Bu dershaneler neden çıktı okullarda boşluğu doldurmak için çocuklar okulda ögrenemediklerini için dershaneye gidiyor ilk başta okullarda sistemi düzeltelim zaten dershaneler kendiliğinden kalkacaktır.
Milli eğitim müdürlüğü tabelalı bina olarak değil, gerçekten eğitim meseleleriyle ilgilenen bir kurum olarak gerekli.
Dersane var - ne derdim var moduna giren okul hocalarını eğitmek şart öncelikle......
Bu mesajlarım konudaki görüşümü özetliyor.
Önce milli eğitim sistemindeki zihniyet düzeltilmeli. Durup dururken dersanaleri kaldırırsak çocuklar ne yapacaklar, nereye gidecekler? Serdar kardeşimizin dediği gibi, öğrenciler okulda-lisede düzgün eğitim alırlarsa dersaneler kendi kendinden kalkarlar...
Okul müdürünün biri demiş ki öğrencimize 'dersanelerde çalışan öğretmenler Kpss ile atanamayanlardır'.
Ben de dedim ki öğrencimize, müdürün gelsin Kpss'ye kendisi de katılsın, bakalım tekrar atanabilecek mi?
Saygı duyulacak Müdürler de var tabii ama bazılarının harbiden kafa basmıyor!
Eğitim sistemimiz değişmediği müddetçe demiş arkadaşlardan biri öncelikle eğitim değil eğitimci sistemimiz değişmeli. Çünkü okuldaki öğretmenler devlet memuru oldukları için kendilerini biraz olsun geliştireyim demiyor. Ama dershanedeki öğretmen iş fırsatını kaybetmemek, öğrencilere daha fazla bilgi vermek için çaba sarfediyor. Şimdi diyeceksinizki okuldaki öğretmenlerden kendilerini geliştiren yok mu? Evet var ama çok değil. Dershanedeki öğretmen öğrenciye nasıl faydalı olabileceğini, nasıl daha fazla soru çözebilmesi için kolay çözüm yolları geliştirebileceğini düşünürken, okuldaki öğretmen nasıl daha fazla ders alarak maaşımı arttırabilirim, derslerimi hangi güne alabilirim de nasıl daha fazla tatil yapabilirim diye düşünüyor. Aksini düşünen öğretmenler de var ama az. Başımdan geçen olayı anlatayım.
Okuldaki matematik hocasını derste 39 dk boyunca düşünüp yazıp çizip son dakikada bir çözüm yolu bulurken, dershanedeki hoca sınıftan öğretmenler odasına yürürken ayaküstü 20 sn'de cevabı buluyor ve çözüm yolunu gösteriyor hatta ayrıntılı bir kaç soru çeşidini de gösteriyor.
Buyrun... Şimdi eğitim sistemini değiştirmekle olmaz eğitimci kendini değiştirmeli öncelikle bana göre.
Saygılar...
Dershane kime faydalıdır arkadaşlar, önce bunun altını çizelim.
Belli bir temeli olan öğrenciye, yoksa vasat bir öğrenciye hiç faydası olmaz demeyim ama sınav kazandıracak kadar da değil.
Örnek SBS grubunda bir öğrenci 350 puan civarı alıyorsa dershanede bunu 400 e çıkaramaz...
Dershaneler kazandırdıkları öğrencilerle reklam yapıyorlar.
Ama aslında o zeki öğrenciler dershaneye kazandırıyor
Sıradan öğrenci velisi ise verdiği parayla kalıyor.
................
Aksini ispatlasın bir dershaneci burada, ben 23 yıllık işimi bırakıp dershaneye yazılacağım...
Bence devlet okullarıyla dersanelerin mukayesesinin yapılması yanlıştır.Bir devlet okuluyla belki bir özel okul kıyas edilebilir.Çünkü bizim eğitim sistemimizde dersane asla okulun karşılığı olamaz.Okulda,dersanedeki gibi sadece matematik,Türkçe,fizik,kimya ve sosyal dersleri yoktur.Okullarda trafik,vatandaşlık ve milli güvenlik bilgisi,beden,resim,müzik ve din kültürü dersleri vardır.Kısacası okulun amacı eğitimdir.Dersaneler ise öğrencilerin test çözme yeteneklerini geliştiren,onlara hız kazandıran ve çok sayıda döküman desteği sağlayan yardımcı kurumlardır.
Bence dersanelerin kaldırılması kesinlikle doğru olmaz kaldıki dersaneye gitmek zorunlu değildir,istemeyen gitmez.Ayrıca dersanelerin kaldırılması okullardaki eksiklikleri gidermez.
Okulların ne kadar yeterli oldukları ise ayrıca tartışılabilir.Herkese saygılar.
İyi dersane çalışmayan öğrenciyi çalıştıran dersanedir.
Fark burada ortaya çıkıyor zaten, yoksa öğretmen noktasında iyi olmakla iyi eğitim olmuyor, dersaneye de gitse verim alamıyorsunuz.
Sonuçta Milli Eğitimdeki öğretmenle, dersne öğretmeni arasında bilgi yönünden pek fark yok!
Sadece zihniyet farkı var, dersanedeki danışman öğretmen öğrenciyi sürekli sıkıştırır, Milli Eğitimdeki öğretmen öğle sonu olsun da evime gideyim der!
Eğer bir yerde boşluk varsa o boşluk doldurulur. Önemli olan o boşluğun oluşmasına meydan vermemektir. Maalesef eğitim sistemimiz boşluklarla doludur ve bu boşluğu ise dershaneler doldurmaktadır.
Geçen sene bir hafta sonu veli toplantısına gitmiştim. (Çocuklarım ilkokul 1. ve 3. sınıflara gidiyorlar. ) Okulun girişinde öğrencilerden toplanan kitaplar vardı. Son sınıflara ait bir kitabı elime aldım ve biraz karıştırdım. Sayfalarda koca koca resimler, biraz yazı, biraz şekil. Parmak kalınlığında bir kitap. Gördüm ki öğrenciler hiç birşey öğrenemiyor. İncelediğim kitap, kendi öğrencilik yıllarımı, kitaplarımı düşününce bana bomboş geldi.
Bu boş kitaplarla hangi öğrenci hangi üniversiteye girebilecek?
Bu gençlere birşey vereceksiniz ki karşılığını isteyeceksiniz.
Konu başlığından sapmak gibi olmasın ama kendimden örnek vermek istiyorum.
1986 yılında meslek lisesinden mezun oldum. O zamanki üniversite sınavlarında iki seçenek vardı. Ya ÖSS'yi kazanıp iki yıllıklara girebiliyordunuz, yada birincisi kazandıktan sonra ikinci sınava ÖYS'ye girip şansınızı deneyecektiniz. ÖYS gerçekten zordu. Hele meslek liseliler için dershane şart gibi bir şeydi. Benim gibi durumu iyi olmayanlar ise haftalık olarak çıkan üniversiteye hazırlık dergilerinden, meslek liselerinde tam olarak verilmeyen matematik, fizik, kimya, biyoloji vs.. dersleri çalışırdı. O zamanlar düz liselerde verilen integral, türev, trigonometri, organik kimya gibi konuları biz görmemiiştik. Düz liselerin mühendislik, tıp, hukuk vs. fakültelerini kazanma şansı daha yüksekti.
Sadede gelelim. 1986'da, ÖSS'yi kazanıp ÖYS'ye girdim ama kazanamadım. 1987'de sadece ÖSS'ye girdim ve 125.999 puanla Yıldız Ünv. Kocaeli Meslek Yüksek Okulu Elektronik bölümünü kazandım. Yerleştirme tercih sıramı, ilk üçü bilgisayar bölümü, sonrakileri elektronik olarak yapmıştım ve kazandığım okul elektronik tercihlerimin ilkiydi. (ÖSS başvuru numaram 8611043614'tür )
Kesinlikle dershaneye gitmedim ve arada sırada üniversiteye hazırlık dergilerine göz atardım.
Bunları niye yazıyorum? Çünki şu anki sistemde düz liseden mezun olan bir öğrencinin dershaneye gitmiyorsa - benim zamanımla karşılaştırırsak - üniversiteye girme şansı hiç yoktur.
Önceki sayfalardan birinde 4-5 zayıf bile olsa öğrenci sınıfta kalmıyor gibi bir mesaj yazılıydı.
4-5 zayıf ne demek! Derslerinizin bir tanesi 4, diğerleri 5 ve üzeri olsa bile ya kurulla geçiyordunuz, yada bir sene beklemede kalıyordunuz. Oh ne güzel!! Hiç çalışma, karnen zayıf dolu olsun ve sınıf geç. Olmaz, olmamalı... Kim hak ediyorsa o üst sınıfa geçmeli.
İşte bu aradaki boşluk, bilgi boşluğu dershaneler ile doldurulmaktadır. Sonuç ise aileler tarafından daha iyi bir geleceğe sahip olmasını istedikleri çocukları için harcadıkları paralar ve maalesef yine üniversiteye girememiş yüzbinlerce genç.
Bu dershaneye gitme işi daha ilkokulda başlıyor ve yıllarca sürüyor. Devlet devletliğini gösterecek, MEB adam gibi müfredat hazırlayacak, dershaneler sadece takviye amaçlı olacak yani öğrencinin okulda alması gereken bilgiyi en baştan vermeyecek. MEB'in kitapları bedava ama içi boş.
(Yanlış hatırlamıyorsam daha önceleri "Lise bitirme sınavı" gibi bir sınav varmış.)
Dershaneler kaldırılmamalı, sadece takviye amaçlı olmalı, ama öncelikle okullardaki eğitim kalitesi yükseltilmelidir.
Kusura bakmayın biraz agresif yazdım ama gerçekler ortada. Sonuçta daha yolun başında olan üç çocuğum var ve eğitim sisteminin durumu beni şimdiden düşündürüyor.
İyi akşamlar...
Aksini ispatlasın bir dershaneci burada, ben 23 yıllık işimi bırakıp dershaneye yazılacağım...
Ahmet hocam umarim sorun cikmaz yazacaklarimdan
Zamaninda lisede aldigimiz egitim ve zirt pirt degisen egitim sistemi yuzunden biyoloji derslerini hic alamadan mezun olmustum. O zamanlar OSS ve OYS sinavlari vardi ve lise son sinifta ilk girdigim unversite sinavinda cok berbat bir sekilde basarisiz olmustum. Sayisalda hic sorunum olmadi hayatim boyunca ve o sinavda bile ozellikle matematik konusunda turev-integral konularina lisede girememis olmamiza ragmen merakli oldugum icin kendim ogrenmistim ve matematikten 1 yanlis ile hepsini dogru yaparak OYS sinavindan cikmistim. Fakat biyoloji ve ozellikle cok berabat olan Turkce ( yanilmiyorsam o zaman 0.3 gibi bir katsayi ile sayisalcilara puan getiriyordu Turkce sorulri) sonucu ile burun ustu cakilmistim.
O sinavdan sonra FEM dersanesine yazildim. 9 ay sanirim dersaneye gidip geldim. Pesinden girdigim OSS sinavinda Turkiye siralamasinda ilk 1000 e girmistim yanlis hatirlamiyorsam ve OYS sinavinda ise Turkce'den, matematik ve fizikten full cekmis, biyolojiden iki yanlis ( sanirim toplamda 10 soru vardi biyolojide ) ve Fizik'ten yine 2 iki yanlis ile ilk tercihime girmistim.
Okulun bana ortaokul-lise olmak uzere 6 senede ogretemedigini dersane 9 ay icinde ogretti hemde inanilmaz bir verim alacak sekilde. Inanilmaz tekniklerle... Dersanenin basinda seviye tespit sinavi yapilirdi. Ben o kadar kotu durumda idim ki Biyoloji ve Turkce konusunda normal ders saatleri disinda dersanede etut yapmak zorunda kaliyordum. Ogretmenler hangi konuda, ne kadar calismaya ihtiyaci oldugunu cok iyi analiz edebiliyordular. Ve emin olun sizi cok iyi kanalize ederek calistirabiliyordular. Yahu tek bir azar bile isitmedim dersanede hocalardan ama psikolojik olarak oyle bir baski altina giriyorsunuz ki calismak tek cikis noktaniz oluyor. Sinifinizdaki ogrencilere mahcup olmamak icin, dene sinavi sonuclari asilan panoda rezil olmamak icin, hocaya mahcup kalmamak icin v.s. v.s. inanilmaz idi.
Simdi ben Elk-Elektornik Muhendisi olmami pesindende iki universitede daha bitirmis olmami kesinlikle okudugum liseye borcluyum diyemem. Herseyi bana o 9 ay icerisinde veren dersaneye borcluyum. Ciddi ciddi dersaneler egitim konusunda milli egitim bakanliginin ornek almasi gereken egitim kurumlaridir benim icin.