1 milyon Türkiye fotoğrafı
sayfa 6  |
 |
Necmettin K.
15 yıl önce - Cum 16 May 2008, 22:36
Bu başlıkta mesaj yazanların, memleketini ve insanlarını sevdiği için en iyisini istediklerinden eminim. Ancak biriki noktada daha ferasetli düşünmelerini önermekteyim.
Başta sanayi, istenildiği gibi bölge değiştirilmesi söz konusu değildir.
Dikkat ederseniz, petrol boru hattı, rafineri, demir-çelik endüstrisi, bakır işletmeleri ve buna benzer yeraltı zenginliklerine dayalı madencilik ve metal sanayi bizim istediğimiz yere gidemez.
Zira orman ve keresteciliğe dayalı mobilya ve kağıt sektörü de yürüyemez.
Otomotiv sektörünün yerleştiği bir körfez alanı mevcuttur, bu alanı değiştirmek mümkün değildir.
İşletmelere yer belirlenirken, hammadde, enerji, iletişim ve ulaştırma, yan sektörler ve yerel sanayi deteği, teknik eleman istihdamı, yerleşmiş teknoloji ve gelişmeye müsait altyapı, bunlar sanayi için vazgeçilmez unsurlardır.
Eğer hammaddeyi taşımak, bu petrol fiatlarına rağmen başka yere yapıldığında artı bir yük getirmiyorsa değişmez. Ancak hammadde tek başına tüm üretim için yeterli değildir. Hammadde yanında diğer işletmeleri de taşımak gerekir. Bunun yerine yeni yol ve deniz yolu imkanlarına göre, yurtdışı ihracatı da düşünülerek yeni sanayi bölgeleri kurulabilir.
Köyden kente göç zorunlu değildir. Kentler belli yaştan sonra insanı boğmaktadır. kent psikolojisi ve çevre şartları, kentleri yaşanması zor hale getirmektedir.
Bugün insanların, sadece İstanbulda işe gitmek için harcadığı efor ve enerjiyi, ulaşım masraflarını bir bölgeye yatırım yapsa, yeni bölge İstanbuldan kat kat daha fazla kalkınır.
Bir diğer önemli konu ise tarım mı, çiftçilik mi, hayvancılık mı, sebze ,meyve yetiştiriciliği mi, ne kadar yerde, ne kadar miktarda yapılacağı belirlenmelidir.
Ülkemizde 2500 metre rakımlarda bile sulu tarım , sulama imkanı varken, 50-100 metre rakımda sulama yapılamamaktadır.
Yine arkadaşların bahsettiği gibi bir yıl para eden ürün ertesi sene çok ekilince taban yapmakta, üretici pişman olup ekmeyince de tavan yapmaktadır. Öyleyse bizim önce cidid ciddi bir tarım politikasına ve planlamasına ihtiyacımız vardır.
İsteyen istediği yere eker, herkes hürdür anlayışı yanlıştır. Buna paralel, tarla benim istersem ekerim, istemezsem ekmem anlayışı da o kadar yanlıştır.
Çay daki fazla üretim sonucu dışarıya satılamayan çayın tamamı yakılarak imha edilmektedir, bu da kazanç değil milli kayıptır. Üretilmeseydi, üretim için harcanan para ve emek kar kalacaktı, şimdi yakılan miktar zarar olarak kalmıştır.
Bir önemli konu ise, Anadoluda yaygın olan ve komşu tarla sahibine verilen yol ve tarlaların arasındaki anızdan dolayı, ekilemeyen arazi miktarı, ekilen tüm arazi miktarının 1/15 i kadardır. Bu alan çok büyük bir miktar olup kaybedilmesi imkansız bir miktardır. Yani üretilen tüm mahsülün onbeşte biri kadar mahsül ekilememiş ve kaybedilmiştir.
Tarımın başına profesyonel kişiler getirilmelidir. Asla duygusal davranmamalı ve insana ve bölgeye göre hareket tarzı benimsenmemelidir.
Tarımda duygusallıkla savaşta duygusallık aynı şeydir. İkisi de kayıp verir.
|
 |
Atakan Kanat
15 yıl önce - Cum 16 May 2008, 22:49
Dizayn, 1 dönüm tarlada 80 ton domates üretti
Dizayn Grup, bu yıl dördüncüsünü düzenlediği "beyin göçüne karşı beyin gücünü teşvik ediyoruz " kampanyasıyla tarım sektörü için devrim niteliğinde bir projeyi tamamladı.
Bir önceki kampanyada desteklenmeye hak kazanan "miracle" projesi başarıyla sonuçlandı ve 1 dönüm tarlada yüzde 100 doğal 80 ton domates üretimi gerçekleşti. Proje Türkiye’nin tohumda dışa bağımlılığı da büyük ölçüde azaltacak. Dizayn Grup Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Mirmahmutoğulları, ar-ge çalışmalarına çok önem verdiklerini belirterek, "Şu anda 84 patentimiz var. Beyin göçünü önlemek için yaptığımız kampanya kapsamında da destek verdiğimiz ve hayata geçirdiğimiz yeni projeler olacak. Grubumuz mühendisliğin limitlerini zorlayarak sera ortamında yeni bir proje gerçekleştirdi. Küresel ısınma dolayısıyla meydana gelecek kuraklık ve açlığa karşı, dünya tarım politikalarında yeni ufuklar açmak istiyoruz" dedi
http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/8953561.asp?gi ...p;sz=23065
İşte köyden kente göçü durduracak güzel bir proje örneği. Küçük arazi sahipleri için seracılık önemli bir çözümdür .
|
 |
Necmettin K.
15 yıl önce - Cmt 17 May 2008, 00:53
Değerli kardeşlerim, bu başlığın aslında ne kadar önemli olduğu açık bir gerçektir.
Her başlıktaki mesajlarımda olduğu gibi, bir önceki mesajı yazan arkadaşıma, "sen bilmezsin, sen anlamazsın," babında asla yazmak istemiyorum, şayet böyle bir bahis varsa, gerçekten samimi olarak maksadım bu değildir.
Değerli kerdeşim,( resmin ve kişisel bölümde yaşın ile ilgili bilgi olmadığı için)bu hitabı kullanıyorum. Bakın bir proje veya bir şirketle köylü kalkındırılmaz.
Ülkemizin coğrafik yapısı ve mevsimler dikkate alındığında ,bir köydeki uygulamanın 5 km uzaktaki köyde uygulanamayacağı da ayrı bir gerçektir.
Bunlar, ne köylüyü, ne de ülkemizi kurtaracak projeler veya politikalar değildir.
Bakın çok hastasınız, çare arıyorsunuz, nerede bir doktor, nerede biri derman deseler koşuyorsunuz. gerçekten size derman olacak kişiye ve ilaca neler verirsiniz?
Öyleyse, ülkemizi kurtaracak politikalara ve projelere neler vereceğinize bağlıdır.
Bakın ülkemizde TOKİ nin kullandığı kredilere verilen faizler açıklanıyor, tarıma verilen destek ve ödenen faizlerde açıklansın. Yok öyle bir destek falan.
Bakın , aynı sitemizim birinci sayfa haber başlıklarında, doktor ve avukatların verdiği vergiler tartışılmaktadır. Çiftçinin direkt veya dolaylı ödediği vergilere bir bakın, aylığı asgari ücreti karşılamayanlar ne kadar vergi vermişler?
Her bölge için ayrı politikalar ve projeler geliştirilmelidir. Seracılık yapacak domates ekecek araziyi, Erzurum, Erzincan ve Muş ovasında nereden bulacaksınız. Araziyi bulursunuz da güneşi ve mevsim sıcaklıklarını nereden bulacaksınız!
Domates bir ölçü değildir, ama her köy için ayrı bir ürün ve ayrı bir tarım imkanı vardır. Çünkü bu köylüler kente göçmeden önce mutlaka bir şeyler yapıyorlardı.
Ülkemizde bağcılık, arıcılık, ipekböcekçiliği, canlı büyükbaş ve küçübaş hayvancılık için bir politika üretilemedi.
Her il ve her ilçedeki tarım müdürlükleri yetkilendirilmeli ve artık memurluk değil, danışmanlık yapmalıdır.
Ülkemizde büyükşehir belediyeleri özel sektöre İmar planları yaptırmakta ve kamu kurumları binlerce mimar ve mühendis çalıştırmasına rağmen bina ve donatım projelerini özel sektöre yaptırmaktadırlar. Niçin tarım planlarının ihalelerini özel sektöre açmamaktadırlar?
Bırakın özel sektöre, kooperatifler ve şirketler aracılığıyla köylüler ve toprak sahipleri de bu projelere ortak olsunlar. Bu projelerin maddi bedelleri tarım bakanlığı tarafından ödensin.
Bakın, tarımda reform olursa ve üretim yapılırsa, sonuçta mal satılacak, satılan maldan kazanç, kazançtan vergi alınacaktır.
Dolaylı yaptığı istihdam ve vegilenme ile beklenmeyen bir gelir elde edilecek.
Köylü vatandaşımız, bir yıllık bağkur primi yatırarak emekli oldu geçmişte, şimdi onlara maaş ödenmekte ve sağlık giderleri karşılanmaktadır. çalışmasalar bile köylünün sosyalgüvenlik primlerini ve hiç sosyalgüvenlik imkanı olmasa bile 65 yaş ve üstü, devletten karşılanmayacak mı, işte bu projeler ile devlet karşılıksız sosyalgüvenlik primi ödemeyecek.
Bir noktada projelendirmeye verdiğini, gerçekleşmesi halinde misliyle alacaktır. Hiçbirşeyden almasa sarfedilen yakıttan alınan vergi yeterlidir. Bir de işsizlik sigortasına ödenecek para devletin kasasında kalmış olacaktır.
|
 |
gorkem
15 yıl önce - Cmt 17 May 2008, 00:59
köy enstitülerinin yeniden açılarak veya ona benzer sistemli tesisler ve kadrolar oluşturarak köylüyü kuraklık topragı dogru kullanma , hayvancılık, ve hanımlar ıcın dıkıs nakıs ılk yardım vs. türlü konularda acilen bilgilendirmek
çiftçiyi köye cekmek için gerekli altyapıyı tamamlamak
GAP ne gerekn onemı vermek sulama alanlarını genısletmek
kendi traktorlerimizi tarım makınalarını araç gereçlerini üretir duruma gelerek köylü için harcamaları azaltmaya çalışmak
şimdilik aklımdan gecenler
|
 |
Atakan Kanat
15 yıl önce - Cmt 17 May 2008, 01:10
Tarıma ve köylüye destekler verilmektedir. Bahçe kurmak isteyenlere dekar başına 250 ytl verilmektedir. Bu parayla bahçeyi bedavaya kurabilmektesiniz. Tarımsal krediler konut kredilerinden ucuzdur.
Tarımsal alanda destek çok. Sorun desteksizlik değil. Sorun verimsizlik,yapı bozukluğu gibi sorunlardır. İnek başına yılda 8 ton süt alamama sorunudur.
http://www.tugem.gov.tr/tugemweb/destekler.html
http://www.tarim.gov.tr/duyurular/destekler_2007_ ...fisler.htm
DOĞRUDAN GELİR DESTEĞİ VE ALAN BAZLI TARIMSAL DESTEKLER
Doğrudan Gelir Desteği
Mazot Desteği
Gübre Desteği
Gübre ve Mazot Birim Fiyatları
FARK ÖDEMESİ DESTEKLERİ
Kütlü Pamuk Desteği
Yağlık Ayçiçeği Desteği
Soya Fasulyesi Desteği
Kanola Desteği
Dane Mısır Desteği
Zeytinyağı Desteği
Aspir Desteği
Hububat Destekleri
Çay Desteği
Prim Fiyatları
HAYVANCILIK DESTEKLERİ
TARIM REFORMU UYGULAMA PROJESİ (ARIP)
Çevre Amaçlı Tarımsal Arazilerin Korunması Desteği (ÇATAK)
KIRSAL KALKINMA DESTEKLERİ
TARIM SİGORTASI DESTEKLERi
Bitkisel Ürün Sigortası Desteği
Süt Sığırı Sigortası Desteği
Sera Sigortası Desteği
Kümes Hayvanları Sigortası Desteği
Hasar Fazlası Desteği
Diğer Tarım Sigortası Destekleri
Sigorta tutarının %50si ödenmektedir.
TELAFİ EDİCİ ÖDEMELER KAPSAMINDAKİ TARIMSAL DESTEKLER
Patetes Siğili Desteği
Çay Budama Tazminatı Desteği
DİĞER TARIMSAL AMAÇLI DESTEKLER
Ar-Ge Destekleri
Sertifikalı Tohum ve Fidan Kullanım Desteği
Yurtiçi Sertifikalı Tohumluk Üretiminin Desteklenmesi
FAİZ İNDİRİMLİ TARIMSAL KREDİLER
Yukardaki ana başlıklarını verdiğim konularda destekler devam etmektedir.İlgili sitede destek miktarları ve koşulları vardır.
Not: Sayın Necmettin bey, seracılık projesini sadece bir örnek proje olarak gösterdim. Tek çözüm gibi sunmadım.
|
 |
Necmettin K.
15 yıl önce - Cmt 17 May 2008, 02:02
Projeleri daha önce altyapısı olmayan yerlerde uygulamak, sürekli uygulanan yerlere göre kat kat fazla masraf ve daha fazla işçilik demektir.
Sanaayisi gelişmemiş bir ilde sanayi yatırımı yapmanın ne demek olduğunu anlatmak öyle yazıyla kolay değildir. Bölgede sanaayi altyapısı yoksa iş yapmanız imkansızlaşır.
Bir şantiye için gittiğim bir şehirde bulamadığım değişik gaz tüplerini Ankara ve İstanbuldan getittirmek zorunda kalmanın, yapacağınız ufak bir tadilat için ,sürekli servis elemanı sağlamanın ne olduğunu anlamak için ancak yaşamak gerekir.
Yeni kurulacak bir sistemi öyle kağıt üzerinde göstermekle ve işte teşvik demekle, Türkiyede bir yere varılamayacağı kesindir.
Ben kimseyi hedef almadım ve mesajıma yanlış anlaşılmamak için hatta özür dileyerek başladım, yinede maksadını aşan her ifademden özür dilerim. Ancak mesele bu değildir:
Türk köylüsü cebine girmeden kazanca, ona nasıl yapıldığını gösterip, daha kolay ve daha kazançlı olduğunu anlatmadan yeniliğe ve kolaylığa açık değildir.
Unutmayınız ki, tarihte, hattatlar ve yazıcılar aç kalmasın diye yıllarca matbaa makineleri ülkemize girmemiştir, bazıları da bunu yobazlıkla bağdaştırmıştır.
Kitaplar ve tutanaklar farklı yazar ama realite farklıdır. Çayda ve tütünde verilen primler öyle yazıldığı gibi değildir. Alanlara sormak gerekir.
Bu mesele bugünkü, yani bu iktidarın meselesi de değildir. Yıllarca biriken bir dertler yumağıdır.
Biz insanlara hep kolayı anlatmışızdır. Kentlerdeki şaşalı hayatları anlatmışızdır. malesef gerçekler anlatıldığı gibi çıkmadı, ama köy hayatıda anlatıldığı gibi değildir.
Bugün kentte bir ayda iki yevmiyelik iş yapamayan ameleler, köyde ayda alacakları otuz yevmiyeye razı gelmezler. Asgari ücrete çekmedikleri rezillik yokken, köyde iki katına verilecek işe razı olmazlar.
Gerçekler hep yazıldığı gibi değildir. Kente giden amcam, "yapamadı, bir halta yaramadı, gerisin geri döndü." dedirtmez. Giderken üç kuruşa sattığı çifti çubuğu da otuz kuruşa geri alamaz.
Öyle dönüm başına verilen 250 ytl ile hangi tarım yapılacağı bilinmez, ama herşeyi de devletten beklemeyin de denilebilir. Fakat, devletten beklenilenin bir karşılığı vardır, o karşılık olmayınca kenttekinin de hayatı sakata girmektedir.
Devlet üretmek için verdiğini kendi çiftçisine vermektedir, kendi çiftçisinin ürtemediğini dışarıdan almak için de bir bedel ödediği unutulmamalıdır. Dışarıya ödenen ile kalkındırılan yabancı tarımcı yerine kendi çiftçisine vermeli, ama çiftçiyi kendi haline bırakmamalıdır.
Büyük devletlerin tarım politikaları stratejik politikalardır, onun için bu politikalarda hürriyet ve demokrasi gibi kavramlara fazla yer yoktur. Tarımsal riskte çiftçi kadar devlet de elini taşın altına koymalıdır.
Petrola fiat artışlarından dolayı verdiğimiz parayı, bir yıllık farkı, on yılda çiftçiye verse, devlet yine birşey kaybetmez. Devlet verdiği parayı yine mazottan ÖTV olarak geri alacaktır. Ancak köylü ekmediği için hem milli gelir küçülmekte, hem ülke ekonomisi küçülmektedir.
Köylünün kazanacağı parayı sadece ürün karşılığı saymak çok yanlıştır. Köylü kazandıkça harcayacaktır, harcadıkça, ekipman aldıkça, ev eşyası aldıkç, kısaca harcadıkça vergi verecek ve reel sektörü lokomotif gibi çekecektir.
Köylünün çökmesi asla devletin işine gelmez. gelse gelse devletimizin düşmanlarının işine gelir. Buradan bu fikirlere karşı olanı değil, milli gelirin küçülmesini isteyenleri kastettiğim anlaşılmalıdır.
|
 |
Oğuz Y
15 yıl önce - Cmt 17 May 2008, 02:23
Köyden Kente göçü durdurmak için bence öncelikle şunlar yapılmalıdır;
*Kentte yaşayan ve öncelikle geçim sıkıntısı yaşayan insanlara köylerinden topraklar üretim paralosıyla verilebilir bu vatandaşlarımızda borçlarını devlete peyderpey ödeyebilirler.
*Kentten köye dönmeyi destekleyecek projeler faaliyete geçirilebilir.mesela köylerde ucuz konutlar yapılabilir.
*Kentte olan sağlık,spor,eğitim faktörleri köylerede getirilebilir yavaş yavaş.
*Köyde yeni iş olanakları artırılabilir.mesela en azından meyvecilik teşvik edilebilir.
*Belki sanayi tesisleri,endüstri fabrikaları açılırsa köyün köylük fonksiyonu yitirilebileceğinden en azından bunun yerine gıdaya dönük fabrikalar açılabilir.
Özetle Bence köylerde konutlar yapılmalı ucuza satılmalı ve üretime dönük faktörler artırılmalı özellikle sebze ve meyvecilik.bu şekilde biraz olsun göç önlenebilir bence
Saygılarımla
|
 |
Atakan Kanat
15 yıl önce - Cmt 17 May 2008, 02:30
Dağa taşa zeytin fidanı dikilince bakanlık teşvikleri kısma kararı aldı
Türkiye, son dört yılda ağaç varlığı kadar yeni zeytin fidanı dikti. Fidan dikiminde yaşanan patlama, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nı desteklemeyi sınırlamak zorunda bıraktı.
Son üç yılda sadece sertifikalı dikilen fidan sayısının 50 milyon adeti aştığı kaydediliyor
Desteğin sınırlandığı türlerin başında Gemlik tipi sofralık zeytin geliyor. Bu üründe 250 YTL olan destek, 45 YTL’ye çekildi KAYNAK : ZAMAN GAZETESİ
Eklenme Tarihi: 07 Haziran 2007 Perşembe
www.drtarsa.com/Haber.aspx?id=193 - 32k -
Burda bir düzetlme yapalım,sofralık türü Gemlik zeytin için bu kısıtlama getirilmiştir. Yağlık gurubunda 250 ytl'lik destk devam etmekteir. Aynı şekilde elmada, kayısıda, cevizde ve diğer meyve türlerinde bu destek devam etmektedir. Ve destekler kısa sürede hedefi aşmaya başlamıştır.
|
 |
Ahmet AKKAŞ
15 yıl önce - Cmt 17 May 2008, 11:16
Köylü Üretmiş olduğu ürünlerin değeriyle satılmasına değerlenmesine istiyor. son 4-5 yıldır ürünleri gelen kota köylüye şehre göç etmeye zorunlu kıldı.
Bence çıkan hiç bir yasa ve kanun köylüye desteler halde değil.köylüye destekliyecek ve projeler üretilmesi lazım göçün önlenmesi için mazoto yapılan zam gübreye yapılan zamlar çiftciye zor durumda bıraktı.
köylünün düşüncesi asgari ücret olsun neresi olursa olsun düşüncesinde ve artık çiftçide karnına doyurma peşinde
|
 |
M. Ali veli
15 yıl önce - Cmt 17 May 2008, 13:12
Kentten köye göçü başlatacak projeler üretilmesi lazım. En başta iş ve ulaşım imkanları oluşturulması gerekiyor.
|
 |
sayfa 6  |
ANA SAYFA -> HABERLER ve SOHBET
|