1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 1  |
| Toplutaşımacılık, Gerçekten de Düşük Gelirlilere mi Yöneliktir? |
| Evet, parası az olanlar toplutaşımayı kullanırlar. |
 
|
22.9% |
[19] |
| Hayır, toplutaşıma gelir düzeyine bakılmaksızın kullanılan bir sistemdir. |
 
|
74.7% |
[62] |
| Toplutaşıma da ne? Ben köyde yaşıyorum. |
 
|
2.4% |
[2] |
|
| Toplam Oy : 83 |
|
 |
Akın Kurtoğlu
15 yıl önce - Cum 04 Nis 2008, 19:47
İST » Toplutaşımacılık, Gerçekten de Düşük Gelirlilere mi Yöneliktir?
| Alıntı: |
| Yasadigim 10 yilda Londra'da normal bakim disinda hic bir karayolu yatirimi gormedim, sahit olmadim. Londra'nin trafige bakisi eger bir bolgede trafik sikisikligi varsa bu o bolgede ulasim sorunu oldugundan dolayi oldugu ve bunun tek cozum yolunun toplu tasimacilikta oldugu. Turkiye'de toplu tasimaciligin hala kotu bir imaji var -- buyuk ihtimalle kirli Ikarus'lara insanlarin sardalya gibi tikildigi gunlerden gelen bir iz olsa gerek. Hala pek cok kesim (ozellikle de yeni nesiller) toplu tasimayi araba alacak parasi olmayanlarin kullanacagi bir sistem olarak goruyor. Bunu degistirmemiz lazim. Calistigim yatirim bankasinda (ki gelir seviyesi olarak cok cok ustun bir kademe diyebilirim), binamizdaki 3,000 kisiden sadece 67 tanesinin araba ile ise geldigini biliyorum (gecenlerde yapilan firma ici arastirma), diger herkes metro, otobus ve banliyo seferlerini kullaniyor -- ben yuruyorum. Bu kotu imaji iyice atmamiz lazim reklamlar ve tanitimlarla. |
Ulaşım bölümünün bir diğer başlığındaki bir mesajdan yaptığım bu alıntıda yazılanlar çok doğru... Gerçekten de yeni nesiller; toplutaşımacılığı orta ve düşük gelir düzeyine sahip olanlara yönelik bir uygulama olarak mı görmektedirler?
Akın KURTOĞLU
|
 |
m taşyurt
15 yıl önce - Cum 04 Nis 2008, 20:02
Ben toplu taşımanın dar gelirlilere yönelik olduğunu düşünmüyorum ama toplu taşımayı kullananların dar gelirli olduğunu düşünüyorum.
Genelde görüyoruz ki bir yerden bir yere toplu taşıma ile gitmek için ulaşım süresi boyunca ayakta durmayı göze almak gerekiyor (her zaman oturma şansımız olmadığı için göze almak diyorum). Ayrıca özel araçlarla kıyaslandığında daha uzun sürüyor toplu ulaşım. Genelde de toplu ulaşımın sıkışık tepişik olduğunu düşünürsek, bu sistemden kurtulmak için herkes can atıyor.
Bu arada özel araçla ulaşımın daha maliyetli, çevreye daha zararlı ve trafik sorununu çözümsüz hale getiren bir nane olduğunu da söylememe gerek yok heralde.
|
 |
Murat Atilla
15 yıl önce - Cum 04 Nis 2008, 20:14
Şu an için böyle bir durum var. Algıda var. Ancak metro da metrobusda da durum farklı. Florya sakinlerinin metrobusu kullandıklarına tanık oluyorum. Taksim levent metro hattını da kullanan yüksek gelir grubuna mensup insanlar var.
Zaman ve konfor belirliyecidir diye düşünüyorum. Metrobus ve metronun yaygınlaşmasıyla tüm gelir grupları toplu taşıma araçlarını kullanacaktır diye düşünüyorum.
|
 |
Utku ARDIÇ
15 yıl önce - Cum 04 Nis 2008, 20:14
Toplu taşımacılık şehir içinde bir yerden bir yere alternatifler kullanılarak en kısa sürede ulaştırmak anlamı taşır.Kişiler toplu taşıma aracını dakikliğiyle kullanarak gidecekleri yere ve yetişecekleri saate göre seçerler.Toplu taşıma en ekonomik ulaşım sistemidir genele hitap eden olanaklar kullanılır.
Ama ülkemizde maalesef "Toplu Taşıma"nın sadece "TOPLU"su uygulanıyor.Balık istifi yapışık ikiz,üçüz,beşiz oluşumuna ön ayak olacak şekilde taşımacılık yapılıyor.Sebebi işletmelerin idari çalışanlarının saha çalışmasında bulunmamaları saat aralıklarının ve araç sayısının talebe göre yönlendirilmemeleridir.
SAYGILARIMLA
Utku ARDIÇ
|
 |
oytunxxx
15 yıl önce - Cum 04 Nis 2008, 22:00
Bence toplu taşıma, gelir düzeyi ne olursa olsun tüm vatandaşlara hitap eder -daha dogrusu etmelidir- Tabi ki bu noktada, toplu taşıma ile özel araç kıyaslamasını yapmamız gerekecektir. Özel araçta güvenlik, konfor, -çoğu zaman- hız avantajları vardır. Buna karsılık, park yeri problemi, yakıt harcaması, araç bakımı, insanda stres, araba kullanmaktan dolayı enerji kaybı vs. gibi de dezavantajları vardır. Toplu taşımada ise üstte sayılan avantajlar tam olarak sağlanamaz, fakat elden geldigince o seviyelere ulasılmaya çalışılır. Diger avantajlar ise, -bilhassa raylı sistemlerde- trafige takılmadan stressiz bir yolculuk, dakiklik (toplu tasımada olmazsa olmaz bir olgudur bence) ve çevreyi koruma görevini yerine getirmek olarak söylenebilir. Dezavantaj olarak ise, belli bir "time schedule"a baglı olmak mecburiyeti, belli saatlerde araç bulamama -özellikle gece geç saatlerde-, istendigi gibi koltukta yayılamama, istendigi gibi müzik dinleyememe, gidilen yere özel araçtan daha uzun sürede varma sayılabilir.
Özel araç kullanımı tabii ki toplu taşımadan her zaman bir adım öndedir, fakat çözüm için herkesin özel araç temin etmesini istemek nüfus kadar özel aracın yollara dökülmesi demektir ki, bu hem şehirleri taşıtlara teslim etmek demektir, hem de çevreye büyük çapta bir zarar demektir. Bunun için şehirlerde toplu taşıma hizmete konulmustur, ve mümkün oldugu kadar vatandası da özel araçtan caydırıp kendisine yöneltmek ihtiyacındadır. Bu noktada insan haklı olarak kendi kendine şu soruları soruyor: "Benim kendi özel aracımda yakaladıgım konforu, emniyeti toplu taşıma yakalayabiliyor mu ki?" ya da "Ben özel aracımla 20 dk da evimden işime gidiyorum, toplu taşıma ile bu süre 45 dk ya çıkıyor, neden toplu taşımayı kullanayım ki?" O halde yapılması gereken, toplu taşıma hizmetleri kalitesini, özel aracta yakalanabilecek seviyelere çıkarabilmektir. Bu kalite yakalandıktan sonradır ki, insanlar zaten kendi kendilerine toplu taşımaya yoneleceklerdir. Ama tekrar etme ihtiyacı duyuyorum, kalite mutlaka yakalanmalıdır. Aksi taktirde toplu taşıma otoriteleri, gelir düzeyi yüksek insanları da bu hizmeti kullanmaya davet etme haklarını kendilerinde bulamazlar, bulmamalıdırlar.
Bir derste hocamızın verdigi bir örnegi size söylemek istiyorum. İsvicre'nin Zürih şehrinde insanların hangi ulaşım modunu kullandıkları hakkındaki arastırmada (Wuppertal Enstitüsü tarafından) çıkan sonuclar söyle:
%28 özel araç ile
%37 toplu taşıma ile
%35 yürüme, bisiklet gibi motorsuz modlar
Ve hocamız bu verinin ardından, Zürih'te pek çok genel müdürün ve bürokratın da (gelir durumu yüksek ve özel araç kullanır diye düşünecegimiz kişiler) toplu taşıma kullanarak işine gittigini söyledi. Yani insanlar zengin de olsalar, kaliteli bir toplu taşıma hizmetiyle araçlarını sıkça kullanmaktan vazgecebiliyorlar.
Benim kişisel düşüncem, toplu taşımanın bir anlamda medeniyetin de bir ölçüsü oldugu. Bugun cevreye salınan CO2 gazlarında ulaşımın büyük bir payının oldugunu kabul edersek, sırf çevreyi korumak adına insanların toplu taşımaya yönelecegini ve yöneldiklerini düşünüyorum. Öyleyse gelir düzeyi ne olursa olsun insanlar bir şekilde toplu taşımaya teşvik edilmeli, ve verilen toplu taşıma hizmetleri o insanları da kapsayacak şekilde düşünülmeli. Bu ise, kalitenin kaçınılmaz oldugunu bir kez daha gösteriyor..
|
 |
hasan köse
15 yıl önce - Cum 04 Nis 2008, 23:27
Adam gibi toplu taşıma olmadıktan sonra tabii ki böyle düşünülür.
Kimse kendi arabasıyla trafikte saatlerce sürünmekten zevk almıyor bence;
Ama parası olan vatandaş minibüste/otobüste sürüneceğime arabamda sürüneyim diyebilir pekala.
|
 |
adem hrd
15 yıl önce - Cum 04 Nis 2008, 23:53
toplu taşıma semtlere göre değişiyor mesela etiler mecidiyeköy taksim civarında bir çok ünlü kişiler otobüse biniyor birçok isim var araçlar artık yeni olduğundan toplu taşıma tercih ediliyor trafiğe çözüm bulunursa şayet bu sayı artar her kesimden insanlar tercih ediyor. şehiriçine hususi otolarla gitmek bir sorun aracı park etmek bir sorun en iyisi toplu taşıma...
|
 |
mcagri
15 yıl önce - Cmt 05 Nis 2008, 09:46
Bence dunyanin her ulkesinde ust gelir seviyesine sahip insanlar toplu tasimayi kullanmiyor. Yukarıdaki Londra orneginde verilen gelir seviyesi bence İngiltere için ust gelir grubunun temsil etmiyor. Türkiye için de durumun farklı olduğunu düşünmüyorum.
|
 |
EbruYavuz
15 yıl önce - Cmt 05 Nis 2008, 10:10
En azından belli saatlerde ve belli noktalar için ara duraklarda durmayacak hatlar konulursa, otobüslerin de herkes tarafından tercih edilmesi sağlanabilir.
Örneğin, Ataşehir'de oturup Maslak'ta çalışan en az 1000 kişi vardır herhalde. Sabah 7'de Ataşehir'den hareket edecek ve arada hiç durmadan Maslak'a gidecek bir otobüse 4 bilet parası karşılığında binmeye razıyım, razı olacak bir otobüs dolusu insan da tanıyorum. Hem otobüs de gereğinden fazla yük taşımaz ve karlı bir hat olur İETT açısından. Akşamları da 6'da dönüş otobüsü aynı şekilde talep görecektir. Aynı mantıkla başka noktalar arasında da ara duraksız gidip gelecek hatlar düşünülebilir.
Ama benim bineceğim otobüse iki durak sonra orta kapıdan ve arka kapıdan bile yolcu alınacak, otobüste nefes alıp vermek imkansız olacaksa, paşa paşa binerim arabama, esneye esneye köprüyü geçip Maslak işkencesine atarım kendimi her sabah. Köprüde beklerken yanımdaki otobüs de konserve gibiyse, elbette ki toplu taşımanın düşük gelirlilere yönelik olduğunu düşünürüm. İstanbul'da bu böyle maalesef
|
 |
Uğur1
15 yıl önce - Cmt 05 Nis 2008, 13:58
Bence değerlendirmede iki önemli eşik var.. Zaman ve konfor.. Bu eşiklerden önde gelen hep zamandır.. İstanbul'da düşük ve yüksek gelirli tabakanın büyük bir çoğunluğu ''gideceğim yere en kısa sürede nasıl ulaşırım'' hesabı yapar.. Sonra konfor gelir.. İstanbul'da hızlı taşıma ağı yaygın olmadığı için maalesef çoğu ölçümlerde özel araç ve toplu taşıma birbirine yakın çıkıyor.. Bu durumda da konfor devreye giriyor ve yüksek gelir düzeyli bireyler konforlu seçeneğe yani özel araca kayıyor.. Yüksek gelirli bireyi toplutaşımaya çekmek için zaman değerinin toplu taşıma ve özel araç eşitliğini ortadan kaldırmaktan geçer.. Bu da daha fazla hızlı toplu taşıma yatırımı daha az karayolu yatırımından geçer..
|
 |
sayfa 1  |
ANA SAYFA -> ULAŞIM
|