sadece cemaat değil tüm dersanecileri ve ardındakileri - gönül verenleri vs.)tutarsızlıklarla ve bile bile ve hukuken altyapısını oluşturmadığın halde neden siyasetçi olarak ve yerel seçim öncesinde afedersiniz zart diye gündeme meseleyi getirip ortaya çıkarsın ...
Geçelim dershane tartışmasını . Desrhaneciler ve eğitim için bir hamle yok . Dershaneci bir yere yönlendirilecek ve sonunda dershanesine kavuşacak bugünkü sistem bu iken ... Her türlü hukuk lehlerine ... Mevu sinirleri yerel seçim öncesi gerip bir yerlere yönlendirmek bu kişileri ...
Ve orada bir yer açmak onlara ...
Oraya da onlara yer açıldığında Sarıgül gibi birisi olursa , bunlar onlarla bağdaşıp CHP'yi dönüştürecekler tam teşekküllü ...
Veya algıdaki yüzyılların birikimini yakından performans ve daha ılımlı bir şekilde karşılıklı oturup konuşurken bir sinerji doğacak .
Hafsalalar ve aradaki algısal zihniyet bire bir tanışma - konuşma vs. ile törpülenip toplumsal bir bütünlük ve yakınlaşma sağlanacak ...
Akşam gazetesi yazarı Turgay GÜLER'den çarpıcı bir yazı.
Alıntı:
"MESELE DERSHANE DEĞİL!"
Akşam gazetesi yazarı Turgay Güler, yazısında sarsıcı iddiaları kaleme aldı...
İşte Güler'in o yazısı:
Mesele dershane değil hâlâ anlamadın mı?
"İlk olarak hükümetin, İsrail ile olan sorunlu ilişkileri Gülen hareketi içindeki hoşnutsuzluğun kaynaklarından biri. Türkiye'nin İsrail ile çatışma içinde olmaması gerektiğini düşünüyorlar. Çünkü Gülen hareketi İsrail ile olan çatışmanın Türkiye'yi Batı'dan uzaklaştırdığını ve ülkeyi İran, Rusya ve Ortadoğu'ya yakınlaştırdığını düşünüyor. "
Emre Uslu Today's Zaman'da yazdı bunları.
Yukarıdaki tespitin özeti şu:
"Cemaat, İsrail ile ilişkilerin bozulmasından rahatsız."
Niyeyse?
Peki İsrail ile ilişkiler niye bozuldu?
Çok net!
Filistinlileri öldürdükleri, onlara zulmettikleri, yurtlarından çıkardıkları için.
Dönelim başa.
"Cemaat İsrail'in Filistinlileri öldürmesinden rahatsız değil."
Ya?
"Öldürmeyin denmesinden rahatsız."
Başka.
Mavi Marmara gemisinde 9 Türk vatandaşını şehit ettikleri için.
Cemaat bundan da rahatsız değil.
Hatırlatmak gerekirse İsrail bile özür diledi…
Bekledim.
Cemaatin "resmi" sözcüsü Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'ndan bir açıklama, kınama, düzeltme, yalanlama bekledim.
Gelmedi.
Birkaç gün daha bekleyeceğim.
Gerçekten böyle mi düşünüyorlar, göreceğiz.
Aslında dershane meselesi gerçek bir tartışma değil.
Dershaneler dönüştürülmeseydi de bunlar yaşanacaktı!
Mesele dershane değilse nedir peki?
O halde Emre Uslu'nun yazısına biraz daha yakından bakalım.
Daha yakından.
Bir kez daha, bir kez daha söyleyeyim.
Mesele "enerji"!
Türkiye'nin bölgede güçlenmesini, büyümesini istemiyorlar.
Kürt meselesinin hallinden rahatsızlar.
Kim mi?
Bir kez daha anlatayım.
Tarih 14 Mayıs 2013.
Yaklaşık altı ay kadar önce.
Financial Times Gazetesi, "Türkiye Washington'a baş kaldırıyor" diye yırtınıyordu.
Gazetenin yazarı Daniel Dombey, "Türkiye'nin kendi Kürt toplumuna yönelik açılımlar yaptığı bir dönemde hazırlanan anlaşma, Ankara'nın enerji zengini Kuzey Irak'taki nüfuzunu artırırken ülkenin büyük büyüme hedeflerine ulaşmasına da yardımcı olabilir" diyordu.
Amerikalılar, İngilizler, İsrailliler adına.
Ama Türkiye bu yırtınmalara kulak asmadı.
Tehditlere aldırış etmedi.
Direndi.
Sonra ne mi oldu?
On beş gün sonra Türkiye'de Gezi diye bir darbe girişimi sahnelendi.
Erdoğan'ı devirip Kuzey Irak'la yapılan enerji anlaşmasını sonlandıracaklardı.
Başaramadılar.
Şimdi biraz daha geriye gidelim.
Şubat 2013'e.
İsrail'in Calcalist (Ekonomist) Gazetesi, Başbakan Netanyahu'nun koalisyon hükümetini kurduktan sonra Türkiye ile ilişkileri düzeltmek için bir dizi projeyle Türkiye'nin kapısını çalacağını iddia etti.
Peki neydi o projeler?
Sıkı durun!
Güney Kıbrıs ile gaz çıkarımı konusunda çalışan Delek Firması ve İsrail'in Akdeniz'deki gaz yatakları Tamar ve Leviathan'ı işleten Ratio adlı şirketlerin çıkardığı doğalgazı, deniz altından Türkiye vasıtasıyla Avrupa'ya taşımak.
İsrail için öylesine hayatiydi ki bu proje, bir ay sonra Netanyahu Erdoğan'ı arayıp özür diledi.
Lakin Türkiye, buna rağmen İsrail'in projesini elinin tersiyle itti.
O günlerde Enerji Bakanı Taner Yıldız, Kanal 7'de katıldığı programda sevgili dostum Mehmet Acet'e şunları söylüyordu:
"Başka proje yapacak ülke mi kalmadı ki, dokuz şehidimiz varken kalkıp İsrail ile enerji projesi yapalım."
Ve bugün.
Türkiye, Kuzey Irak'la ve Bağdat yönetimiyle anlaştı.
Birileri çıldırıyor.
Hâlâ bunu engellemek için yırtınıyor.
Emre Uslu'nun yazısına bu gözle bir daha bakın.
Ve son bir not.
Gezi'de bazı basın yayın organları kendisinden asla beklenmeyecek bir şey yaptı.
Destek oldu.
"Sahi siz Gezi darbesine niçin destek verdiniz kuzum?"
Bu arada unutmadan; "Diyarbakır'daki tarihi günü de tek kare yayımlamamıştınız."
Meseleyi en başından beri takip eden ve sektörün içinden biri olarak yazıyorum.
Dersane meselesi bütün yönleri ile bu başlıkta ele alındı. Siyasetten bağımsız olarak yazıyorum ki; kaldırılsın diyenler dişe dokunur bir şey ortaya koyamadılar.
Bakanlığımız da yapacağız/edeceğiz gibi beylik lafların dışına çıkamadı.
Kaldırmaya çalışan bürokratların bile çocuklarının dersane öğrencisi olduğu ortaya çıktı.
İş bundan sonra hükumetimize kaldı. Kaldırmaları kuvvetle muhtemel. Tabi dersanecilerin de itiraz yolu açık.
Ancak bundan sonra ne olacağını hep beraber göreceğiz. 1.830.000 kişinin yarıştığı acımasız bir sınavda insanlar mutlaka ama mutlaka yardım/takviye alacaklardır. sayın Başbakanımızın dediği gibi kimse parklarda bahçelerde oynamayacaktır.
Şu anda ÖZEL DERS avcıları ava başladı bile. Dersane öğrencilerini arayıp, (zaten dersane kapanıyor, bize gelin) demeye başladılar bile.
Dersanelerin dönüşümünün de bugünden yarına olamayacağı kesin.Arsa teşviki, öğrenci garantisi, literatürümüzde henüz olmayan AKADEMİK LİSE'ye dönüşüm de şimdilik havada şeyler.
Öğretmenlerin MEB kadrolarına alınması da çok ama çok zor. Dersaneciler şu rakamı veriyor mesela:
Şu anda 4000 dersane var. Her dersanede 2 fizikçi var. Toplam 8000 fizikçi eder.
Devlet her yıl 100 fizikçi alıyor. Tüm fizikçileri alması 80 yıl kadar sürer. tabi yeni fizik mezunlarını ve atanamayan öğretmenleri saymazsak.
Ha bir de 40 yaş üstü öğretmenler var. Yasalar gereği 40 yaş üstü memur olamıyor.
Bir de fen Edebiyat mezunu öğretmenler var. Malum formasyonları yok. Ama evleri çocukları, hayatları, borçları var.
Gelecek ayından itibaren her ay 10.000-15.000 kişi eklenecek işsizler ordumuza.
Top hükumette. Seyredip göreceğiz. Allah hayırlısını versin.
Özel olan herşey kaldırılmalı, herşey devletleştirilmeli, sosyalist sisteme geçilmeli, herkes karın tokluğuna devlete çalışmalı. Ne de olsa devlet hem ANAMIZ hem de BABAMIZ.
Yusuf Hocam bir soru ...
Ocak ayında Meclis'te görüşüldü ve abuk tekliflerle gelen yasa bir sürü var olan kanunlarla tazat şekilde yasalaştı ...
İlk etapta kapanma anladığım bu sezon bittiğinde diyelim Haziran 2014'ten itibaren ... O zaman kadar en az 5 ay var ...
Ocak ayında yayınlandı . Doğru Mahkeme .
Anında Öncelikli olarak ele alındı ve bir restleşme sağlandı ...
Mahkeme sürecinde hükümet üstüne üstüne gitti ...
Dersaneciler ful defans yaptı ...
Ve bu nereye yansır ...
Önünde sandık geliyor hemen ...
Daha uygun bir zamanda atılamaycak bir hamle ...
Yansıyan yer ardında aldıkları ile ne yapar ...
Bekleyip göreceğiz ...
Mesele Dershane değil siz hala anlamadınız mı?
Asıl Cumhurbaba seçimine nasıl yansıyacak ve Yerel seçimlerden sonra ne olacak ben onu merak ediyorum artıkın ...
Ciddi mana da bir Görünmez El teorisi var ve güdebilinecek mi zaman gösterecek ...
Fakat GEZİ Ruhunda bir şeye yetmeyecek kitleleri İstanbul'da ekleyipte Başbakan neyi hedefliyor işte orada net deyilim .
Çünkü yerelde hadi bir öngörüm var ama Cumhurbaba seçimiyle uymuyor ... O zaman Cumhurbaba seçiminden önce o 3 ay çok ilginç gündemler ve olaylar olacak demektir ...
Türkiye'nin acayip bir arka gündemi var ve halk bunu bilemiyor ...
Başbakan ve şürekasından çok yakınları hariç ...
En son Ertuğrul MERTEL tarafından Pts 02 Arl 2013, 18:20 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi