Ekonomide son iki yildir süren büyüme yavas yavas halka yansimaya basladi.Ne alaka diyeceksiniz ama kisisel hak ve özgürlükleri garanti altina alinmis bir toplum,sosyal ve ekonomik olarakta birbirine baglanir ve gelisir kanisindayim.Bunun en güzel örneklerinden biri ile ilgili bir haberi paylasmak istiyorum.
Alıntı:
Türk-İş Araştırma Merkezi'nce yapılan araştırmaya göre, 4 kişilik bir ailenin Ağustos 2005'te açlık sınırının 520.03 YTL'ye, yoksulluk sınırının ise 1580.64 YTL'ye gerilediğini bildirdi.
Açlık sınırı, geçen aya göre 10 YTL, yoksulluk sınırı ise yaklaşık 30 YTL azaldı. Araştırmaya göre, son bir yılda açlık sınırı 43 YTL 47 YKr, yoksulluk sınırı ise 132 YTL 12 YKr artış gösterdi.
Sebze ve meyvedeki nispi fiyat ucuzluğunun aile bütçesini rahatlatan ve aylık harcama tutarını gerileten unsur olduğu belirtilen araştırmada, çalışanlar ve emeklilerin satın alma gücünün aynı kalması nedeniyle fiyatlardaki yavaşlamanın yaşam şartlarında iyileşme sağlamadığı kaydedildi.
Rakamlar kücük görünebilir ama trendin düşüş göstermesi,bence günün haberi....
Not:Arastirmayi,bu gibi durumlarda hep elestirel dil kullanan sendikalardan birinin yapmis olmasi dikkate alinmali.Ilgili rapor icin ilgili link
Dün aksam yukaridaki yazimi "Türkiye'de güzel seyler oluyor" basligiyla acmistim ve moderatör arkadaslar bu baslikla birlestirme geregi duymuslar.Buraya kadari normal...
Anormalite ise şu:Bu sabah TGRT Haber de ayni haberi benim de kullandigim baslikla vermis Ciddi anlamda birilerinin wowturkey'i kaynak olarak kullanmaya basladigina inanacagim Yoksa biri bizi mi gözetliyor.Huhuuuu?????
Sebze ve meyvedeki nispi fiyat ucuzluğunun aile bütçesini rahatlatan ve aylık harcama tutarını gerileten unsur olduğu belirtilen araştırmada, çalışanlar ve emeklilerin satın alma gücünün aynı kalması nedeniyle fiyatlardaki yavaşlamanın yaşam şartlarında iyileşme sağlamadığı kaydedildi
Aynen katılıyorum. Bakın bazılarımız gelirlerinde iyileşmeye göre yorum yapıyor. Halbuki burada satın alma gücü ile şahsi gelirin artması birebir aynı değildir. Satın alma gücü aylık gelir artarakta olabilir, satın alınan mal ve hizmet fiyatının veya fiyatlarda ki artışın azalmasıyla da olabilir. Ama biz tek bir pencereden bakıyoruz. Paramız çoğalmamışsa güçsüzüz. Bu yanlış.
Şu anki tabloya baktığımızda evet bir güçlenme var fakat bu güçlenme yaşam şartlarında iyileşmeyi sağlamıyor. Çünkü fiyat artışı hala var. Farkı bir öncekine göre daha az artması yani enflasyonun düşmesi. Dolayısıyla fiyat artmasının yavaşlaması evet satın alma gücünü olumlu etkiler ama yaşam şartlarında iyileşme sağlamaz. Bunun mümkün olması için enflasyonun hiç olmaması lazım yada kişinin geliri artması lazım. Anlattıklarım "sabit gelir" varsayımına dayalı.
Diyelim ki gelir sabit değil artıyor ve fiyat artışlarında ki azalmadan daha fazla artıyor. İşte o zaman satın alma gücü yaşam şartlatında ki iyileşmeyi de beraberinde getirir.
Enflasyona girmişken bir kaç şey yazmak istiyorum. Benzin fiyatların da ki artış malum. Çoğumuz diyoruz ki " Bu nasıl enflasyon her hafta benzine zam geliyor ? Milleti kandırıyorlar" evet duygusallığınızı gayet iyi anlıyorum ama ithal ettiğimiz ürünlerin fiyatını uluslararası piyasa koşulları belirlemekte. Benzini alış fiyatı artınca bunun yansıması da elbette olacaktır. Dışa bağımlı olan ülkelerde enflasyon düşse de bu görülür. Bizim kendi piyasa kriterleri ile olan bir şey değil tamamiyle uluslararsı rekabet koşullarıyla ortaya çıkan fiyat. Oysa Türkiye piyasasında ki koşullar bu fiyat artışına müsait değildir. Enflasyonda Türkiye piyasasında oluşan fiyat artışları veya fiyat artışlarında ki azalışları ifade eder.
Hazine, nakit bazlı faiz dışı fazlanın 8 aylık dönemde 23.3 milyar YTL’ye ulaştığını açıkladı. Ağustos ayında ise faiz dışı fazla 6 milyar YTL olurken, nakit fazlası 942 milyon YTL düzeyinde gerçekleşti.
- Hazine nakit dengesi, Ağustos ayında 942 milyon YTL fazla verirken, faiz dışı fazla da 6 milyar YTL oldu. Ocak-Ağustos 2005 döneminde ise nakit dengesi 8.9 milyar YTL açık verirken, 23.3 milyar YTL faiz dışı fazla oluştu. Hazine Müsteşarlığı verilerine göre, Ağustos ayında nakit bazda toplam 13.7 milyar YTL gelir elde edilirken, 7.7 milyar YTL faiz dışı harcama yapıldı ve 6 milyarYTL faiz dışı fazla oluştu.
Toplam 5.1 milyar YTL faiz ödemesinden sonra, Hazine nakit dengesi 942 milyon YTL fazla verdi. Ağustos ayında, Özelleştirme İdaresi tarafından Hazine’ye finansman amaçlı kullanılmak üzere, 350 milyon dolar (460.7 milyon YTL) tutarında kaynak aktarıldı.
Ocak-Ağustos döneminde, nakit bazda toplam 84.4 milyar YTL gelir elde edildi, 61.1 milyar YTL faiz dışı harcama yapıldı ve 23.3 milyar YTL faiz dışı fazla oluştu. Bu dönemde toplam 32.2 milyar YTL faiz ödemesinden sonra Hazine nakit dengesi 8.9 milyar YTL açık verdi.
Bugun TV2 de Maliye Bakan inin yaptigi aciklamaya gore Faiz odemeleri asagidaki gibidir...
Alıntı:
Faiz giderlerindeki olumlu gelişme ile de 2003 yılı ağustos sonunda 43.9 milyar YTL, 2004 ağustos sonunda ise 40.5 milyar YTL faiz ödenmesine karşılık, bu yıl aynı dönemde 32.3 milyar YTL'lik faiz ödemesinde bulunulmuştur."
Bu Para Borclarimiz olmasaydi veya Az Olsaydi... Turkiyede Kaldigini Dusunun.... Ne Kalkinma olurdu.....
EYLÜL AYI PARA PROGRAMI GERÇEKLEŞMELERİ HAKKINDA TCMB'nin
BASIN DUYURUSU
4 Ekim 2005
I- Genel Değerlendirme
1. 2005 yılı para programı çerçevesinde, 26 Nisan 2005 tarihli Niyet Mektubu ile Eylül 2005 sonu için Para Tabanı ve Net Uluslararası Rezervlere performans niteliğinde, Net İç Varlıklara ise gösterge niteliğinde hedefler konulmuştur. Eylül ayı sonu itibariyle Net Uluslararası Rezervler ve Net İç Varlıklara ilişkin hedefler tutturulmuş, ancak Para Tabanı gerçekleşmeleri hedeflenen düzeyin üzerinde kalmıştır. Hedefler ve gerçekleşmelere ilişkin bilgiler aşağıdadır.:
II- Para Tabanı
2. Eylül ayı son beş iş günü ortalaması olarak hesaplanan Para Tabanı 26.835 milyon Yeni Türk Lirası olarak gerçekleşerek, 24.700 milyon Yeni Türk Liralık üst sınırın üzerinde kalmıştır.
3. Uygulanmakta olan para politikası, enflasyonun gelecekte izleyeceği seyrin hedeflenen enflasyon ile tutarlılığına göre şekillenmektedir. Bu nedenle, parasal büyüklüklerdeki gelişmeler sadece gelecek dönem enflasyonuna ilişkin içerdikleri sinyaller açısından değerlendirilmektedir.
4. Bilindiği gibi geçmişteki kronik enflasyon ortamında özellikle 1990’lı yıllarla birlikte parasal büyüklüklerle enflasyon arasındaki ilişki zayıflamıştır. Son yıllarda uygulanmakta olan programdan elde edilen başarılı sonuçlara bağlı olarak makroekonomik politikalara olan güvenin giderek yaygınlaşması ise finansal derinleşmeyi ve ters para ikamesini artırmıştır. Bu gelişmenin doğal uzantısı ise bu defa para talebinin reel olarak artması ve dolayısıyla tahmininin güçleşmesidir. Bu nedenle, 2001 yılından bu yana niyet mektuplarında gerektiğinde Para Tabanına ilişkin konulan hedeflerin gelişmelere koşut olarak gözden geçirilebileceği ifade edilmekte ve parasal genişlemenin enflasyonist olup olmadığı değerlendirilerek yıl içlerinde Para Tabanı hedefleri değiştirilebilmektedir.
5. 2002 yılından itibaren her yıl görüldüğü gibi, Para Tabanı 2005 yılında da hızlı bir şekilde artmaya devam etmiş, Haziran ayından itibaren 2005 yılı ikinci yarı hedeflerinin yenilenmesi gereği ortaya çıkmış, değişiklik konusunda IMF yetkilileri ile mutabakata varılmıştır. Ancak, IMF ile gözden geçirme çalışmalarının tamamlanamaması nedeniyle parasal hedeflerin yenilenmesi mümkün olmamıştır.
6. Bu noktada son dönemde Para Tabanındaki genişlemenin kaynaklarının ve bu gelişmelerin içerdiği sinyallerin iyi değerlendirilmesi gerekmektedir:
i) Enflasyon ve faizlerdeki hızlı düşüş, döviz kurlarındaki istikrar ve ekonomideki olumlu gelişmelerin devam edeceği beklentisinin, ekonomik birimlerin Yeni Türk Lirası taşıma ve kullanma alışkanlığını artırdığı bilinmektedir. Nitekim, Para Tabanının alt kalemlerinden emisyon hacmi, son beş iş günü ortalamalarına göre Eylül 2004 – Eylül 2005 döneminde yüzde 31 oranında artmıştır.
ii) Uygulanan ekonomik programa ve artan güvene bağlı olarak genişlemeye ve derinleşmeye başlayan mali sektörde yeni kaynaklar daha çok Yeni Türk Lirası yatırım araçlarına yönelmeye başlamış, ve bu süreçte banka mevduatları en büyük payı almıştır. 2005 yılında bankalararası mevduat rekabetinin ve göreceli olarak azalan likiditenin de etkisi ile Merkez Bankası faiz indirimlerine sınırlı tepki veren mevduat faizleri, diğer yatırım araçlarına göre yüksek kalmış; finansal derinleşmenin yanı sıra, özellikle banka dışı kesim Devlet İç Borçlanma Senetleri portföyünden mevduata yönelme gözlenmiştir. Para Tabanının alt kalemlerinden bankaların Merkez Bankası nezdindeki Yeni Türk Lirası mevduatları, son beş iş günü ortalamalarına göre Eylül 2004 – Eylül 2005 döneminde yüzde 35 oranında artmıştır.
iii) Böylece son beş iş günü ortalamalarına göre Eylül 2004 – Eylül 2005 döneminde Para Tabanındaki artış oranı yüzde 32 ile nominal milli gelir artış oranından daha fazla olmuştur.
7. Merkez Bankası, para talebindeki artışı, asıl olarak, ekonomideki istikrarın artmasının doğal bir sonucu olan sağlıklı bir gelişme olarak görmektedir. Bu çerçevede, son dönemdeki parasal genişlemenin enflasyonist olmadığı düşünülmekte, ancak orta ve uzun dönemli enflasyon eğilimi açısından vereceği sinyaller yakından takip edilmektedir.
III- Net Uluslararası Rezervler ve Net İç Varlıklar
8. Para programında performans kriteri niteliğinde belirlenen Eylül ayı sonu Net Uluslararası Rezervler alt sınırı 2.750 milyon ABD doları olarak belirlenmiştir.
30 Eylül 2005 tarihi itibariyle, Net Uluslararası Rezervler ve alt kalemlerine ilişkin gerçekleşmeler aşağıdaki tabloda gösterilmiştir:
(Milyon ABD doları)
Merkez Bankası Net Uluslararası Rezervleri (1) 28.551
Hazinenin IMF’ye borcu (2) 15.382
Hazinenin 1 yıldan kısa vadeli döviz cinsi borcu (3) 0.0
Program tanımı Net Uluslararası Rezervler (4=1-2-3) 13.169
Böylece, programda tanımlanan Net Uluslararası Rezervler 13.169 milyon ABD doları olarak gerçekleşerek, performans kriteri niteliğindeki 2.750 milyon ABD dolarlık alt sınırın üzerinde kalmıştır.
9. Para programında gösterge niteliğinde belirlenen Eylül ayı sonu Net İç Varlıklar üst sınırı 37.800 milyon Yeni Türk Lirası olup, hesaplama son beş iş günü ortalaması alınarak yapılmaktadır.
Söz konusu dönemde, Net İç Varlıklar ve alt kalemlerine ilişkin gerçekleşmeler aşağıdaki tabloda gösterilmektedir:
(Milyon YTL)
Merkez Bankası Net İç Varlıkları (1) 472
Hazinenin IMF’ye borcu (2) 23.229
Hazinenin 1 yıldan kısa vadeli döviz cinsi borcu (3) 0
Program tanımı Net İç Varlıklar (4=1+2+3) 23.701
Böylece, söz konusu dönemde Net İç Varlıklar ortalaması 23.701 milyon Yeni Türk Lirası olarak gerçekleşerek, gösterge niteliğindeki 37.800 milyon Yeni Türk Liralık üst sınırın altında kalmıştır.
10. Merkez Bankası’nın döviz alım ihale programının oldukça üzerinde döviz alması sonucu Net Uluslararası Rezervlerin öngörülerden fazla artması, buna bağlı olarak Net İç Varlıkların da hedeflenen düzeyin oldukça altında kalması, Merkez Bankası bilançosundaki gelişmelerin sağlıklı olduğunu ifade etmektedir.
30 Eylül 2005 tarihi itibariyle, Net Uluslararası Rezervler ve alt kalemlerine ilişkin gerçekleşmeler aşağıdaki tabloda gösterilmiştir:
(Milyon ABD doları)
Merkez Bankası Net Uluslararası Rezervleri (1) 28.551
Hazinenin IMF’ye borcu (2) 15.382
Hazinenin 1 yıldan kısa vadeli döviz cinsi borcu (3) 0.0
Program tanımı Net Uluslararası Rezervler (4=1-2-3) 13.169
Merkez Bankasinin gecen ayki Uluslar arasi Rezervleri Cok daha Yukarilarda oldugunu hatirliyorum, Internet de Bir Basin Kurulusunun Sayfasinda okumustum.....
Bu Basin Kuruluslarinada hic guven olmuyor...............
En son Tunc tarafından Çrş 05 Ekm 2005, 15:42 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Daha önce bahsedildi ise kusura bakmayın, gözümden kaçmış olabilir.
EVDS, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası bünyesinde toplanan ve/veya üretilen istatistiki verilerin dileyen herkese internet ortamından dağıtımını sağlayan dinamik ve etkileşimli veri dağıtım sistemi. Verilere erişim için konu başlıklarına tıklayın. Farklı frekanslara dönüşüm ve detaylı kullanım için "GENEL İSTATİSTİKLER" seçeneğine tıklayabilirsiniz.
ekonominin önceki dönemlere göre iyiye gittiği bir gerçek ama bunun özellikle memur kesimine yansıması henüz gerçekleşmedi.Kağıt üzerinde bazı rakamlar iyi birşeyleri anlatsa da benim maaşım tam 2 yıldır hemen hep ayni duruyor.Günlük hayattaki asıl masraflar son 2 yılda pek de yerinde durmadı.Domatesin,mandalın fiyatıyla bu işler hesaplanıyorsa bir yanlışlık var demektir.Ben de 10 kalem şey yazayım buraya bakalım enflasyon yüzde kaç çıkacak.Dünyanın kaç ülkesinde gelire göre böyle vergiler alınıyor insanlardan?Ya da şunu tartışalım mı sizlerle;bu ülkede devlet çalışanlarına ne kadar adil davranıyor ekonomi konusunda?