1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 7  |
 |
ozancanturk
15 yıl önce - Cmt 17 May 2008, 17:24
Köyü ve köylüyü sadece tarım ile uğraşan bir potansiyel olarak görmeden günlük yaşam alanları yaratılmalı.
Başta farklı iş kollarının hizmet vermesi sağlanarak, herşeyin kentte bulunabileceği tabusu yıkılmalı.
|
 |
Yazgan Bilge
15 yıl önce - Cmt 17 May 2008, 17:44
| Alıntı: |
| Köylü Üretmiş olduğu ürünlerin değeriyle satılmasına değerlenmesine istiyor. son 4-5 yıldır ürünleri gelen kota köylüye şehre göç etmeye zorunlu kıldı. |
Ahmet bey sizin köylüler şeker pancarı mı tütün mü ekiyordu bilmiyorum ama kotası kalkan ürünlerden daha verimli ürünler var.
Değer, piyasada oluşur. Buğday üretimimiz geçen yıl kuraklık hariç her yıl 2 milyon ton fazla vermekteydi ve fazla bugday ihraç edilmekteydi.
Dünya borsalarında 125-150 dolar olan buğdaya biz 350 dolar fiat vermekteydik. Buna rağmen ciftcimiz memnun değildi. Bunun temel nedeni miktar ölçeğinde fiatın düşüklüğü değil elde edilen gelirin yetersizliğidir.
Bu iki kavram biribirinden farklıdır. Şayet 10 dekarlık bir buğday arazisine sahipseniz ve bununla geçineceğinizi düşünüyorsanız yanılırsınız.
10 dekar araziden ortalama 3 ton bugday alırsınız(Çukurovadan 5 ton alırsınız) 3 ton buğdayı geçen yıl pirim değeriyle 0.4 ytl'den satıldı.toplamda 1200 ytl eder. Hepsi kar olsa ne ifade eder.. Kilosunu 0.4 ytl yerine 1 ytl'den satsanız 3000 ytl eder,hiç masraf yapmadığınızı varsayıyorum. Geçen yıl ki fiatlara göre bugday satış fiatları içinde maliyetlerin oranı arazi kirası hariç %50 civarındadır.
Bugday fiatını çok fazla artırısanız bu defada kentlileri aç bırakırsınız. Fazla buğdayınızı dışarı satamaz , depoda çürütürsünüz.
Bu sene geçen yıldaki kuraklık ve bio etonel nedeniyle dünya piyasalarında bugday fitaları 3 kat artış göstermiştir. Buna rağmen bizim fiatlarımız ancak dünya fiatlarıyla eşitlenebilmişltir.
Miras yoluyla bölünen parçalanan kişi başına düşen arazi miktarlarına bakmak lazım.
|
 |
Emir ERTEN
14 yıl önce - Prş 20 Ksm 2008, 14:45
21. yüzyıl içerisinde yaşadığımız için herkes, daha çok imkanlardan yararlanmak istiyor.Köy de de imkanlar kısıtlı olduğundan köyden kente göç ister istemez durdurulamıyor.Ben bunun önüne geçileceğini sanmıyorum maalesef.
|
 |
hakanda
14 yıl önce - Prş 20 Ksm 2008, 15:16
Emir Bey'e katılmamak mümkün değil. Bu bir nevi doğa düzeni.
Proje isterseniz eğer, mevcutları incelemeden geçmek eksiklik olur.
TEMA vakfının El Koyun kampanyasını hatırlar mısınız?
Hala bir şekilde köylere destek oluyorlar, modern tarım yöntemleriyle, günümüz şartlarına uygun para kazanmayı öğretiyorlar.
Sivil Toplum örgütlerine katılarak projelerinizi, düşüncelerinizi gerçekleştirmeniz çok kolay olacaktır.
|
 |
Hakan ERTÜRK
14 yıl önce - Prş 20 Ksm 2008, 16:11
Bundan 15 yıl önce yıl içerisinde dönüşümlü olarak,pamuk,mısır,buğday ekilirdi.
Çiftçilerin durumu memurlara göre çok daha iyiydi,hallerinden gayet memmunlardı ve bir evde en az 8 kişi yaşardı,bu durum onlar için avantajdı çünkü yıl boyunca çalışılıyordu.
10 yıl öncesinde yavaş yavaş tarım fire vermeye;gübre ve zirai ilaç fiyatları artmaya başladı.
Bu artış zarara sokmadı çiftçiyi fakat önceki duruma göre bir gerilemeye neden oldu,artık daha az kazanılıyordu.
En kritik durum ise pamuk üretiminde yaşanıyordu,küçük çiftçiler zorlanmaya başladı.Çünkü çok bakım isteyen pamuk üretimi artık yük oluyordu.Güneydoğudan işçiler de artık kıymetlenmişti çünkü gap projesiyle birlikte artık iş gücü kıymetlenmişti.
Son dönemde ise iş iyice çığrından çıktı.Kuraklık bir yandan,mazot,gübre,tefeciler çiftçilerin ümüğünü sıkıyordu.
Mazota zam yapan hükümet,anlam veremediğimiz bir şekilde yaşlı köylüleri EMEKLİ ediyordu.
Oysa bu insanlar üretmek istiyordu,hantallık onlara göre değildi.
Dedemle sohbet ettiğim bir gün bana ilginç bir cevap vermişti:
-Biz üretemezsek yaşayamayız.
Emeklilikten pek hoşnut değildi anlaşılan,köyde hemen hemen her evden emekliler mantar gibi çoğaldı.
Mazota gübreye zam yapıp sonra emekli edilmeleri gerçekten de hangi mantığa hizmet edildiği konusunda derin şüpheler doğurmuştur.
Portakal,limon,pamuk ve mısır üreticilerinin tek bir isteği var,emeklerinin karşılığını almak.
Topraktan 3'e satın alınan mal,sebze halinde 15'e satılıyor
Bu durma dur diyecek bir sistem olmadan köyden kente göç'ü durduramayacağımız gibi,korkarım hiç bir şey de üretemeyeceğiz.
saygılar
|
 |
bgyolcu
14 yıl önce - Pts 09 Şub 2009, 00:18
Öncelikle köylü desteklenmelidir yer parası vermek yerine köylünün üreteceği üründen kota kaldırılmalıdır Her bölgenin coğrafi şartlarına göre o bölgede en iyi ne yetişirse o teşvik edilmelidir. bu tamamen değilde kısmen göçü durdurur.diye düşünüyorum
|
 |
Uğur1
14 yıl önce - Pts 09 Şub 2009, 00:43
Bence bundan daha iyi bir proje olamaz..
Hem maliyeti de çok düşük..
Dünya ekonomik krizi..
Önümüzdeki yıllardan itibaren köy nüfusları artmaya başlayacak, istatistiklerde 2009 yılını köy nüfuslarının dip noktası olarak ve kent nüfuslarını da tepe noktası olarak göreceğimizi tahmin ediyorum..
|
 |
Fatih_01
14 yıl önce - Pts 09 Şub 2009, 01:05
En önemlisi o bölgede yaşayan kişilere iş istihtamı sağlanmalıdır.
Bunu sadece devletten beklememeliyiz.Ancak devletin teşvik edici desteği olmalıdır.
Nasılmı?(Örneği Adanalı olduğum için buradan veriyorum.)
Adana'da çiftçiler en çok MISIR ekmekte, MISIR'ı bir çok şekilde kullanılmaktadır. Mısır Unu,yağı,cipsi,hayvan yemi,koçanından ısınmada,firikken tek satılmakta v.s.
Şimdi Mısır üretimin yaygın yapıldığı yerlere Saniyicinin Devlet tarafından desteklenerek (vergi indirimi, çalışanlar için vergi inidirimi, ucuz kredi, ucuz elektrik, ucuz su v.s.)buraya yatırım yaptığını düşünelim. En başata çiftçi ürününü ucuz satmak için uğraşmayacak,tarlası olmayan kişilerde bu fabrikalarda iş bulacak, sanayici ucuz hammaddeyi yerinde alıp nakliye ücreti ödemeyecek. Sonuç itibariyle hem köylü hemde yatırımcı memnun olacak ve para kazanacaklar.Ayrıca sanayici kaliteli ürün almak için çiftçiyi eğitici çalışmalar yaparak kaliteyi artıracak.Rekortele artığı zaman çiftçinin eline daha çok para geçecek.En önemlisi şuan için , en büyük ki bana göre haksız kazanç sağlayan aracıları da ortadan kaldıracak,dolayısıyla ÜRETEN-İŞLEYEN-TÜKETEN kazançlı çıkacak.
Bu örnekleri bölgelerin imkanları , iklimi , coğrafi konumu ile farklılaştırabiliriz.
Hiç kimse durup dururken yaşadığı yeri terketmez. İnsanlar , en doğal hakkı olan yaşam ve yaşayabilme hakkının olduğu yeri asla terketmez.
|
 |
Murat Caner
14 yıl önce - Pts 09 Şub 2009, 01:08
Bu konunun başlığı köyden büyükşehiregöçü nasıl önleriz olmalıydı. Çünkü gelişme varsa köyden göç vardır. Koşut bir seyir izler ikisi.
Önemli olan İstanbul Ankara ve İzmir'i kurtarmak. Özellikle İstanbul çok zor durumda. Göçü diğer kentlere yani köyün bağlı olduğu kente kaydırmak için birşeyler yapılmalı.
|
 |
muhammet özcan
14 yıl önce - Pts 09 Şub 2009, 01:17
Sanırım bu konunun en güzel cevabını Tema vakfı Artvin Camili de (Maçahel) verdi. Arıcılık projesi ile o bölgede bulunan kafkas arısının yuksek verimi sayesinde cok güzel bal üretimi yapılıyor. Tabi oncelikle bu konuda oradaki insanlara proje kapsamında bir dizi eğitim verildi. Üretilen balların yurtiçinde satılması için bir sirket kuruldu ve satısı bu şirket aracılığıyla yapılıyor. İşte ülkemizde yapılması gereken bu benzeri projelerdir .
Bu konu Tema nın Maçahel belgeselinde ayrıntılı olarak anlatılmıştır.
|
 |
sayfa 7  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|