Ana Sayfa 1 milyon Türkiye fotoğrafı
Lazlar Kimdir?
123 ... 242526   sonraki »

ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
cevap yaz
sayfa 1
emrullah
11 yıl önce - Çrş 23 Nis 2008, 17:48
Lazlar Kimdir?


Lazlar hakkında, gerek popüler düzeyde gerekse yazılı metinler (resmi metinler, akademik çalışmalar, araştırma niteliğindeki eserler vs.) düzeyinde ciddi bir yanlış bilgilenme olduğu görülmektedir. Daha açık bir ifadeyle, Laz terimiyle neyin kastedildiğine ve dolayısıyla Lazların kim olduğuna dair birçok farklı nedenden kaynaklanan ve bir akademik çalışmada göz ardı edilemeyecek derecede önemli bir karışıklık mevcuttur. Lazların kim olduğunu ve dolayısıyla da kim olmadıklarını anlamak için ilk olarak Laz terimine yüklenen anlamları gözden geçireceğiz.

Laz teriminin içeriğine dair karışıklık bir ölçüde, Lazlara dair tarihsel bilgilerimizin eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Laz terimi, yabancılar için Pont (Karadeniz) halklarını topluca ifade eden bir terim iken, o yörede yaşayanlar tarafından da tamamen Bizanslaşmış, Grekçe konuşan Pontiklerden (Rhomaioi) ayırt etmek üzere, yeterli derecede Bizans kültürü almamış Lazları işaret etmekteydi.


Alıntı:
Anadolu’da, Laz terimi, Karadeniz bölgesinde yaşayan bütün grupları ifade eden ortak bir addır. Türkiye’de, bölge dışından olan çoğu kişi için bu tanım Anadolu’nun diğer yerlerinden farklı olarak algılanan bir bölgesel birimi ifade eder. “Açık olan şudur ki, diğer Anadoluluların gözünde, Rize bölgesinde yaşanlar kendilerine hiç benzememektedirler: yiyecekleri, giysileri, konuşmaları, evleri vs. hepsi farklıdır


Alıntı:
Bölge dışında, Karadenizliler bir kimlik ifadesi olarak Laz olduklarını söyleler. Ancak bölgede yaşayanlar için Laz, daha doğudakilerdir. “İstanbul'da Samsunlular ve Sinoplular dahil bütün Karadenizlilere Laz derler; Sinoplular Samsunlulara, Samsunlular Trabzonlulara, Laz derler. Trabzonlular da Rizelilere Laz derler.


Alıntı:
Laz teriminin birçokları için birden fazla anlamı vardır ve Türkiye’deki kullanılış biçimiyle “Laz terimi yalnızca bölgenin etnik ve linguistik özelliklerini gizlemeye hizmet etmiştir.


Alıntı:
Türkiye’de ortalama bir birey için Laz Karadeniz şivesi konuşan herkestir. Minorsky, İslam Ansiklopedisi’ndeki Lazlar maddesinde bu konuya açıklık getirmiştir.

Laz tabiri, Türkiye’nin garbında, fark gözetilmeksizin, Karadeniz’in cenüb-i şarki kısmındaki ahaliyi ifade için kullanılır, halbuki hakikatte, kendilerine laz diyen ve Lazca konuşan halk bugün Hopa ve Pazar (=Atina) kazalarında oturmaktadır. Batum’un cenübunda az sayıda laz vardır ki, bunlar Türk hududunu Sarp (Çoruh munsabının cenübü)’a 16 Mart 1921 tarihli Türk-Rus Anlaşması gereğince Türkiye’ye alındılar.


Alıntıların Kaynağı : http://forum.ordu52.com/viewtopic.php?t=14840


abhazyalı ugur
11 yıl önce - Çrş 23 Nis 2008, 17:50

Abhazalarla akraba olduklarını duymuştum.Belkide aynı koldanlar



MURAT ÇELİK

11 yıl önce - Çrş 23 Nis 2008, 18:04

benim bildiğim lazlar karadeniz bölgesinde yaşayan son derece milliyetçi, TÜRKLÜKLERİYLE VE İMAN dolu kalpleriyle bu güzelim ülke içih her zaman canını seve seve feda etmiş ve her zamanda feda etmekten kaçınmayan, masmavi deniz ve yemyeşil doğa ile yoğrulmuş anadolunun bağrında renkli kültür ve sıcakkanlılığıyla yaşamı sürdüren, FATİH SULTAN MEHMET HAN'ın hanımının soyundan olan MÜBAREK ÜLKEMİN değerli ve saygın insanlarıdır....

seran çam
11 yıl önce - Çrş 23 Nis 2008, 18:06

Bildiğim kadarıyla antik çağdan beri Trabzon, Rize ve Artvin illerinin bir bölümü ve Gürcistanın küçük bir kısmında yaşayan halktır . Osmanlılar döneminde Lazistan adıyla idari birimdi .

SERCAN CAN
11 yıl önce - Çrş 23 Nis 2008, 19:01

sanırım rum olabilirler.kültürleri ve oyunları biraz olsun yunanlılarla benzerlik taşıyo.hatta yunanlılar horonu kendi halk oyunları olarak görüyo.bunun en yakın örneği 2 sene önceki yunanistanın eurovisyon parcasınında horon oynamaları.bide gecmişte orda trabzon rum imparatorluğunun kurulmuş olması bunun ayrı bı kanıtı.



yusuf ülkü
11 yıl önce - Çrş 23 Nis 2008, 19:06

Bana Trabzonlu bir arkadaşım, "Laz, Pontus Rumlarından kalanlara denir, bizler Laz değil, Karadenizliyiz" demişti.

Buraksavas76
11 yıl önce - Çrş 23 Nis 2008, 19:09

Rize'nin Pazar ilçesinden başlar genelde sahil kesiminde yaşarlar. Rize'nin sırasıyla doğuya doğru Pazar,Ardeşen, Fındıklı, Artvin'in Arhavi ve Hopa ilçelerinde yaşarlar.Gürcistan içlerine kadar yaşadıkları Coğrafya devam eder.Ençok BATUM 'da. Rize'nin Hemşin ve Çamlıhemşin ilçeleri ve Artvin'in Hopa Hemşin denen kısmında yaşayanlar ise. Tamamı müslüman olmuş ve Ermeniliklerini kaybetmiş Türk vatandaşlarıdır. Lazlar ne Rumdur ne Ermeni, Kafkasya Kökenli Gürcü ve Megrellere yakın bir ırktır.

Buraksavas76
11 yıl önce - Çrş 23 Nis 2008, 19:19

Alıntı:
Bana Trabzonlu bir arkadaşım, "Laz, Pontus Rumlarından kalanlara denir, bizler Laz değil, Karadenizliyiz" demişti.

LAZLARIN EN ÇOK GURUR DUYDUKLARI ŞEY TÜRK VE MÜSLÜMAN OLMAKTIR.
Senin o arkadaşına gelince Trabzon ve Rize merkez de yaşayanlar genelde ÇEPNİ Türkleridir. Çoğuda sonradan o bölgeye gelmiştir. Fatih Sultan Mehmet özellikle Trabzonu fethettikten sonra.
Karanmanoğlu beyliği dağıtıldıktan sonra Konya çevresinden de Trabzona çok göç olmuştur.
Lazların o bölgede yaşamaları Türk kavimlerinin OrtaAsyadan göçlerinden çok daha öncedir.


Hüseyin C
11 yıl önce - Çrş 23 Nis 2008, 19:21

Lazlar, Megrelce ve Gürcücenin de üyesi olduğu Güney Kafkas dil ailesinden bir dil olan Lazca konuşurlar. Rize ve Artvinin bazı ilçelerinde yaşamaktadırlar ve müslümandırlar, rumlarla ve ermenilerle bir ilgileri yoktur. Hemşin ve Çamlıhemşinliler ise Laz değildirler onlar tamamen ayrı bir etnik grup olup "Hemşinli" olarak bilinirler, Hemşinlilerin dilleri incelendiğinde Ermeniceye yakın olduğu görülmüştür ama onlar da müslümandır ve kendilerini ermeni saymazlar. Mesut Yılmaz ve Murat Karayalçın Hemşinlidir.

En son Hüseyin C tarafından Çrş 23 Nis 2008, 20:23 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi


Çetin KOŞAR

11 yıl önce - Çrş 23 Nis 2008, 19:42

(...)
Ve çok uzak,
çok uzaklardaki İstanbul limanında,
gecenin bu geç vakitlerinde,
kaçak silâh ve asker ceketi yükleyen laz takaları :
hürriyet ve ümit,
su ve rüzgârdılar.
Onlar, suda ve rüzgârda ilk deniz yolculuğundan beri vardılar.
Tekneleri kestane ağacındandı,
üç tondan on tona kadardılar
ve lâkin yelkenlerinin altında
fındık ve tütün getirip
şeker ve zeytinyağı götürürlerdi.
Şimdi, büyük sırlarını götürüyorlardı.
Şimdi, denizde bir insan sesinin
ve demirli şileplerin kederlerini
ve Kabataş açıklarında sallanan
saman kayıklarının fenerlerini
peşlerinde bırakıp
ve karanlık suda Amerikan taretlerinin önünden akıp
küçük,
kurnaz
ve mağrur
gidiyorlardı Karadeniz'e.
Dümende ve başaltlarında insanları vardı ki
bunlar
uzun eğri burunlu
ve konuşmayı şehvetle seven insanlardı ki
sırtı lâcivert hamsilerin ve mısır ekmeğinin
zaferi için
hiç kimseden hiçbir şey beklemeksizin
bir şarkı söyler gibi ölebilirdiler...
(...)

/Nazım Hikmet/Arhaveli İsmail’in Hikayesi



sayfa 1
123 ... 242526   sonraki »
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET