sayfa 1  |
 |
Gülümhan
15 yıl önce - Cum 18 Nis 2008, 17:36
Fotoğrafların Hikayesi.. Gel Sen Ne Çektiğimi Bir de Bana Sor...
Sitemizdeki üyelerin büyük bir bölümü fotoğraf çekiyor. Ama bu seyrine doyamadığımız fotoğrafları çekerken biz neler çekiyoruz. Eminim zorlu ama bir o kadarda tebessümle okuyacağımız anılarımızı burada paylaşacağız...
(+)
Geçen yıl gerçekleştirdiğimiz Büyükada buluşmasında, faytona binmezsek olmaz dedik. Yanımda sitemiz üyelerinde Beyzamünevver, eşi Aydın,köpekleri Paspas ve oğluşum Ekoşum var...Büyükada'ya ilk ziyaretimdi. Haliyle etrafa bakarken, fotoğraf karesi arıyorum. Yukardaki kareyi çekmeme 10 m varken faytonun tepesinde dizlerimin üzerine oturdum. Manuel ayarları yapmaya başladım. Ancak bu arada denge kurmak zordanda zor. Tam kareyi çekerken fayton biraz hızlandı. O sırada deklanşöre bastım ama yeri boylamama ramak kalmıştı. Neyseki aşırı bir sendelenme sonucu dengemi sağladım. Hem düşmemiştim. Hemde güzel bir kare yakalamıştım...
|
 |
Okhan
15 yıl önce - Cum 18 Nis 2008, 18:26
Taşlık Burnu Feneri'nin fotoğrafını çekmek için gittiğimde, sağolsun iklim ve yol şartları beni oldukça süründürmüştü. O başlık atında biraz yakınmıştım, bu başlığa uyar bence :
Buraya gitmek gercekten zor, fenere Karaöz'den oldukca kötü bir toprak yol gidiyor. Akrabalar tek başına bu sıcakta gitme etme diye dil dökerken ne olacakmış yahu amma büyüttüler diyerek inat edip gitmiştim. Tabi insan varınca anyayı konyayı anlıyor. Yol o kadar kötüydü ki, bir yerden sonra arabayi kenara cekerek yürümeye basladim. Öğlen vakti antalya sıcağında 3 km kadar böyle yürüdükten sonra, ormanin icinden yokus yukari 2 -3 km'lik keci yolu gibi dar bir patika yol cikiyor. Yol oldukca tenha bir yerde. 5-6 km'lik yolda tek bir Allah'in kuluyla karsilasmadim, yukarida da zaten hic kimse yok. Yolda gördügüm üc kaplumbaga, iki de yilan disinda sohbet edecek biri yoktu, zaten onlar da cevap vermedi, pek sosyal ortama alisik olmadiklari belliydi yani. Patika yolun sag tarafi ucurum, tepenin rakimi 227 m. Siz siz olun buraya gidecek olursaniz yaniniza birini alin, ne olur ne olmaz, ayaginiz falan kaysa yardim edecek kimse yok. Ha bir de su falan iyi olur, onu bile düsünememisim. Dogrusu ben fenerin orada bir calisan falan olur, biraz sohbet eder bir cayini icip inerim diye düsünmüstüm ama dedigim gibi yukarida in cin top oynuyor. Ama varınca da muhteşem bir manzarayla karşı karşıya kalıyor insan. Tek başıma o tepede fotoğraflarımı çektikten sonra bir ağacın gölgesinde iki saat kadar oturup dinlenerek adaları izlemiştim, o yorgunluğa değmişti doğrusu.
(+)
|
 |
kemalsoylemez
15 yıl önce - Cum 18 Nis 2008, 18:35
Güzel bir başlık olmuş.
Biraz sakar, biraz maceracı bir fotoğrafçı olduğumdan buraya epeyce mesaj gönderirim artık.
(+)
Yukarıdaki kareyi Maltepe Camisinin minaresinden çektim. Önce cami görevlisine fotoğraf çekmek istediğimi söyledim. "Naaapçan fotoğrafı yiğenim" sorgusunu izleyen "oh oh ne güzel, gençlerimiz faideli şeylerle meşgul oluyorlar" muhabbetinden sonra cami görevlisi minarenin kapısını açtı, bana cep telefonu numarasını verdi.
İşin bitince ararsın kapıyı açarım deyip beni minareye kilitleyip gitti.
Ben bir buçuk saate yakın çekim yaptım. Kartlarım dolduktan sonra görevliyi arayıp kapıyı açtırmak istedim. Ama nafile... Cep telefonumun şarjı bitmişti. Yavaş yavaş kıvranmaya başladım. Namaz saati geçtiğinden camide kimse yoktu. Minareden imdat diye bağıramayacağımdan dolayı aşağı indim ve 10x30cm ölçülerindeki havalandırma deliklerinden bakıp çevreden geçenlere seslenmeye başladım. Millet sesimi duyuyordu ama beni göremiyorlardı. En sonunda bir kızcağız gördü ve cami görevlisine haber verdi. Hayatım kurtuldu.
Anafikir: Minareye çıkacaksan telefonunun şarjı dolu olacak vesselam.
|
 |
MeteHan!
15 yıl önce - Cum 18 Nis 2008, 19:04
Benim hikayem çok uzun değil.Bu fotoğrafı piyale paşa bulvarında çektim.Bulvarda araçların hızı minimum 70km,kuzenime hemen sağa doğru yanaş ve yavaşla dediğimde bir an afalladı ama fotoğraf makinamı lalelerden yapılmış bayrağa çevirince derdimi anladı...
Yanımızdan geçen araçlar epey korna çaldılar ama kayıtsız kalınacak bir manzara değildi.Biraz daha dik bir yamaç olsa daha iyi çekilirdi ama neyse artık...
(+)
|
 |
osman 42
15 yıl önce - Cum 18 Nis 2008, 19:14
Bugün Bu Fotoğrafı Adliye binası önünde çekerken başımıza gelmedik kalmadı . Fotoğraftaki polis bize neden izinsiz çekim yapıyorsun diye hesaba çekiyor Tabi hemen amirini arıyor ve durumu izah ediyor tabiki amiride bir daha izinsiz çekmesin diyor ve bizleri salıveriyorlar tabiki ...
(+)
|
 |
ŞAFAK
15 yıl önce - Cum 18 Nis 2008, 21:00
Oğlumun aşağıda vereceğim linkteki model otomobillerinin resimlerini ben çekmiştim.Resimleri evimin giriş koridorundaki halıyı katlayıp arabayı yere koydum ve bende yere boylu boyunca uzandım.Resimleri çekiyordum ki birden daire kapısı açıkmış eve en sevdiğim ama aynı zamanda sosyeteden bir arkadaşım ailesiyle giriverdi.Eşim balkondan geldiklerini görmüş ve buyrun kapı açık demiş içeriye girdiklerinde gördükleri manzarayı buyrun siz tahmin edin 45 yaşında bir adam önünde oyuncak(model)bir araba ve yerde upuzun yatıyor.İzah etme gereği bile duymadım çünkü ne söyleyeceğimi bilmiyordum
işte link
http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=45998& ...;start=110
ve işte o resimlerden birkaçı
|
 |
veysel kaya
15 yıl önce - Cmt 19 Nis 2008, 12:00
Sizlerinki de birşeymi?WowTurkey'in zararları başlığındaki yazım.
| Alıntı: |
Belkide siteden benim kadar zarar gören olmamıştır.Şu an evimde dudaklarım şiş dişlerim kırık bir şekilde iyileşmeyi bekliyorum.Herşey Ahmet Barış Işıtan denen üyenin ulubat gölündeki günbatımı fotoğraflarını görmemle başladı.Bende aynı pozları yakalarım diye haftasonu göle gittim.Nitekim aynı pozları yakaladım.Sonrasında akşam karanlığında arabamla evime dönerken 8-10 kişilik iki araçlı bir grup önümü kesip burada ne arıyorsun diyerek yüzüme bira şişeleriyle vurdular.
Sonuç olarak 3 kırık diş,2 patlak dudak,2 günlük rapor ve birsürü günbatımı fotoğrafları.
Bu fotoğrafları siteye koydum mu?Tabiiki koydum.
Bu sadece bir tanesi. |
(+)
|
 |
Rasimm
15 yıl önce - Cmt 19 Nis 2008, 18:43
Rüzgarlı bir Karaman gecesinde çektiğim bir fotoğraf.
Karşıda görünen sarı binanın üzerinde bir reklam afişi var. Ben ne zaman pozlamaya başlasam rüzgar çıkıyor, gökyüzüne doğru havalanıyordu. Ayrıca kullandığım tripod minik olduğu için fotoğraf makinam haliyle rüzgardan etkileniyordu. Tam 45 dk. sonunda ancak bu kadar düzgün bir şekilde görüntüleyebildim.
Sabah uyandığımda oldukça hastalanmış vaziyetteydim
(+)
|
 |
emrullah
15 yıl önce - Cmt 19 Nis 2008, 19:38
Benim hikayem abilerim ablalarım kadar olmasada nacizane bir hatıramız var hani
Ben aslında elinde makina olan ve her dakika fotoğraf çeken biri değilim ama bir gün makinam elimde Şişliden başladım çeke çeke Nişantaşı,Maçka ve en son İnönü statının önüne kadar geldim.Kendi kendime dedim gelmişken İnönüyüde çekeyim ;görevlilerin bulunduğu bir yer var idi orada gittim oraya dedim abi(yalanda konuştum tabi orada ) ben il dışından geldim yarın memlekete döencem bi kaç fotoğraf çekebilirmiyim.Adam beni bi güzel tersledi bende hiç bişey demedim eyvallah dedim dışarı çıktım ama içimde gıpta kaldı.Çünkü adamın bana olan hitabı grurumu incitmişti ve ben çekicem ulen bu fotoları bugün dedim.Stadın etrafında bir iki tur attım ve ışıklandırma direkleri gözüme çarptı hemen,basamaklıydı dedim çıkayım ona çekeyim bi kaç foto neyse çıktım bi tanesine tam çekiyom aşşağıdan bi adam bağırıyo ;inlan aşşağı eşşolusu
felan saydırıyo baktım adam iyi niyetli değil yavaştan bi kaç kare aldıktan sonra aşşağı indim.
İnerken düşünüyom kaçsammıııııı yoksa adamla konuşup kendimi izahmı etsem.Dedim kendi kendime demin insan gibi konuştunda ne oldu kaç git dedim neyse tam atlamalık yere geldim atladım ve topuk en son hatırladığım taksimdeki Akm merkeziydi Gümüşsuyu dikini nasıl çıktığımı hatırtlamıyorum.Sonra oturdum kendi kendime güldüm sonrada yoluma devam edip yine hayatın akışına bıraktım kendimi.
(+)
|
 |
kemalsoylemez
15 yıl önce - Cum 25 Nis 2008, 13:30
Daha önce "Fobileriniz neler?" başlığında paylaştığım bir anı:
| Alıntı: |
Sevgili Faruk Öncan ile günün birinde küçük bir pırpır uçakla fotoğraf çekme şansı yakaladık. Havaalanına gidene kadar bana uçaktan nasıl korktuğunu, ilk uçuşunu ve bu korkuyu yenmek için yaptıklarını anlattı. Bende içimden "yav koskoca adam uçaktan neden korkar" diye düşünüyordum.
Minik uçağımıza bindik ve İstanbul semalarında fotoğraf çekmeye koyulduk.
Bilin bakalım ne oldu?
Ortaköy üstlerine geldiğimizde uçağın kuyruğunun bir bölümü koptu.
Biz heyecanlı bir şekilde zorunlu inişe geçtik. Uçağın dönmesini sağlayan kuyruk parçası koptuğu için ilk denemede pisti ıskalayıp ikinci kez denedik ve güç bela iniş yaptık. Yerdeki teknisyenler kefeni kıl payı yırttığımızı söylediler.
|
Kuyruğun koptuğu anlarda çektiğim bir fotoğraf:
(+)
Uçağın hasarlı halini gösteren fotoğraflar da var ama verdiğimiz sözden dolayı bunları paylaşamıyorum.
|
 |
sayfa 1  |