Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1
Erkan YILMAZ
15 yıl önce - Sal 06 May 2008, 13:13
İST » Yürüyen Bantlar Hayatımıza Giriyor


Alıntı:
Metrolara yürüyen bantlı tünelle rahat ulaşılacak...

Yılsonuna kadar metroyu Şişhane ve Ayazağa’ya kadar götüreceklerini belirten Başkan Topbaş, “Metroların daha çok kullanılması için çevreden istasyonlara yürüyen bantlı tünel yollar yapacağız” dedi.

Büyükdere Caddesi- Maslak- Sarıyer güzergahında tamamlanarak bölge trafiğine büyük rahatlık getiren Ayazağa, Seyrantepe, Harp Akademileri, İstinye ve Hacıosman Kavşaklarını gazetecilere gezdiren İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, metroların daha çok kullanılması için çevreden istasyonlara yürüyen bantlı tünel yollar yapacaklarını açıkladı.
...
İstinye Park ve çevresine de bağlantı tünelleri yapılacak

Benzer bir tünel yolu İstinye Park ve çevresine yapmak için alışveriş merkezinin yönetimiyle görüştüklerini dile getiren Başkan Topbaş, sözlerini şöyle sürdürdü; “Ayazağa Metro İstasyonu’ndan İstinye Park’a ve 450 metre uzunluğunda yürüyen bantlı tünel yol yapıyoruz. Böylece İstinya Park ile çevre mahallede yaşayan insanlarımızın metroya binmek isteyenin istasyona kadar yürümesi gerekmeyecek. Yeraltından yürüyen bantlı tünel yolla hemen metroya ulaşabilecek. Öte yandan, bu yaya geçitlerine bilboard asarak reklam alacağız, çünkü binlerce insan geçecek. Bütün bu yatırımları kendi öz kaynaklarımızla yapıyoruz. Reklam boyutun da düşünerek harcanan paranın geri dönüşümünü sağlayacağız tabi. Ayrıca yeni bir çalışmayla bütün istasyonlara o istasyonun ismini gösteren megaboard dikiyoruz.”

(Kaynak: İBB web)

Bu kadar uzun mesafeli yürüyen bantları bazı istasyonlarda kullanıldığı şekliyle yapmak pek kullanışlı olmaz. Çünkü çok yavaş ilerliyorlar.

Bandın üzerinde yürümeye devam etmek gerekiyor. Bu sayede hem daha kısa mesafe yürümüş oluyoruz hemde daha çabuk varmış oluyoruz.

Ancak yürümeyi sevmeyen çok kişi var ve bunların çoğu arkadan gelenlerin acelesi olduğunu hesaba katmayıp yolu tıkıyor. Uyarıncada nahoş sahnelere sebep olabiliyorlar.

Bandın hızını arttırmakta iniş ve binişlerde riski arttırır ve çok kişi için korkutucu olur.

Ancak bununda çözümü var. Bandın yüzeyini üst üste geçmiş plaklar şeklinde yapıp iki uçta banda yaklaşık 60-70 derecelik bir dönüş yaptırılırsa dönüş kısmında plakalar iç içe gireceğinden o bölümdeki bant hızı düşer ve güvenli iniş biniş seviyesinde olur.

Orta bölümler ise oldukça hızlı çalışarak insanları çok cabuk bir noktadan diğer noktaya taşıyabilir.

Bu tür yürüyen bantları bir belgeselde izlemiştim yıllar önce. Çok iyi hatırlamıyorum ama sanırım Tokyo'da bazı örnekleri mevcut.

Erkan Yılmaz


Semih Yaşar

15 yıl önce - Sal 06 May 2008, 15:42
yürüyen bant




Akın Kurtoğlu

15 yıl önce - Çrş 07 May 2008, 00:03



Gökçe Aydın
15 yıl önce - Çrş 07 May 2008, 00:13



Akın Kurtoğlu

15 yıl önce - Çrş 07 May 2008, 00:16

Alıntı:
Mesela ben bantı değil yanındaki yolu kullanırken bantta giden ama bir de durmayıp yürüyenlerle yarış yaparak gidiyorum bazen.

Yürüyen bant üzerinde yürüyen biriyle yarış yapmak çok zor... Çünkü bandın dışındaki parkurdan bir atakla birinciliği almak oldukça güç... Ancak koşarak aynı hız yakalanır.

Akın KURTOĞLU



tugaykartal
15 yıl önce - Çrş 07 May 2008, 10:45

Alıntı:
benim de sesim var
Doç. Dr. Serdar M. Değirmencioğlu
düt düt! ayaklı otobüs geliyor!
Evet, yanlış okumadınız. Ayaklı otobüs! Her durakta duruyor ve bekleyen her çocuğu alıyor. Bilet, para, hiçbir şey istemiyor. Çocuklar bindikçe ayakları çoğalıyor. Bu otobüsün çevreye hiç zararı yok; ne egzoz dumanı, korna sesi var, ne de kaza yapma olasılığı. Yani bu otobüs bildik otobüslerden çok farklı. Yalnızca farklı değil; aslında çocuklarla okulun arasına araç girmemesi için, trafiğin azalması için düşünülmüş.
Ayaklı otobüs, yürüyen bir otobüs. Aynı çevrede oturan ve okula yalnız gidemeyecek çocukların okula birlikte yürümesini teşvik etmek ve kolaylaştırmak için düşünülmüş. Bir öğrenci kervanı yani. Ayaklı otobüste yolcuların güvenliğini gözeten biri önde biri arkada, en az iki yetişkin oluyor. Kimi ülkelerde bu kişilere otobüs benzetmesine uygun olarak, "sürücü" ve "biletçi" de deniyor.
Neden gerekli?
Büyük kentlerde çocukların karşısına çıkan en büyük tehlikelerden biri, trafik. Elbette, yaya veya bisiklet trafiği değil; motorlu araç trafiği. Motorlu araçlar birçok "teknoloji harikası" gibi, getirdikleri yararı aşan zararlara sahip. Dünyanın birçok yerinde motorlu araç trafiğini asgariye indirmek için çaba gösteriliyor.
Motorlu araçlar sanki bu araçları kullanan sürücülerin birbirlerine yabancılaşmaları için düşünülmüş. Sürücüler birbirleriyle konuşamıyor, hatta çoğu zaman birbirlerini göremiyorlar. Araçlar büyüdükçe onları yönetmek zorlaşıyor ve araçlar daha tehlikeli oluyor. Gemilerin kıyıya yaklaşırken, uçakların havalanmadan veya piste çıkmadan, yerde hareket ederken çarpışmasına bu nedenle sık rastlanıyor.
Bunlar yetmezmiş gibi kimi aracın içinde belki radyo açık, belki yüksek sesle müzik çalınıyor. Sık sık sürücü cep telefonuyla konuşuyor. İşte görüşün daraldığı, iletişimin ve dikkatin bu denli azaldığı bir ortamda, yani trafikte çocuklar bulunmamalı. Dahası, çocuklar daha küçük ve sürücünün onları görmemesi de söz konusu.
Diğer yandan, büyük kentlerde araç trafiği tehlikeli olmanın ötesinde gerginlik ve yorgunluk kaynağı. Araçların yoğun olduğu bölgelerde iki adımlık mesafeyi alamayan araçlar hem içindekileri hem de yıpratılıp duran dünyayı yıpratıyor. Durum böyleyken, çok değerli oldukları söylenen çocukları bu dert torbası trafiğe sokmak ne kadar akıllıca olabilir ki?
Bu otobüs çok yararlı
Ayaklı otobüsün yararları çok. Öncelikle ayaklı otobüs mahalle okuluna uygun bir uygulama. Çocukların yakınlarındaki bir okula gitmeleri, hem trafiğe maruz kalmamaları, hem trafikte geçirecekleri zamanı daha verimli kullanmaları, hem de daha çok uyumaları demek. Eğer sabah çok erken saatlerde otobüse binen, servis bekleyen veya otobüste ya da serviste içi geçip uyuya kalmış çocuklar gördüyseniz, bunu hemencecik anlayabilirsiniz.
Mahalle okuluna gitmek, mahalle ile bağların güçlü olması demek. Ayaklı otobüs çocukların yürürken çevrelerini tanımaları, çevredekilerin de onları tanıması demek. Ayaklı otobüse mahalleden el sallanması, tek tek geçen çocuklara el sallanmasından daha sık görülüyor. Çocuklara el sallamak, "günaydın" demek, pek fark edilmese de, o mahallede yaşayan herkese yararlı. Bilen bilir, bir mahalleyi mahalle yapan aslında çocuklardır.
Yürümek aslında araç kullanmanın, park edilmiş araçların ve trafiğin engellediği doğal bir gereksinim. Çocukların okula yürümesi onların sağlığı açısından da iyi. Trafikten uzak kalmak aslında daha çok oksijen demek. Eğer uzun süre trafikte veya benim gibi bir minibüs dolusu çocukla bir tünelde kalırsanız bunun önemini hemen kavrayabilirsiniz.
Okula birlikte yürümek, çocukların örgütlü davranmaya alışması ve kendilerine biraz daha fazla güvenmeleri de demek. Diğer öğrencilerin yakınlarını tanımaları ve onlarla aralarında bir güven ilişkisi oluşması demek. Okula anne veya babası ile yürüyen çocuklar ayaklı otobüse kolayca uyum sağlayabilir. Birlikte yürümek, çocukları da onlara eşlik edenleri de güçlendirecek bir uygulama.
Çocukların okula yürüyerek gelmesi, okulun çevresine daha az araç gelmesi ve çevrenin daha güvenli ve temiz olması demek. Harcanan onca yakıtın, servislere harcanan onca paranın tasarrufu demek. Yolları kuşatan servis araçlarının azalması demek. Araçların çocukları ve toplumu kuşatmadığı bir kenti düşünmek bile güzel.
Çocuklar trafikten hiç hoşlanmıyor!
Bu hafta, çocuklar için çocuklar ile bölümünde, "Benim de Sesim Var – Sesimi Duyun Kampanyası" na katılan çocukların Başbakan'a yazdıkları ve zamanın Başbakanı'na iletilen mesajlardan alıntılar var. Bu mesajlar, trafik konusunda en çok ses çıkaran, en kalabalık kentte, İstanbul'da yaşayan çocukların mesajları.
"Size bu mektubu yazıyorum. Çünkü size istediklerimi seslendirmek istiyorum. Ben trafikle ilgili bir şey söyleyeceğim. Trafik ışıklarının çoğalmasını istiyorum. Çünkü birçok kazalar oluyor. O yüzden çok üzülüyorum... Saygılarımla, iyi günler dilerim. İnşallah isteklerimi yaparsınız."
"İstanbul'da çok fazla trafik kazaları oluyor. On dakikada gideceğimiz bir yere neden bir saatte gidiyoruz? ... Her yere trafik ışıkları konması gerekir."
"Türkiye'nin her yerinde, her gün birçok trafik kazası olmaktadır. Büyük can ve mal kaybına sebep olan bu kazaların önlenebilmesi için gerekli çalışmaların hızlandırılmasını ve gereken tedbirlerin alınmasını bir yurttaş olarak sizden istiyorum."
"İstanbul'da çok trafik var. Bu trafik insanların bir yere gitmelerini engelliyor. Ve trafikler birçok kazaya neden oluyor."
"İyi günler sayın Başbakan. Benim sevdiğim birçok şey var, sevmediğim de birçok şey var. Ben önce sevdiğim bir şeyi söyleyim. Çocuklar için birçok okul açılması beni çok mutlu ediyor. Bir de hoşlanmadığım şeyler var sokak mahalle ve parklar çok pis bunun yanında kazı çalışmaları okullar açıldığında başladığı için okula zaman zaman geç kalıyoruz, trafik kazaları çok fazla oluyor. Benim söyleyeceklerim bu kadar tekrar iyi günler."
"Ben denizlerin temizlenmesini ve trafikin açılmasını istiyorum..."
"Benim sizden istediğim birkaç güncel konu var. Bunlar dediğim gibi güncel olaylardan... Biliyorsunuz Türkiye'nin trafik sorunu gittikçe artıyor. Her gün bir insan araba alıp trafiğe çıkıyor. Bunun için de biraz da trafiğe önem verilmelidir..."
"Küskünlük, dargınlık, trafik kazasını sevmiyorum, bunların hiçbirisini istemiyorum..."
http://www.evrensel.net/ekhaber.php?haber_id=30168


Yazgan Bilge
15 yıl önce - Prş 08 May 2008, 17:14



bulent.u
15 yıl önce - Çrş 21 May 2008, 11:50



FıratKaradağ

15 yıl önce - Çrş 21 May 2008, 12:47



Akın Kurtoğlu

14 yıl önce - Cum 12 Eyl 2008, 00:47



sayfa 1
ANA SAYFA -> ULAŞIM