1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 4 |
 |
Canas
15 yıl önce - Cum 30 May 2008, 19:13
Esasinda bazilari hakikaten korkuyorlar. Bir arkadasimin cok yakin bir arkadasi Ermeni, ayni okulda okumuslar.
Simdi bu kizin ailesi kesinlikle kizi Istanbul disina gondermiyor tatile. Kiz kazik kadar 26 yasina geldi ama ailesi basina bir sey gelir diye Marmaris’e bile gondermiyor.
Bence cok abartili bir korku ama ozellikle Hrant Dink’in olumunden sonra bu cekingenlik asiri bir hal aldi, bazi Ermeni vatandaslarda.
|
 |
Necmettin K.
15 yıl önce - Cmt 31 May 2008, 02:56
Toplum ve Davranış bilimciler, toplumu ve toplu yaşama kurallarını sadece yazılı hukukun belirleyemeyeceğini, yazılı olmasa da Örf, Adet ve Geleneklerin toplumda uyulması gereken yazılmamış kurallar olduğunu bildirmektedir.
Bunun yanında, Ahlak ve Din kurallarının da toplumda uyulması gereken kurallar olduğu doğrulanmakta ve kabul edilmektedir.
Şöyleki: Sokağa pijama ile çıkılması, hukuken suç sayılmamasına rağmen, ahlaken yasaktır. Ahlak ve Din kurallarının yaptırım gücüne ise, "malalle baskısı" denilmekte, aslı toplum baskısıdır. Mahalle baskısı, son zamanlarda, başörtüsü için icadedilmiş bir isim olmasına rağmen, toplum baskısı yüzünden tarih boyu kadınlar sokağa başı açık çıkamamışlardır.
Toplum baskısını yadırgamak veya suçlamak ta yanlıştır, bazı yörelerde Şapkasız ve ceket veya yeleksiz sokağa çıkmak insanlar için utanç verici bir hadise olarak algılanmıştır. Hiç unutmam çocukluğumda, rahmetli dayım kendisini dışarıdan biri çağırdığında, "şapkamı verin" ilk emri olurdu.
Ermenilerin yıllarca kimliklerinin saklanması konusundaki gerçek ise, Türklerin veya Müslüman ahalinin mahalle baskısıdır. Ama hangi mahalle baskısı derseniz, birlikte yaşadıkları bir imparatorluğa ve Türk Milletine yaptıkları ihaneti kaldıramayan ılımlı ermenilerin, utançlarından ve ihanetlerini gizlemek için, "bakın bizler size ihanet edenlerden değiliz." anlamında kimliklerini gizlemişler ve Dini hanesine İslam, uyruğu bölüne ise T.C. yazdırmışlardır.
Bu gerçeklerden hiçbir Ermeni yazar veya gazeteci bahsetmez, sadece İstanbuldaki ve Anadolunun bazı yerlerindeki taşkınlıkları yazarlar ve Büyük göçü, yani tehciri örnek gösterirler.
Altı ay kadar önce "AHÇİK" isimli bir aşk romanı okudum. Bir Türk Delikanlısının Harputta bir Ermeni kızına aşık olmasını ve o dönem Harput Kolejinin nasıl ayaklanmalarda ve kardeş kavgasında Mihrak olarak kullanıldığını ve Tehcirde Ermenilerin başına gelenleri anlatmaktadır.
İngiliz ve Amerikalıların vatlerine kanarak Anadolu ve birçok sınır bölgelerimizdeki o zamanlar insani yardım ve eğitime katkıda bulunmak maksatlı, şimdiki olduğu gibi kolejler açarak azınlıklara daha yakın olmayı ve onları nasıl örgütleyeceklerini planlamışlardır.
Tarlaya giderken, evinin anahtarını bitişiğindeki Ermeni komşusuna bırakacak kadar ve kızının çeyizlerini göstererek örnek ve bez paylaşacak kadar özel dostlukları olan bu insanları birbirine düşman etmişlerdir.
Dünya daki bütün azınlık toplumlarındaki psikolojik bir baskı unsuru olan ve çoğunluğun kararlarına uymayanların, "Davalarına ihanetleri" sayılan davranışlar, Ermeniler için de söz konusu olmuştur.
Evinin anahtarını ona emanet eden, emzikli ve tarlaya gidemeyecek kadar küçük bebeğini kendisine emanet eden insanları öldürmeleri emredilince Ermeniler düşünmüşler ve bunun akıllıca olmayacağını ve bunun milletlerine fayda sağlamayacağını kararlaştırmışlardır.
Bunun üzerine Ermeni tedhiş örgütleri büyük provasyonlarla sanki onları yapanlar Türkler gibi göstererek, "bakın sizin ayıptır, kulluğa ve insanlığa sığmaz dediğiniz insanlar sizi nasıl katlediyorlar." diye tarafsızları da eylemlere ve yangınlara taraf olmalarını sağlamışlardır.
Tehcire gidemeyecek kadar yaşlı, hasta ve küçük çocukların anlatılanlarla ve yanlış yaptıklarına pişman olmalarından dolayı uygulanan bir sistemdir, kimlik gizlemek. Asla Türklerin Ermenilere bir baskısı söz konusu değildir. Eğer öyle olsaydı, hiç akıllıca bir iddia olduğunu düşünemem bile , onları nüfusa kaydedenler İngiliz veya Amerikalılar değillerdi. Onları nüfusa kaydedenler, onların kim olduklarını çok kolay deşifre ederlerdi ve onları koruyacak bir güç de bulamazlardı.
Şimdi Türk baskısı, yeni ismiyle, mahalle baskısı yüzünden kimliklerini gizlediler iddiasının ne kadar abesle iştigal olduğunu sanırım anlamışsınızdır.
Evet bir mahalle baskısı söz konusudur, ancak bu Ermeni merkezli bir mahalle baskısıdır. Eğer kimliklerini gizlemeseler di, onlara bu kez de Davalarına ihanet ettikleri için Ermeni örgütleri musallat olacaklardı.
Nasıl ki bugün hem zengin, hem de pkk ya göre Kürt bölgelerinde ihale alacaksınız, hem de Kürdüm diyeceksiniz ve örgüte bağışta bulunmayacaksınız. Bu iki kez ihanettir. Örgüte bağış yapmayan ajandır, işbirlikçidir.
İşte bu baskı ortamından korktukları için Ermeniler kimliklerini gizlemişlerdir.
Ben aslen Ankaralıyım. Rametli dedem Ankaranın eski esnaflarından dı. Alışveriş yaptığı, toptan tuhafiyecilerin çoğu Ermeniydi. Yine Keçiörenin eski yerlilerinin bir çoğu Ermeniydi ve hala oturanlar bulunmaktadır. Onlardan ihaneti ve tehciri dinlemeyenler böyle abuk sabuk iddialarda bulunmaları normaldir.
Keşke her türlü tv programı yapanlar, herkese söz hakkı verenler, bir de onları tv lerde konuşturup hatıralarını dinleseler, gerçekleri tüm dünya anlayacaktır.
|
 |
altan-turan
15 yıl önce - Cmt 31 May 2008, 19:42
(Kripto) Ermeniler Ermenilere Karşı
Türkiye'de Ermeni cemaatinin 35-50 bin civarında olduğu tahmin ediliyor. Bunlar hüviyetlerinde açıkça kimlikleri yazılı olan, dinlerini ve kimliklerini inkâr etmeyen, Lozan'da tanımlanan “azınlık” statüsünü haiz Ermeniler.
Türkiye'de birde “Müslüman” zarfında kripto Ermeniler var. Bunların toplamı geçenlerde tarihçi Halaçoğlu tarafından 1 milyon olarak verildi. Ermeni kaynakları da benzer rakamları veriyor. 1915 olaylarından sonra Anadolu'da kalan bu Ermenilerin önemli bir kısmı, en az yarısı Türkler veya Kürtler arasında samimi Müslümanlar olarak hayatlarını devam ettiriyorlar. Farkında olsalar bile eski kimliklerini kurcalama niyetinde değiller. Avrupa'dan beslenen bazı dernek ve örgütler bu kesimin eğitimli gençlerine Ermeni kökenlerini hatırlatma çabası içinde iseler de; süreç Ermeni kökenli vatandaşlarımızın giderek Anadolu insanı ile kaynaşması yönünde işlemektedir.
Bu 1 milyonluk kesimin içinde önemli bir nüfus da, Ermeni kimliğinin farkında ve şuurunda olarak, Türk-Kürt kimlikleri içinde boy göstermektedir. Bu kesim bir taraftan Kürt ve Kürtçü kimliği ile PKK'nın ve onun siyasi örgütünün en önünde yer alırken; diğer taraftan ulusalcı-millici, hatta milliyetçi kimliği ile en kafatasçı Türkçüler arasında saf tutabilmektedir. Fakat bu kripto Ermenilerin en etkin oldukları mevzi sivil ve askeri bürokrasidir. Kürtlerin, Türklerin, Alevilerin içinde yer alan Kripto Ermeniler bürokrasinin kilit noktalarında oldukça etkindirler ve son zamanlarda da şahit olduğumuz milli iradeye set oluşturma, demokrasiyi tıkama konusunda mahirdirler. Yargı-ordu ve üniversitelerde epeyce kripto Ermeni vardır. Üniversitelerdekiler yer yer açığa çıkarılmıştır. Ancak ordu ve yargı içindekileri kimse telaffuz etmeye cesaret edememektedir. Son yıllarda kripto Ermeniler ve (bu konuda daha tecrübeli ve becerikli olan) kripto Yahudiler pek çok alanda müşterek hareket etmektedirler. Devlet içinde konuşlanmış kripto ecnebiler ulusa rağmen ulusçu, millete rağmen devletçidirler. Devletçi, Atatürkçü, ulusalcı tepkiler veren, devlet içinde konuşlanmış bu kripto ecnebilerin, mercek tutulduğunda PKK'da, DHKP-C'de, TİKKO'da yakınları çıkabilmektedir. Bir kardeş, kuzen devletin en can alıcı yerinde mevzi tutmuş iken, öbür kardeş-kuzen güvenlik güçlerine, Türk ordusuna kurşun sıkabilmektedir. Bunlardan pek çoğunun istihbarat örgütlerimizin ve güvenlik güçlerimizin kayıtlarında mevcut olduğunu düşünüyorum.
İşte Türkiye'de yaşayan bu iki Ermeni gurup arasında ciddi bir mücadele vardır. Devletin içinde kalarak etkinliğini “kripto” olarak devam ettirmeyi hedefleyen 1. gurup ve gizli kalmış Ermenileri tespit ederek güçlü bir Ermeni varlığı ortaya koymaya çalışan 2. gurup.
Ermeni Diasporasının da desteklediği 2. gurup açıklık politikasını desteklemektedir. Var olduğu iddia edilen "1 milyon Ermeni'nin her geçen gün eridiği, Müslümanlaştığı" tezinden hareketle; Ermeni kökenli vatandaşları aslına döndürme, Ermeni nüfusuna kazandırma çalışmalarının gerekliliğine inanmaktadır. Bu maksatla kültürel, antropolojik araştırmalar adı altında etnik köken çalışmaları yapan pek çok STK'yı devreye sokmaktadır. ABD'li-Avrupalı araştırmacı, turist gazeteci vs kimlikleriyle, Ermeni asıllı vatandaşlarımızın yaşadığı coğrafyalara seyahatler düzenlemekte, buralardaki Ermeni kimliğini diriltmeye, örgütlemeye çalışmaktadırlar. Avrupa Birliği fonlarından da yararlanarak Anadolu'daki Ermeni eserlerinin restorasyonu için çaba gösterilmektedir. Ermeni kültürünün canlandırılması konusunda devlet içinde konuşlanmış kripto Ermeniler de ciddi destekler sağlamaktadır. Son iki erovizyonda Türkiyeden Ermenistana çıkan yüksek oyların Ermeni varlığını ispata yönelik bir atraksiyon olduğunu düşünüyorum.
Diğer gurup açıklıktan yana değildir, gücün gizlilikte olduğunu düşünmektedir. Bu gurup (Kripto) Ermenilerin Devlet içinde, PKK içinde, ulusalcılar içinde konuşlanarak, Türk devletini ve toplumunu içeriden daha rahat çökertebileceğine, bölebileceğine inanmaktadır. Bu gurup açıklık politikasıyla uzun yıllar çalışarak edindikleri stratejik konumlarının deşifre olacağından, açığa düşeceklerinden endişe etmektedirler. Kripto vaziyette kalmanın daha etkin ve verimli olduğunu, hedeflerine ulaşmak ve Türklerden intikam almak için daha uygun bir yöntem olduğunu düşünmektedirler. Son zamanlarda kripto Yahudilerden de tam destek alıyor olmaları ümitlerini daha bir artırmıştır.
AB sürecinin başlamasıyla birlikte bu iki Ermeni gurup arasında ciddi bir mücadele başlamıştır. Açıklıktan yana olanlar AB rüzgârını da arkalarına alarak, gizli Ermenilerin ortaya çıkarılmasından yana tavır almaktadırlar. Diğer gurup ise gizli ve gizemli olmanın avantajlarını kullanmaya devam etmeyi istemekte; yıllar süren çabalar sonucu elde ettikleri önemli mevzileri-tecrübeleri riske sokmak isteme-mektedirler.
Açıklıktan yana olan ve daha yerli bir duruşa sahip olan, gizli Ermenilerin varlığını dile getiren Hrant Dink'in ulusalcılar içinde konuşlanmış kripto Ermenilerce öldürülebileceğini ihtimalden uzak tutmuyorum.
Açıklık politikası izleyen ve Ermeni köklerini ortaya çıkarmaya çalışan gurubu, devlet içinde konuşlanmış guruba göre daha masum ve makul buluyorum. Bu tür çalışmaların diğerine göre ülkeye zararının çok sınırlı kalacağını düşünüyorum. Anadoluda bir dönem nüfusun yaklaşık dörtte birini Ermeniler oluşturmuş. Çok iyi dostluklar kurulmuş, komşuluklar yapılmış. Batılıların istismarına kadar Ermeniler “Milleti Sadıka” olarak en stratejik görevlerde bulunmuşlar ve Türk devletine katkı sağlamışlar. Bu gün hepsi aslına dönse bile %1'i ancak geçecek Ermeni nüfusun ülkeye problem olacağını düşünmüyorum. Tehcire uğramış ABD ve Avrupa'daki Ermenilere dahi kucak açsanız toplamının 5 milyonu bulacağını sanmıyorum. Ama kripto Ermeniler yüzyıldır ne Ermenilere ne Türklere huzur yüzü göstermemişlerdir.
Van'da rektörlük yapmış bir Ermeninin tarihi eser koleksiyonuna, Azerbaycan, Gürcistan üzerinden Ermenistan'a hangi sıklıkta gittiğine bakmak lazım. Yücel Aşkın, Doğu Perinçek ve İstanbul'daki bir üniversitenin rektörünün Doğu Anadolu'da, “Eski (Kemaliye) Uygarlıkları Araştırma Çalışmaları”yla hangi uygarlıkları araştırdığına, ÇEKÜL Vakfı'nın hangi kiliseleri restore etme çabasında olduğuna bakmak lazım.
Bu memlekette kripto Ermeniler Türk milliyetçiliğinin liderliğini yapacak kadar, İsviçre Lozan'a giderek Ermeni tezlerine Türk tarafı adına kota koyacak kadar, ulusalcı gösterilerde en önde Türk bayrağı sallayacak kadar içimizdedirler.
Sinirlerimizde dolaşacaklarına bırakalım açığa çıksınlar….
Yusuf GEZGİN
18 Nisan 2008 Cuma
http://www.aktifhaber.com/author_article_detail.php?id=3906
|
 |
altan-turan
|
 |
surhay
14 yıl önce - Cum 16 Oca 2009, 00:54
Bu konunun erovizyon'da Türkiyeden ermenistana verilen 12 puanla alakalı olabileceğini düşünüyorum.
|
 |
Cenkcan
5 yıl önce - Prş 07 Eyl 2017, 23:47
Gizleyen Ermeni çok var. Gizlemelerine gerek yoktu aslında. Bu forumdan bile çıkar böyle tipler.
Ermeniler Ortadoğu bölgesinin üst taraflarının çok eski, çifti-tarımcı üretim biçimine sahip dünyada kavim olarak Hristiyanlığı benimseyen ilk milleti.
Eskiden Ermenilerin yaşadıkları yerlerinin çoğunda Kürtler çoğunluk şimdi. Aslında Türklerden çok Kürtlerle sorunlular.
|
 |
kaan0703
1 yıl önce - Cmt 27 Ksm 2021, 12:11
Bunun gibi daha neler vardir..ulkenin durumundan da belli oluyor zaten..
|
 |
sayfa 4 |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|