herhangi bir tasarımı tartışmaktan kaçınan, eleştiri yapan insanlarla dalga geçen ciddiyetsiz ve antidemokratik kafa yapısı değişmezse bu şehir her sene daha çok ucubeyle dolacak ve büyük taşra kasabası görünümüne ulaşacak.
Bu cümle ile derdinizi ifade etmişsiniz. Bize sormazsa, iyi ya da kötü olduğuna bakmayız, eleştiririz diyorsunuz. Bu cümlenin ana fikri budur.
Zaten bu yaklaşımı hep gördük. Son mesajınızda da gördük. Beğenilmeyen yaya üst geçitleri olabilir ama siz hepsine karşınız, bunlara da..
Arada dediğiniz gibi bozulmuş havuzlar, fıskiyeler olabilir ama bunları belirterek eleştirmek yerine hepsi kötüymüş, hepsi bozukmuş gibi yansıtmak yine sizin alışılmış tavrınız.
Kavşaklardaki süslemelerin, heykellerin bazılarını beğenmeyebilirsiniz, sevmeyebilirsiniz ama hepsi kötülenmez, güzellere hakkı verilir, kötü olanları eleştirirsiniz.
Fakat yine aynı noktaya geliyoruz, derdinizi siz söylediniz. Müzmin muhaliflerin dedikleri dikkate alınmadığı sürece, ne olursa olsun eleştireceksiniz, ne olursa olsun kötüleyeceksiniz. Çünkü derdiniz bağcı dövmek, üzüm yemek değil. E sizin derdinizin bu olduğu, ortaya çıkmışken, kim size, neden projeleri sorsun..
o kadar yazdığım şeye karşı bir argüman ver(e)meyip bir lafıma takılmışsınız.
Alıntı:
Şehri güzelleştirmek herkesin görevidir. Sadece belediyenin değil. Belediyeler çözüm yeridir. Bir fikri, düşüncesi, önerisi, planı olan Belediyeye müracaat eder, ilgili birim yada belediye meclisi karar verir. İlgili komisyonlarda değerlendirir. Büyükşehir ve ilçe Belediyelerinin de görevleri ayrıdır. antidemokratik kafa yapısı geçmişte kalmıştır. Siz görmeseniz de.
hayır değildir. ben kendi kendime apartmanımın önüne kaldırım, fıskiye vb yaptıramam, heykel koyamam. bunları sadece belediye yapar. kötü işten de belediye sorumludur.
melih gökçek ve ekibinin üslubu belli. bunca yıllık başkanlık süresinde toplasanız 5-6 defa televizyonda (yandaşlar hariç) tartışmaya çıkmıştır, onlarda da konuyu dağıtıp karşısındakine kişisel saldırıya çevirmiş ve gürültüye getirmiştir. bu başkan ve ekibiyle oturup mantıklı bir şey tartışılmaz, hemen "bir avuç gürültücü seçkin" etiketini yersiniz.
Bu cümle ile derdinizi ifade etmişsiniz. Bize sormazsa, iyi ya da kötü olduğuna bakmayız, eleştiririz diyorsunuz. Bu cümlenin ana fikri budur.
Zaten bu yaklaşımı hep gördük. Son mesajınızda da gördük. Beğenilmeyen yaya üst geçitleri olabilir ama siz hepsine karşınız, bunlara da..
..
Arada dediğiniz gibi bozulmuş havuzlar, fıskiyeler olabilir ama bunları belirterek eleştirmek yerine hepsi kötüymüş, hepsi bozukmuş gibi yansıtmak yine sizin alışılmış tavrınız.
..
Kavşaklardaki süslemelerin, heykellerin bazılarını beğenmeyebilirsiniz, sevmeyebilirsiniz ama hepsi kötülenmez, güzellere hakkı verilir, kötü olanları eleştirirsiniz.
..
Fakat yine aynı noktaya geliyoruz, derdinizi siz söylediniz. Müzmin muhaliflerin dedikleri dikkate alınmadığı sürece, ne olursa olsun eleştireceksiniz, ne olursa olsun kötüleyeceksiniz. Çünkü derdiniz bağcı dövmek, üzüm yemek değil. E sizin derdinizin bu olduğu, ortaya çıkmışken, kim size, neden projeleri sorsun..
"size sormazsa" dan kasıt nedir, bir açıklar mısın biz kimiz ki? ben bir grubun, derneğin vb sözcüsü değilim. sen belediye başkanının sözcüsü gibi davranıyorsun ama bir resmi ünvanın var mı bilmiyorum..
şehre yapılacak işlerin hangisi vatandaşa duyuruluyor, hangi işte kimden fikir alınıyor örnek verirsen ağzımın payını alayım. haa unuttum şu bedava otobüslerle yandaş taşınarak yapılan anketler referandumlar falan var doğru.
bu "hepsi kötülenmez" söylemini de bir açıklarsan iyi olur. hepsi kötüyse, hepsi çirkinse ne olacak? zaten aynı kişilerin elinden çıktığı için hepsi zevksiz ve israf ürünü yapılar.
yapılan işlerin en fazla yüzde şu kadarını eleştirebilirsin diye bir kural mı var?
istersen yabancı mimar ve tasarımcılardan oluşan bir jüri oluştur baksınlar yine bu sonuç çıkar. kötü işte büyükşehir belediyesinin yaptığı bütün yapılar çirkin ve zevksiz, işte bu kadar.
ekleme: bir de güya kendini destekleyecek örnek olarak koyduğun o asma köprü ve kavşak altına yapıştırılan korkunç süslemeler birer estetik harikası..
"size sormazsa" dan kasıt nedir, bir açıklar mısın biz kimiz ki?
ABD sizi çok güzel tespit etmişti hatırlarsınız, ben de hep oraya atıfta bulunarak istemezükçü statükocu, bir avuç gürültücü elitist diyorum.
Alıntı:
hemen "bir avuç gürültücü seçkin" etiketini yersiniz.
Seçkin değil, seçkinci diyelim biz ona.
Çünkü hep öyle dedik, sizin dünyadan haberiniz yok. Ya da haberiniz var da, etiketi kendinizin olmasını istediğiniz hale getirmeye çalışıyorsunuz. Ama orijinali böyle, bozmayın aslını.
Alıntı:
şehre yapılacak işlerin hangisi vatandaşa duyuruluyor, hangi işte kimden fikir alınıyor örnek verirsen ağzımın payını alayım. haa unuttum şu bedava otobüslerle yandaş taşınarak yapılan anketler referandumlar falan var doğru.
Türkiye'de Ankara kadar çok referandum yapılan başka bir şehir var mı?
Mesela ben sorayım size Eskişehir'de ne soruluyor? Avrupa'da ta yüzlerce yıl önce yapılan heykellerin ucuz taklitleri şehrin her tarafına konulurken kime sorulmuş? Ya da İzmir'e bakalım, halka arsenikli su içirilirken kim sormuş size bunu içirelim mi diye?
Alıntı:
bu "hepsi kötülenmez" söylemini de bir açıklarsan iyi olur. hepsi kötüyse, hepsi çirkinse ne olacak? zaten aynı kişilerin elinden çıktığı için hepsi zevksiz ve israf ürünü yapılar.
yapılan işlerin en fazla yüzde şu kadarını eleştirebilirsin diye bir kural mı var?
istersen yabancı mimar ve tasarımcılardan oluşan bir jüri oluştur baksınlar yine bu sonuç çıkar. kötü işte büyükşehir belediyesinin yaptığı bütün yapılar çirkin ve zevksiz, işte bu kadar.
ekleme: bir de güya kendini destekleyecek örnek olarak koyduğun o asma köprü ve kavşak altına yapıştırılan korkunç süslemeler birer estetik harikası..
Estetik, zevk gibi göreceli konularda böyle kesin yargılarla hüküm vermek 12 yaşından küçük şımarık çocukların hareketlerine çok benziyor. "Bana ne işte, bana ne! Kötü olmuş, beğenmedim! Güzel değil, istemiyorum! Bana ne, bana ne.." Tavrınız aynen bu.
Ben böyle göreceli konularda görsel kanıtlarla konuşuyorum ki, okuyucular kararlarını görerek versin. 0-12 yaş tavrıyla yorum yapan arkadaşların, dar kafaları içindeki fikirlerle değil ; bizzat görsün ve kararını versin, iyi mi olmuş, kötü mü olmuş..
Bu bir avuç gürültücü elitist arkadaşın zevkleri hakkında biraz daha fikir sahibi olalım. Yukarıdaki fotoğraflarda yer alan görüntüleri beğenmeyenler, aşağıdaki fotoğraftaki görüntüleri beğeniyor.
Kavşaklardaki süslemeler, havuzlar kötü. Üst geçitler estetikten uzak. Ama bu kazıklar çok güzel, birer sanat harikası..
Dediğim gibi, amaç üzüm yemek değil bağcı dövmek. Eğer bunların desteklediği taraftan biri yaptıysa, bu kazıklar dünya harikasıdır ama başka biri yaptıysa, ne yaparsa yapsın kötüdür.
Bu bir avuç gürültücü elitist arkadaşın zevkleri hakkında biraz daha fikir sahibi olalım. Yukarıdaki fotoğraflarda yer alan görüntüleri beğenmeyenler, aşağıdaki fotoğraftaki görüntüleri beğeniyor.
ben bunları hiçbir başlıkta beğendiğimi belirtmedim (hatta bu fotoğrafları ilk defa görüyorum) , nereden çıkartıp bana böyle bir şey atfediyorsun anlayamadım?
ayrıca başka şehirlerde çirkin ve zevksiz işlerin yapılması ankara belediyesinin işlerini yüceltmez. "falanca şehirde de şöyle bir ucube var" gerekçesiyle hiç bir yarışma, tartışma eleştiri vb. olmadan çirkin yapılar yapılmamalı.
aynı başkanının üslubu. konuyu dağıtmak için başka şehirlere çamur atma, karşısındakine saldırma taktiği..
ben bunları hiçbir başlıkta beğendiğimi belirtmedim (hatta bu fotoğrafları ilk defa görüyorum) , nereden çıkartıp bana böyle bir şey atfediyorsun anlayamadım?
ayrıca başka şehirlerde çirkin ve zevksiz işlerin yapılması ankara belediyesinin işlerini yüceltmez. "falanca şehirde de şöyle bir ucube var" gerekçesiyle hiç bir yarışma, tartışma eleştiri vb. olmadan çirkin yapılar yapılmamalı.
Bunlar başka şehirlerde değil ki.
Birisi Karayalçın döneminde yapılmış bir ucube, diğeri Çankaya Belediyesi'nin eseri.
Sen Çankaya Belediyesi'ni ya da Karayalçın dönemindeki Büyükşehir'i beğenmiyor musun yoksa? Eğer öyleyse bunu itiraf et de boş yere kürek çekmeyelim.
Alıntı:
aynı başkanının üslubu. konuyu dağıtmak için başka şehirlere çamur atma, karşısındakine saldırma taktiği..
Örneklerim başka şehirden olmadığına göre sizin bu sözlerinizle iftira attığınız ortaya çıktı.
Ankara'yı Geleceğin Şehri Yapmak İsteyen Melih Gökçek, Tüm Şehri Alüminyum Folyo İle Kaplamaya Hazırlanıyor
Ankara'yı sırasıyla, kongre merkezi, eğitim merkezi, turizm merkezi, tıp merkezi, bilişim merkezi ve sinema merkezi yapma konusunda geliştirdiği dev Seymen Kedileri, dev heykeller, dev saat kuleleri, dev alt geçit ve dev üst geçit projeleriyle adından söz ettiren Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, şimdi de geleceğin Ankara'sını yaratmak için düğmeye bastı.
Haftasonu, AK Parti Genel Merkezi’nde düzenlenen ”Yerel Yönetimler Danışma Toplantısı”nda söz alan Gökçek "Sizlerde filmlerde görmüşsünüzdür, gelecekte bu binalar olsun, insanlar olsun komple bir alüminyum folyoya bürünmüş haldeler. Demek ki bir bildikleri var bu adamların, dünya bu yöne doğru gidiyor" sözleriyle kentin geleceğini şekillendirecek olan yeni projesi hakkında bilgilendirmelerde bulundu.
Gelenekten geleceğe...
Ankara'yı uzay çağına taşıma vizyonuyla geliştirilen yeni proje için 2000 ton alüminyum alım ihalesinin en kısa zamanda açılacağını belirten Büyükşehir Belediye Başkanı, söz konusu alüminyumun ince şerit halinde adeta bir yorgan gibi kentin üzerine kaplanmasıyla 21. yüzyıl Türkiye'sinin başkentine yakışır bir görünüm elde edileceğini sözlerine ekledi. Gökçek, aluminyumun metalik grisinin, kentin geleneksel dokusu olan bildiğimiz, normal griyle uyumlu olduğuna da dikkat çekerken, "gelenekten, geleceğe... Geçmişin grisi ile geleceğin parlaklığını aynı potada eriteceğiz..." diyerek şehir kimliğinin muhafaza edilmesi konusunda gösterilen hassasiyete vurgu yaptı.
Açıklamada ayrıca, alüminyum folyonun koruyucu etkisi sayesinde şehrin uzun yıllar ilk günkü tazeliğinde muhafaza edileceğinin de altı çizilirken, aynı şekilde sağlanacak izolasyonun da Ankaralılar'ın yakıt harcamalarında ciddi manada tasarrufa gitmelerine imkan sağlayacağı ifade edildi.
Diğer projelerle eşgüdümlü olarak yürütülecek
Aliminyum folyoya tepeden bir kaç delik açmak suretiyle içerde sera etkisi yaratarak Ankara'nın karasal iklimini de tropikal iklimle değiştirmeyi planladığını söyleyen Gökçek, "Deniz getirme işini de öylece bi iki seneye aradan çıkarırız. Şimdilik tek problem güneş ışığı gibi ama onu da Hollywood tarzı dev spot ışıkları yardımıyla kolaylıkla aşabiliriz gibi geliyor. Truman Show diye bir film izledim, orada aynen böyle yapıyorlardı. Böylelikle aynı zamanda dev bir kapalı stüdyo haline gelecek olan Ankaramız, kısa sürede Türkiye'nin ve Ortadoğu'nun sinema merkezi haline gelecektir" sözleriyle projenin şehre kazandıracağı yeni olanaklara dikkat çekti.
Sırada, dev robot kediler var...
Başkan Gökçek, proje tanıtımı sonrası kendisine yöneltilen gerçekçi olmadığı yönündeki eleştirileri de yanıtladı. "Başkalarının hayallerinin bittiği yerde bizim gerçeklerimiz başlar. Kolay olan eleştirmek... 20 yılı aşkın süredir başkanlık yapıyorum, durmadan alt geçit-üst geçit yapmak da bir yere kadar... İnsan yeni bir şeyler arıyor" diyen Gökçek, Ankara'nın şu anki simgesi olan dev seymen kedilerinin de proje kapsamında revize edileceğini belirterek şöyle devam etti:
"Robot kediler şeklinde bir şey düşünüyorum. Uçan dev robot kediler! 5 tanesi bir araya gelip dev bir seymen oluşturuyorlar. Seymenin ışın kılıcı da var. Ayrıca kediler de araba şekline girebiliyor. Onu da bir filmde görmüştüm. Çizgi film de olabilir emin değilim. Neyse yani, geleceğin Ankara'sına çok yakışacak bir simge yaratacağımızdan kimsenin kuşkusu olmasın..."
Ankara sakin karşıladı
Gökçek'in açıklamaları başkentte gözle görülür bir heyecan uyandırmazken, bu projenin de daha önceki deniz getirme, Disneyland kurma, dev heykeller dikme projeleri gibi gelip geçici bir heves olmasını umut eden Ankaralılar gündelik hayatlarına şimdilik hiçbir şey olmamış gibi devam ediyorlar.
http://www.zaytung.com/haberdetay.asp?newsid=168000