1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1  |
 |
Kazandibi
15 yıl önce - Prş 12 Hzr 2008, 20:04
İngiltere: "Sonunda yine ben kazandım. En sonunda daima ben kazanırım."
1915'te Çanakkale Boğazı'nı kolaylıkla geçerek "Hindi'yi Boğaz'ından sıkıp dize getireceğini" hesaplayan İngiltere, Gelibolu bozgunundan sonra bunu bir kin meselesi yapmıştı.
Nitekim İngiltere, Avustralya ve Yeni Zelanda'da broşürlerle askere çağırılan gönüllülere, Çanakkale çıkarması "modern zamanların Truva çıkarması" olarak tanıtılıyordu. Truva'da antik Yunanlılar nasıl galip geldilerse, Çanakkale'de de İngilizlerin galip gelmesine kesin gözüyle bakılıyordu.
Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı, Çanakkale geçilemedi.
Fakat üç sene sonra ne oldu: Mondros Mütarekesi, Gökçeada yakınlarındaki Limni Adası'nın Mudros (Mondros) kasabası limanında demirli olan İngiliz savaş gemisi HMS Agamemnon'da imzalandı (Agamemnon, Truva çıkarmasını yapan antik Yunanlı (Mikenli) kralın adı).
http://en.wikipedia.org/wiki/Agamemnon
http://en.wikipedia.org/wiki/HMS_Agamemnon_%281906%29
1918 sonundan 1922'ye kadar Türk Boğazları, Marmara Denizi ve İstanbul, İngiliz askeri denetiminde kaldı. Hesaba göre İstanbul, Hong Kong veya Singapur gibi İngiliz denetimindeki stratejik bir ticaret kentine çevirilecekti. Ancak Mustafa Kemal adlı bir general tüm hesapları beklenmedik şekilde alt-üst etti.
En sonunda İngiltere, kendisine acınması ve tahtının korunması karşılığında yardımlarını esirgememiş olan Mehmed VI Vahideddin'i, 17 Kasım 1922'de Queen Elizabeth sınıfı savaş gemisi HMS Malaya ile Dolmabahçe Sarayı'nın önünden aldı ve uzun vadeli planlarında başarısızlığa uğramış donanması ile birlikte Türkiye'yi terketti.
http://en.wikipedia.org/wiki/HMS_Malaya
http://en.wikipedia.org/wiki/Queen_Elizabeth_clas ...battleship
Bu olaydan tam 85.5 yıl sonra, İngiltere kraliçesi II. Elizabeth (Queen Elizabeth II), Dolmabahçe Sarayı'nın önüne park ettiği uçak gemisi HMS Illustrious'ta, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü "huzuruna kabul etti."
Bu bir tesadüf olabilir mi? Koskoca İngiltere kraliçesi, İstanbul'un 1918 sonundan 1922 sonuna kadar İngiliz askeri denetiminde olduğunu, son Osmanlı padişahının 17 Kasım 1922'de Dolmabahçe Sarayı önünden Queen Elizabeth sınıfı bir İngiliz savaş gemisi (HMS Malaya) ile alınıp götürüldüğünü bilmiyor olabilir mi?
Hiç sanmıyorum.
Sonunda yine ben kazandım. En sonunda daima ben kazanırım.
Peki, kraliçenin kutladığı "zafer" ne olabilir?
Bana sorarsanız Türkiye, Kasım 2002'den Mayıs 2008'e giden süreçte, İngiliz ve Amerikan sermayesinin bir nevi "protectorate"'i haline geldi. Yani 1854-1922 arasındaki Osmanlı İmparatorluğu gibi "yarı bağımsız" (ekonomik açıdan bağımlı) bir ülke haline geldi. 85 yılda Cumhuriyet'in en önemli kazanımlarından biri olan ekonomik bağımsızlığımızı yitirdik ve kapitülasyonlar dönemine yeniden girdik.
Gaflet, dalalet, hıyanet... Üçü birden.
|
 |
Husnu Kursun
15 yıl önce - Prş 12 Hzr 2008, 20:16
Cok dogru ve hakli bir yazim. Kazan dibine helal olsun.
Daha once cok kereler yazdim, Ingilternin emellerini, ve ulkelerin isgallerinin artik tanklarla ve toplarla yapilmadigini, yeni silahin ekonomi oldugunu.
Kaldirdiginiz her tasin altindan Ingiltere cikacaktir. " Uzerinde gunes batmayan imparatorluk" uzerine gunes dogmayan imparatorluk haline gelmistir. Ne yapip edip ac gozlerini doyurmak zorundalar.
|
 |
Kazandibi
15 yıl önce - Prş 12 Hzr 2008, 20:43
İngilizler, sadece "arif olanın anlayabileceği" türden "semantik göndermeler" yapmayı çok severler. Mondros Mütarekesi'nin HMS Agamemnon'da imzalanması gibi.
Bu türden "semantik göndermeler", Lordlar Kamarası'nın kurt siyasetçileri arasında tebessümler yaratır. Onları çok mutlu eder. İnce birer espridirler.
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün, Dolmabahçe Sarayı önünde demirlemiş HMS Illustrious uçak gemisinde İngiltere kraliçesi II. Elizabeth tarafından "kabul edilmesi", semantik göndermelerle yüklü.
Bu semantik göndermelerin tercümesini çok yakın bir zamanda tüm detayları ile birlikte öğreneceğiz, ancak iyi şeyler sezinlemiyorum. Zaten bu konudaki düşüncemi (semantik göndermenin kuvvetle muhtemel tercümesini) de üstteki yazımda ifade ettim.
|
 |
Osman Yavuz
15 yıl önce - Prş 12 Hzr 2008, 22:12
| Alıntı: |
| Bana sorarsanız Türkiye, Kasım 2002'den Mayıs 2008'e giden süreçte, İngiliz ve Amerikan sermayesinin bir nevi "protectorate"'i haline geldi. Yani 1854-1922 arasındaki Osmanlı İmparatorluğu gibi "yarı bağımsız" (ekonomik açıdan bağımlı) bir ülke haline geldi. 85 yılda Cumhuriyet'in en önemli kazanımlarından biri olan ekonomik bağımsızlığımızı yitirdik ve kapitülasyonlar dönemine yeniden girdik. |
Oncelikle Turkiye son 70 kusur yilda, gercek anlamda, yani ekonomik olarak soylendigi sekli ile bir bagimsizliga sahip degildi ne yazik ki.
Cunku ekonomik bagimsizliga sahip olabilseydik son 70 yilda bulundugumuz konumdan cok daha farkli yerlerde olurduk.
Biz hep ekonomik olarak disari bagimli bir ulke idik, hala da oyleyiz. Oyle son 5-6 yilda degismis pek bir sey yok.
1970'lerde degil miydi hayat demek kuyruklarda yag icin beklemek, benzin icin beklemek, vs idi...
Nerde ekonomik bagimsizlik? Nerde?
1940'larda degil miydi koylunun elindeki butun un bugdaya el konulmus, ciftci ve koylu perisan birakilmisti. Nerde ekonomik bagimsizlik?
1980'lerde daha yeni olan olaylar var bu ulkede, hani su darbelerin oldugu, askerlerin sokaklarda gezdigi, kimsenin evinden cikmamasi gereken gunlerin oldugu, vs vs... Bunlar ekonomik olarak bagimsiz kac ulkede gorulen seyler?
Daha bir on bes kusur yil oncesine kadar guneydogu bolgelerimizde ozel durum halleri ilan edilmisti hatirlarsaniz, oyle bir durum hangi ekonomik olarak bagimsiz bir ulkede yasanir ki?
Ekonomik bagimsizlik demek oyle lafla olmuyor ne yazik ki.
Dunyada gercek anlamda ekonomik bagimsizlik yasayan kac ulke var ki?
Biz son 70 kusur yildan simdiye kadar ne kendi enerji ihtiyacimizi karsilayabildik
Ne kendi askeriyemize ucak yapabildik
Ne kendi tasima aracimizi yapabildik
Ne kendimize ait onlarca markayi tum dunyaya duyurabilip satabildik
Ne kendi bilgi-veri-iletisim teknolojimizi gelistirebildik
Ne cikip ta kendi fiberoptik aglarimizi denizlerin dibine dizip dunyayi birbirine baglayabildik
Ne kendi nukleer-fizyon teknolojimiz ile dunyaya yol verebildik
Ne kendi genetik buluslarimiz ile yepyeni ilaclar yapip dunyayi iyilestirdik
Ne .....
Iste bu ne'ler uzar gider.
O yuzden cikip ta ekonomik bagimsizligimizi yitirdik demek ne yazik ki pek te dogru olmaz.
Cunku hic gercekten sahip olamadigimiz bir seyi nasil yitirebiliriz ki?
|
 |
Ahmet AKKAŞ
15 yıl önce - Prş 12 Hzr 2008, 22:15
Yani seksenbeş yıl önce padişahın İngiliz gemisi ile ülke dışına kaçmasıyla, bugünkü olay arasında nasıl benzerlik kuruyorsunuz hayret doğrusu.
Birde İngilizlerin 85 yıldır bu oyunu oynadığını ve yöneticilerimizin uyuduğunu söyleyerek bütün devlet adamlarına çok ağır ithamlarda bulunuyorsunuz.
Hangi devlet 100 yıl ihanetle yönetilipte ayakta kalabilir. Kendi ülkesini küçük görme takıntısı var sizde. Ben ülkemin gücünün farkındayım. Bunun için okuyup mühendis olmama gerek yok. Kendi halinde garip bir çiftçiyim. Sizin mesjları okudukça sadece gülüp geçiyorum.
Şimdi size soruyorum. İngilizler ne kazandı ya da biz ne kaybettik.
|
 |
osmancık
15 yıl önce - Prş 12 Hzr 2008, 22:22
yüzeysel bir değerlendirme.
kasım 2002 ile başladığını söylediği anda, yüzeyselliği tavan yaptı
bu mantığa göre, istemedikleri partilerin seçim kazanması ingiliz sömürgesi olmak demek.
ingilizlerden hiç anlamamaktır bu.
çünkü ingilizler "şimdi onlar kazandılar" dedirtecek şekilde açık açık yapmazlar bunu.
bence kazandibi'ni kasım 2002'ye kadar uyutmayı başarmışlar..
|
 |
Serhat akdağ
15 yıl önce - Prş 12 Hzr 2008, 22:43
| Alıntı: |
Yani seksenbeş yıl önce padişahın İngiliz gemisi ile ülke dışına kaçmasıyla, bugünkü olay arasında nasıl benzerlik kuruyorsunuz hayret doğrusu.
. |
işte klasik avrupai siyasetin s sini anlamayan zihniyet. şuanki cumfuriyetimizi hiçbir zaman gerçek anlamda biz türkler kendimiz yönetemedik. perde arkasından hep malum güçler istedikleri gibi işlerine geldikleri gibi yönettiler ülkemizi ve yönetmeyede devam edecekler. ülkemizin tüm can alıcı birimlerini(t üsiad,medya ..vs ) adamlar istedikleri gibi yönlendiriyorlar.
| Alıntı: |
| Hangi devlet 100 yıl ihanetle yönetilip ayakta kalabilir? |
bizi yöneten güçlerin işne gelmez yıkmak. ( o karda kolay değil tabii)öldürmezler de süründürürler.
G. Koreye bi incele 1950 lı yıllara kadar koskocaman bir köy olan G.Kore şimdi dünyanın en gelişmiş ülkelerinden biri haline gelmiş. Kia,LG,Hundai... vs vs çok kısa bir zaman içinde ürettiler bu markaları. bizde ise bankasını yabancılara satan banka sahibine ödül veriyoruz.
En son Serhat akdağ tarafından Prş 12 Hzr 2008, 22:59 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
yuksel77
15 yıl önce - Prş 12 Hzr 2008, 22:43
En azından bir kaç istatistik kopyalasaydın Ümit1 hocamız gibi bilimsel olurdun kazanındibi...Gerçi biri global sermaye biri güç ama Türkiye hangisinin kucağında belli değil...Bence de çok yüzeysel değerlendirme her zaman olduğu gibi bir kazandibi klasiği...nedense son seçimlerden sonra tüm muhalifler abuk subuk yükleniyor iktidar partisine..acıyorum adamlara valla...
Gözüm kapalı oyum iktidar partisine..Benim turnusol kağıdım muhalifler....Sayelerinde iktidar partisi bir oy kazanıyor. Keşke alternatif olsa..Çok konuşan değil de politika üreten bir muahlefet olsa da ona oy versek.. En büyük Atatürkçü parti iktidar partisidir bence Muhalefet Atatürk'ün kemiklerini sızlatıyordur..Çok üzülüyorum valla. Her akşam iki gözü iki çeşme dua ediyorum Allahım halkıçı parti gerçekten halkçı olsun diye..Yoksa şeriat gelecek diye çok endişe edip bizi şeriatçılardan koru diye Allah'a yalvarıyorum...Allah, şeriat, devlet, cumhuriyet, laiklik, türban, cumhuriyetçi halkçıcı parti gündeme bak yahu yazık millete....Bir de geçen sene 367 olayı vardı ki evlere şenlik...
|
 |
surhay
15 yıl önce - Prş 12 Hzr 2008, 23:26
| Alıntı: |
Bana sorarsanız Türkiye, Kasım 2002'den Mayıs 2008'e giden süreçte, İngiliz ve Amerikan sermayesinin bir nevi "protectorate"'i haline geldi. Yani 1854-1922 arasındaki Osmanlı İmparatorluğu gibi "yarı bağımsız" (ekonomik açıdan bağımlı) bir ülke haline geldi. 85 yılda Cumhuriyet'in en önemli kazanımlarından biri olan ekonomik bağımsızlığımızı yitirdik ve kapitülasyonlar dönemine yeniden girdik.
|
Meseleyi iktidara bağlayacağını daha yazıyı okumadan anladım ve tahmin ettiğim gibi çıktı. benim tavsiyem kafanı yorma! "üzümü ye bağcıyı dövme" ideolog kardeşim.
|
 |
erkanyure
15 yıl önce - Prş 12 Hzr 2008, 23:43
Kazandibi'nin tespitlerinin bir çoğuna katılmamak elde değil. Kraliçenin son ziyaretinde uygulanan protokol, tamamen tehdit ve göndermeler üzerine kuruluydu. Bu öyle ince, nezaket sınırlarını zorlamayan, zekice yapılmış oyunlarda değildi. Tam "kör gözüm parmağına" türünde mesajlar içeriyordu. Hepsini bir tarafa bıraksak bile Boğaziçi'ne savaş gemisi sokması, gemiye Türk bayrağı asmaması ve konuk olduğu halde, sanki ev sahibiymiş gibi Cumhurbaşkanını gemide ağırlaması... Bunlar bence de hiç normal protokol kurallarına benzemiyordu.
Osmanlı ve Türkiye'nin hangi zamanlarda İngiliz etkisine girdiği ise ayrıca tartışılır. Fakat şu bir gerçekki Batıda sanayi devrimi olduğundan beri Ortadoğu rahat, huzur görmedi.
Yüksel77'ye de şu yönden katılıyorum. Önceleri Batı emperyalizmi tek parçaydı, şimdi sanırım iki parçalı olmuşlar ve Türkiye, ikisinden birini tercihe zorlanır olmuş.
|
 |
sayfa 1  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|