Ankara önümüzdeki iki sene içerisinde, saat kulelerinin dünyadaki en çok olduğu kent haline gelecek.
Melih Gökçek'in bu "en büyük/en çok" sevdası nedir anlayabilmiş değilim. Yapılması planlanan projelerin yarısında bu kelimeleri muhakkak kullanıyor. Bilmem nerenin en büyük hayvanat bahçesi, dünyanın en çok saat kulesi, ortadoğu ve balkanların en büyük parkı vs. vs... Başkanımız sayıca çok veya ebatça büyük projelere kafayı bu kadar takacağına, bir tane ve normal boyutlarda olan, işlevsel bir şey yapıp geçse ve buradan arta kalan zamanını da daha makul projeler üzerinde değerlendirse hiç fena olmaz.
Mesela 1994'te Ankara'da fıskiye ya da havuz diye bir şey doğru düzgün var mıydı? Bugün ise Ankara'dan bahsedilirken her köşede göletler var, havuzlar var, fıskiyeler var deniliyor. Bu da zamanında eleştirildi(bazıları hala eleştiriyor) ama kötü olmadı. Ankara şu anda "denizi yok ama her köşedeki göletler, havuzlar, fıskiyeler sayesinde su sesi var" denilen bir şehir haline geldi.
Bunu beğen ya da beğenme yapıldı ve bir fark kattı.
Aynı şekilde geniş bulvarlar ve alt-üst geçitler var. Bugün Ankara'yı anlatan biri geniş bulvarlarından, alt-üst geçitlerinden mutlaka bahsediyor. Bazıları eleştirse de, Ankara'da bunlar yapıldı ve bu yapılanlar Ankara'ya gelenlerin aklında yer ediyor.
Evet gerçekten de bu yapılanlar Ankara'ya gelenlerin aklında yer ediyor.
Hele battı-çıktı alt üst geçitler, Kızllaydaki sanat eseri üst geçitler ve 20 cm. lik yaya kaldırımları unutulmaz bir görsel şölen yaşatıyor gelenlere.
Hatta sırf fıskiyeleri görmeye gelenler bile var o derece yani.!
74 yaşındaki Necla Kasımoğlu “Üst geçitlerden geçemiyoruz, ayaklarımdan rahatsızım karşıdan karşıya geçerken ezilme tehlikesi geçiriyorum” diyor. Geçitlerin kullanılmamasının yanında, merdivenlerin çok dik ve yüksek olması da, bu üstgeçitleri kullanmaya niyet edenlerin şikâyetçi olduğu bir diğer konu.
Tuna Bey bahsettiğim geçitler onlar değil, alt-üst geçitler dediğimiz yapılar adı üzerinde alt ve üst geçitlerdir. Sizin bahsettikleriniz yaya üst geçitleri. Onlar da şehirdeki yaklaşık 100 taneden, Kızılay'daki 4-5 tanesi. Ankara'daki yaya üst geçitleri binlerce hayat kurtardı belki de. Kızılay'dakiler o bölgedeki trafiğin zaten sıkışık olması nedeniyle pek kullanılmıyor. Ama diğer ana yollardaki yaya geçitlerine hiçbir eleştiri yöneltilemez.
Öte yandan alt-üst geçitler ya da havuzlar, fıskiyeler için şehre gelen olduğunu söylemedim. Anlamakta güçlük çektiğiniz ikinci nokta da bu olmuş.
Şehre gelenler bu ayrıntıları hemen fark ediyorlar ve akıllarında yer ediyor dedim. Nasıl ki Londra'da kırmızı çift katlı otobüsler şehirde hemen fark ediliyorsa, bizde de bu ayrıntılar fark ediliyor. Korkarım siz şimdi de benim insanların Londra'ya kırmızı otobüsleri görmeye gittiğini söylediğimi sanacaksınız.
Tuna Bey bahsettiğim geçitler onlar değil, alt-üst geçitler dediğimiz yapılar adı üzerinde alt ve üst geçitlerdir. Sizin bahsettikleriniz yaya üst geçitleri. Onlar da şehirdeki yaklaşık 100 taneden, Kızılay'daki 4-5 tanesi. Ankara'daki yaya üst geçitleri binlerce hayat kurtardı belki de. Kızılay'dakiler o bölgedeki trafiğin zaten sıkışık olması nedeniyle pek kullanılmıyor. Ama diğer ana yollardaki yaya geçitlerine hiçbir eleştiri yöneltilemez.
Öte yandan alt-üst geçitler ya da havuzlar, fıskiyeler için şehre gelen olduğunu söylemedim. Anlamakta güçlük çektiğiniz ikinci nokta da bu olmuş.
Şehre gelenler bu ayrıntıları hemen fark ediyorlar ve akıllarında yer ediyor dedim. Nasıl ki Londra'da kırmızı çift katlı otobüsler şehirde hemen fark ediliyorsa, bizde de bu ayrıntılar fark ediliyor. Korkarım siz şimdi de benim insanların Londra'ya kırmızı otobüsleri görmeye gittiğini söylediğimi sanacaksınız.
londra'yı ziyaret eden insanlar çift katlı otobüslerin (klasik burunlu olan tipler) ve kırmızı telefon kulübelerinin önünde fotoğraf çektiriyorlar. bunlar artık şehrin simgesi olmuş, anahtarlık, tişört vb hediyelik eşyaları satılıyor. bu tip tasarımlar geleneksel olarak korunuyor, yeni üretimler için de halkın tartışmasına açık, özgün çizgilere bağlı kalan tasarımlar yapılıyor. örneğin vali geçen senelerde yeni nesil çift katlı otobüsü sundu, eleştirileri cevapladı ve düzeltmeler yapıldı.
peki melih gökçek ve tayfası ne yapıyor? göreve gelince ilk iş şehir amblemini çok basit ve özensiz yapılmış bayrak-cami-atakule simgesiyle değiştiriyor. ergonomi kurallarına aykırı, yanlış malzemelerle yapılmış yaya üstgeçitleri yapılıyor. kavşakların ortasındaki boşluklara plastik döküm fabrikasyon heykeller konuyor. sanki en pahalı malzeme kullanılırsa en iyi eser çıkacakmış gibi granittten kaba ve çirkin havuzlar (ki çoğu pompa ve ışıklandırma parası fazla geldiği için pisliğe terkediliyor, ayrıca kışın yollarda buzlanmaya sebep oluyor), paslanmaz çelik borulardan korkuluklar vb bir sürü pahalı ve çirkin yapıyla kent dolduruluyor. çoğu yapıyı, heykeli vb ancak inşaat bitip açılışı yapılınca görebiliyoruz.
londra ile ankara arasındaki fark "ben yaptım oldu" zihniyetidir. herhangi bir tasarımı tartışmaktan kaçınan, eleştiri yapan insanlarla dalga geçen ciddiyetsiz ve antidemokratik kafa yapısı değişmezse bu şehir her sene daha çok ucubeyle dolacak ve büyük taşra kasabası görünümüne ulaşacak.
Melih Gökçek kaç yıldır Ankara Büyükşehir Belediye başkanı ben bile unuttum. Demekki insanlar seçiyorsa bir sebebi var. Bunu, Sosyal demokrat geçinenler düşünsün. Fikir ve çözüm üretememenin sonu budur. Tayfa kelimesi hiç yakışmamış kekeş salman. Ekibi demeniz daha doğru ve şık olur. Tayfa diye küçük gördüğünüz insanlar/bürokratlar/memurlar bu devletin kadrolu personelidir. Devlet memurunun parasını belediye vermez. Devletten alır. Sadece işçilerin parasını belediyeler verir. Kimseyi küçük görmeyelim. Sevmek zorunda değilsiniz ama hakaret etmeyin. Tayfa kelimesi bana göre küçük görme ve hakaret içeriği taşımaktadır.
Alıntı:
"... eleştiri yapan insanlarla dalga geçen ciddiyetsiz ve antidemokratik kafa yapısı değişmezse bu şehir her sene daha çok ucubeyle dolacak ve büyük taşra kasabası görünümüne ulaşacak."
Şehri güzelleştirmek herkesin görevidir. Sadece belediyenin değil. Belediyeler çözüm yeridir. Bir fikri, düşüncesi, önerisi, planı olan Belediyeye müracaat eder, ilgili birim yada belediye meclisi karar verir. İlgili komisyonlarda değerlendirir. Büyükşehir ve ilçe Belediyelerinin de görevleri ayrıdır. antidemokratik kafa yapısı geçmişte kalmıştır. Siz görmeseniz de.
Kimseyi küçük görmeyelim. Sevmek zorunda değilsiniz ama hakaret etmeyin.
Aynı şekilde "Bunu, Sosyal demokrat geçinenler düşünsün." diyerek belli fikir gurubunu da sevmediğiniz halde küçük görmek pek şık olmamış.
Melih Gökçek'in yapmayı hedeflediği projeleri herkes beğenmek ya da desteklemek zorunda değil. Aynı siyasi fikirdeki kişilerin kendi partilerinin bir adayı olarak Melih Gökçek'in her projesini çılgınca desteklemeleri ne kadar doğalsa, Ankara için onlarca işi, projeleri yarım bırakmış ya da vaadettiği halde henüz başlamamış bir belediye için eleştiri yapılması da gayet doğaldır. Bu eleştirileri yapanları da siyasi fikirlerini ön plana çıkarıp bunu hedef göstererek aşağılamak sadece demokrasiye inanmış, demokrasiyi savunur gibi gözüküp siyasal fikir çatışması yaratmaktan öteye gitmez. Ankara için yapılan veya yapılması düşünülen her türlü proje Ankara halkını ilgilendirir. Beğenilir ya da eleştrilir. Bu gerçekler kimseye zor gelmesin.
Bu görüntüleri veren bir belediye başkanının artık koltuğu başkalarına bırakma zamanı gelmiş demektir. Gökçek önceki yıllarda iyi yada kötü bir şeyler yapıyordu. Savunmasam da ilk 10 yılında 100'den fazla alt-üst geçit yaptı, kendi vizyonu çerçevesinde şehre bir şeyler katmaya çalıştı. Ama 2004 yılından itibaren gökçek'e bir şeyler oldu. O tarih'ten sonra gökçek belediye başkanlığını bırakıp müteahitliğe soyundu. Ankara uzun süredir şehir yaşamına yenilik getiren bir yatırım görmemiş sadece kat karşılığı yapılan avm ve apartmanları görmüştür.
Ankara'lı son yıllarda günlük hayatını değiştiren ne yenilik gördü? En basitinden ilçelerin bile kullanmaya başladığı modern bir ücret toplama sistemini bile hayata geçirememiş bir yönetime sahibiz. İyisiyle kötüsüyle gökçek bu şehre katabileceğini kattı ve artık Ankara gibi bir şehrin ihtiyaçlarına cevap veremez hale geldi, bunun en büyük kanıtı da yapacağım dediği 10 projeden ancak 1 tanesini hayata geçirebilir hale gelmiş olmasıdır.
Doğrudur şuanda yapılan bir çok iş var ama bunlar ne kadar yeterli? Yeni Çiftlik bulvarı dışında yenilikçi ne çalışma var?