Uğur Bey demin ki mesajımda kursak herşeyi filtre edemiyor yani yediği pislik te geçebiliyor ve vücuda dağılabiliyor anlamında yazdım. Kursak sonuçta sensörlü bir makina değil. Domuz da, tavukta düzgün tesislerde beslenip,kestikten sonra düzgün saklama işlemleri yapılırsa sağlıksızlığı kalmıyor. Dediğiniz gibi hijyenik olmayan,sağlığa zararlı bir et türü olsaydı bunu tüketen toplumların insanlarının ömür ortalaması bizden daha düşük olurdu.
Domuz etini inancınız gereği yemezsiniz, buna diyeceğim bir şey yok, ama ne olur şu kendini pisliğini yeme edebiyatından vazgeçin. Artık hiçbir yerde eti için yetiştirilen domuz, öyle hayalimizdeki gibi başıboş ortalarda dolaşmıyor, diğer büyükbaş et hayvanları gibi, son derece sağlığa ve çevre koşullarına uygun şartlar ile besleniyor.
Tamam belki bulundukları koşullar daha hijyenik olabilir ama bu yine domuzun yapacaklarına engel olamaz ki. Pisliğini çıkarır sonra dönüp yer. Altına, bez falan bağlarlarsa ne ala belki o zaman engel olabilirler bu alışkanlığına
Yıllar önce Çetin Altan bu konuyu sürekli gündeme taşır, geri kalmışlığımızı zeka geriliğine , bunun nedeni olarak da insanların protein alamadıklarını, Domuz eti yemiş olsaydık bunların hiç birinin olmayacağını iddia eder dururdu. Sonradan anlaşıldı ki Anadolu beslenme alışkanlığının temelini oluşturan Baklagillerdeki protein oranı, Kırmızı etten daha fazlaydı. Fazlası var eksiği yoktu.
Kırmızı eti, özelde çok yağlı olan Domuz etini bu kadar yüceltmeyin.İlerde uğrayacağbilecekleri damar sertliğii v.s gibi olumsuz şeylerle karşılaşmamaları için Gayri müslimlere domuz eti yememelerini öğütleriz ama kendileri bilir.
Biz Müslumanlar , gerekçesi ne olursa olsun Domuz eti haramdır der bu günahı işlememeye gayret ederiz. Harama helal diyerek küfre ise asla sapmayız.
Domuz etinin müslümanlara yasaklanmasının sebebi çok çabuk bozulduğu için zehirleme ihtimalının yüksek olmasıdır. Ama günümüzde böyle bi sorun karşılaşma ihtimalı yok adar az. Etler uzun süre boyunca bozulmadan buzdolaplarında saklanabiliyor.
Neden acaba o kadar çabuk bozuluyor??? Çok fazla bakteri ve parazit barındırdığı için olmasın sakın?
Zaten sensörlü makina olsaydı kormanız gerekirdi. Bu kadar muntazam yaratılamazdı çünkü.
Olayın yaşla alakası olduğunu düşünmüyorum. Sağlıksız bireyler oldukça fazla bu eti çok tüketen toplumlarda.
İşin sağlık yönünün dışında tabi ki ruhani yönü de var. Müslümanların inanmış olduğu dinde bu et yasaklanmış durumda. Kimse kimseye zorla bu eti yediremez veya yemesini engelleyemez.
Ama söz konusu hayvanın tavukla kıyaslanması yıllardan beri yenebileceğini savunan insanlar tarafından yapılmış bir yanlıştır. Kümes hayvanlarının vücutları yedikleri kendi pisliklerini etine karıştırmadan dışarıya atabilecek şekilde yaratılmıştır.
Tabi benim bu laflarım sizin inancınıza ters. Ama ne olursa olsun bunlar birer gerçek
Yıllar önce Çetin Altan bu konuyu sürekli gündeme taşır, geri kalmışlığımızı zeka geriliğine , bunun nedeni olarak da insanların protein alamadıklarını, Domuz eti yemiş olsaydık bunların hiç birinin olmayacağını iddia eder dururdu.
Madem konu açılmış bende sazan gibi atlayayım...Anlaşılan bu zat-ı muhterem tosuncuklarına bol bol yedirmişki haram olan bu eti, o tosuncuklarda "memleketi bir çift kadın memesine satabiliyor" veya "ensest ilişkiyi onaylıyabiliyor" .
itikatımızca(maturidiyye) "çirkin, çirkin olduğu için yasaklanmıştır, güzellik ve çirkinlik akli, hüküm ise şer'idir; ancak Allah hikmetsiz bir fiil yaratmaz" düsturu bunun bilimsel olarak izahının gerektiğini vurgular. ha Allah koyun etini haram kılsaydı, bizim için boyun eğmek düşerdi o ayrı...
Türkiye’de bu yıl itibarıyla, büyük bölümü bira olmak üzere kişi başına yıllık içki tüketimi 13.6 litreyi buluyor. 14 yaşın üzerindeki nüfus dikkate alındığında kişi başına içki tüketimi 20 litreye yaklaşıyor.
TÜRKİYE’de kişi başına yıllık içki tüketimi 13 litreyi geçiyor. Bu tüketim miktarı, 15 yaşın altındaki nüfus dikkate alınmadığında 20 litreye yaklaşıyor.
Devlet Planlama Teşkilatı’nın 2004 yılına ilişkin tahminlerine göre, Türkiye’de içkide yıllık iç talep miktarı, bira ve şaraptan oluşan düşük alkollü içkilerde 905 milyon, rakı, votka, kanyak, likör, cin ve viskiden oluşan yüksek alkollü içkilerde 73 milyon litreyi buluyor. Türkiye’nin bu yıl için yıl ortası nüfusu 71 milyon 789 bin olarak tahmin ediliyor. Buna göre, kişi başına yıllık içki tüketimi düşük alkollü içkilerde 12.6 litre, yüksek alkollü içkilerde 1 litre düzeyinde bulunuyor.
Kişi başına içki tüketiminde ilk sırayı 11.9 litreyle bira alırken, söz konusu miktar şarapta 0.69, rakıda 0.77, votkada 0.11 litre olarak hesaplanıyor. Diğer yüksek alkollü içkilerde kişi başına tüketim oldukça düşük miktarda gerçekleşiyor.
İçki tüketiminde 15 yaşın altındaki yaklaşık 21 milyon kişilik nüfus dikkate alınmadığında, kişi başına yıllık içki tüketimi yüksek düşük alkollü içkilerde 17.8 litre, yüksek alkollülerde 1.4 litreye çıkıyor. Toplamda da kişi başına içki tüketimi 19.2 litreyi buluyor.
Alıntı:
CETAD'ın yürüttüğü proje kapsamında yapılan araştırma sonuçlarına ilişkin hazırlanan “Seks Ticareti” dosyasında, Türkiye'de 100 bin civarında “seks işçisi” bulunduğu, 56 genelevde yaklaşık 3 bin kadının çalıştığı, tescil edilmeyenlerin sayısının 12 bin olduğu ve yaklaşık 85 bin kişinin de yasa dışı yollardan çalıştığı belirtildi.
Günah ve Haram kavramlarına çok duyarlı oluşumuz su götürmez bir gerçektir. Kişilerin bu kavramlara ne denli sadık kaldığı veyahut nedenli sadık kalabildiği yukarıda ki alıntı yapmış olduğum kaynaklarda da belirtilmiştir.
Soruyorum şimdi, neden bazı kavramlara ( Haram, Günah ) sadık kalınıyor da, " Domuz eti yememek gibi" bazı kavramlara sadık kalınamıyor, cidden çok merak etmekteyim.. Birileri bir açıklama yapabilirse sevinirim..
Yukarıda ki alıntilar, Türkiye genelindeki verilerdir.. Dikkatinize..