Asla kabul edilemez bir istek, parti kapatılmamalı.
62.2%
[191]
Evet, parti kapatılmalı.
35.2%
[108]
İlgilenmiyorum.
2.6%
[8]
Toplam Oy : 307
Canas
15 yıl önce - Cum 14 Mar 2008, 20:25
AK Parti'ye Kapatma Davası - [SİYASET]
Alıntı:
AKP'ye kapatma davası
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, "Laikliğe aykırı fiillerin odağı haline geldiği" iddiasıyla AK Parti’nin kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi’nde dava açtı.
Başsavcının 17 Ocak'taki açıklaması:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, 17 Ocak'ta yaptığı açıklamada şunları söylemişti:
"Siyasi partilerin; Cumhuriyetin laiklik niteliğinin değiştirilmesi amacını güdemeyecekleri gibi bu amaca yönelik faaliyetlerde, beyanlarda bulunamayacakları, bu kuralı göz ardı etmenin laiklik ilkesinin korunmasını imkansız kılacağını keyfiliğe yol açacağını, Devletin sosyal veya ekonomik veya siyasi veya hukuki temel düzenini kısmen de olsa dini esas ve inançlara uydurmak amacıyla veya siyasi amaçla veya siyasi menfaat temin ve tesis eylemek maksadıyla dini veya dini hissiyatı veya dince kutsal tanınan hususları alet ederek propaganda konusu yapamayacakları, istismar edemeyecekleri kötüye kullanamayacakları, aksine faaliyet ve beyanların din ve dince kutsal sayılan şeylerin istismarı sayılacağını, Türkiye Cumhuriyeti Ülkesi üzerinde milli veya dini kültür veya mezhep veya ırk veya dil farklılığına dayanan azınlıklar bulunduğunu ileri süremeyecekleri, Türk Dilinden veya Kültüründen başka dil ve kültürleri korumak geliştirmek veya yaymak yoluyla ülke üzerinde azınlıklar yaratarak millet bütünlüğünün bozulması amacını, bölünmez bir bütün olan ülkede, bölgecilik veya ırkçılık maksadını, Türkiye Cumhuriyetinin dayandığı devletin tekliği ilkesini değiştirmek amacını, güdemeyecekleri bu yolda faaliyetlerde bulunamayacakları, bu kuralları görmezlikten gelmenin azınlık yaratılmasını ve devletin tekliği ilkelerini zayıflatacağı, Dil, ırk, din ve mezhep ayrımı yaratmak bu kavram ve görüşlere dayanan bir devlet düzeni kurmak amacını güdemeyecekleri, bölge, ırk, belli kişi, aile, zümre veya cemaat, din, mezhep veya tarikat esaslarına dayanamayacakları, diğer halde demokratik devlet düzeninin korunmasının olanaksız olacağı, Anayasa’da yer alan hak ve hürriyetlerin devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve laik cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamayacağı, Anayasa ve yasalarda hüküm altına alınmış, ayrıca yaptırımları gösterilmiştir."
"Cumhuriyetin temel ilkelerini yok sayamazsınız"
"Bağımsız ve egemen olan her devletin, partiler üstü olan bir devlet politikası vardır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin devlet politikası, işgal güçlerinin yurttan çıkarılıp, Lozan Anlaşması sonucu ülke sınırlarının yeniden belirlenmesi ve kurucu devlet ve kurucu meclis tarafından yapılan 1924 Anayasası ile belirlenmiştir. 1982 Anayasası ile de anılan devlet politikası değiştirilemez hükümleri de konulmak suretiyle koruma altına alınarak başlangıç hükümleri ve ilk dört madde açıklanmıştır. Cumhuriyet yönetiminin ilkesi olan halkın egemenliği kuralı gereği de halk oyu ile kabul edilmiştir. Cumhuriyetin temel ilkelerini, 85 yıllık kazanımlarını yok saymak, özgürlüğü çağdaşlaşma yerine dini esaslar çerçevesinde ele alarak etnik gruplara, mezheplere, ırkçılara haklar vermek olarak görmenin ve tartışmanın ülkeye yarar getirmeyeceği halkı önce bilinçlendirmeye, ayrıştırmaya sonra da çatışmaya götüreceği açıktır.
Eğitim ve öğretim kurumlarında bazı giysilerin kullanılmasının özgürlük sayılıp, özgürlükler içine alınmasının mezheplerin, cemaatlerin ırkçı örgütlerin ayrılıkçı güçlerin sembollerini rahatça kullanacakları, yayacakları, eğitim görenleri örgütleyerek huzursuzluğa, saflara ayıracağı, eğitim ve öğretim kurumlarının yukarıda sayılan etkin örgütlerin alanı haline getireceği, laik ve üniter yapıya aykırı bir faaliyet alanına dönüştüreceği Yüce milletimiz ve ülke ile milletin koruyucusu olan yasalar önünde sorumluluğun anayasa ve yasalar gereği bu yönde beyan ve faaliyetlerde bulunan siyasi partilere ait olacağı gözden kaçırılmamalıdır.
Siyasi partiler; mevzuatın veya yasal ve anayasal yapının değiştirilmesi konusunda girişimde bulunurken önerilen kuralların ve buna ulaşmadaki faaliyetlerin her bakımdan yasal ve demokratik olmasına dikkat etmelidir. Önerilecek değişikliğin kendisi temel demokratik prensiplerle anayasada belirtilen insan hakları ile, Atatürk Milliyetçiliği ile laik ve sosyal hukuk devleti ile bağdaşmalıdır. Demokrasinin bir veya birçok kuralına uymayan veya cumhuriyetin temel ilkelerinden olan laik ve üniter yapıyı, demokrasiyi yok etmeyi amaçlayan ve de demokrasinin tanıdığı hak ve özgürlükleri yasa dışı yorumlarla tarif ederek oluşturulan siyasi projeleri öne süremeyecekleri, bu nitelikteki beyan ve eylemlerin gerek iç hukuk gerekse de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi korumasından yararlanamayacağı gözetilmelidir."
Demokrasi boyle gitmez, milletten %47 oy almis koca bir partiyi kapatmak kadar sacmalik olamaz. Hem bir de adamlar %70'le gelecekler kapatirsaniz.
Turkiye'de ciddi bir yargının siyasallaşması sorunu var. Bu da Demokrasi icin cok buyuk bir engel. Maalesef bu konunu uzerine gecmiste pek egilinmedi, simdi de bu tip sorunlarla ugrasiyoruz.
Son olarak "Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir."
En son Canas tarafından Cmt 15 Mar 2008, 15:05 tarihinde değiştirildi, toplamda 3 kere değiştirildi
Ozaman niye siyasi parti kurduruyorlarki, bütün siyasi partileri kapatsınlar, halk kendi başının çaresine baksın, bu ülkede hala neler oluyor anlamış değilim, halka hizmet sunan parti kapatılırmı bu ülke nereye götürülüyor, demokrasiyi sekteye uğratıyorlar, bu ülkenin istikrarına vurulan bir prangadır, hiç bir siyasi parti kapatılmamalı, eğer partinin hatası varsa halk kendisi sandıkta demokratik yollardan dersini versin ,madem demokrasiye inanıyorsak onu kabullenmeliyiz, özde demokrasi yok, sözde demokrasi var, ülkemizde artık siyasetle bu işi istemiyorlar, çok vahim ülkenin sonu bu gidişle çok gerilere gideceğiz, hiç bir parti bu ülkede rejim tehlikesi olamaz halkın oylarıyla gelen partinin cezasını halk vermelidir.
Türkiyede her meşrep'den herkezin ''bölmeden,ayırmadan'' siyaset yapmaya hakkı vardır.Bunu engellemek, ülkemizin asli sorunlarını unutturmak,kişisel egoların tatmini ve Devletin Millet ile arasına set çekmekden başka bir şey olmadığını göstermektedir.Makus tarihimizde yaşan 28 şubat provaları inatla birileri tarafından başlatılmaya çalışılıyor.Bugün chp ve uzantısı olan kuruluşların, bu tür durumdan da nemalandırılması ise, devletin içindeki bazı kişilerin demokrasiye karşı,eşitliğe karşı yapmış oldukları en büyük zarardır.Bugün kapatılması gereken kurumlar varsa bunların hepsi aleni olarak kendini ifade etmektedir,görevlerini muhalefet ve siyaset medya ikileminde,yapanların artık devlet'den uzaklaştırlması kanaatindeyim.
Bu olay ülkemizi yaralar. Su hassas günlerde birlik ve beraberlik içerisinde olacagimiz yere birileri kurcaliyor ülkenin yönetimini.
Umarim vatana hayirli bir sekilde kapanir bu mevzu.
Bir söz vardır ''Geçti Bor'un pazarı, sür eşeğini Nigdeye'' Eski alışkanlıklarını devam ettirmek isteyen bürokratik elit, bana göre fena halde yanılıyor. Böyle bir şeye asla gücü yetmeyecektir. Sözümona gözdağı veriyor. Türkiye eski Türkiye değil artık. Bunu içlerine sindirmeleri gerekir. Başka çıkış yolu da yoktur. Sürekli ortamı gergin tutmanın bu ülkeye yararı olmayacaktır. Demokratik yoldan geleni, halk isterse demokratik yoldan gereğini yapar.
genel seçim başarısı yetmedi, yerel seçim rekoru da kırması isteniyor herhalde... doğuda milletvekili çıkaramayan partiler, batıda da elindeki belediyelerden olacak sanırım...
bu arada davayı açan kişinin, A.N. Sezer'in görev süresi dolmasına 3 gün kala ataması da ilginç, zaten uzatmalı bir cumhurbaşkanlığında giderayak pek çok bürokrat atamakla meşgul iken hükümetin paketlerini son güne kadar bekletip en son dakikasında reddetmesi ile ünlüdür kendileri...