Kurul, kendi kararının doğru olduğunda ısrarcıysa itiraz edebilir tabii.
Benim yaptığım açıklama, haberde itirazın hukuki bir zorunluluk olarak sunulmasının yanlışlığı hakkındaydı.
Zaten şöyle demişim:
Alıntı:
İtiraz eder mi etmez mi bilemem, ama etmek zorunda değil.
--------------------------------------
Not: Üst mahkemeye itiraz, alt mahkeme kararının geçerliliğini ve tarafların bu kararı uygulama zorunluluğunu durdurmaz.
Sayın İ.Hakkı, benim söylediklerim sizin söylediğinizden farklı bir anlam mı taşıyor ? (Teleferik dosyasının özeline girmeden) genel hukuki işleyişe dair bir düzeltme yaptım sadece. Özeti şu (aynı sizin dediğiniz gibi): "İtiraz bir haktır, tercihe bağlıdır, zorunluluk değildir".
Şu ana kadar "KİK itiraz edemez/etmemelidir" gibi bir yorum yapmadım. "İBB zorunluluktan itiraz etmiştir" diyen de olmadı bildiğim kadarıyla.
------------------------------------------------------
Ama konuya girmişken, hem bir yanlışınızı düzelteyim hem de dosya özelinde bir iki söz söyleyeyim.
İBB, KİK süreçlerinde edindiği deneyimlerden, kendisi haklı olduğu ve sonunda kazandığında bile mahkeme süreçleriyle aslında daha çok zaman kaybettiğini öğrendi. O yüzden artık genelde mahkemeyle uğraşmadan hemen yeni ihale ilanına çıkıyorlar.
"KİK'lemek" dediğimiz şey sadece bir ihalenin iptal edilmesi değildir.
"KİK'lemek" bir ihaleye yapılan itiraz konusunda aylarca karar verilmeyerek sürüncemede bırakılmasıdır... "KİK'lemek" usulden derhal reddedilmesi gereken bir itirazın kabul edilerek işleme konması ve zaman kaybettirilmesidir... "KİK'lemek" iptal edilmemesi gereken bir ihaleyi iptal ederek mahkeme ve/veya yeni ihale süreçleriyle zaman kaybettirilmesidir...
Teleferik ihalesinde olan da budur, amaç zaman kaybettirmek ve başarılı da oluyor ne yazık ki. Konuyu, kurul kararlarını ve detaylarını incelediğim için bu kadar net konuşabiliyorum. Buyrun, siz de inceleyin: http://vatandas.ihale.gov.tr/karargoster.asp?k=32 ...amp;metin=
* KİK'e yapılan itirazlar kurulun önüne gelmeden önce kurumun uzman raportörleri tarafından incelenir, konunun hukuki altyapısı değerlendirilir ve rapor olarak nihai kararı verecek olan kurula sunulur. Raporda çok fahiş bir hata olmadığı sürece, raportör önerisi kuruldan KİK kararı olarak çıkar (dosyaların çok çok büyük kısmında olduğu gibi).
Teleferik dosyasında, raportör çok açık biçimde "itiraz başvurusunun reddedilmesinin uygun olacağını" belirtmiştir. Ancak kurul başvuruyu kabul ederek ihaleyi iptal etmiştir.
* Kurul kararları daha çok oybirliğiyle alınmasına rağmen teleferik ihalesi kararı oyçokluğuyla (5'e karşı 2 oy) çıkmıştır. İhaleyi iptal eden 5 oy, bakanlık kontenjanlarından gelen bürokrat kökenli 5 üyeye, 2 karşı oy ise sivil kökenli 2 üyeye aittir. Bu 2 üyenin kaleme aldığı karşı oy yazısı, alınan iptal kararının yanlışlığını (hukuki ve teknik detaylarıyla) kapsamlı biçimde açıklamaktadır. Yazı, bağlantısını verdiğim karar metninin en altındadır.
* Mağdur olan yüklenicinin açtığı davaya bakan İdare Mahkemesi, verdiği "KİK kararının iptali" kararıyla haksızlığı tescil etmiştir.
* Bu aşamada, elbette KİK'in mahkeme kararına itiraz hakkı vardır ve muhtemelen bu hakkını kullanacaktır.
Benim kanımca, bu hakkın kullanılması noktasında "ahlaki" tercih, haksız olduğun konuda ısrarcı olmamak ve itiraz etmemektir. Ama kurulun tercihlerinin "ahlaki" değil "siyasi" olduğunu yıllardır görüyoruz. Amaç seçimlere yetiştirmemek (işin süresi 10 ay); başarılı oldular sayılır ama garantilemek için en az birkaç ay daha oyalamak gerekiyor. O yüzden (kaybedeceğini bile bile) üst mahkemeye itiraz edecektir KİK.
Siyasi hesaplarla, sırf memnuniyetsizlik yaratmak ve rakibine karşı "beceriksiz" söylemiyle propaganda yapabilmek için, vatandaşa hizmeti engelleyenler umarım hesabını verirler (hem dünyada hem ahirette).
KİK kararı İBB ve bu bahsedilen firma lehine olsaydı, bu sefer de diğer firma mahkemeye gidebilirdi. Yani kimin, neden mahkemeye ya da KİK'e gittiği o kadar önemli bir şey değil. Herkes yasal hakkını kullanıyor. Aynı olay başka belediyeler ve kurumlar için de geçerli oluyor.
Alıntı:
* KİK'e yapılan itirazlar kurulun önüne gelmeden önce kurumun uzman raportörleri tarafından incelenir, konunun hukuki altyapısı değerlendirilir ve rapor olarak nihai kararı verecek olan kurula sunulur. Raporda çok fahiş bir hata olmadığı sürece, raportör önerisi kuruldan KİK kararı olarak çıkar (dosyaların çok çok büyük kısmında olduğu gibi).
Teleferik dosyasında, raportör çok açık biçimde "itiraz başvurusunun reddedilmesinin uygun olacağını" belirtmiştir. Ancak kurul başvuruyu kabul ederek ihaleyi iptal etmiştir.
Raportörlerin incelemeleri, karar verecek kişileri bağlamaz. Bu yalnızca KİK'te değil, yüksek mahkemelerde bile geçerli bir konudur. Anayasa Mahkemesi'nde bile raportör görüşleri çoğu zaman yok sayılıp, üyelerin kendi düşünceleri doğrultusunda kararlar alınmıştır. Bu kararlar öyle KİK kararları gibi basit kararlar değildir, ülkenin kaderini etkileyecek kararlar da bile bu usul geçerli olmuştur.
Alıntı:
* Kurul kararları daha çok oybirliğiyle alınmasına rağmen teleferik ihalesi kararı oyçokluğuyla (5'e karşı 2 oy) çıkmıştır. İhaleyi iptal eden 5 oy, bakanlık kontenjanlarından gelen bürokrat kökenli 5 üyeye, 2 karşı oy ise sivil kökenli 2 üyeye aittir. Bu 2 üyenin kaleme aldığı karşı oy yazısı, alınan iptal kararının yanlışlığını (hukuki ve teknik detaylarıyla) kapsamlı biçimde açıklamaktadır. Yazı, bağlantısını verdiğim karar metninin en altındadır.
Kararda bahsi geçen üyelerin çoğu şu anda KİK'ten uzaklaştırılmış üyelerdir. Bu üyelerin 5'i hükumetten, 2'si muhalefetten gibi bir dağılım da yoktur. Karşı oy kullanan üyelerin 2'sinin de adı KİK'teki rüşvet ve yolsuzluk soruşturmalarına karışmıştır. İhalenin iptalini isteyen üyelerden de buna karışan üyeler vardır. Yani bu adamlar ayrı tarafların adamları değil, aynı yolun adamlarıymış gibi geliyor bana.
Alıntı:
* Mağdur olan yüklenicinin açtığı davaya bakan İdare Mahkemesi, verdiği "KİK kararının iptali" kararıyla haksızlığı tescil etmiştir.
KİK kararları, yüzde yüz doğru kararlar değildir. Elbette hatalı bir karar çıkmış olabilir. İdare mahkemesinin kararı da aynı şekilde... İdare yargı mekanizması bu karardan dönmek zorunda da kalabilir ileride. KİK'in kararı yanlış olabileceği gibi, mahkemenin kararı da yanlış olabilir.
Alıntı:
Benim kanımca, bu hakkın kullanılması noktasında "ahlaki" tercih, haksız olduğun konuda ısrarcı olmamak ve itiraz etmemektir. Ama kurulun tercihlerinin "ahlaki" değil "siyasi" olduğunu yıllardır görüyoruz. Amaç seçimlere yetiştirmemek (işin süresi 10 ay); başarılı oldular sayılır ama garantilemek için en az birkaç ay daha oyalamak gerekiyor. O yüzden (kaybedeceğini bile bile) üst mahkemeye itiraz edecektir KİK.
Eğer KİK siyasi davranıyorsa, seçimlere yetişmesin gibi bir derdi varsa bence boşuna uğraşıyor. İzmir'de o teleferiği söküp, yerine eşekle insan taşısalar bile İzmir'de malum parti seçim kaybetmez. Hizmeti engelleyelim ki, oy vermesinler olayı malum partinin seçmeni için geçerli değil. Hizmet ya da aday ne olursa olsun, takım tutar gibi aynı partiye oy verirler. KİK'in eğer böyle bir maksadı varsa, bence boşa kürek çekiyor. Çünkü malum partinin seçmeni hizmete bakmıyor, adaya bakmıyor, doğrudan doğruya partinin adına bakıyor, bir futbol takımı fanatizminden farksız.
İzmir Büyükşehir Belediyesi'nde yılan hikayesine dönen Balçova'daki Teleferik Tesisleri'nin ihalesi, uzun ve yorucu bir maratonun ardından STM Sistem Teleferik Montajı ve Turizm A.Ş'de kaldı.
"Balçova Teleferik Tesisleri'nin Yenilenmesi Yapım" ihalesinde Ankara 14. İdare Mahkemesi'nin, KİK'in Şubat 2012 tarihinde almış olduğu 'iptal' kararını durdurmasının ardından; Kamu İhale Kurumu, Büyükşehir Belediyesi'ne 'mahkeme kararını uygula' dedi. Bunun üzerine Büyükşehir Belediyesi, 7 Nisan'da tekliflerini aldığı 4. ve son ihaleyi iptal etti. Ardından da mahkeme kararı doğrultusunda STM firmasını geçtiğimiz günlerde sözleşme imzalamaya davet etti. Şimdi tüm gözler STM'ye çevrildi. Eğer bir terslik olmazsa İzmir Büyükşehir Belediyesi ile STM önümüzdeki günlerde sözleşme imzalayacak. Ardından da 2007 yılında Makine Mühendisleri Odası İzmir Şubesi'nin 'can güvenliği' olmadığı yönündeki raporu üzerine kapatılan tesiste çalışmalar yaklaşık 5 yıl aradan sonra yeniden başlayacak.
5 YILDIR KAPALI
İzmir'in en güzel manzarasının görüldüğü Balçova Tepesi'ne çıkışı sağlayan ve 5 yıldır kapalı duran Teleferik tesislerinin, modern teknolojiyle yeniden yapılmasını sağlayacak ihale nihayet sonuçlandı. Tesislerin yapımına ilişkin ihalenin önü yaklaşık 5 yıl süren uzun ve yorucu maratonun ardından sonuçlandı.
Saatte 2 bin 400 kişiye iniş çıkış
Balçova Teleferik Tesislerine yeni kurulacak sistemle daha önce saatte 400 kişi olan iniş çıkış kapasitesi saatte 2 bin 400 kişiye çıkarılacak. Böylece toplam 300 bin olan yıllık taşıma kapasitesi 500-600 bin kişiye yükselecek. Eski dört kişilik yolcu kabinleri yerini 12 kişilik kabinlere bırakacak. Yeni teleferik hattında otomasyon sistemi sayesinde halat çıktığında kabinler otomatik olarak duracak ve anında müdahale söz konusu olabilecek. İhale kapsamında tesisin girişindeki bilet holleri yenilenecek. Çalışmalar bir yıl içinde tamamlanmış olacak.