Oncedende dedim ve yine diyorum, enflasyonun halen 8ler civarinda olmasinin en buyuk nedenlerinden biri halen ev sahibi esnaflarimizdan olusuyor. Inanmasi halen imkansiz gibi, yavas yavas ev ipotekleri yerini alirken halen kiralar senelik bazinda 20% kusur artiyor. Zamanindada dedim, devletin belirli bir taban gostermesi lagzim burada, ama bunun icinde anlasmalarin daha sıkı yapilmasi gerekiyor. Ama tabiiki alan memnun satan memnun... Kiralamayan olsa kiralarda bukadar artis icinde olmaz. Inanin bu enflasyona cok agir basiyor. Dusunebildigim tek avantaj ise bu konuda cok hizli buyuyen Turk ekonomisine bir nevi fren olarak islemesi, dengeyi bulmak tabiiki cok onemli.
Çin, Hindistan, Brezilya, Rusya, Endonezya, Meksika ve Türkiye'nin oluşturduğu E7 ülkeleri, (emerging economies-gelişmekte olan ülkeler) 2050 yılında açık arayla dünya ekonomisinin lideri olacak. ABD'li araştırma ve denetim şirketi PriceWaterHouse Coopers tarafından hazırlanan rapora göre, E7 ülkeleri 21'inci yüzyılın ortasında G7 ülkelerinin ekonomik büyüklüklerini yüzde 75 oranında geçmiş olacak. Nitelikli çalışanın önemine dikkat çekilen raporda, Batı ülkelerinde nitelikli çalışan sayısının acil olarak artırılması gerektiğine işaret edildi.
ŞİRKETLER YER DEĞİŞTİRİYOR
Şirketlerin, nitelikli çalışan açığı yüzünden merkezlerini Batı ülkelerinden başka ülkelere kaydırdığı kaydedilen raporda, özellikle düşük ya da orta düzeyde niteliklere sahip olan çalışanların işlerini kaybetme tehdidi yaşadıkları dile getirilerek, bu işlere Batılı ülkelere çalışmaya gelen nitelikli göçmenlerin alındığı belirtildi. Raporda ayrıca, avukatlar, denetmenler, bankacılar ve finansal uzmanlar gibi yüksek niteliklere sahip çalışanların maaşlarında da düşüş yaşanabileceği vurgulandı. Bu düşüşün nedeni olarak ise, 'daha düşük maaşa çalışabilecek, eşit niteliklere sahip, çalışma hırsı olan ve çok iyi İngilizce bilen göçmenlerin sayısındaki artış' gösterildi.
Böyle bir grubun oldugunu hic duymamistim ama hep istiyordum Türkiyenin bu ülkelerle böyle bir birlik kursun. Aslinda bu ülkeler daha cok beraber calisirsa (vergi kaldirimi, teknolojide isbirligi) G7 ülkelerine karsi daha güclü hale geleblirler!
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Başkanı Kemal Derviş, Türk Lirası'nın dolar karşısındaki aşırı değerlenmesine dikkat çekerek, "Kur alarm veriyor. Bu kura artık müdahale edilmeli" dedi.
(+) [/url]
Lira çok değerli, müdahale şart
2001'de temeli atılan ekonomik programın mimarı BM Kalkınma Programı Başkanı Kemal Derviş Türk Lirası'ndaki değerlenmenin alarm verdiğini belirterek, "Kura artık müdahale edilmeli" dedi.
Temeli 2001'de atılan bugünkü IMF destekli ekonomik programın mimarı Kemal Derviş, değerli TL'nin önemli bir sorun olduğunu belirtti. Türkiye'nin ekonomik hayatına bundan beş yıl önce 2001 krizi ile birlikte giren dalgalı kur ile ilgili tartışmalar artmaya başladı. Tartışmaya en son katılan isim olan Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Başkanı Kemal Derviş, Türkiye'de aşırı değerli TL sorunu yaşandığını ve çeşitli araçlarla bu duruma müdahale edilmesi gerektiğini bildirdi. CNN Türk'e konuşan Kemal Derviş, dalgalı kur sisteminde çok radikal bir oynama yapmamakla birlikte artık müdahale etmenin zamanının geldiğini belirtti. Bugünkü tehlikenin 2001'dekinden farklı olduğuna dikkat çeken Derviş, şunları söyledi: "Bugünkü tehlike, aşırı değerlenmiş bir kurdur; 2001'in tam tersi.
Türkiye'de aşırı sermaye girişi ve aşırı değerli TL sorunu var. Bunun yanında ekonomide işsizlik ve para politikası ile ilgili problemler var."
BU CARİ AÇIKLA YAŞANMAZ
Bazı durumlarda piyasaların da büyük hatalar yapabileceğine işaret eden Derviş, "Bazen piyasalarla beraber hareket etmek yerine, onun yönünü belirlemek gerekir" diye konuştu. Derviş, reel sektörün mevcut seviye ile zorlandığına da dikkat çekerek, "Reel sektör 'Biz bu kurla yaşayamıyoruz, bize bir şeyler verin' diyor. Kur konusunda reel sektöre temel istikrarı bozmadan, yarışmacı kur açısından yardımcı olunmalı." dedi. Milli gelirin yüzde 6-7'sine ulaşan cari açığın rahatsızlık yaratabilecek bir boyuta ulaştığına da dikkat çeken Derviş, bunun devamının çok sakıncalı olduğunu kaydetti.
'Sıcak paradan vergi alınsın'
23 Eylül 2003'te Kemal Derviş, düşüş sürecindeki döviz kurlarının Türkiye ekonomisi açısından sıkıntı yaratacağını belirtmişti. Derviş, o dönem yaptığı açıklamada kurdaki düşüşün devam etmesi durumunda, bu sorunun olumsuz etkilerinin hemen olmasa bile orta ve uzun vadede hissedileceğini vurgulamıştı. Derviş'in yaptığı açıklamada sıcak para niteliğinde kısa vadeli ve spekülatif sermaye girişlerini caydırarak sınırlamaya yönelik olarak girişte uygulanacak vergi türünden bir önlem alınması önerisini gerirerek, "Bugünkü koşullarda bu doğrultuda zaman yitirmeden harekete geçilmesi yararlı olacaktır. Önemli olan üretim, istihdam ve uzun vadeli yatırımdır. Kısa vadeli spekülatif sermaye girişlerinin cazibesine kapılıp, esas hedefleri unutan bir politikanın tehlikesiyle karşı karşıya bulunmaktayız" demişti
Görev süresi 13 Mart’ta dolacak olan Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti’nin yerine kimin geçeceği netlik kazandı.
Zaman’ın edindiği bilgiye göre döviz ve para politikalarından sorumlu bankanın yeni patronu Doç. Dr. Erdem Başçı oluyor. Hazine’den sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan, konuyla ilgili kararnameyi imzalayarak Başbakanlık’a gönderdi. Bakanlar Kurulu’nun onayının ardından Başçı’nın atama yazısı Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’e sunulacak. Resmî işlemlerin tamamlanması halinde 40 yaşındaki Başçı, ‘en genç Merkez Bankası başkanı’ unvanına da sahip olacak.
Ekonomideki olumlu gelişmelere paralel cazibesi artan Türk Lirası'nın yatırım portföylerindeki yeri de artıyor. Bankalardaki YTL ve döviz mevduatları şubat sonu itibariyle yılın ilk iki aylık döneminde 2.6 milyar YTL artarak 228.6 milyar YTL’yle rekor düzeye ulaştı.
Ekonomi
9 Mart 2006
Enflasyon beklentisi yüzde 5.80'e indi
Merkez Bankası tarafından düzenlenen beklenti anketine göre, yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 5,81'den yüzde 5,80'e geriledi. Yılsonu cari işlemler dengesinde meydana gelecek açık beklentisi de gerileyerek 24 milyar 990,5 milyon dolara ind
PwC ARAŞTIRMASI: TÜRKİYE 2050'DE DÜNYANIN 12'İNCİ BÜYÜK EKONOMİSİ
Kişi başı milli gelir 41.930 $ olacak
Danışmanlık şirketi PwC'nin tahminlerine göre, Türkiye, 2050 yılında dünyanın 12'inci büyük ekonomisi olacak.
Cari milli gelirde (gayri safi yurtiçi hasıla bazında) 2005
yılında 20'inci olan Türkiye, 2006 yılında Belçika, İsviçre ve İsveç'i
geçip 17'inci, gelecekte de Hollanda, Avustralya, Kanada, Güney Kore,
İspanya ve İtalya'yı geride bırakıp, Fransa'nın ardından 12'inci
sırayı alacak. Bu dönemde Türkiye'yi sadece Endonezya geride
bırakacak.
Danışmanlık şirketi PricewaterhouseCoopers'ın (PwC) tahminlerine göre, 2005-2050 döneminde, sabit fiyatlarla, araştırmaya konu 17 büyük ülke içinden Hindistan yıllık ortalama yüzde 7,6, Endonezya yüzde 7,3,
Çin yüzde 6,3, Türkiye yüzde 5,6, Brezilya yüzde 5,4, Meksika yüzde
4,8, Rusya yüzde 4,6, Güney Kore yüzde 3,3, Kanada ve Avustralya yüzde
2,6, ABD yüzde 2,4, İspanya yüzde 2,3, İngiltere ve Fransa yüzde 1,9,
İtalya ve Almanya yüzde 1,5, Japonya ise yüzde 1,2 gayri safi yurtiçi
hasıla (GSYH) büyümesi gösterecek.
Dünyanın en büyük ekonomisi ABD, her ne kadar satın alma gücü
paritesiyle GSYH'de Çin'in gerisinde kalsa da, 2050'de, 2005 fiyatlarıyla 36,2 trilyon dolarlık GSYH ile liderliğini koruyacak. Çin, 29,9 trilyon dolarlık GSYH ile ikinci, Hindistan 20,2 trilyon dolarla üçüncü, Brezilya 8,4 trilyon dolarla dördüncü, Japonya 8 trilyon dolarla beşinci, Endonezya 6,4 trilyon dolarla altıncı,
Meksika 6,3 trilyon dolarla yedinci olacak. Meksika'yı, Rusya,
Almanya, İngiltere, Fransa ve Türkiye takip edecek.
45 YILDA HİNDİSTAN 27 KAT, TÜRKİYE 11,6 KAT BÜYÜYECEK
2005-2050 döneminde GSYH en fazla Hindistan, en az Japonya artıracak. Hindistan, GSYH'sini bu dönemde sabit fiyatlarla 27 kat, Endonezya 23,8 kat, Çin 15,6 kat çoğaltacak. Türkiye, 17 büyük ülke içinde GSYH artışında 11,6 katla dördüncü sırada yer alacak. Japonya ise bu dönemde GSYH'sini sadece 1,7 kat artırabilecek.
KİŞİ BAŞINA MİLLİ GELİR 41.930 DOLAR
Türkiye'nin kişi başına milli geliri de (GSYH bazında) 2005-2050
döneminde 4.925 dolardan 41.930 dolara çıkarak 8,5 kat çoğalacak. Bu
dönemde Hindistan milli gelirini 19,2 kat artışla 687 dolardan 13.160
dolara, Endonezya 17,8 kat artışla 1.233 dolardan 21.910 dolara, Çin
14,6 kat artışla 1.462 dolardan 21.400 dolara, nüfusu 39,9 milyon
azalacak olan Rusya ise 10,5 kat artışla 5.469 dolardan 57.560 dolara
çıkaracak.
DÜŞÜK NÜFUS ARTIŞI G-7'LERE DAHA FAZLA ZENGİNLİK GETİRECEK
Sanayileşmiş 7 büyük ülkenin üyesi bulunduğu G-7 ülkelerinden sadece ABD ve Japonya, en büyük 7 ekonomi arasında yer alabilirken, Almanya 9'uncu, İngiltere 10'uncu, Fransa 11'inci, Kanada 13'üncü, İtalya ise 15'inci sıraya düşecekler. Bu ülkeler içinde en hızlı büyümeyi GSYH'sini 2005-2050 döneminde 3,2 kat artıran Kanada'da
görülürken, bu ülkeyi 2,9 kat artışla ABD, 2,3'er kat artışla İngiltere ve Fransa takip edecek.
Buna karşın, düşük nüfus artışları nedeniyle G-7 ülkeleri zenginliklerine zenginlik katacaklar. Bu dönemde ABD'nin kişi başına GSYH'si 88.580 dolara, Kanada'nınki 89.800, İngiltere'ninki 77.410, Fransa'nınki 76.790, İtalya'nınki 74.810, Japonya'nınki 72.850, Almanya'nınki 69.170 dolara çıkacak. Bu rağmen halen hepsinden daha düşük kişi başına milli gelire sahip olan İspanya'nınki 83.880 dolara ulaşacak.