Heyecan yaratan keşif
Kadifekale'de bir sarnıcı andıran ve çatısı yıkılan eski bir binanın altında bulunan yapı arkeologları heyecanlandırdı.
İZMİR Kadifekale’de antik tiyatronun hemen altında, bir sarnıcı andıran ve çatısı yıkılan eski yapının altında dua evinin bulunması heyecan yarattı.
Kadifekale’de, yıkılan eski bir yapının altında dua evinin bulunması üzerine Konak Belediyesi meclis üyesi ve danışmanlardan oluşan bir heyet, burada inceleme yaptı. Arkeologların da gelip ortaya çıkan yapıyı gördüğü bu dua evinin, Roma ve Bizans dönemine uzandığı öğrenildi. Alman seyyah M. Stphan Sculh’un 1753 yılında İzmir’e geldiğini, Kadifekale antik tiyatro altında suyun bol olduğu yerde Yunanistan’dan din adamlarının bu bölgeye gelip ’süt duası’ yaptıklarının kayıtlarda yer aldığını belirten kent tarihi yazarlarından Orhan Beşikçi, "Kitaplarında su yolları tarihini yazan Georg Weben, o dönemlerdeki yazısında bu bölgede süt veren tanrı annesinin bir dua mekanı olduğunu yazıyor. Çatının yıkılması ile ortaya çıkan, taslı çeşmenin hemen arkasında, sarnıcı olan bu dua evinden bahsediyor" dedi.
Beşikçi, konunun yakın bir zamanda, arkeologların da katılacağı bir basın toplantısı ile kamouyonu duyurulacağını anlattı. Beşikçi, "Acilen bu dua evinin üzerindeki yıkıntıların temizlenip, koruma altına alınması lazım" diye konuştu.
http://gundem.milliyet.com.tr/heyecan-yaratan-kes ...efault.htm
Umarım "dua evi" tamamen ortaya çıkarılabilir. Daha kazdıkça kimbilir neler çıkıcak. Gerçekten İzmir için çok önemli bir bölge, keşke daha büyük sponsorları olsa Agora kazılarının ve daha hızlı, daha geniş alanlarda birkaç koldan çalışılabilse.
binlerce yıllık izmirimizin binaların altında bırakılan, otoparklar yapılarak yok edilen antik yüzü yavaş yavaş ortaya çıkıyor!!eğer zamanında akıllı davranılsaydı şimdi izmir atinayla yarışır hale gelecekti
son dönemde öncelikle başkanın çabaları ve diğer bir çok kurum ve insanın çabaları ile antik izmirin parçalaraı yavaş yavaş ortaya çıkıyor bu da hayal bile edmeyeceğimiz bir ilerleme
İzmir'in Agora ve çevresindeki eserler Efes Harabeleri kadar değerli
İzmir'in hazinesi olan Agora ve çevresi için mail grubu oluşturulmasına çok sevindim. İzmirli'yim İstanbul dan yazıyorum. Yaklaşık 20 yıldır İzmir in tarihi eserlerinin korunması için Kültür Bakanlığı, İzmir Müzesi, İzmir Belediyesi ve İzmir Tabiat ve Kültür Varlıkları şubesi ile yazışıyorum. Bir arpa boyu kadar yol alamadm. Türkiye de maalesef iş yaptırmak o kadar zor ve imkansız ki. Bir defa tarihi koruma duygusu yok. Kamu kurumlarınde bu konuda bir heyecan da yok. Kültür Bakanını ve İzmir belediyesinin gayretlerini takdir ediyorum. Bir defa Belediyenin rant elde etme ihtirası yok. Bu çok önemli. Kendi imkanları ile tarihi korumaya çalışılıyor. Ancak, koruma tek kişi veya 5-10 kişi ile yapılacak bir iş değil. İzmir in ekonomik sormarı çok bu nedenle İzmir halkını da bu işe sahip çıkma yönünden suçlayamayız. Aslında izmir in tarihi zenginliği, turizm yolu ile ekonomik kazanca da dönüştürülebilir. Yöneticilerimiz bunu göremiyor.
Benin bu gruptan bir ricam var. Bilikte hareket edersek belki sonuç alınabilir. İzmir Basmane de Şifa Hastanesinin Oteller sokağına bakan arka ek binasının altında 20 yıl önce bu inşaatın temel kazısı sısrasında tarihi eser çıkmıştı. BU eser kısmen korunda(%10 kadarı) Şİfa Hastanesine gidilip bu yer görülebilir. Şu anda kafeterya olarak kullanılan bu bölümde yaklaşık 1500-2000 yıllık tarihi mermer sütun var. Bu sütunü inşaat sırasında gördüm çok güzel. Üst kısmı kıvrımlı ve işlemeli. Roma sütun başlığı var. Ancak bu sütunun üzeri 20 yıl önce Şifa Hastanesi burayı satın almadan önce buranın sahibi olan halıcı(eskiden halıcı dükkanı vardı)tarafından sıvanıp boyanmış. Tarihi özelliği yok olmuş. BU mermer sütunun üzerindeki sıvalar kazılarak ortaya çıkarılması gerekiyor. Kültür Bakanlığı, İzmir Müzesi, belediye ve Koruma Kuruluna mektuplar yazdım. Kimse ilglenmiyor. Belki toplu olarak yazı gönderilse baskı yapılsa etkisi olabilir. İyi günler dilerim.
İZMİR’in Agora semtinde bir süre önce ortaya çıkarılan tüneli inceleyen arkeologlar buranın tarihi kitaplarda da yer alan, içindeki çeşmeden su için yeni annelerin sütünün daha iyi olacağına inanılan ’Sütveren Anne’ çeşmesi olduğunu belirledi.
Bir gecekondunun bahçesinden başlayan ve Kadifekale’ye doğru gittiği belirlenen içinden su akan tünel bir süre önce bulunmuştu. Bir insanın zor yürüdüğü tüneldeki bazı çöküntüler nedeniyle sonu belirlenemezken Konak Belediyesi tünelin başladığı gecekonduyu satın alıp, burasının turizme kazandırılması için ilk adımı attı.
Antik Smyrna Kazı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Akın Ersoy ile kazıda görevli arkeologlar Çağdaş Yılmaz ve Dijvan Talur tünelde inceleme yaptı, yaklaşık 70 metre ilerledi. Tünelin ulaşılabilen yerinde duvarda niş şeklinde bir çeşme bulundu.
Yrd. Doç. Dr. Akın Ersoy, "Şirince’de gördüğümüz Sütini Mağarası örneğinde olduğu gibi, kadınların, süt vermesiyle ilgili olabilir, doğurganlıkla ilgili olabilir. Bunlarla ilgili olarak birtakım inanç çerçevesinde, birtakım hediyeler bırakarak, oradaki suyu içerek hem doğurganlıklarını hem de sütünün bolluğunu ifade etmeye çalışmışlar anlaşılan. Burası da Alman Seyyah Weber’den bildiğimiz kadarıyla İzmir’in bu genel kültür tarihi içerisinde ’süt veren anne’ inancının başlangıç noktasını oluşturuyor olmalı. Biz daha önce birtakım küçük objeler bulmuştuk. Paralar bırakılmıştı. Bundan anlaşılıyor ki su içme karşılığında bir hayır bırakıyorsunuz ve de sütünüz bollaşıyor, doğurganlığınız artıyor. Tabii ki bu Meryemana’ya kadar gidebilen bir anlayışı ifade ediyor bize. Şirince’deki örnek de bunu ifade ediyor, buradaki örnek de bunu ifade ediyor. Tabii ki burası ziyarete kazandırılabilir. Biliyorsunuz burası Konak Belediyesi’nin mülkiyeti içersinde şu an. Hazırlanacak bir projeyle ziyaretçilerin gerçekten bu güzelliği görmesine olanak sağlanmalıdır" diye konuştu.
Konak Belediyesi tarafından anı evi olarak projelendirilen evin altındaki tünelin ve içindeki çeşmenin bakımının yapılıp ışıklandırıldıktan sonra turizmin hizmetine açılabileceği belirten Yrd. Doç. Dr. Ersoy, "Burası Hristiyanların gelip dua ettiği Meryemana ile bağlantılı bir dua evi olabilir. Bu haber duyulduğunda yurt dışından çok sayıda turist ziyarete gelecektir. Kente inanç turizminin gelişmesine katkı sağlayacaktır" dedi.
Kaynak: Milliyet
Agora'daki bu son buluntuyla, Anadolu'nun tarihi ve kültürel zenginliklerine bir yenisi daha eklendi...