1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 4  |
 |
Orhan Kınık
13 yıl önce - Cum 13 Ağu 2010, 02:35
Geçen yaz Osmaniye Karaçay üzerinde yaklaşık 20 metre yükseklikten akan şelaleleyi çekmek için yeğenimle birlikte yaya olarak yola çıkmıştık. Şelaleye araçla gidecek yol yoktu, dolayısıyla bizde Karaçay'ın yatağını takip ederek kimi zaman suya batarak, kimi zaman yarlara tırmanarak ulaşmaya çalışmıştık.
Yaklaşık 4 saatlık bir yolculuktan sonra şelaleye 20 metre kala tüm patika yollar bitmişti. Şelalenin sesini duyuyorduk ama önümüzdeki kıvrımlı kaya şelaleyi görmemizi engelliyordu. Suyun yatağı daralmş ve boyumuzu geçecek şekilde derinleşmişti. Ne yaptıysak şelalaeye ulaşmamız ve ufak da olsa görüntü alamız mümkün olmadı. Onca yorgunluk ve gayret hüsranla sonuçlanmıştı.
En son Orhan Kınık tarafından Cum 13 Ağu 2010, 11:30 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
|
 |
Haldun Turan
13 yıl önce - Cum 13 Ağu 2010, 02:44
(+)
Ana sayfaya çıkmış bu fotoğrafımı çekerken ne kadar iştahlı bir şekilde çiğ köftelere baktığımı tahmin edebilirsiniz.Annemin yaptığı çiğ köfteler bu foto çekildikden kısa bir süre sonra bitmişti
|
 |
SADIK KÖKÖZ
13 yıl önce - Cum 13 Ağu 2010, 13:40
İshak Paşa Sarayı
Doğubayazıt ilçe merkezine 7 km. uzaklıkta, eski doğubayazıt'da ayakta kalabilen, tarihin en muazzam yapılarından biridir. çolak abdi paşanın 1685'de yaptırmaya başladığı saray, bir asır sonra 1784'de ii. ishakpaşa tarafından bitirilmiştir. yüksek bir kaya kütlesinin üzerinde, vadiye ve ovaya muhteşem bir kartal yuvası gibi bakan yapıda osmanlı, fars ve selçuklu mimarisinin özelliklerini bir arada görmek mümkündür. yapı, saraydan öte bir külliyedir ve bu özelliğiyle topkapı sarayından sonra ikinci sarayımızdır.
saray, su ve kanalizasyon şebekeleri, kaloriferli ısıtma sistemiyle birlikte, yalnızca mimari plan bakımından değil, aynı zamanda taş ustalığı, duvar süslemeleri bakımından da sanat tarihçilerinin ve tarihsel bir atmosferi yaşamak isteyenlerin ilgisini çekmektedir. ne var ki bu büyüleyici yapının som çelik ve kabartmalı altın kaplama kapısı 1828'deki işgal sırasında ruslar tarafından sökülerek moskova'ya götürülmüştür.
Geride kalanları görme fırsatımız oldu bu hafta sonu. Havası çok temiz ama çok soğuk
Kışın ishakpaşayı ziyaret edecekseniz çok sıkı giyinmenizi ve yanınıza bol bol selpak mendil almanızı şiddetle öneririm )
Çekimlerden sonra çarşı merkezinde Yöresel ev yemekleri yapan yerlerden akşam yemeği yemeyi ve özellikle pasajları gezmeyi unutmayın
(+)
|
 |
mstfkonya
13 yıl önce - Cum 13 Ağu 2010, 14:25
Ben de çektiğim ama daha sonra anlatacağım yaşanmış olaylar sonucunda silinen fotoğrafımın hiayesini anlatmak istiyorum.. Bundan 6-7 ay kadar önce Aksaray'a bir işim için gittiğimde, "şu Adliye'nin de bir fotoğrafını çekeyim" dedim.. Nerden de dedim
Fotoğrafı çektikten sonra bir tane adam bana doğru yürümeye başladı.. Geldi yanıma,buyrun dedi,hayırdır, neden çekiyorsunuz Adliye'nin fotoğrafını? Ben de; kekeleyerek hiç,öylesine çekiyorum dedim..
"İzin aldınız mı dedi" adam.. Ben de: "hayır, ne izni?" dedim.. "O halde, benle gelin" dedi ve beni girişteki polislerin olduğu bölüme götürdü..
Neyse oraya gittik ve üstümü aradılar, daha sonra da kimsin falan dediler.. Ben de stajyer avukatım dedim.. Bana dedi ki: Stajyer avukatsanız izinsiz adliye fotoğrafı çekilemeyeceğini bilirsiniz
Sonra polis gbt me falan baktırdı e fotoğrafları sildirdi bana daha sonra da salıverildim
Allah razı olsun beni içeri atmadılar
|
 |
SADIK KÖKÖZ
13 yıl önce - Cum 13 Ağu 2010, 17:12
Uzun yıllardır fotoğraf çekiyorum.
Ama baktım ki çok değer verdiğim sevdiklerimi fotoğraf konusunda yalnız bırakmışım.
Ayvalıkdayız. Dayım ve yengem ikiside öğretmen emeklisi . Hadi gelin sizin aşk kokan bir fotoğrafınızı çekeyim dedim.
Önce çekindiler Sonra nasıl olacak dediler.
Güneşe bakın gerisini bana bırakın dedim.
Mekan : Ayvalık Cennet Tepesi ( Gün Batımı )
Ufak birde şiir gerekirdi bu fotoğrafa
Aşk bazen bir heyacan
Aşk kahramanlıktır
Aşk deliliktir
Aşk kırılmaktır
Aşk üzülmek
Aşk bölüşmek
Aşk gülüşmek
Aşk aglamaktır
Aşk papatya yolmaktır
Aşk çimenlere uzanmaktır
Aşk yıldızları saymaktır
Aşk yagmur da ıslanmak
Aşk salıncakta sallanmak
Aşk Evlendikten 40 yıl Sonra Güneşin Batışını İzleyebilmektir........
(H.Poyraz-Ş.Poyraz)
Teşekkürler...
Ayvalık Cennet Tepesi 2010 Temmuz
(+)
|
 |
Husnu Kursun
13 yıl önce - Cum 13 Ağu 2010, 18:54
Bir bebek doğar, yavrunuz olur, gözleriniz yaşlarla dolar ama sadece iki damladır çünki sevinç göz yaşlarıdır onlar. Yananğızdan dudaklarınıza süzülür, dilinizin ucunla temizlersiniz, tuzludur tadı, işte o an bir gülümseme gelir dudaklarınıza, baba olduğunuzu anlarsınız. Gün gelip bu yavrunun yuvadan uçacağını çok iyi bilirsiniz. Bunun içindirki tatlı anılar yaratmak istersiniz, yuvadan uçup gittiğinde hatırllarmak ve yavrunuzun güzel anılarına sımsıkı sarılmak için. Işte böyle kendimi melankolik hissettiğim bir anda beni düşüncelerimden sıyırıp, tekrar mutluluğa döndüren bir gülümseydi bu çektiğim resim. Paylaşmak istedim.
En son Husnu Kursun tarafından Cum 13 Ağu 2010, 22:35 tarihinde değiştirildi, toplamda 4 kere değiştirildi
|
 |
mlh27
13 yıl önce - Cum 13 Ağu 2010, 19:37
bende sizlere bu fotoğrafımla ilgili anımı anlatmak istiyorum bu fotoğrafları çekerken hayatımda hiç olmadığı kadar ölüm korkusunu yaşadım ve bir o kadarda terledim...
(+)
Geçen hafta ingilizce dersi gördüğüm kurstaki öğretmenlerle birlikte otobüse bindik ve Rumkale gezisine çıktık. saat 10 civarıydı Rumkaleye vardık ve orada branç yapmayı düşündüğümüz için hiç birimiz birsey yememiştik. arkadaşlar kahvaltı hazırlarken bende daha önce çıkmayı istediğim ama fırsat bulamadığım tam Rumkale'nin karşısındaki dimdik duran dağlara bakıyorumdum ki tam o sırada iki tane benim gibi çılgın genç geldi (birisi fotoğraftaki arkadas oluyor) ve çıkalımmı kardeş dediler bende dünden arıyordum zaten hiç yok demedim hadi hemen tırmanmaya baslayalım dedim çıkmaya başladık ama çıkarken ben yükseklik fobim oldugunu tamamen unutmustum fotoğraf sevdası yüzünden dağın yarısını tırmandık fakat arkamı dönüp aşşağıya baktıgımda başım döndü resmen ve içime korku düştü. ama yinede caymadım devam ettik tırmanmaya.. en üst kısmına dogru yaklastıgımızda hiç dermanımız kalmamıstı ve orada biraz dinlendik aynı zamandada ben bu kareleri yakaladım.. dağa tırmanırken kendimize bir yol cizmistik bizim hesabımıza göre cıktıktan sonra tepenin arkasında dag yolu vardı ve inerken biz o yolu kullanacaktık. tepeye cıktıktan sonra tam sevinmistim kii kurtulduk diye ama ta kii o tepenin arkasında dimdik bir ucurum oldugunu görene kadar
vesselam öyle böyle Allahında yardımıyla aşşagıya hiç bakmadan kayalara tutuna tutuna ellerime kollarıma dikenler bata bata sağ salim inmeyi başardım ama aşşagıya indiğimde ayaklarım tutmuyordu...
buda bana hayatımda aslaa unutamayacagım bir fotoğraf aşkı hikayem oldu...
|
 |
SADIK KÖKÖZ
13 yıl önce - Pts 16 Ağu 2010, 23:48
Malatyadan Elazığa Geçiyordum
Allah kabul etsin Tam Elazığ il girişinde bir köy de namazımı kılmak için Girdim.
Bu Köyün adı Kesikköprü Köyü.
Caminin tam karşısın da gençler bir çukurda top oynuyorlardı.Dikkatimi çekti.
Kaptım makinayı gittim yanlarına.
Önce azcık sohbet ettik.
Burası onların deyimiyle KesikKöprü Stadı
Hatta bunu duvara bile yazmışlar...
Oynadıkları çukur küçük baş hayvanların tutulduğu bir çukur .
Yerler tezek için de...
Futbol oynadıkları yer çimler yada toprak saha değil tamamiyle tezek dolu bir yer..
Ama futbol heryerde aynı futbol ...
İşte O an....
(+)
|
 |
Ramazan DOĞAN
13 yıl önce - Sal 17 Ağu 2010, 00:34
Bu aralar beni uçak fotoğrafı çekme merakı sardı..
Tabi havalimanlarında uygun noktaları bulmak çok zor ve yasak olduğundan, bize de, havalimanı dışındaki en yakın noktalardan, pisti en iyi gören yerleri arayıp bulmak kalıyor..Sabiha Gökçen'de fotoğraf çekmek için E5 tarafındaki pist ucu civarındaki varoş tabir edebileceğimiz mahallelerde pist yer yer görülebiliyor..Yalnız oralarda da sokaklarda oynayan o kadar çok çoluk çocuk var ki, onlarla mı uğraşacaksınız, fotoğraf mı çekeceksiniz, şaşırıp kalıyorsunuz..
Bugün de iş çıkışı, Sabiha Gökçen'deki uçak trafiğinin en yoğun olduğu 18:00-20:00 saatleri arasında fotoğraf çekmek için kendimce uygun bir yer buldum..Arabamdan elimde makineyle iner inmez afacanlar etrafımı sardılar..
Abi gazeteci misin? Niye fotoğraf çekiyorsun? Bizi de çeker misin? gibi soru yağmuruna tutuldum..
Onlara gülmekten ve cevap vermekten, kaç tane uçağın fotoğrafını çekmeyi kaçırdım bilmiyorum..
Kardeşim zaten acemiyiz, uçaklarda öyle hızlı (haliyle tabi ) gelip geçiyorlar ki...
En sonunda onları da çekmem için o kadar yalvardılar ki, hem gönülleri olsun, hem de beni rahat bıraksınlar diye bir poz çekeyim bari dedim..Beni bi daha nerde görüp de fotoğraflarınıza bakacaksınız diyorum, abi sen bizi arar bulursun diyorlar Allah Allah yaa
Çektiğim ilk poz da deklanşöre basmamla hepsi birden uygunsuz bir hareket yapmasınlar mı? Ne zaman sözleştiniz be afacanlar anlamadım ki...Zor durumda olduğumu gören bir mahalleli amca gelip çocukları azarladı..Ben de bu yaptıklarının çok ayıp olduğunu anlattım...Terbiyesizler sizi dedim..
Onlar da bir daha yapmicaz diye söz verdiler de şu pozu çektim..Tabi ilk pozu hemen sildim..
(+)
Güçlükle kendimi arabama atıp, oradan kaçtım..Bi daha da oraya gidersem..
Havalimanının TEM tarafındaki varoşları denicem...
|
 |
selmankahya
13 yıl önce - Sal 17 Ağu 2010, 12:26
2009 yazında tatil için Antalya, Kemer, Çıralı sahilini seçmiştik arkadaşlarla. Temmuz'un 7'sin başlayıp 3 gün süren tatilimiz boyunca doğa, tarih, kum, güneş hepsini bir arada yaşadık. Denize girdik, Olimpos'u gezdik, yanartaşa çıktık, bedenen yorulduk ama ruhen dinlendik.
Fotoğrafın hikayesi Yanartaş'a çıkış gecesiyle ilgili...
Bir yöreye tatile gittimiz zaman öncelikle yapılması gereken daha önce orada tatil yapan kişilerden bilgi almak olmalı. Daha önce o bölgede hiç tatil yapan arkadaşınız yoksa mümkünse gidilmemeli. Bir kurban seçin o gitsin daha sonra siz gidin.
Neyse Çıralı'daki 3 günlük tatilimize o kadar çok şey sığdırmaya çalıştıkki sonun bitip tükendik. Çıralı'ya giden her turist gibi bizde Yanartaş'a çıkmak için yanıp tutuşuyorduk (Sonunda sıcaktan yandık tabi). 2. gün sabah kahvaltısından sonra kaldığımız pansiyonun sahibine "yanartaş'a nasıl gideriz diye sorduk. Adam "Yanartaş'a şimdi çıkılmaz, herkes gece çıkar oraya, gece daha güzel olur, hava daha serin olacağı için çıkması rahat olur" dedi. Bizde madem akşam çıkacağız o zaman bu gün Olimpos'u gezelim, düşüncesiyle! düşüncesizce 3-4 saat kadar süren bir Olimpos gezisi yaptık. Ardında "akşama daha çok var birazda denize girelim" dedik attık kendimizi sahile!
Akşam yöredeki marketten ufak! bir el feneri (o kadar ufaktıki yarım metre önümüzü zor gösteriyordu) ve maret mangal sucuk! aldık güya ateşte pişirip yiyeceğiz. Neyse lafı fazla uzatmayalım akşam güneş batarken Yanartaşa doğru yola koyulduk. Bir süre araba ile gittikten sonra asıl tırmanış parkuruna geldik. Bu arada hava iyice kararmaya başlamıştı.
Gerçekten bize anlatıldığı gibi bir sürü turist yanartaş'a çıkmak için geceyi seçmişti. Ama bizimle biraz farkları vardı. Öncelikle hepsi bizimkisinin 10 katı büyüklüğünde el feneri ve ellerinde 2 litre su gelmişlerdi.
Tırmanış parkurunun başlangıcındaki görevlilere "ne kadar çıkacağız" diye sordum. Adam "900 metre kadar tırmanacaksınız" dedi. Hava sıcak, elimizde su yok, hava karanlık el feneri ufacık. Zaten olayın kabusa döneceği o anda belliydi ama biz yinede hadi bismillah deyip yola koyulduk. Merdiven merdiven, merdiven..... 900 metre boyunca merdiven çıkıyorsunuz, hava çok sıcak, nemden nefes alacak haliniz kalmamış birde 125 kg iseniz vay halinize. Sabah 4 saat kadar yürüdükten ve 3 saat denize girdikten sonra birde bu merdivenleri çıkmak hayatımdaki yaptığım büyük hatalardan biriydi.
Üzerimizde kuru yer kalmamış bir şekilde yorgunluktan hatırlayamadığım bir süre sonunda Yanartaş'a vardık. Bırakın elbiselerimi su geçirmez! diye aldığım çantanın içindeki makina bile terlemişti. 15-20 dakika makinanın kurumasını bekledim. Fotoğraf çekmek için büyük hayaller kurmuştum, hatta gece düzgün çekim yapmak için yanımda tripod almıştım, ama o kadar yorgundumki hiç çekmemiş olmaktansa diye 2-3 kare fotoğraf çekip "hadi inelim diye tutturdum. Fotoğraflar kötü olduğu için siteye yüklememiştim.
İşte fotolardan 2 tanesi;
(+)
(+)
O sıcakta, o yorgunlukla çıktığımız yanartaşta ne fotoğraf çekebildim ne de çıktığımdan bir şey anladım. Hatta yemek için aldığımız sucuklar bile geri geldi.

|
 |
sayfa 4  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|