Bugünkü Milliyet gazetesinde bir yazı vardı.Geçen gün yapılan bir röportajda sa_bancı grubu başkanı eknominin iyi yönde olduğunu buna karşılık Ankarada ATO başkanı Sinan Beyin de durumun vahim olduğu yönündeki açıklamalarını belirtmiş.
Kafam çok karışık?Bir veriye bakarsanız durum iyiye gidiyor ama diğer eldeki veriler durumun tam tersini söylüyor.
Hayır, geçen gün Maramara üni. Ekonomi Prof.larından bir tanesi durumun kötü, bir başkası iyi olduğunu söyledi.Akedemisyenler de dahil olmak üzere ekonomi görüşleri ikiye ayrılmış durumda. Siz ne düşünüyorsunuz?
bunun sebebi, ekonominin cok kompleks bir seyin olmasindan kaynaklaniyor. sadece bir veya iki veriden cok fazla bir sey cikartmak mümkün deyil. Su an Türkiyenin en büyük sorunlarindan biri olarak cari acik gözüküyor. Hatta arjantin ile mukayese ediliyor. ancak arjantinde, cari acigin finansmani bizimkinden farkliydi. onlarinki daha kisa vadeliydi, Türkiye ise bu konuda (su an) biraz daha rahat. Maalesef bir yanlis yanilgi da, enflasyonun istihdam ile bir korelasyon icinde oldugudur. Bu yüzden sikca "enflasyon düsüyor, neden issizlik hala yüksek" gibi endiseler dile getiriliyor. Ancak enflasyonun en azindan uzun vadeli bakarsak, istihdami artiracak bir mekanizma deyildir. Bir baska yanilgida, enflasyonun düsüklügü neden cebimize fazla para getirmemesidir. Türkiyenin yapmasi gereken daha cok sey var, bana göre en önemlisi, vergi-toplama sisteminin bir an önce gelismis ülkelerdeki seviyesine getirmesi. cünkü bir ülkenin en büyük kaynagi vergilerdir. Bu konuda da artik halkimizin bir zihniyet deyisikligine de ihtiyaci var diye düsünüyorum.
Çorum'un Mecitözü İlçesi'ne bağlı Sülüklü Köyü civarında yüksek kaloriye sahip büyük bir kömür rezervine rastlandığı açıklandı.
Demiray Export Madencilik Genel Müdürü Yaşar Demiray, maden arama ruhsatı ve 50 kişilik mühendis kadrosuyla Sülüklü Köyü ve civarında 4.5 yıldır kömür rezervi aradıklarını belirterek, “Bazı bölgelerde yerin 3 metre altında kömür bulduk, yaklaşık 150 metrede istenilen kalitede kömüre ulaşacağımıza inanıyorum” dedi.
Bölgede şantiye ve tesislerin yapımına başladıklarını anlatan Demiray, şunları kaydetti:
“5 ayda 150 metreye erişebiliriz. Konveyör sistemiyle yer altından çıkarılacak kömürleri yıkama tesislerinde yıkadıktan sonra mikro dönüşüm sistemiyle AB normlarına uygun hale getirerek kalıplayacağız. Tesis tam kapasitede çalışmaya başladığında yaklaşık 5 bin kişiye istihdam sağlanacak. Bölgedeki kömür, 4 bin 500 ile 7 bin kalori arasında değerlere sahip. En aşağı damarda ithal kömür kalitesinde kömür çıkabilir.”
Türkiye'de kömür açığı olması nedeniyle pazar sorunu yaşamayacaklarını kaydeden Demiray, AB normlarına göre üretilecek kömürün ihraç da edileceğini sözlerine ekledi.
AA
Bu Basligi Ekonomi ile ilgili oldugu icin Ekononi haberleri kismina ekledim, Ayrica bir baslik acmak gereksiz diye dusundum...
Zamaninda Mugla / Gokovaya Polonyalilar tarafindan Termik santral yapildi. Turizm bolgesi olan ve Gokovada Bulunan bu termik santral hem cok cirkin goruntu sergilemekte, Hemde. Calisan makina ve Trubinlerin sogutma islemi, Oren - Cokertme arasinda bulunan kisimdan denizden saglanmakta .. Santralden cikan su direk olarak denize verilmektedir.... Corumda boylesine bir rezervin bulunmasi cok sevindirici bir haber. Ekonomik olarakda buraya yapilacak olan tesislerden corum halkida Istifade edebilmesi cok iyi olur...
Bugünkü Milliyet gazetesinde bir yazı vardı.Geçen gün yapılan bir röportajda sa_bancı grubu başkanı eknominin iyi yönde olduğunu buna karşılık Ankarada ATO başkanı Sinan Beyin de durumun vahim olduğu yönündeki açıklamalarını belirtmiş.
Kafam çok karışık?Bir veriye bakarsanız durum iyiye gidiyor ama diğer eldeki veriler durumun tam tersini söylüyor.
Hayır, geçen gün Maramara üni. Ekonomi Prof.larından bir tanesi durumun kötü, bir başkası iyi olduğunu söyledi.Akedemisyenler de dahil olmak üzere ekonomi görüşleri ikiye ayrılmış durumda. Siz ne düşünüyorsunuz?
Aynı verilere bakarak 2 farklı sonuç çıkarmanın tek açıklaması var: Siyaset
Siyasetten kastım parti işleri değil, her türlü siyaset.
Ekonomi hakkında sendikacı konuşur, politikacı konuşur, iş adamı konuşur, ihracatçı konuşur, altında siyasi nedenler yatar fakat İktisatçıların siyasi kaygılar güderek konuşması çok vahimdir. Ne yazık ki bizde böyle çok iktisatçı var.
En meşhurları, bir şirkete hazırladığı uzun vadeli raporda, yatırım ortamının gayet elverişli olduğunu yazıp gazetede her gün kriz gününü tahmin etmeye çalışan iktisatçıyla, 2 tane tv kanalı olan ve Hollanda'dan aldığı Prof. Dr. ünvanıyla ortalarda dolaşan siyasi parti başkanı-hoca'nın etrafında dolaşan Marmara Üni'li profesor. Yazıklar olsun bunlara.
Bugünkü Milliyet gazetesinde bir yazı vardı.Geçen gün yapılan bir röportajda sa_bancı grubu başkanı eknominin iyi yönde olduğunu buna karşılık Ankarada ATO başkanı Sinan Beyin de durumun vahim olduğu yönündeki açıklamalarını belirtmiş. Kafam çok karışık?Bir veriye bakarsanız durum iyiye gidiyor ama diğer eldeki veriler durumun tam tersini söylüyor.
Sevgili M.Ali Kafan hic Karismasin. Her konuda oldugu gibi Bu konudada iki taraf var dir yoksa tartismadan dogru bulunamiyor. (denge saglaniyor) Sen ise, Bence Kendi acindan , Ailen acisindan, Cevren ve Ulken acisindan bak. Dogrulari kendin bulabilirsin, Ato baskani Senelerdir Bu konularda hangi hukumet olursa olsun farketmiyor. Hep genelde eksiler uzerine konusuyor. (Benim dusuncem) Kendi uyelerine biseyler kopartmak icin. Koltugunda kalmak icin, Basarili olmak icin. (Ah birde onlar Tusiad gibi degiskenligi duzene oturmus dinamik olarak degisen baskanlik secimine girsede) Yeni gelecek baskanlarin ve genclerin fikirlerini goruslerini ogrensek. sanirim bu gidisle koltuklarinda oturarak Sayin Demireli gececekler....
Her ilde Ticaret odasi var, Ankaradaki Sanayi; Kocaeli, Gaziantep, Istanbul a Nazaran daha dusuk olmasina ragmen, Medyatik kisiligi ve sorulara verdigi cevap Uslubu nedeni ile hep goz onunde. Asil konusmasi gerekenler neden susuyor acaba, veya soyle diyelim, Medya neden digerlerinin goruslerini pek Basliklara tasimiyor.
Merkez Bankası'nın yılın ikinci çeyreğindeki gelişmeleri değerlendirdiği Para Politikası Raporu yayımlandı.
Rapora www.tcmb.gov.tr/research/parapol/ppr-temmuz2005.php adresinden ulaşılabilinir.
TÜRKİYE İÇİN 2005 YILI TURİZM AÇISINDAN ÇOK VERİMLİ GEÇİYOR = Artiş % 25,9 wooaaw !!!!!
Turizm açısından 2005 yılı, Türkiye'de oldukça iyi geçiyor. Bir önceki yılın aynı dönemine göre ilk yedi ayda Türkiye'yi ziyaret eden turist sayısı yüzde 25.9 artarak 11 milyon 700 bin kişiye ulaştı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Mustafa İsen, uzun zamandır yapılan yatırımların sonucunu aldıklarını söylüyor.
PROF. DR. MUSTAFA İSEN: Türkiye 1983 yılından itibaren planlı turizm çerçevesi içinde ciddi turizm çeşitlikleri sağlayarak çok iyi bir altyapı oluşturdu ve bu altyapı giderek özel sektör tarafından da benimsenen ve özel sektör aracılığıyla da yürütülen önemli bir hedef haline geldi. Buna ilave olarak Doğu Akdeniz'in son yıllarda artan cazibesini de eklemek gerekir ve bu çerçeve içinde Türkiye'nin, dünya turizm örgütü tahminlerine göre 2010 yılında 17 milyon turist ağırlaması gerekiyordu. Oysa biz, 2004 yılında 17.5 milyon turist ağırlayarak bu işi altı yıl önceden bir anlamda egale etmiş olduk.
RADYO: Bu yıl şu anda ağustos ayına gelmiş olmamıza rağmen 12 milyon turist Türkiye'ye geldi. Sürdürülen kampanyaların, yabancı ülkelerde sürdürülen kampanyaların etkili olduğunu söylemek mümkün mü?
PROF. DR. MUSTAFA İSEN: Kuşkusuz Türkiye, bu noktada 50 milyon dolarlık bir tanıtım bütçesi kullanıyor. Bu başka ülkelerle mukayese edildiğinde büyük bir rakam değil, ama efektif bir kullanımla gerçekten pastayı büyütmesini başardı. Burada en büyük paylardan bir tanesi de, Türkiye'yi bir kez ziyaret eden insanların çevrelerine Türkiye hakkında olumlu bir mesaj vererek, gönüllü bir tanıtım elçisi konumuna bürünmüş olmalarıdır. Biz, turizmi sadece bir ekonomik girdi sağlayan bir sektör olarak görmüyoruz. Turizm aynı zamanda küreselleşmenin en önemli enstrümanlarından birisi ve ülkelerin tanıtımı konusunda da doğrudan doğruya etkili bir faktör.
RADYO: Sayın Prof. Dr. Mustafa İsen, zaman zaman turizmle ilgili krizler de oldu bu dönemde. Özellikle son altı ay içerisinde turistik yerlerde bombalar da patladı. Ama bunlar uluslararası basın kuruluşlarında, uluslararası medyada büyümedi. Özel bir halkla ilişkiler yöntemi mi izliyorsunuz bunlar için?
PROF. DR. MUSTAFA İSEN: Biz, elimizden geldiği kadar bir kriz önleme yönetimi izliyoruz, ama burada bizim yönetimin başarısı kadar uluslararası kurum ve kuruluşların terörizm karşısında aldıkları tavır da son derece önemlidir. Bu iki faktör biraraya gelince, gerçekten karşı karşıya kaldığımız krizleri bir anlamda fırsata dönüştürdük diyebilirim.
RADYO: Turizm sektöründe, gerek otelciler olsun gerekse turizm operatörleri olsun, özel sektörle ilişkileriniz nasıl?
PROF. DR. MUSTAFA İSEN: Şu kadarını söyleyeyim, Türkiye'de bürokrasiyle özel sektör arasındaki ilişkileri en iyi olan kurum, Kültür ve Turizm Bakanlığıdır. Yani neredeyse bu noktada bütün faaliyetlerimizi el ele yürütüyoruz ve karşılıklı anlayış içinde bütün sorunlarımızı en seri bir biçimde çözmenin yollarını arayıp buluyoruz.
RADYO: Kültür ve Turizm Bakanlığının kısa ve orta vadedeki projeleri hakkında biraz bilgi verebilir misiniz? Önümüzdeki yıllarda Türkiye'nin çeşitli turizm alanlarını, örneğin kongre turizm alanını, din turizm alanını geliştirmek için neler yapıyorsunuz?
PROF. DR. MUSTAFA İSEN: Kuşkusuz bu konuda son derece planlı bir çalışma gerçekleştiriyoruz. Türkiye, bugüne kadar turizmdeki başarısını büyük ölçüde kültür turizmi çerçevesinde yürütmektedir. Bu hepimizin bildiği gibi sezona bağlı bir faaliyettir. Oysa biz çalışmalarımızı 12 aya yayabilecek bir çerçevede yürütüyoruz. Ben şu anda Türkiye'nin Hatay kentindeyim ve burayı bir turizm şehri haline getirmek için bir çalışma yürütüyoruz. Bu gibi faaliyetleri Türkiye'nin hemen hemen her bölgesinde gerçekleştirerek, Türkiye'de kültür turizmini, yayla turizmini, sağlık turizmini, kış turizmini ve benzeri daha spesifik alanlardaki turizm faaliyetlerini bütün dünyaya duyurma çabası içindeyiz.
Türkiye kültürel bakımdan bu manada gerçekten dünyanın en zengin ülkelerinden birisidir. Bu zenginlikleri biraz daha geniş kitlelere duyurabildiğiniz takdirde Türkiye, hem turizm çeşitliliği sağlamış olacak hem de daha kaliteli turist çekme imkanını elde edecek.
Türkiye’nin en büyük işçi sendikaları konfederasyonu Türk-İş, Ağustos ayında açlık sınırı olarak da adlandırılan dört kişilik bir ailenin asgari gıda harcamasının Temmuz’a göre yüzde 1.89 azalarak 530 YTL’den, 520 YTL’ye gerilediğini açıkladı.